Gelişmiş Arama
Kayıtlı Kullanıcılar
» Sitemap
»
Kullanıcı:
Şifre:

Beni hatırla?

Rastgele Resim

olur
olur

Mehmet

Legend
Allowed view images
With new images and you are allowed view images
 
Not allowed view images
With new images but you are not allowed view images

Sitemap
 Araba Images: 5 Hits: 11854 Description: Birbirinden güzel araba markalarının en güzel modelleri bu bölüm altında sergileniyor.Acura, Alfa Romeo, Anteros, Ascari, Aston Martin, Audi, Bailey, Bentley, Bitter, Bizzarrini, BMW, Breckland, Bufori, Bugatti, Buick, Burton, Cadillac, Callaway, Caparo, Carver, Caterham, Chevrolet, Chrysler, Citroen, Cobra, Connaught, Covini, Daewoo, Daimler, Deco Ride, Dodge, EDAG, Elfin, Factory Five, FerrariFiat, Fisker, Foose, GMMC, Grabercars, Gumpert, Holden, Honda, Hulme, Hummer, Hyundai, IFR, Infiniti, Inovo Design, Jaguar, Jeep, Kia, Kleemann, Koenigsegg, KTMLaboratorio BEBI, Lamborghini, Lancia, Land Rover, Lexus, Lincoln, Lotus, Magna Steyr, Marcos, Maserati, Maybach, Mazda, Mazel, Mercedes-Benz, Mercury, MGMini, Mitsubishi, MitsuokaMorgan, Nike, Nissan, Noble, OldsmobileOpel, OrcaPorsche, Pagani, Panoz, Panthera, Pauli, Peugeot, Pontiac, Prodrive, RaceAbout, Red BullRenault, Rinspeed, RoadRazer, Rolls Royce, Ronn Motor, Rover, Saab, Sabino, DesignSaleen, Saturn, Scion, Seat, ShelbySkoda, SmartSpyker, SsangYong, Subaru, Suzuki, Tesla, ToyotaTribun, TVR, Ultima, USD, Vauxhall, Volkswagen, VolvoWiesmann Car Wallpapers, Debriyaj ,modifiyeli arabalar, Vites, ABS,AERODINAMIK,Modifiyeli Arabalar,Viskozite , Akselerasyon,araba modifiye, Akümülator ,Termik verim,Arabam , Amortisör, Trim,Antifriz, Atalet,Modifiyeli Araba Resimleri, Yedek Parça, Arabam, Atesleme Sistemi,Aksesuarları, Otomobil, Arabam, Bobin, Balata, modifiye arabalar ,Fren Pabuçları,modifiye araba, Batarya, Benzin ,modifiyeli araba , Mazot ,Arabam, Dizel, Beygir Gücü , Biyel,modifiyeli araba resimleri ,Tampon, Buji, Conta , Lastik , Kaporta, Çekiş Mili ,Supap Bindirmesi, Debriyaj, Devir, modifiye arabalar , Diferansiyel, Şasi çevresi, Dinamo ,Susturucu, Dingil,Spoiler, Direksiyon,Distribütör, Dişli, Eksantrik, Silindir,modifiyeli araba , Motor, Arabam, Motorlar,Üniversal mafsal, Engine,Vites Kutusu,Yağ segmanı, modifiyeli araba resimleri , Tuning, Otomobil, Dynamic Shift Program ,Yatak kepleri, Electronic Brake Distributor, Oto, Egsoz Borusu, Elektrikli Camlar, Elektrikli Yakıt Pompası, Elektronik Ateşleme Sistemi, ESP , Endüksiyon Bobini, Arabam, Filtre, Fren Pabuçları,Fren Pabucu, FSI, Vites Dişlisi, Hava Filtresi,modifiyeli araba , Hidrolik Direksiyon, GDI, Süspansiyon, İçten Yanmalı Motor, İki zamanlı Motorlar, modifiyeli arabalar ,Dört zamanlı motor,Stirling Motoru, Karbürator, modifiyeli arabalar,Kapı emniyet Mandalı, Kardan Mili,Sedan, Katalizor, Kompresor, Kontak Anahtarı, Filtre ,modifiyeli arabalar , Piston Yolu, Külbütör,modifiyeli arabalar , Kutup Başları, LPG, Malafa,modifiyeli arabalar, Motor Yağı, Motorin, MPV, Aksesuar,Mekanik, Oto, Otomobil,araba resimleri, Meksefe, Silindir,Silindirli
     Acura Images: 5 Hits: 3283
     Alfa Romeo Images: 5 Hits: 3151
     Anteros Images: 5 Hits: 828
     Ascari Images: 3 Hits: 781
     Aston Martin Images: 5 Hits: 897
     Audi Images: 5 Hits: 1094
     Bailey Images: 3 Hits: 733
     Bentley Images: 5 Hits: 836
     Bitter Images: 3 Hits: 779
     Bizzarrini Images: 3 Hits: 700
     Bmw Images: 5 Hits: 1328
     Breckland Images: 2 Hits: 680
     Bufori Images: 3 Hits: 712
     Bugatti Images: 5 Hits: 991
     Buick Images: 3 Hits: 721
     Burton Images: 2 Hits: 686
     Cadillac Images: 5 Hits: 725
     Chevrolet Images: 5 Hits: 738
     Chrysler Images: 5 Hits: 709
     Citroen Images: 5 Hits: 697
     Cobra Images: 3 Hits: 729
     Daewoo Images: 3 Hits: 594
     Daimler Images: 2 Hits: 599
     Dodge Images: 5 Hits: 649
     Ferrari Images: 6 Hits: 1237
     Fiat Images: 5 Hits: 791
     Ford Images: 9 Hits: 805
     Honda Images: 8 Hits: 716
     Hummer Images: 3 Hits: 695
     Hyundai Images: 5 Hits: 622
     infiniti Images: 4 Hits: 595
     inovo Design Images: 2 Hits: 551
     Jaguar Images: 5 Hits: 681
     Jeep Images: 5 Hits: 761
     Kia Images: 5 Hits: 620
     Lamborghini Images: 8 Hits: 886
     Lancia Images: 5 Hits: 573
     Land Rover Images: 5 Hits: 656
     Lexus Images: 5 Hits: 542
     Lincoln Images: 7 Hits: 608
     Lotus Images: 6 Hits: 577
     Maserati Images: 9 Hits: 639
     Maybach Images: 5 Hits: 560
     Mazda Images: 10 Hits: 577
     Mercedes Benz Images: 10 Hits: 887
     Mercury Images: 5 Hits: 490
     Mini Images: 5 Hits: 620
     Mitsubishi Images: 8 Hits: 598
     Nissan Images: 9 Hits: 627
     Noble Images: 3 Hits: 544
     Oldsmobile Images: 1 Hits: 564
     Opel Images: 10 Hits: 716
     Orca Images: 2 Hits: 563
     Panthera Images: 2 Hits: 521
     Peugeot Images: 10 Hits: 726
     Pontiac Images: 6 Hits: 533
     Porsche Images: 6 Hits: 616
     RaceAbout Images: 2 Hits: 545
     Red Bull Images: 2 Hits: 840
     Renault Images: 10 Hits: 629
     Rinspeed Images: 10 Hits: 541
     Rolls Royce Images: 2 Hits: 583
     Saab Images: 5 Hits: 529
     Seat Images: 10 Hits: 546
     Skoda Images: 3 Hits: 572
     Smart Images: 5 Hits: 505
     Subaru Images: 6 Hits: 625
     Suzuki Images: 5 Hits: 564
     Tesla Images: 2 Hits: 515
     Toyota Images: 8 Hits: 663
     Volkswagen Images: 10 Hits: 783
     Volvo Images: 6 Hits: 590
 Asker Images: 7 Hits: 6966 Description: Bu kategoride en güzel ve en yeni asker, kadın asker, asker kıyafetleri, asker avatarları, bahriyeli, komando, çatışma, g3, mg3, kaleşnikof, bazuka, roketatar, taramalı, piyade resimleri bulunmaktadır.
 Aşk ve Sevgi Images: 6 Hits: 8549 Description: Bu kategoride en güzel, en yeni aşk, sevgi, platonik, masum, karşılıksız, duygusal, ayrılık, romantik, masaüstü aşk resimleri, aşk ve sevgi wallpaper, metinli aşk resimleri, yazılı aşk resimleri, ışıltılı aşk resimleri, emo aşk resimleri, simli aşk resimleri, aşk e-kart, aşk fotoğrafları bulunmaktadır.
 Atatürk Images: 4 Hits: 3757 Description: Bu bölümde en güzel, en yeni, en beğenilen Atatürk resimleri, Atatürk duvarkağıtları, Atatürk posterleri, Atatürk wallpaper, Gazi Mustafa Kemal Paşa, Atatürk albümü, anıtkabir, renkli Atatürk fotoğraf galerisi, Atatürk imzası, Atatürk portreleri bulunmaktadır.
 Ayakkabı Images: 65 Hits: 2027 Description: ayakkabı, 2011 ayakkabı modelleri, adida ayakkabı modelleri ve fiyatları, rugan ayakkabı modelleri, desa ayakkabı modelleri, spor ayakkabı modelleri ve fiyatları, bayan ayakkabı modelleri ve fiyatları, dockers ayakkabı modelleri, adidas bayan spor ayakkabı modelleri, yazlık bayan ayakkabı modelleri, puma spor ayakkabı modelleri ve fiyatları, hotiç ayakkabı modelleri, divarese ayakkabı modelleri, kinetix ayakkabı modelleri, kemal tanca ayakkabı modelleri ve fiyatları, 2011 bayan ayakkabı modelleri ve fiyatları, çocuk spor ayakkabı, adidas 2011 ayakkabı modelleri, yeşil kundura ayakkabı modelleri, polaris bayan ayakkabı modelleri, online spor ayakakbı satış, slazenger spor ayakakbı, ucuz ayakkabı modelleri, ortopedik ayakkabı modelleri, yazlık ayakkabı modelleri, kışlık ayakkabı modelleri, sonbahar ayakkabı modelleri, ilkbahar ayakakbı modelleri, lescon ayakkabı modelleri ve fiyatları, lotto ayakakbı modelleri, muya ayakkabı modelleri, 2011 babet bay-bayan ayakkabı modelleri, ayakkabı mağazaları
 Bebek Images: 104 Hits: 14250 Description: Bu kategoride en güzel, en yeni, en beğenilen bebek resimleri, bebek fotoğrafları, bebek duvar kağıtları, bebek masaüstü resimleri, bebek wallpaper, ağlayan, gülen, şımarık bebek fotoğrafları, sevimli, tatlı, şirin bebekler, hareketli bebek resimleri, bez bebek, emekleyen bebek, yeni doğmuş bebek, msn bebek, tombiş bebek, emo bebek, mavi gözlü bebek resimleri bulunmaktadır.
 Çeşitli Televizyon Programları Images: 0 Hits: 2789
     Damat Beğendi Images: 0 Hits: 7999 Description: Damat beğendi yarışması resimleri, Atv de ekranlara gelen yarışmada Birbirlerini hiç tanımayan 3 genç kız, bir erkek ve annesinin her akşam birbirlerinin evlerine, mutfaklarına misafir olacağı, bu misafirlikte belki de evlenecekleri kişiyi bulabilecekleri, tanıdık yaşamların gerçeklerini gözler önüne seren lezzetli ve keyifli anlar yaşanacak.
     Yabancı Gelin Images: 30 Hits: 15335 Description: Bu bölümde yabancı gelin yarışmasına ait resimler, akvilina, nishona, lorraine, shargiyya, GUELIOUSSIA, veronika, almirena, aliya, maria, olga resimleri fotograflari, posterleri bulabilirsiniz.
     Wipeout Images: 4 Hits: 3771 Description: ABC Televizyonunda yayına başlar başlamaz Amerikan televizyonlarının son beş yılın en iyi giriş yapan ve bütün rakiplerini geçerek yaza rating birincisi olarak damgasını vuran programı olan "Wipe Out" henüz birinci sezonunda Almanya, Ispanya, Avustralya, İngiltere gibi pek çok ülkeyle beraber Türkiye'de de başlıyor.
Türk izleyicisi ile Ocak ayında Show TV ekranlarında buluşacak "Dünyanın En Eğlenceli" yarışması için Türkiye'den 208 kişi Arjantin’de kurulmuş olan dünyanın en büyük açık hava oyun parkurunda zorlu şartlar altında yarışacak.
Her bölüme katılacak değişik tiplerde 16 yarışmacıdan birinci olan 50.000 YTL para ödülü kazanacak.
Show TV için Endemol Türkiye tarafından yapımı gerçekleştirilecek Wipe Out'da, iddialı yarışmacılar inanılmaz büyüklükteki oyun düzenekleri aşmaya çalışırken, izleyicileri de ekran başında büyük bir eğlence bekliyor olacak.

 Çiçek Images: 5 Hits: 7748 Description: Bu bölümde en güzel, en yeni, en beğenilen çiçek resimleri, çiçek duvar kağıtları, masaüstü çiçek resimleri, çiçek wallpaper, hareketli çiçek, büyük çiçek, vazodaki çiçek, çizilebilen çiçek, 3d çiçek, msn çiçek, saksıda çiçek, yağlıboya çiçek, flowers, çiçek animasyon, Beyaz Gül, Kırmızı Gül, Pembe Gül, Sarı Gül, Beyaz Karanfil, Kırmızı Karanfil, Pembe Karanfil, Sarı Karanfil, Anemon, Beyaz Glayör, Kırmızı Glayör, Pembe Glayör, Sarı Glayör, Mor Glayör, Orkide, Sterliçya, Ağlayan Gelin, Nilüfer, Beyaz Lale, Kırmızı Lale, Pembe Lale, Sarı Lale, Margarit, Menekşe, İris, Kamelya, Lilyum, Gerbera, Frezya, Beyaz Krizantem, Kırmızı Krizantem, Sarı Krizantem, Mor Krizantem, Mersedes Gülü, Altın Kadeh, Fulya bulunmaktadır.
     Açelya Images: 6 Hits: 2444
     Fesleğen Images: 2 Hits: 1972
     Fulya Images: 2 Hits: 882
     Gardenya Images: 5 Hits: 772
     Gelincik Images: 5 Hits: 890
     Gül Images: 9 Hits: 1460
     Kaktüs Images: 5 Hits: 686
     Kamelya Images: 3 Hits: 748
     Karanfil Images: 5 Hits: 748
     Kardelen Images: 5 Hits: 947
     Krizantem Images: 4 Hits: 721
     Lale Images: 10 Hits: 1135
     Leylak Images: 4 Hits: 732
     Lilyum Images: 6 Hits: 763
     Manolya Images: 5 Hits: 708
     Menekşe Images: 6 Hits: 729
     Mimoza Images: 4 Hits: 701
     Nergis Images: 5 Hits: 752
     Nilüfer Images: 7 Hits: 732
     Orkide Images: 7 Hits: 864
     Ortanca Images: 6 Hits: 700
     Papatya Images: 8 Hits: 1068
     Petunya Images: 5 Hits: 711
     Safran Images: 4 Hits: 645
     Sardunya Images: 6 Hits: 615
     Sümbül Images: 5 Hits: 744
     Yasemin Images: 4 Hits: 1066
     Zambak Images: 8 Hits: 824
 Çizgi Film Images: 122 Hits: 19382 Description: Bu bölümde en güzel, en yeni, en beğenilen çizgi film resimleri, Peter Pan & ThinkerBeLL, A Bug's Life, SOUTH PARK EFSANESİ, kayıp balık nemo, Garfield, Scooby Doo, Tazmania Canavarı, Pembe Panter, calimero, Spider man, BugsBunny, SailorMooN, Tom ve Jerry, simpsons, Winnie the Pooh, Pocahontas, sünger bob, pokemon, sylvester ve tweety, snoopy, donald duck, goofy, dragon ball z, Eric Potter and The Kidney Stone, Afacan Dennis, Woody Woodpecker, voltron, cindrella, şirinler, jetgiller, Road RunNer, Cardcaptors Sakura, redkit, rugrats, south park, taş devri, örümcek adam, taş devri, 101 dalmaçyalı, tazmanya canavarı, tarzan, rocko, pokemon, ninja kaplumbağalar, hound, gofy, bart, asterix, aladdin ve sihirli lambası, cel porky, disney land, hugo, legal briefs, denver broncos, yosemite, Tomb Raider - Lara Croft, tavuk avcısı ve horoz, ayı yogi resimleri bulunmaktadır.
 Dantel ve iğne Oyası Images: 246 Hits: 20324 Description: Bu bölümde en güzel, en yeni, en beğenilen dantel resimleri, dantel modelleri, dantel örnekleri, el işi dantel, dantel oya, mutfak dantel, güzel dantel örneği, kanaviçe, şal resimleri, dantel motifleri, dantel teknikleri, ören bayan, dantel çanta, dantel çeyiz, dantel kazak, dantel atkı, boncuk dantel, dantel iğne oyası, dantel hırka, dantel örme şapka resimleri bulunmaktadır.
 Diziler Images: 0 Hits: 3984 Description: Bu bölümde en güzel, en yeni, en beğenilen, en çok izlenen, kurtlar vadisi pusu, pusat, doktorlar , acı hayat, avrupa yakası, fesupanallah, arka sokaklar, arka sıradakiler, suç dosyası, asi, fırtına, genco, kavak yelleri, yaprak dökümü, ıhlamurlar altında, binbir gece, selena, pulsar, adanalı, binbir gece, gece gündüz, dizi wallpaper, dizi duvar kağıtları, dizi arka planlar, dizi masaüstü resimleri, eski diziler, showtv, kanald, atv, samanyolu, kanal7, star, cine5, tgrt dizileri, yerli dizi, yabancı dizi, dizi oyuncuları resimleri, bulabilirsiniz.
     Adanalı Images: 21 Hits: 17773
     Arka Sokaklar Images: 22 Hits: 4002
     Asi Images: 11 Hits: 1058
     Avrupa Yakası Images: 46 Hits: 739
     Bin Bir Gece Images: 21 Hits: 1008
     Bir Bulut Olsam Images: 0 Hits: 745 Description: Kanal D’de yepyeni, muhteşem bir dizi başlıyor!
Bir Bulut Olsam
Umudunu kaybetme. Güneş önce bulutlara değer…
Mardin Midyat’ta geçen, kaderleriyle savaşan insanların her şeye rağmen umutlarını kaybetmemelerinin anlatıldığı dizinin başrollerinde; Melisa Sözen, Engin Akyürek, Engin Altan Düzyatan ve Meral Okay oynuyor. Yapımını Tims Productions’un, yapımcılığını Timur Savcı’nın üstlendiği, yönetmenliğini Ulaş İnaç’ın yaptığı dizinin senaryosunu da Meral Okay’ın kaleme alıyor.

Dizinin konusu ise şöyle;
Güzelyurt adlı bir sınır kasabasında hayat sakin bir şekilde akarken, kasabanın en büyük ve görkemli konağında hastalıklı ve tutku dolu bir aşk yaşanmakta ve bu karşılıksız aşk, tanık olanların kanını dondurmaktadır. Belediye Başkanı Aslan Bulut (Ünal Silver) ve ailesi, kendi kurdukları bu düzende yaşarken bir gün kasabaya gelen doktorun olayların içine dahil olmasıyla, taşlar yerinden oynayacak, kurulu düzen değişecektir.
On yıldır dünyanın sorunlu bölgelerinde Birleşmiş Milletler’in sağlık programlarında çalışan Dr. Serdar Batur (Engin Altan Düzyatan), son olarak Güzelyurt adlı mayınlı bölgenin kıyısında yer alan bir sınır kasabasına gelir. Uzmanlık alanı cerrahi olan Dr. Serdar, bir taraftan bölgenin sağlık ocağında doktorluk yaparken, diğer taraftan da Birleşmiş Milletler’in bir görevlisi olarak sivillerden oluşan bir grup gönüllü ile mayınlı sahada çalışmalar yapmaktadır. Dr. Serdar’ın İstanbul’da yaşayan annesi İnci Hanım (Meral Okay) ve aile dostları, hem Serdar’ı ziyaret etmek için hem de güvenli bir sahada yeni okul yaptırmak için Güzelyurt’a ziyarete gelirler. Aynı gün bölgenin sevilen, sayılan kişilerinden Belediye Başkanı Aslan Bulut’un büyük oğlunun düğününe davetlidirler. Hep beraber düğüne giderler. İşte asıl olaylar ve akıl almaz bir trajedi, eğlenmek için gittikleri bu düğünde başlayacaktır.

     Kurtlar Vadisi Pusu Images: 49 Hits: 12056 Description: Kurtlar vadisi Pusu resimleri, kurtlar vadisi fotografları, kurtlar vadisi arkaplan masaüstü resimleri, kurtlar vadisi wallpaper, kurtlar vadisi msn avatar, kurtlar vadisi posterleri, en kaliteli en güzel kurtlar vadisi pusu resimleri, polat alemdar, memati, abdülhey, güllü erhan, iskender büyük
     Küçük Kadınlar Images: 20 Hits: 2300
     Melekler Korusun Images: 31 Hits: 8003 Description: en güzel Melekler korusun dizisi resimleri, melekler korusun fotografları, melekler korusun dizi oyuncuları, melekler korusun arka plan resimleri, melekler korusun msn avatar, melekler korusun masaüstü duvarkağıtları
     Selena Images: 10 Hits: 1308
 Doğa Images: 7 Hits: 4251 Description: Bu bölümde En güzel, yen beğenilen, en yeni, en kaliteli doğa resimleri, doğa wallpaper, masaüstü doğa resimleri, manzaralar bulunmaktadır.
 Dövme - Tattoo Images: 18 Hits: 12085 Description: Bu bölümde en güzel, en kaliteli, en yeni, en beğenilen dövme resimleri, tattoo resimleri, dövme modelleri, dövme yaptırmak, tattoos, geçici dövme, dövme desenleri, dövme malzemeleri, dövme şekilleri, tattoo malzemeleri, tattoo çeşitleri, tattoo motifleri, dövme kataloğu, tribal tattoo, piercing, akrep dövme, pirsing resimleri bulunmaktadır.
 El Örgü işleri Images: 253 Hits: 7664 Description: Bu bölümde en güzel ve en kaliteli 2009 el örgü işleri, şal, elişi, kanaviçe, tığ bere, tığ motifleri, nako tığ, tığ havlu kenarı, tığ işi el örgü, tığ çanta, havlu kenarı örgüsü, atkı ve şal, yün bere örgü, tığ hırka ve kazak, panço örgüsü, tığ şiş kazak örgüsü, hırka örgüsü, tığ teknikleri, el örg,s, tunik, el örgüsü fular, el örgüsü modelleri, el örgüsü teknikleri, ajurlu el örgüsü, el örgüsü süeter, el örgüsü aksesuarlar, el örgüsü yelekler, el örgüsü pelerin, el örgüsü motif, el örgüsü süveter, el örgüsü bebek elbiseleri, el örgüsü bebek patiği, el örgüsü çanta, kolay el örgüsü örnekleri, el örgüsü paspas, en yeni el örgüsü serpme modelleri, örgü lif resimleri bulunmaktadır
 Erkek Images: 90 Hits: 3598 Description: erkek, yakışıklı erkek resimleri, erkek arkadaş, erkek çocuk, erkek emolar, bedava erkek resimleri, yabancı erkek resimleri, türk erkek, esmer erkekler, sarışın erkek resimleri, erkek mankenler resimleri, erkek barbie resimleri, erkek siteleri, yakışıklı emo erkek, çekici erkek resimleri, çapkın erkek, karizmatik erkek, yabancı sarışın esmer erkek mankenler resimleri
 Gelinlik - Abiye - Nişanlık Images: 388 Hits: 15748 Description: Bu bölümde en güzel en kaliteli en yeni en beğenilen en şık gelinlik resimleri, gelinlik modelleri, gelinlik malzemeleri, abiye, tesettür gelinlik, nişanlık, kapalı gelinlik, türbanlı gelinlik, gelinlik tasarım, 2009 model gelinlik, abiye kıyafetler resimleri bulunmaktadır.
 Gözyaşı Images: 5 Hits: 5030 Description: Bu bölümde en çok aranan, en beğenilen gözyaşı resimleri, ağlayan göz fotoğrafları bulabilirsiniz.
 Güzel Kız Images: 125 Hits: 71397 Description: En güzel kız resimleri, sarışın güzel kız resmi, esmer kız resimi, japon güzel kızlar, mavi gözlü kızlar, sarı saçlı kızlar, yesil gözlü kızlar, sarışın kızlar, güzel rus kızları, rus güzeller, kızıl saçlı kızlar, güzel kadınlar, kumral kızlar
 Hayvanlar Images: 0 Hits: 6281 Description: Bu bölümde en güzel, en yeni, en beğenilen, en çok aranan hayvan resimleri, komik hayvanlar, ilginç hayvanlar, hayvan wallpaper, masaüstü hayvan resimleri, hayvan duvar kağıtları, hayvan manzaraları, bedava hayvan resimleri, çizilebilecek hayvan resimleri, arka plan hayvan resimleri, hayvan fotoğrafları, üç boyutlu hayvan resimleri, hayvan manzara, kedi, köpek, aslan, koala, timsah, kurt, inek, keçi, kuğu, pelikan, puma, vaşak, sırtlan, deve, fil, panda, horoz, kaz, tavuk, sincap, zebra, yarasa, pelikan, orangutan, manda, balina, yengeç, keklik, kaplumbağa, kanarya, sırtlan, akbaba, salyangoz, goril, geyik, gelincik, flamingo, fare, eşek, kunduz, ceylan, tavşan, ayı, jaguar, tilki, kaplan, kirpi, zürafa, at resimleri ve fotoğrafları bulunmaktadır.
     Akbaba Images: 4 Hits: 2149
     Aslan Images: 5 Hits: 2399
     At Images: 5 Hits: 778
     Ayı Images: 5 Hits: 688
     Balık Images: 5 Hits: 748
     Ceylan Images: 5 Hits: 611
     Çita Images: 5 Hits: 602
     Deve Images: 5 Hits: 509
     Eşek Images: 5 Hits: 666
     Fare Images: 5 Hits: 528
     Fil Images: 5 Hits: 591
     Flamingo Images: 5 Hits: 578
     Geyik Images: 5 Hits: 557
     Güvercin Images: 5 Hits: 1466
     Hindi Images: 5 Hits: 501
     Horoz Images: 5 Hits: 640
     Jaguar Images: 5 Hits: 708
     Kanarya Images: 6 Hits: 618
     Kaplan Images: 5 Hits: 602
     Kaplumbağa Images: 5 Hits: 579
     Keçi Images: 5 Hits: 631
     Kedi Images: 10 Hits: 709
     Keklik Images: 5 Hits: 873
     Kırlangıç Images: 5 Hits: 660
     Kirpi Images: 5 Hits: 494
     Koala Images: 5 Hits: 555
     Koyun Images: 5 Hits: 554
     Köpek Images: 17 Hits: 1184
         Kangal Köpeği Images: 10 Hits: 9005 Description: Sivas kangal köpeği resimleri, , kafkas kangalı, kangal köpeği çiftliği, kangal çoban köpeği, akbaş kangal köpeği, kangal dövüşleri, yavru kangal köpekleri, hakiki kangal köpeği, safkan kangal köpeği, kangal köpeği fotografları, büyük kangal köpekleri, iri kangal, cins kangal, 2009 kangal çoban köpeği festival, kangal köpekleri boğuşması, hüseyin yıldız kangal köpekleri, kangal dogs, kurt kangal, kangal ırkları.
     Kurt Images: 6 Hits: 755
     Kuş Images: 26 Hits: 758
     Panda Images: 6 Hits: 567
     Sincap Images: 5 Hits: 522
     Tavşan Images: 5 Hits: 629
     Tavuskuşu Images: 5 Hits: 663
     Tilki Images: 6 Hits: 497
     Timsah Images: 5 Hits: 526
     Yılan Images: 10 Hits: 775
     Zürafa Images: 6 Hits: 539
 Hüzün Images: 5 Hits: 4195 Description: Bu bölümdeEn çok aranan, en beğenilen, en güzel hüzün resimleri, hüzün ekart, hüzün duvar kağıtları, hüzün arka planlar, hüzün wallpaper bulunmaktadır.
 ibretlik Images: 8 Hits: 4849 Description: Bu bölümde en sevilen, en beğenilen, en çok aranan ibretlik resimler, ibretlik duvar kağıtları, ibretlik fotoğraflar, ibretlik arkaplan resimleri, ibretlik masaüstü, ibretlik wallpaper bulunmaktadır.
 ilginç - Garip Images: 5 Hits: 4049 Description: Bu bölümde en beğenilen, en sevilen, en çok aranan ilginç resimler, ilginç duvar kağıtları, ilginç masaüstü resimleri, ilginç arkaplanlar, ilginç wallpaper bulunmaktadır.
 islami Images: 30 Hits: 4836 Description: Bu bölümde en sevilen, en beğenilen, en çok aranan islami resimler, islami duvar kağıtları, islami wallpaper, islami arkaplanlar, islami masaüstü resimleri, islami fotoğraflar, kabe resimleri, hareketli islami resimler, islami gif, islami hareketli resimler, islami gül resimleri, islami msn resimleri, islami avatar, Türk İslam, islami fotoğraflar bulunmaktadır.
 Kalp Images: 6 Hits: 4382 Description: Bu bölümde en beğenilen, en çok aranan, en sevilen kalp resimleri, kalp wallpaper, kalp arkaplan, kalp masaüstü, kalp duvarkağıtları, kalp fotoğrafları, fotoları, yarali kalp, ilginç kalp, kanlı kalp, yazılı kalp, kalp avatar, kalp gif, hareketli kalp resimleri bulunmaktadır.
 Karakalem Images: 18 Hits: 6742 Description: Bu bölümde en güzel, en sevilen, en beğenilen, en çok aranan karakalem resimler, karakalem çizimler, karakalem fotoğraflar, karakalem wallpaper, karakalem arkaplanlar, karakalem duvar kağıtları, karakalem masaüstü resimler, karakalem portre, karakalem çalışması, karakalem çalışma, karakalem galeri, karakalem karikatür, üç boyutlu karakalem, soyut karakalem, karakalem çizim, karakalem örnekleri, karakalem tekniği, karakalem çiçek, gül, insan, manzara, karakalem natürmort, karakalem doğa, karakalem atatürk, karakalem eskizleri, karakalem galeri bulunmaktadır.
 Karışık Images: 3660 Hits: 5171
 Komik Images: 20 Hits: 6746 Description: Bu bölümde en çok aranan, en beğenilen, en sevilen komik resimleri, komik wallpaper, komik arkaplan, komik duvar kağıtları, komik masaüstü resimleri, komik fotoğraflar, komik gif, eğlenceli resimler, komik hayvan, komik bebek, komik çizimler, komik karikatür, komik kaza, komik yazılı resimler, komik galatasaray, komik fenerbahçe, komik beşiktaş resimleri, komik fotolar, hareketli komik resimler, komik gifler bulunmaktadır.
 Korkunç Images: 7 Hits: 6366 Description: Bu bölümde en beğenilen, en çok aranan korku resimleri, korkunç manzaralar, korkunç wallpaper, korkunç arkaplan, korkunç duvar kağıtları, hayalet, korkunç fotoğraflar bulunmaktadır.
 Köyler Images: 732 Hits: 6203
 Manzara Images: 18 Hits: 7758 Description: Bu bölümde en sevilen, en çok aranan, en beğenilen manzara resimleri, manzara duvar kağıtları, manzara wallpaper, manzara arkaplan resimleri, manzara masa üstü resimleri, manzara fotoğrafları, manzara görüntüleri, doğa manzarası, kar manzara, komik manzara, türkiye manzara, dağ manzara, çeşitli manzara, çizilebilen manzara, msn manzara, büyük manzara resimleri, manzara fotoğrafları, yüksek çözünürlükte manzara, günbatımı manzara, deniz manzara, sualtı manzara resimleri bulunmaktadır.
 Masaüstü Images: 39 Hits: 7474 Description: Bu bölümde en güzel, en beğenilen, en çok aranan masaüstü resimleri, masaüstü wallpaper, masastü manzara, masaüstü duvarkağıtları, hareketli masaüstü fotoğraflarını bulabilirsiniz.
 Meyve Images: 41 Hits: 3872 Description: Bu bölümde yüksek çözünürlükte en güzel, en net, en beğenilen, en sevilen, en çok aranan meyve resimleri, meyve duvarağıtları, meyve wallpaper, meyve arkaplan, meyve masaüstü resimleri, meyve fotoğrafları, hareketli meyve resimleri, sepette meyve resimleri, yağlıboya meyve resimleri, karışık meyve resimleri, natürmort meyve, tropik meyve, tropikal meyve, meyve kokteyl resimleri, meyve ekran koruyucular bulunmaktadır.
 Msn Avatar Images: 49 Hits: 4838 Description: Bu bölümde en yeni, en güzel, en beğenilen, en çok aranan, en sevilen msn avatar resimleri, msn fotoğrafları, hareketli msn avatar, gifli msn avatar, simli msn avatar, msn plus avatar, animated msn avatar, emesen avatar, msn messenger avatar, msn avatar pics, emo msn avatar, msn avatar fotoları, gothic msn avatar, msn avatar ifadeleri, yazılı msn avatar, msn display pictures, msn avatar icons, avatar images, msn avatar emoticons, winks avatar, smileys, msn skins, msn arkaplan resimleri bulunmaktadır.
 Para Images: 24 Hits: 3781 Description: Bu bölümde en güzel, en beğenilen, en çok aranan para resimleri, paralar, para fotoğrafları, eski paralar, ülke para resimleri, çeşitli paralar, türk para resimleri, lidyalıların para resimleri, metal para resimleri, bozuk para resimleri, osmanlı para resimleri, bütün para resimleri, eski döneme ait paralar, kağıt para resimleri, sahte para resimleri, para fotoğrafları bulunmaktadır.
 Perde Images: 17 Hits: 4800 Description: Bu bölümde en güzel, en beğenilen, en çok aranan, en sevilen, en yeni perde resimleri, perde çeşitleri, perdeler, modern perde resimleri, perde örnekleri, güzel perdeler, mutfak perde, salon perde, yatak odası perde resimleri, 2009 perde resimleri, tül perde resimleri, taç perde, brillant perde resimleri perde fotoğrafları, ofis perde resimleri, perde aksesuarları, banyo perde resimleri, perde dekorasyon resimleri bulunmaktadır.
 Saç Modelleri Images: 126 Hits: 9938 Description: Bu bölümde en güzel, en beğenilen, en yeni, en çok aranan, en fazla tutulan saç resimleri, aslanbaşı saç modeli, örgülü saç modelleri, çeşitli saç modelleri, saç kesimi modelleri, kuaför saç modelleri, erkek saç modelleri, bayan saç modelleri, kadın saçı modelleri, kaynak saç modelleri, ilginç saç modelleri, topuz saç, gelin başı saç modelleri, saç tasarım modelleri, abiyelik saç modelleri, 2009 saç modelleri, evde yapabileceğiniz saç modelleri resimleri bulunmaktadır.
 Savaş Images: 7 Hits: 2463 Description: Bu bölümde en çok aranan , en korkunç savaş resimleri, savaşlar, savaş görüntüleri, eski savaş resimleri, savaş çocukları, savaş fotoğrafları, 1. dünya savaşı, birinci dünya savaşı, 2. dünya savaşı resimleri bulunmaktadır.
 Silah Images: 47 Hits: 9566 Description: Bu kategoride en güzel, en beğenilen silah resimleri, arcus, arsan, astra, barak, beretta, bersa, blow 357 magnum, browning, calico, canik55, canik 55fc, canik 55 light, canik 55 piranha f, casull arms, charly daly, colt, cımarron, cz, desert eagle, emf, firestorm, five seven, fn, frestorms, girsan, glock, gneral g.c.patton, hecler, ız mech, jericho, john wayne.45 p, keltec, llama, mab, miniuzi, nagant, revoller, ruger, sarsılmaz, sigsauer p226, steyr, tabanca harbi, tanfoglio, taurus, turalı, uzi, vulcan shpgun, yavuz, zigana silahları, tabanca resimleri, fotoğrafları, en çok aranan, en kaliteli silag resimleri, 2009 silah modelleri, silah fotoğrafları, silah çeşitleri, silahlar, eski silah resimleri, hareketli silah resimleri, masaüstü silah resimleri, silah wallpaper, silah manzara, tabanca resimleri, av tüfeği resimleri, mke silah resimleri, clock silah resimleri, 14lü resimleri, g3 resimleri, mg3 resimleri, askeri silah resimleri, menzilli silah, kanas, canas, bixi , biksi resimleri, m16 resimleri, susturuculu silah resimleri, desenli silah, msn silah resimleri, süper silah resimleri, gül ve silah, özel silah, kanlı silah, alman silah, amerikan silah, kaliteli silah resimleri bulunmaktadır.
 Spor Images: 0 Hits: 2983 Description: Bu bölümde en güzel, en beğenilen, en çok aranan, en kaliteli, en yeni spor resimleri, basketbol, voleybol, hentbol, boks, yüzme, okçuluk, badminton, kayak, buz hokeyi, halter, jimnastik, masa tenisi, vücut geliştirme, fenerbahçe, galatasaray, beşiktaş, trabzonspor, sivasspor, kayserispor, ankaragücü, eskişehirspor, komik spor resimleri, hareketli spor resimleri, 2009 spor resimleri, spor dallarının resimleri, ilginç spor resimleri, spor arkaplanlar, spor masaüstü resimleri, spor wallpaper, spor msn avatar, spor fotoğrafları, erzurumspor, çankırıspor, futbolcu, quiza, semih şentürk, emre belözoğlu, hakan şükür, tugay kerimoğlu, sergen yalçın, rüştü reçber, nihat kahveci, tayfun korkut, uğur boral, roberto carlos, cristiano ronaldo, kaka, gökdeniz karadeniz, hasan şaş, David Beckham, ronaldinho, wayne rooney, Jose Mourinho, lionel messi, thierry henry, john terry, michael ballack, steven gerrard, frank lampard, fernando torres, andriy shevchenko, didier drogba, michael owen, sol campbell, raul gonzales, ruud van nistelrooy, rio ferdinand, darren bent, carlos tevez, fabio cannavaro, luca toni, robinho, francesco totti, arjen robben, ryan giggs, michael essien, zlatan ibrahimoviç, patrick vieira, gianluigi buffon, samuel eto'o, charles puyol, sergio aguero, oliver kahn, edwin van der sar, fernando morientes, alessandro del piero, djibril cisse, joe cole, pedro pauleta, juninho pernanbucano, david trezeguet, sdney govou, deco, gianluca zambrotta, petr ceche, antonio cassano resimleri ve ftoğrafları bulunmaktadır.
     Basketbol Images: 0 Hits: 2089 Description: Allen Iverson, Kobe Bryant, Dwyane Wade, LeBron James, T-Mac, Kevin Garnett, Tracy Mcgrady, Paul Pierce, Sarunas Jasikevicius, Shaquille O'neal, Amare Stoudemire, New Jersey Nets, New Orleans Hornets, San Antonio Spurs, Chicago Bulls, Sacramento Kings, Los Angeles Lakers, Atlanta Hawks, Phoenix Suns, Denver Nuggets, New York Knicks, Houston Rockets, Orlando Magic, Cleveland Cavaliers, Portland Trail Blazers, Miami Heat, Philadelphia 76ers , Utah Jazz, Dallas Mavericks, Memphis Grizless, Oklahoma City Thunder, Milwaukee Bucks, Washington Wizards, Toronto Raptors, Boston Celtics, Los Angeles Clippers, Golden State Warriors, Detroit Pistons, Washington Wizards, MinnesotaTimberwolves, Charlotte Bobcats, Indiana Pacers, hidayet türkoğlu
     Bilardo Images: 5 Hits: 1825 Description: Bu bölümde en güzel, en kaliteli bilardo resimleri, Eylül Kibaroğlu, semih saygıner, 4 top, dort top, amerikan, 8 top, dokuz top
     Boks Images: 6 Hits: 653 Description: Bu bölümde en güzel boks resimleri, Muhammed Ali Clay, Joe Frazier, Jack Johnson, Henry Armstrong, George Dixon, Oscar de La Hoya, Jake LaMotta, Sugar Ray Robinson, Sugar Ray Leonard, Ray Mancini, Rocky Marciano, Joe Louis, Felix Trinidad, George Foreman, Ken Norton, Larry Holmes, Evander Hollyfield, mehmet kumova, cemal kamacı, sinan şamil sam, resimleri, ve fotograflari bulabilirsiniz.
     Bowling Images: 5 Hits: 441
     Buz Hokeyi Images: 5 Hits: 488
     Futbol Images: 25 Hits: 1403 Description: Futbol resimleri, fenerbahçe, galatasaray, beşiktaş, trabzonspor, sivasspor, kayserispor, ankaragücü, eskişehirspor, komik spor resimleri, hareketli spor resimleri, 2009 spor resimleri, spor dallarının resimleri, ilginç spor resimleri, spor arkaplanlar, spor masaüstü resimleri, spor wallpaper, spor msn avatar, spor fotoğrafları, erzurumspor, çankırıspor, futbolcu, quiza, semih şentürk, emre belözoğlu, hakan şükür, tugay kerimoğlu, sergen yalçın, rüştü reçber, nihat kahveci, tayfun korkut, uğur boral, roberto carlos, cristiano ronaldo, kaka, gökdeniz karadeniz, hasan şaş, David Beckham, ronaldinho, wayne rooney, Jose Mourinho, lionel messi, thierry henry, john terry, michael ballack, steven gerrard, frank lampard, fernando torres, andriy shevchenko, didier drogba, michael owen, sol campbell, raul gonzales, ruud van nistelrooy, rio ferdinand, darren bent, carlos tevez, fabio cannavaro, luca toni, robinho, francesco totti, arjen robben, ryan giggs, michael essien, zlatan ibrahimoviç, patrick vieira, gianluigi buffon, samuel eto'o, charles puyol, sergio aguero, oliver kahn, edwin van der sar, fernando morientes, alessandro del piero, djibril cisse, joe cole, pedro pauleta, juninho pernanbucano, david trezeguet, sdney govou, deco, gianluca zambrotta, petr ceche, antonio cassano resimleri ve ftoğrafları bulunmaktadır
         Beşiktaş Images: 0 Hits: 612 Description: Beşiktaş resimleri, Rüştü, Serdar Kurtuluş, İbrahim Kaş, İbrahim Toraman, İbrahim Üzülmez, Serdar Özkan, Cisse, Koray, Tello, Delgado ve Bobo, bjk, karakartal
         Fenerbahçe Images: 0 Hits: 736 Description: fenerbahçe esimleri, sarkı kanarya, Josico, Claudio Maldonado, Yasin Çakmak, Gökçek Vederson, Volkan Demirel, Volkan Babacan, Tümer Metin, Uğur Boral, Semih Şentürk, Selçuk Şahin, Önder Turacı, Mert Günok, İlhan Parlak, Gürhan Gürsoy, Gökhan Gönül, Emre Belözoğlu, Edu Dracena, Diego Lugano, Deivid de Souza, Deniz Barış, Daniel Gonzales Guiza, Kazım Kazım, Can Arat, Burak Yılmaz, Ali Bilgin, Alexandro de Souza, Roberto Carlos resimleri, fotoğrafları
         Galatasaray Images: 88 Hits: 1404 Description: Galatasaray resimleri, galatasaray msn avatar, galatasaray wallpaper, masaüstü arkaplan ftograflari, cimbom, aslan, cassio lincoln, harry kewell, milan baros, hakan balta, hakan şükür, ümit karan, servet çetin, fernando meira, shabani nonda, sabri sarıoğlu, volkan yaman, emre aşık, serkan çalık, yaser yıldız, feri elmas, morgan de sanctis, mehmet topal, ayhan akman, barış özbek, hasan şaş, aykut erçetin, tobias linderoth, alparslan erdem, emre güngör, fırat kocaoğlu, orkun uşak, aydın yılmaz, uğur uçar, mehmet güven, derkan kurtuluş resimleri, fotoğrafları
         Sivasspor Images: 0 Hits: 321 Description: Sivasspor resimleri, Michael Petkovic, akin vardar, volkan ünlü, mamadou diallo, hayrettin yerlikaya, ilhan ummak, murat sözgelmez, sedat bayrak, aytaç ak, hasan yurt, abdurrahman dereli, yasir elmacı, ilgar gurbanov, mehmet ali kurtuluş, adlene guedioura, musa aydın, konfory sylla, sezer badur, yasin karaca, devran ayhan, pini felix balili, mehmet yıldız, ivan cvetkov, sezgin bektaş resimleri, fotoğrafları
         Trabzonspor Images: 2 Hits: 496
     Güreş Images: 5 Hits: 657 Description: Güreş resimleri, Sezar Akgül, tevfik odabaşı, ramazan şahin, ahmet gülhan, serhat balcı, hakan koç, fatih çakıroğlu, haşim baykara, bünyamin emik, şeref eroğlu, mahmut altay, nazmi avluca, serkan özden, ismail güzel, dilek atakol, emriye musta resimleri, fotoğrafları
     Halter Images: 5 Hits: 485 Description: Halter resimleri, naim süleymanoğlu, halil mutlu, bünyamin sudaş, nurcan taylan, sedat artuç, sibel özkan, taner sağır resimleri, fotoğrafları
     Jimnastik Images: 5 Hits: 621 Description: jimnastik resimleri, nadia comaneci resimleri
     Kayak Images: 5 Hits: 486
     Masa Tenisi Images: 5 Hits: 557
     Okçuluk Images: 5 Hits: 552
     Tenis Images: 6 Hits: 978 Description: Tenis resimleri, maria sharapova, Jelena Jankovic, Serena Williams, Dinara Safina, Elena Dementieva, Ana Ivanovic, Venus Williams, Vera Zvonareva, Svetlana Kuznetsova, Agnieszka Radwanska, Nadia Petrova, Caroline Wozniacki, Flavia Pennetta, Patty Schnyder, Victoria Azarenka, Alize Cornet, Marion Bartoli, Anna Chakvetadze, Dominika Cibulkova, Katarina Srebotnik, Daniela Hantuchova, Anabel Medina Garrigues, Na Li, Amelie Mauresmo, Jie Zheng, Sybille Bammer, Kaia Kanepi, Agnes Szavay, Maria Kirilenko, Francesca Schiavone, Ai Sugiyama, Alisa Kleybanova, Alona Bondarenko, Aleksandra Wozniak, Lindsay Davenport, Sorana Cirstea, Tamarine Tanasugarn, Shahar Peer, Bethanie Mattek, Shuai Peng, Nicole Vaidisova, Sara Errani, Iveta Benesova, Petra Kvitova, Tszvetana Pironkova, Anastasia Pavlyuchenkova, Ekaterina Makarova, Olga Govortsova, Monica Niculescu, Carla Suarez Navarro, Gisela Dulko, Samantha Stosur, Casey Dellacqua, Timea Bacsinszky, Tathiana Garbin, Sofia Arvidsson, Magdalena Rybarikova, Sabine Lisicki, Virginie Razzano, Marina Erakovic, Anne Keothavong, Pauline Parmentier, Kateryna Bondarenko, Lucie Safarova, Jill Craybas, Marta Domachowska, Mariya Koryttseva, Nuria Llagostera Vives, Nathalie Dechy, Alla Kudryavtseva, Tamira Paszek Klara Zakopalova, Yanina Wickmayer, Yung-Jan Chan, Barbora Zahlavova Strycova, Anna-Lena Groenefeld, Aravane Rezai, Edina Gallovits, Elena Vesnina, Karin Knapp, Akgul Amanmuradova, Su-Wei Hsieh, Petra Cetkovska, Roberta Vinci, Mathilde Johansson, Ayumi Morita, Camille Pin, Kristina Barrois, Vera Dushevina, Tatiana Perebiynis, Lourdes Dominguez Lino, Yaroslava Shvedova, Maria Jose Martinez Sanchez, Galina Voskoboeva, Rossana De Los Rios, Severine Bremond, Julie Coin, Anastassia Rodionova, Jarmila Gajdosova, Angelique Kerbe resimleri, fotoğrafları
     Voleybol Images: 6 Hits: 683 Description: voleybol resimleri, en yeni, en gzel voleybol fotoğrafları
     Vücut Geliştirme Images: 0 Hits: 2160 Description: Vücut geliştirme resimleri, en güzel ve en yeni vücut geliştirme fotoğrafları, Larry Scott, Arnold Schwarzenegger, Lou Ferrigno, Flex Wheeler Steve Reeves, Serge Nubret, Vücut Geliştirme- vücut geliştirme hareketleri, vücut geliştirme, vucut geliştirme- - Pazu Çalışma - Danbıl - Kas Yapma - Vücut Sporu - Sporcu Besinleri - Vücut Geliştirme Diyetleri - Forearms (Ön kol) Egzersizleri - Abdominal (karın bölgesi) Egzersizleri - Leg Calf (Bacak Baldir) Egzersizleri, Amatör videolar, Amatör Vücut geliştirme görüntüleri- Deltoid (Omuz) Egzersizleri - Latissimus Dorsi (Sırt) Egzersizleri - Pectoralis (Göğüs) Egzersizleri- Triceps (arka kol) Egzersizleri - Biceps (pazu) Egzersizleri - Vücut Geliştirme- Overtraining Steroid lerin zararları - Steroid lerin Yan Etkileri Ifbb Steroid Bildirge Mr.Olympia Mr. Olympia 2003 mr olympia 2007 2006 Mr. Olympia - Jay Cutler Vs Ronnie Coleman Mr. Olympia 2007 Semifinal 13+ Mr. Olympia 2007 2005 Mr Olympia Resimleri-Diğer Spor Dalları-2005 Mr Olympia Resimleri Arka Kol Egzersizleri, Arka Bacak Egzersizleri, Boyun - Trapez Egzersizleri, Bel Egzersizleri, Kalf-Baldır Egzersizleri, Karın - Mide Egzersizleri, Omuz Geliştirme Egzersizleri, Önkol-Bilek Egzersizleri, amatör video çekimleri, amatör videolar, videolu vücut geliştirme- Türkiyede Vücut Geliştirme- İdeal Kilo Hesaplama Programı - Vitaminler ve Faydaları- Vehbi Koçoğlu - Biceps Çalışması - En Sağlıklı 60 Besin - Antioksidanlar ve Selenyum - Kafein - Evde Vücut Geliştirme - İdeal Salonda Neler Olmalı
 Türkiye iller Ve ilçeler Images: 693 Hits: 157704 Description: Türkiye, resmî adıyla Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye'dir.
Çağdaş Türkiye, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sonunda yıkılmasından sonra, imparatorluğun Türk nüfus çoğunluğuna sahip toprakları üzerinde kurulmuştur. 1923 yılında Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk, çağdaş Türk devletinin kurucusu olarak kabul edilir.
Günümüzde Türkiye, demokratik bir cumhuriyettir. Nüfusun % 99'dan fazlası Müslümandır.Devlet yönetimi laik ilkeler üzerine kurulmuştur. Türkiye, Müslüman çoğunluğa sahip ülkeler arasında en gelişmiş ve modern olanlardan biridir
Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Konseyi ve İslam Konferansı Örgütü Türkiye'nin üye olduğu uluslararası örgütlerdendir. 3 Ekim 2005 tarihinden itibaren Avrupa Birliği'ne tam üyelik için müzakerelere başlanmıştır.
Türkiye'nin nüfusu 71 milyon civarında olup, kişi başına milli geliri 6000 Amerikan Dolarına yaklaşmıştır.
Türkiye'nin toprakları 36° - 42° Kuzey paralelleri ve 26° - 45° Doğu meridyenleri arasında yer alır. Kabaca bir dikdörtgeni andırır ve genişliği 1.660 kilometredir. Göller dahil kapladığı alan 814.578 km²'dir. Marmara Bölgesi % 8,5, Ege Bölgesi % 12, Akdeniz Bölgesi % 16, İç Anadolu Bölgesi % 18, Karadeniz Bölgesi % 18, Doğu Anadolu Bölgesi % 21, Güneydoğu Anadolu Bölgesi % 7,5 yer tutar. Trakya'nın yüzölçümü 24.370 km² dir. Türkiye'nin kara sınırlarının uzunluğu 2.573 km, adalar dahil sahil uzunluğu 8.333 kilometredir.
Türkiye 6-21 Haziran 1941 tarihinde yapılan Birinci Türk Coğrafya Kongresi'nde 7 ana coğrafi bölgeye ve 21 coğrafi bölüme ayrılmış, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinden dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir, diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki konumlarına göre adlandırılmışlardır

     Adana Images: 38 Hits: 1999 Description: İlkçağda Adana, Anadolu'yu baştan başa geçerek Gülek boğazından Tarsus'a inen yol üzerinde bir konak yeriydi. Hitit tabletlerinden Hititler döneminde kent ve çevresinde Kizzuvatna Krallığı'nın egemen olduğu anlaşılmaktadır. Yöre, M.Ö. 16. yy'da Hitit Federasyonu'na, Hitit Devleti yıkıldıktan sonra Çukurova'da kurulan Kue Krallığı'na bağlandı. M.Ö. 9. yy sonlarına doğru Asur, M.Ö. 6. yy'da Pers, M.Ö. 333'te Büyük Iskender'in egemenliğine girdi. Iskender'in ölümünde (MÖ. 323) sonra da Selefkiler'e bağlandı. M.Ö. 66'da Romalı konsül Pompeius tarafından ele geçirildi. Roma ve Bizans dönemlerinde, elverişli konumu nedeniyle önemli bir ticaret merkezi durumuna gelen 704'de Halife Abdülmelik tarafından Emevi topraklarına katıldı. Abbasi halifesi Harun Reşit eski ilkçağ kalesini (Adana kalesi) yeniden yaptırdı. IX. yy'da Adana Çukurova'nın önemli bir kültür ve ticaret merkezi durumundaydı. Aynı yy'da Yazman adlı bir Türk komutan bölgeyi yarı bağımsız yönetti. Bölge daha sonra Mısır'daki Tolunoğulları'nın eline geçti.
Bizanslılar, Abbasiler'in zayıf düşmesinden yararlanarak 10. yüzyılın başlarında kenti yeniden topraklarına kattılar. Alparslan'in Malazgirt Zaferi'ni (1071) izleyen yıllarda Adana, Selçuklular'ın egemenliğine girdi (1083-1097). Bu dönemde Çukurova'ya Doğu'dan gelen bir çok Türk boyu yerleşti. 1097 Haçlı seferiyle Adana'da Selçuklu egemenliği sona erdi. 14. yy'in ilk yarısında Memluklular'ın eline geçen Çukurova'ya çok sayıda Türkmen oymağı yerleştirildi. 1352'de yöreye Memluklullara bağlı Türkmen Beylerinden Yüregiroğlu Ramazan Bey egemen oldu. Ramazanoğulları adını alan Beyliğin merkezi Adana'ydı. Ramazanoğulları'nın yönetiminde kent genişledi, camiler, hanlar, kamu binalarıyla süslendi. Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi (1517) sırasında Osmanlı topraklarına katılan Adana'yı 1608'e kadar yine Ramazanoğulları yönetti.1672'de Adana uğrayan Evliya Çelebi kente ilişkin ayrıntılı bilgi verir. Adana, 19. yy'ın ortalarına doğru Osmanlı Devleti'ne karşı ayaklanan Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa tarafından ele geçiridi ve Mısır Ordusu'nun karargahı olarak kullanıldı. Londra antlaşmasıyla (1840) Osmanlılar'a geri verildi.1867'deki yönetsel düzenlemede vilayet oldu. 1886'da Mersin-Adana demiryolunun açılması, pamuk tarımının ve kentin ekonomisinin canlanmasına, nüfusun artmasına neden oldu. Ermeniler'in 1909'daki ayaklanma girişimleri bastırıldı. Birinci Dünya Savaşı sırasında (1914-1918) Toros ve Gavurdağı tünelleri ve Bağdat demiryoluyla kent İstanbul ve Suriye'ye bağlandı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında 24 aralık 1918'de Fransız birlikleri, işbirlikçi Ermeni çeteleriyle Adana'yı işgal etti. Türk milis kuvvetlerinin şiddete direnmesi, işgalcilerin önemli kayba uğramalarına neden oldu. 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Itilafnamesi hükümleri uyarınca 5 Ocak 1922'de Fransız işgal kuvvetleri kentten çekildi. Bu tarih, halen Adana'nin kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır

         Adana Tufanbeyli Images: 5 Hits: 535 Description: Tufanbeyli ilçe olmadan önce Saimbeyli ilçesine bağlı bir bucak merkezi idi. Bu dönemde Höketçe adını taşıyordu. 1 Nisan 1958 tarihinde Saimbeyliden ayrılarak Mağara adı ile ilçe merkezi oldu. 30 Nisan 1958 de belediye teşkilatı kurulmuştur. Mağara adı 1967 yılına kadar devam etmiştir. Belediye meclisinin 15/02/1965 tarih ve 8 sayılı kararı ile Mağara adının değiştirilerek Cukurova Bölgesi Kuvayi Milliye Kumandalarından ve istiklal Harbi'nde bu çevreye büyük yararlıkları dokunan, Aydınoglu Osman Tufanbey'in adına izafeten Tufanbeyli olması teklif edilmiş. T.B.M.M’ce Tufanbeyli olarak değiştirilmiştir
         Adana Ceyhan Images: 9 Hits: 647 Description: Adana ilinin en büyük ilçesi olan Ceyhan, 108 bin merkez nüfusa ve 1427 km² yüzölçümüne sahiptir. Adana'nın 50 km doğusunda, Ceyhan Irmağı kenarında, TEM ve E-5 karayolları arasında yer alan ilçede, Çukurova'yı meydana getiren ovalardan en büyüğü olan Ceyhan Ovası yer almaktadır. Tarihsel gelişimi M.Ö. 1900'lü yıllara kadar uzanan ve eski çağlardan bu yana önemini yitirmeyen Ceyhan ilçesi, sahip olduğu tarımsal potansiyel ve buna dayalı çok sayıdaki sanayi ve ticari kuruluşları ile güçlü bir ekonomik yapıya sahiptir. Çukurova’nın bir parçası olan Ceyhan Ovası çağlar boyunca Hitit, Fenike, Mısır, Asur, İran (Pers), Makedonya (İskender İmparatorluğu), Roma ve Bizans devletlerinin egemenliği altında kalmıştır. 1071 Malazgirt Savaşından sonra Oğuzların Üçok kolunun Çukurova’ya yerleştiğini görmekteyiz. Memlükler ve Ramazanoğullarının hakimiyetinden sonra bölge 1517’den itibaren Osmanlı imparatorluğunun egemenliğine geçmiştir. 1865 yılından sonra Osmanlının son döneminde Ceyhan’ın ilk yerleşik toplumu Nogaylar olmuştur. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Kırımlar, Tatarlar, Çerkezler, Papaklar, Rumeli Göçmenleri Osmanlı Devleti tarafından Ceyhan Ovasına yerleştirilmiştir. Bunları ise Sırkıntı, Cerit ve Avşar aşiretleri takip etmiştir. Ceyhan; tarihte Yarsuvat, Hamidiye ve Örfiye isimleri ile anılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 3 Mayıs 1929 ‘da “CEYHAN” adı yasayla kesinleşmiş ve Adana iline bağlanmıştır
         Adana Feke Images: 7 Hits: 528 Description: Feke ilk çağlardan günümüze kadar bir çok kavim ve Devletlere yerleşim alanı olmuştur. Feke’ nin MÖ. 16. yy.’ da Hititlerin hakim olduğu bir federasyon bölgesinde kurulduğu rivayet edilmektedir. Son yıllarda Kayseri Kültepe ve Osmaniye Karatepe tablet ve yazıtlarından anlaşıldığına göre yönetim yeri Mezopotamya da ki Asur kenti olan, Asur Devleti vatandaşlarından oluşan tüccarlar mö.19.yy. ve 18.yy.’ da Kültepe ve çevresi ile Anadolu’ nun değişik yerlerinde ticaret kolonileri kurarak iyi örgütlenmiş bir Pazar ağı geliştirmişlerdir. Mö.19.yy’ da Asur ticaret kolonilerinin oluşturduğu Pazar ağında: İç Anadolu’ nun yüksek Platoları ile Klikya Ovası arasındaki bağlantıyı sağlayan bir geçit olması ve bu güzergahtan geçen ticaret kervanlarının güvenliğini ve denetimini sağlamak amacıyla hakim noktalara karakollar kurulmuştur. Feke mö.6.yy.’ da Perslere, mö.333 yılında ise Persleri yenen Büyük İskenderin eline geçmiştir. İskender’ den sonra mö.1.yy. sonlarına doğru Roma İmparatorluğuna, daha sonraları Bizanslıların eline geçmiştir. 1375 yılında Mısır Memluklarının işgali ile Ermeni hakimiyetine son verildi. Vahka(Feke) Yavuz Sultan Selim’ in 1517 yılında Mısır seferi sırasında Osmanlı Devleti tarafından feth edilmiştir. Sonraki yıllarda Yüreğir Türkmen Beylerinden Ramazanoğlu ailesinin idaresine girmiştir.

19 yüzyılın sonlarında Osmanlıların Klikyayı ele geçirmeleri üzerine birtakım derebeyleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan Kozanoğulları Kozan’da idi ve askerleri Feke havalisinde bulunuyordu. 1. Dünya Savaşı sırasında Fransızların Maraş-Antep ve Adana’yı işgalini fırsat bilen Haçin ve Feke Ermenileri buralarda bulunan Türklere,Fransızların tahrikiyle akla hayale gelmedik işkenceler yapmaya başlamışlardır. Kozan’ın Fransızlar tarafından işgal tarihi olan 1919 yılı Feke’nin de işgali demektir.
Gerçi Feke’ye işgal maksadıyla doğrudan bir Fransız askeri kuvveti gelmemiş olmakla beraber,Fransız askerinden güç alan Ermeniler Türklere işkenceye ve işgal hareketine başlamıştır. Ermenilerin bu hareketlerini önlemek için Kaymakam Şeref Bey şehrin ileri gelenlerini ve halkı silahlandırarak bunlarla mücadeleyi başlatmıştır. Ermeni vahşeti kısa zamanda milli bir ayaklanmaya neden olmuştur. Feke’nin bu vahşetten kurtuluşu 1920 yılının Mart ayına rastlar. Arap Ali kumandasındaki kuvvetlerin Feke’ye girmesiyle Feke’nin kurtuluşu gerçekleşmiştir. Fekeliler her yıl 22 Mart tarihini kurtuluş günü kutlamaktadır. Feke şimdiki yerine,Feke Kalesinin bulunduğu ‘’Eski Feke’’ den 1943 yılında nakledilmiştir. Feke yurdumuzun güneyinde İç Toroslara doğru uzantısı olan bir bölgede kurulmuş,Adana iline bağlı bir ilçedir. İlçede 28.03.1980 tarihinde büyük bir sel afeti yaşanmıştır.
Feke ilçesinin 2000 genel nüfus sayımının kesin sonucuna göre nüfusu merkez 4.632 köyler ise 16.258 olmak üzere toplam 20.890' dır. Nüfusun %22 merkez, %78 ise köylerde yaşamaktadır. İlçede nüfus yoğunluğu km2 15 kişidir

         Adana Karaisalı Images: 9 Hits: 583 Description: Karaisalı; güneyinde Seyhan, Yüreğir doğudan İmamoğlu, Aladağ, batı ve kuzeyden Pozantı ilçeleri ile komşudur.

Karaisalı ilçesi Adana'ya 47 km uzaklıktadır. Denizden yüksekliği ise 240 metre olup, yüzölçümü 1.517 km2' dir.

İlçenin 2 beldesi, 67 köyü vardır. 2000 yılı nüfus sayımına göre toplam nüfusu 35 122 'dir. Merkezde 6 883 , bucak ve köylerde 28 239 kişi yaşamaktadır.

Tarihi geçmişi Roma devrine kadar uzanan ilçe merkezinin güneyinde Romalılara ait şehir kalıntılarına rastlanmaktadır.
Çeşitli uygarlıkların yaşadığı bu yer Türklerin Anadolu'ya yerleşmesinden sonra "Çeceli" adını almıştır. Yerleşik halk Yüreğir ve Menemencioğlu so- yundandır. Karaisalı adını Ramazanoğullarından Karaisa Bey'den dolayı almıştır. İlk ilçe merkezinin bugünkü Hacılı köyü olduğu söylenmektedir.

İlçenin 8 km kuzey batısında Milvan Kale, 17 km batısında 1912 yılında Almanlar tarafından yapılan Alman Köprüsü, 12 km güneyinde Altınova köyü yakınlarında tarihi üpek Yolu güzergahında Kesiri Han önemli tarihi eserleridir. Yerköprü mesire yeri ve Kızıldağ Yaylası görülmeye değerdir

         Adana Karataş Images: 4 Hits: 748 Description: Tarihi çok eskilere dayanan Karataş, askeri ve ticari yollar üstünde kurulmuştur. M.Ö. 1900'lü yıllarda Arvaza ve Huri Krallıklarının, M.Ö. 1530'lu yıllardan sonra da Hitit Krallığı'nın idaresine girmiştir. M.Ö. 1200'lerde önce Kue, sonra da Asur Krallığı'na geçmiştir.
Bilinen yazılı eserlerin çoğu Kue Krallığı zamanına rastlamaktadır. Karataş sırası ile Pers, Selevkos, Roma, Bizans, İslam Arapları ve Selçuk Türkleri devirlerini yaşamıştır.
Antik devirlerinde "Magarsus" olarak bilinen bu yöre, ortaçağlardan itibaren "Karataş" olarak bilinmektedir.
Coğrafi durumu itibarı ile ilkçağda büyük önem taşıyan bu müstahkem şehir, aynı zamanda Ceyhan Nehri boyunca sıralanan Mollos, Mopsuhestia, Hemite ve Asitavandaya şehirlerine de bir kilit ödevi görmekteydi.
Mopsuhestia'nın kurucusu olan Mopos ile Anflokoz'un M.Ö. 1181 yılındaki mücadelelerine sahne olduğuna göre, Kilikya'nın önemli liman şehri olan Karataş, Mopsuhestia (Misis) gibi çok eski devirlerde kurulmuş bir şehirdir.

GÜNÜMÜZDE KARATAŞ

1986 yılında Yüreğir ilçesinin kurulması ile birlikte, köylerinin büyük bir kısmı Yüreğir ilçesine bağlanmıştır. Bir bucak, 46 köyü vardır.
2000 yılı nüfus sayımına göre toplam nüfus 32.375'dir. İlçe Merkezinde 9.189, belde ve köylerde 23.186 kişi yaşamaktadır. İlçenin yüzölçümü 922 km2'dir

         Adana Kozan Images: 7 Hits: 582 Description: KOZAN TARİHİKozanın tarihi oldukça eskilere dayanmakta olup M.Ö.XV. Hitit Federasyonundan Asurlularının hakimiyeti altında bulunuyordu. Kozan Kalesinin de bir Asur eseri olduğu tarihi birkaç kitabeden anlaşılmaktadır .M.Ö. VI.Y.Y. da Medlerin ve Perslerin M.Ö. 333 yılında Büyük İskender’in eline geçmiş, onun ölümünden sonra da Selefkusların eline geçmiş, bu Hanedan ile Mısır Batlamyos Hanedanı arasında büyük mücadelelere sahne olmuştur. M.Ö. 66 - 64 yıllarında Pompe tarafından Roma İmparatorluğuna ilhak edildikten sonra M.S. 395 tarihinden sonra da yöre Bizans İmparatorluğunun eline geçmiştir.

Çukurova Bölgesi ve dolayısıyla Kozan yöresine ilk İslami akınların VII. Asrın ilk yarılarında başladığı, asıl fetih hareketinin de Emeviler döneminde gerçekleştiği görülmüştür. Yöreye ilk Türk akını ise Abbasiler devrinde yapılmıştır. Bölge X.asrında Rumların, XI.asrında Selçukluların hakimiyetine girmiş daha sonra Bizans İmparatorluğuyla Kilikya Ermeni Prensi arasında nüfuz mücadelesine sahne olmuştur. Miladi 1200 yılında Kilikya Prensi II.Leon tarafından yaptırılan büyük Katedral ile kent Krallığın Tarsus’dan sonra önemli ruhani bir merkez olmuştur. Bu dönemde şehir kalesi Ermeniler tarafından yenilenerek bir takım ekler yapılmıştır. Çukurova ve yöremiz XIV. yy ortalarından itibaren Mısır Memluklularına ve bunlara bağlı Türkmenlerin Yüreğir koluna mensup Ramazan oğullarının eline geçmiştir. Bu devletin hakimiyetini Yavuz Sultan Selim 1517 yılı Mısır seferiyle son vererek bölgeyi tümden Osmanlı topraklarına katmıştır. Sis, Adana ve Tarsus şehirleriyle birlikte sancak halini almıştır. Sancak , 1610 yılından itibaren Kıbrıs Beyler beyliğine bağlanmıştır. Osmanlı döneminde Müslüman Türklerle Ermeniler yörede bir arada iyi ilişkiler içinde yaşamlarını sürdürürken I. Dünya savaşından sonra Kozan ve yöresi 7 MART 1919 Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Fransız işgali ile birlikte bu güçler tarafından Ermeniler silahlandırılarak şiddet hareketlerine girmişler ve önemli ölçülerde Müslüman kanı dökülmüş, daha sonra Saimbeyli ve Osman Tufan bey idaresinde teşkilatlanan mukavemet güçleri 2 HAZİRAN 1920 de Fransız işgalciler ve Ermeni güçlerinden temizlenmiştir. Bu tarihten itibaren Sis’e Kozan adı verilmiştir. 1865-1923 yılları arasında Mutasarrıflık olan Kozan Cumhuriyet döneminde bir ara ( 1923-1926 ) yılları arasında Vilayet haleni almış 1926 yıllarından sonra Vilayetliği lağvedilerek Adana İli’ne bağlı İlçe haline getirilmiştir. 1920 Yılında Kozan Türkiye Büyük Millet Meclisine Maraşal Fevzi Çakmak Milletvekili olarak gönderilmiştir. Bu tarihi dönemlerden günümüze kadar gelen tarihi eserler ise, Kozan Kalesi, Anavarza Kalesi, Karasis Kalesi ile Memluklar döneminde ( 1448) inşa edilen Hoşkadem Camii, Kozan suyu üzerinde 9 gözlü köprü ile önemli ölçüde tahribat gören Ermeni Kilisesi kalıntıları mevcuttur

         Adana Yumurtalık Images: 5 Hits: 580 Description: İlçe, Ceyhan'a bağlı bir bucak merkezi iken 1959 yılında ilçe olmuştur. Eski adı Ayas olan Yumurtalık'ın tarihi ortaçağlara kadar uzanmaktadır. Bir liman şehri olarak bilinen ilçede eski uygarlıklara ait çeşitli eserlere rastlanmaktadır. Bir sahil ilçesi olan Yumurtalık'ta nüfus yaz aylarında 30+40 bin civarına yükselmektedir.
Şehir merkezine yakınlığı, kültürel değerleri, temiz ve berrak denizi, güneşlenmeye uygun geniş plajı ile cazip bir tatil merkezi özeliği taşımaktadır. Son yıllarda pansiyonculukta büyük gelişmeler görülmektedir. Adana merkezine 80 km uzaklıkta olan ilçenin yüzölçümü 501 km2 olup, 16 köyü bulunmaktadır.

         Adana Yüreğir Images: 6 Hits: 571 Description: Adana merkez ilçesinden 05.06.1986 tarihinde ayrılarak ayrı bir ilçe olmuştur. İsmini M.S.1250-1352 Yılları arasında Türk Oğuz boyundan üçoklara ait Yüreğir aşiretinin buraya yerleşmesinden dolayı almıştır. Denizden yüksekliği 23 metre olan ilçenin yüzölçümü 1538 km2'dir. 79 köyü bulunmaktadır.

İlçede Bulunan Eserler
İlk ve ortaçağda önemli bir yerleşim merkezi olan Yüreğir ve yöresinde eski eser olarak köprü ve höyük, yer mozaikleri ve su kemerleri, hamam ve kervansaray bulunmaktadır. Bu eserler Hitit, Roma, Selçuk ve Osmanlı dönemlerine aittir

         Adana Aladağ Images: 3 Hits: 466 Description: Karaköy adıyla 1835 yılından itibaren Karaisali ilçesine bağlı bucak merkezi iken, 1973 yılında belediye teşkilatı kurulmuş ve ismi de Karsantı olarak değişmiştir. Yüzölçümü 1380 km2 olan ilçe coğrafi yapısı nedeniyle idari yönden kolaylık sağlanması amacıyla 09.06.1987 tarih ve 3392 sayılı kanunla Aladağ ismini almıştır.
Aladağ İlçesi, dağlık ve engebeli derin vadili bir alan üzerine kurulmuş olup, denizden yüksekliği 850 metredir. Yaz aylarının serin geçtiği ilçede Çukurova yöresinden halkın yoğun olarak göç ettiği Başpınar, Meydan ve Tekir yaylaları bulunmaktadır.
İlçe sınırları içinde Kapuzbaşı Şelalesi ile Eyner Simit Şelalesi görülmeye değer birer doğa güzellikleridir. İlçe Adana'ya 100 Km. uzaklıkta olup, 27 köyü bulunmaktadır.
İlçede Bulunan Eserler
Akören Kalesi, Mazılık ören yeri ve kalesi, bunların batısında Postyağbasan kalesi, 3 adet de kilise bulunmaktadır

         Adana imamoğlu Images: 7 Hits: 643 Description: İmamoğlu İlçesinin tarihi Adana İli ile Kozan İlçesinin tarihi içerisinde ele alınmalıdır. İlçe merkezinin oluşumu sonraki tarihlere rastlasa da ilçeye bağlı köylerde yerleşimin tarihi daha öncelere kadar dayanmaktadır. Bu nedenle ilçenin tarihini bağlı köylerin,Adananın ve Kozanın tarihinden ayrı tutmak doğru olmaz.
İmamoğlu İlçe merkezi; Adana İl merkezine 45 km, Kozan İlçe merkezine 27 km mesafede olup; Adana’dan Kozan, Feke, Saimbeyli ve Tufanbeyli’ye giden yol güzergahı üzerinde bulunur. İlçenin bu coğrafik konumu aynı zamanda ilçenin tarihini de etkilemiştir. İmamoğlu’nun en eski yerleşim kalıntıları Çörten Köyü Pekmezci Mahallesi’ndeki“Altınini” kalıntıları ile Koyunevi Köyü’nde bulunan mozaik kalıntıları, mağaralar ve eski küplerdir. Ayrıca Ufacıkören gibi çevre köylerde örenler mevcuttur.
1965 fırka-i ıslahiye olayından sonra Kozan-Adana arasında emniyetli ulaşım sağlanması için yol güzergahı üzerinde bir han ve hanın yanında güvenliği sağlayacak zabıta teşkilatının kurulması politikası neticesinde bu günkü İmamoğlu ilçe merkezi olmuştur. Ayrıca çevredeki köylerin oluşumuda gerçekleşmiştir.
Kozan, 1923–1926 yılları arasında vilayetlik yapılmıştır. 1926 yılında tekrar Adana Vilayeti’ne bağlı ilçe haline dönüştürülmüştür. İmamoğlu ilçesinin bu günkü köylerinin çoğu Cumhuriyet’in ilk yıllarında vardı ve Kozan’a bağlı köylerdi. Çevre köylerin Cumhuriyet’in ilk yıllarında var olduğu tartışılmasızdır; ama İmamoğlu isminin nerden geldiği, nasıl olduğu henüz belli değildir. İmamoğlu isminin kaynağı konusunda farklı rivayetler bulunmaktadır.
Bu günkü İmamoğlu ilçe merkezinin yerinde eskiden “Garipler Mezarlığı” bulunurmuş. Çevredeki konar-göçerler cenazelerini burada ki mezarlığa defnederlermiş. Bu mezarlık zaman içerisinde kaldırılarak yerleşime açılmış. Bu bölgenin aynı zamanda önceleri bataklık Olduğu ve bol miktarda sivrisinekten dolayı sıtma hastalığı olduğundan yerleşime açılmadığı; ancak yol güzergahı konumu nedeniyle geliştiği rivayet edilmektedir.
İmamoğlu ismini, Kör İmam lakabıyla anılan bir kişinin Toroslar’dan doğan Çepelce deresi üzerinde kurulan köprübaşında inşa ettiği han olan konaklama yerinden aldığı söylenmektedir.
Bu günkü ilçe merkezinde, Toroslar’dan doğan çepelce deresinin üzerinde bulunan köprü başı (bugünkü ilçe merkezi) konaklama yeri olarak bir hanın bulunduğu rivayet edilmiştir. Bu rivayet Kazan ile Adana arasında ulaşımın sağlanması açısından gerekli olduğundan doğru kabul edilmiştir.
İmamoğlu İlçe Merkezi hali(boş) alan olduğundan devlet tarafından iskana müsait bölge belirlenerek, Anadolu dışından gelen Türk asıllı göçmenlere tahsis edilmiştir. Bu yüzden 1936 yılında Romanya’dan gelen göçmenler ilçeye bağlı Koyunevi, Yazıtepe, Ayvalı Köylerine yerleşmişlerdir. Ayrıca,1938 yılında gelen göçmenler de bugünkü ilçe merkezinin bulunduğu yere hükümetçe yerleştirilmişlerdir. Daha sonra Ceyhan ve Kozan ilçelerinde bulunan Romanya Göçmenleri de İmamoğluna taşınmışlardır.
İmamoğlu,Romanya ve Bulgaristan dan gelen göçmenlerin ve çevre İlçe ve köylerden gelen Yerli halkın yerleşmesiyle Koyunevi Köyü’ nün bir mahallesi olmuştur.
Koyunevi Köyü’nün bir mahallesi iken,1940 yılında köy tüzel kişiliğine kavuşmuştur.
İmamoğlu Köyü kurulduktan sonra bir cazibe merkezi haline gelmiş ve 1945 yılında İmamoğlu Pazarı kurulmuştur.
1946 yılından itibaren göçer Yörükleri ile civar köylerde barınan yarı göçebe hayatı yaşayan aşiretler de İmamoğlu’nu mesken tutmuştur.
02/10/1949 yılında Daimi Asayiş Karakolu olarak Jandarma Teşkilatı kurulmuştur.
1950 yılında Bulgaristan’dan gelen Türk asıllı Göçmenler iskan edilmişlerdir.
30/07/1959 tarihinde Bucak Teşkilatı statüsüne kavuşmuştur.
1964 yılında Belediye Teşkilatı kurulmuştur.
İmamoğlu, 19/06/1987 tarih ve 3392 sayılı 103 ilçe kurulması hakkındaki kanun ile Kazan İlçesinden ayrılarak bağımsız İlçe statüsüne kavuşmuştur.

         Adana Seyhan Images: 6 Hits: 575 Description: Seyhan İlçesi Adana İlinin iki merkez ilçesinden biri olup, Adana tarihinden ayrı mütalaa edilmesi mümkün değildir.
Adana İlinin tarihi ilk çağlara (M.Ö. 3000) yıllarına kadar uzanmaktadır. Adana'nın Seyhan Nehri kıyısına bir konak yeri olarak kurulduğu tahmin edilmektedir.
Adana'ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa, Anadolu'nun en köklü medeniyetlerinden olan Hititlerin Kava Kitabelerinde rastlanmaktadır. Bu kabilelerdeki bir yazıtta Adana ve çevresinden URU ADANIA (Adana Beldesi) olarak bahsedilmektedir.
Yöreye M.Ö. yaşayan kavimlere DANUNA ismi verildiği kayıtlarda mevcuttur.
Bir efsaneye göre gök tanrısı Uranüs'ün Adanus ve Sarus adında iki oğlu Adana civarına savaşarak gelmişler, Adanus adını kendi kurdukları şehre vermiştir. Seyhan Nehri de Sarus adını almıştır.
Hitit etkisinde kalan Fenikeliler, tarım ve bitki tanrılarının ismi olan ADONİS'i bereketli topraklarından dolayı Adana'ya isim olarak vermiştir.
M.S. 7. y.y.'dan itibaren İslam ordularının bölgeye gelişi ile birlikte Arap tarihçileri Adana isminin eski peygamberlerden Yasef'in torunu EZENE'den geldiği fikrini ortaya atmışlardır.
Türkler Torosları aşıp güneye indiklerinde buraya Çukurova adını vermişlerdir. Çukurova'nın tarihteki adı KİLİKYA'dır. Kilikya adını kireç yataklarından almıştır.
Sümerlerden kalma “Gılgamış Destanı”ndan itibaren sayısız kaynaklarda sayısız olaylarla açıklanmaya çalışan yöre adı çok renkli bir gelişim takip etmiştir.
Adana için kullanılan isimlerin karışıklıklara sebep olması nedeniyle 1878 yılında Osmanlılar Döneminde yayınlanan bir fermanla yöre adının ADANA olarak yazılmasına karar verilmiştir.
Adana tarihinde ilk çağlara ait bilgiler azdır. Arkeolojik kazılarda elde edilen bilgilere göre yörede en az on değişik medeniyet ve yine en az on sekiz devlet, beylik, krallık gibi çeşitli siyasi kuruluşların hüküm sürdüğü belgelenmiştir. Bunun sebebi bölgenin konumu ve tabi zenginliklere sahip olmasıdır.
Eski çağlarda Adana Bölgesini egemenlikleri altında bulunduran gruplar şunlardır;
Luvi Krallığı (M.Ö.1900), Arzava Krallığı (M.Ö.1500), Hitit Krallığı (M.Ö.1900-1200), Kue Krallığı (1190-713), Asur Krallığı (M.Ö.713-663), Kilikya Krallığı (M.Ö.663-612), Pers Satraplığı (M.Ö.612-333), Helenistik Dönem(M.Ö.333-323), Selökidler (M.Ö.312-133), Korsanlar Dönemi (M.Ö.178-112), Romalılar Dönemi (M.Ö.112—M.S.395).
M.Ö. 1.Y.Y'da Pampe tarafından Roma İmparatorluğuna bağlanmıştır. Roma İmparatorluğu M.S.395'de ikiye ayrılınca Çukurova,Doğu Roma'nın(Bizans) payına düşmüştür.
M.S.638 yılında Emeviler zamanında Çukurova fethedilmiş, Abbasiler Döneminde buraya yerleşilmiştir.
M.S.1083 yılında Çukurova Anadolu Selçuklu Devleti'ne katılmıştır. Haçlı Seferleri sırasında Ermenilerin eline geçen Çukurova bir süre sonra yeniden Konya Selçukluları tarafından alınmıştır.
Anadolu'daki Moğol istilası Anadolu Selçuklu Devleti'ni zayıflatmış ve beylikler dönemi başlamıştır.Bu dönemde Çukurova'da kurulan Beylik Ramazanoğulları olmuştur. (1377-1516) Mısır seferine giden Yavuz Sultan Selim, Beyliği Osmanlı Devletine katılmıştır. Ramazanoğulları 1516'da Osmanlı Eyaleti olmasına rağmen 1608 yılına kadar içişlerinde serbest bir beylik olarak devam etmiş, Pir Mansur'un kendi isteği ile idareyi bırakması sonucu Osmanlı Devletine tam bağlı bir eyalet haline gelmiştir.
Adana bir ara devlete baş kaldıran Mısırlı Mehmet Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşa tarafından işgal edilip, Mısır'a bağlanmıştır. 1840 yılında Londra Antlaşması ile yeniden Osmanlı Devletine geçmiştir.
1840 yılından sonra merkezi idaredeki bozukluklar ve ağır vergiler yüzünden aşiretler merkezi idareye karşı isyanlar çıkarmıştır. Bu durum 1865 yılına kadar sürmüştür. Sonuçta aşiret reisleri beylik unvanıyla başka yerlere yollanmış, göçebe durumları gurupları zorla yerleşik hayata geçirilmiştir. 1867 yılında idari teşkilat kurularak Adana İli haline getirilmiştir.
XIX. yy'daki gergin ve huzursuz siyasi ortam Adana'yı da etkilemiştir.
XX. yy'da Osmanlı Devletinde büyük değişiklikler başlamıştır. 1908 yılında girmiş, Ermeni, Hınçak ve Taşnak komitelerinin gayreti ile Adana'da büyük bir baskın ve kaçış yaşanmıştır. Ermeni isyanı ile Avrupa Devletlerinin işe karışmaları ile zemin hazırlanmıştır. Tüm bu olaylar sürerken I.Dünya savaşına (1914-1918) girilmiş ve 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.Antlaşmaya takiben 24 Aralık 1918'de Adana Fransız işgaline ermeni terörüne sahne olmuştur. Fransızlardan destek alan Ermeniler, Türk halkına büyük eziyetler yapmıştır. Adana halkının bir bölümü silahlanıp dağlara çekilmiş, bir bölümü de şehir içinde çete harbine başlamıştır.
Mustafa Kemal 1919'da Samsun'a çıkıp Sivas Kongresinde (4-11 Eylül 1919) alınan kararlar uyarınca birlik çağrısı yapmıştır. Çukurovalı mahalli kuvvetler Mustafa Kemal'in çağrısına uyarak Milli Kurtuluş Cephesine katılmış, Pozantı'da kurulan Milli Cephede önemli başarılar kazanmıştır. Fransızlar işgal ettikleri yerlerde fazla tutunamamıştır. 7 Mart 1920 de Kadirli, 31 Mart 1920'de Karaisalı, 2 Haziran 1920'de Kozan, 18 Ekim 1920'de Saimbeyli işgalden kurtarılmıştır.
Güney cephesinde kazanılan başarılar sonucu Fransızlarla Ankara'da (20 Ekim 1921) anlaşma imzalanmıştır. Bu Türklerin ilk siyasi başarısıdır. Düşmanlar 4 Ocak 1922'de Adana'yı boşaltmıştır. 5 Ocak 1922 sabahı İli Camii ile Büyük Saat Kulesi arasına Türk Bayrağı çekilmiş ve bu tarih kurtuluş günü olarak kutlanmıştır.
Adana 1867 yılında İl haline getirilmiştir. 1871 yılında Adana Belediyesi kurulmuştur.Sınırları bugünkü Tepebağ Mahallesini içine alan dar bir alanı kapsamaktadır.
Adana Belediyesi 5 Haziran 1986 tarihinde çıkarılan 3306 sayılı yasa ile Büyükşehir Belediyesi statüsüne girmiştir. Seyhan ve Yüreğir adlarıyla iki ayrı ilçe kurulmuştur.

         Adana Pozantı Images: 6 Hits: 546 Description: Akdeniz Bölgesi'nde, Adana İline bağlı bir ilçe olan Pozantı, doğusunda Aladağ ve karaisalı ilçeleri, güneyinde yine Karaisalı ilçesi ve Mersin ili, güneybatıda Mersin, batı ve kuzeyde de Niğde ile çevrilidir.
İlçe toprakları ilin batı kesiminde, yüksek ve engebeli bir alanda yer alır. Akarsu vadileri ile derin bir şekilde yarılmış olan ilçe topraklarını Orta Toroslar engebelendirir. Aladağlar'ın uzantısı olan Karanfil Dağı ilçenin kuzeydoğusunda 3.059 m.ye ulaşır. Akdağ ise ilçe merkezinin hemen güneydoğusunda 2.424 m.ye erişir. Dağların yüksek kesimleri göknar, kızılçam, sedir ve karaçam ormanları ile kaplıdır.
İlçe topraklarından kaynaklanan suları toplayan Ecemiş (Körkün) Çayı ve Pozantı Deresi (Çakıt Suyu) ilçe sınırları dışında Seyhan Baraj Gölüne dökülür. Adana'ya 110 km. uzaklıktaki ilçenin yüzölçümü 772 km2, 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre toplam nüfusu 21.756'dır.
İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında buğday ve üzüm gelmektedir. Az miktarda arpa ve baklagiller yetiştirilir. Hayvancılıkta genellikle kıl keçisi ve koyun yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçenin doğal değerlerinden olan kıl keçileri için Karanfil dağı'nda kurulmuş bir üretme istasyonu bulunmaktadır. İlçe topraklarında krom yatakları vardır.
Pozantı ilçesi, ismini yakınında bulunan Doğu Roma şehri olan "Podantrani’den almıştır. İlkçağdan bu yana Anadolu'nun iç kesimlerini Akdeniz kıyısına bağlayan doğal ulaşım yollarının geçtiği bir alanda yer almıştır. Tarihine ait fazla bilgi bulunmamakla birlikte, Yöre, Hititlerin , Perslerin, Romalıların , Bizanslıların ve Abbasilerin, egemenliği altında kalmıştır.
Malazgirt Savaşı'ndan sonra 1071'de Türklerin eline geçmiştir. 1517 yılında da Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1914-1917 yılları arasında demiryolunun bölgeye gelmesi ile Pozantı’da kesin yerleşim düzenine geçilmiştir. Bir yıl Fransızların işgaline uğrayan yöre halkı direnişe geçmiş ve 1920 yılında Pozantı işgalden kurtulmuştur. Bu dönemde Yeni Adana ismi ile il merkezi, sonra da bu statüsünü kaybederek Karaisalı’ya bağlı bir bucak merkezi olmuştur. 1954 yılında da Adana’ya bağlı ilçe merkezi durumuna getirilmiştir.
Pozantı İlçesi'nin 8 km.güneyinde, Toros Dağları eteğindeki Börücek mesire yeri ise doğal güzelliklerinden biridir

         Adana Saimbeyli Images: 7 Hits: 472 Description: Saimbey
İlçenin kuruluşu hakkında elde kesin bilgiler bulunmaktadır. Tarihi kalıntılara göre Hititler devrine kadar uzanmaktadır. İlçenin eski adı "Haçin" dir. Bu ismin de ovaya egemen olan Anavarza Beyliğin'den geldiği ve Bey Toryo'nun oğlunun adı olduğu bilinmektedir. Bölge çeşitli uygarlıkların etkisi altında kalmıştır. Osmanlı döneminde Maraş sancağının Elbistan kazasına bağlanmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Fransız işgali altında kalmış, 18 Ekim 1920'de Yüzbaşı Doğan ve Kaymakam Saim Bey tarafından kurtarılan bölge 1922 yılında Kaymakam Saim Bey'den dolayı bu adı almış, yeni bir ilçe olarak kurulmuştur. 1928 yılında bugünkü yerine nakledilmiştir

     Adıyaman Images: 24 Hits: 2065 Description: Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat ve Dicle nehirlerinin arasında kalan havzadaki Adıyaman, Gazi Antep, Şanlı Urfa, Siirt, Şirnak, Batman ve Mardin illerini içine alan topraklardaki sulama ve enerji üretimine yönelik bir proje gerçekleştirilmiştir. Bu proje kısa adı GAP olan Güneydoğu Anadolu Projesi’dir. Bu proje çerçevesinde, su altında kalmış antik yerleşim bölgelerinde arkeolojik araştırmalar yapılmıştır.
Coğrafi konum itibariyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi, güneyde Mezopotamya, doğuda İran, kuzeyde doğu Anadolu ve Kafkasya, batıda Orta Anadolu bozkırları arasında yer alan bir orta bölgedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi yaylaları, sözü edilen bölgeler arasında binlerce yıl önce parlayıp sönen eski medeniyetlerin bir kavşak yeri olduğu için insanlık tarihi boyunca eşi az görülen medeniyetlere sahne olmuştur (ERZEN,Afif: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih Anatolia and Urartions-Ankara 1984 s.7).
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarih öncesi çağlarda yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılayacak elverişli bütün özelliklere sahipti. Su kaynakları, doğal kaya sığınakları, çayır ve ormanlık alanları ile zengin av hayvanları insanları en eski çağlardan beri bu bölgeye çekmiş olmalıdır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bu elverişli özellikler, avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sürdüren insanlara çok olumlu yaşama ortamı sunmuştur. Bu ortam bölgede bir çok medeniyetin filizlenmesi sonucunu doğurmuştur

         Adıyaman Besni Images: 9 Hits: 657 Description: Besni Adıyaman il merkezinin batı kesiminde yer alan ve il merkezine 44 km uzaklıkta bulunan bir ilçedir. Deniz seviyesinden 1050 m yüksekte yer alan Besni'nin nüfusu yaklaşık 36.000'dir. "Cennete Eş" manasına gelen Bethesna, Bihicti, Bisni gibi isimlerle söylene gelmiştir. Malazgirt Zaferi ile Anadolu'ya giren Türkler Besni'ye üç koldan girerek burasını bir ‘Türk Yurdu’ haline getirmişlerdir. Bunlar Saka-İskit Türklerinin Varsak, Türkmenlerin Avşar ve Çerkez oymakları ve Türkoğulları kavmi olduğu yapılan araştırmalarda ortaya çıkarılmıştır. Tarihinde bir çok saldırılara da hedef olan Besni özellikle Moğol ve Timur'un istilalarına karşı Türkoğlu Halil Bey komutasındaki Besni orduları destanlaşan kahramanlıkları ile Yıldırım Beyazıt'dan taktirname alan ilk şehir olmasını sağlamışlardır. Osmanlı padişahlarından Yıldırım ve Yavuz Besni'ye uğramış Hamamcızade Hacelinin hamamında yıkanarak kese attırmışlardır. Baybors, Buldaç, Kamil, Süleyman adlı Türk komutanları Besni'de ağırlanmıştır. Evliya Çelebi'nin "Hayran Kaldım" dediği yer yine Besni'dir. İstiklal Savaşı döneminde, milli bir ruhun savaş boyunca Besni'de de varlığına şahit olunur. İlk mebus Reşit Bey'in(AĞAR) Sivas Kongresinde Atatürk'ün en yakın çalışma arkadaşı olarak maddi ve manevi destek verdiği de bilinmektedir. 19. yüzyılın sonlarında Malatya'ya bağlı bir kaza olan Besni Cumhuriyetin ilk yıllarında Gaziantep iline bağlandı. 1933'te tekrar Malatya'ya bağlanan ilçe 1954'te yeni kurulan Adıyaman ilinin bir ilçesi oldu.

1330 km² yüzölçüme sahip Besni ilçesinin, 8 belde belediyesi, 63 köyü ve 49 mezrası bulunmaktadır. İlçe halkının önemli bir bölümü geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Besni'de Adıyaman Üniversitesi'ne bağlı, Besni Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır. Besni M.Y.Okulu, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından geçici olarak tahsis edilen, 4500 m2’si kapalı, 7000’m2 si açık alan olmak üzere, 11500’m2 kullanım alanına sahip binada öğretimine devam etmektedir. Okuldaki derslik sayısı 18 adet, 7 tanesi 36 kişilik ve 1 adedi de 40 kişilik olmak üzere tolam 8 derslik kulanımına hazırlanmıştır. Konferans Salonu bulunup 100 kişiliktir. Teknoloji laboratuvarı 1 adet olup, 100 kişiliktir. 2004-2005 eğitim öğretim yılında 52 öğrenci mezun olmuştur. Ayrıca Besnili Hayırsever İş adamı sayın Mehmet ERDEMOĞLU tarafından yapılan 500 öğrenci kapasiteli erkek ve kız öğrenci yurdu mevcuttur. Besni Kurşunlu Camii, Besni Kalesi, Eski Besni Ören Yeri, Sofraz Anıt Mezarları (M.S. 2. yy. da Roma), Kızilin Köprüsü (Roma), Dikilitaş(Roma), Dolmenler(taş devirne kadar uzanır),Tahtalı ve Meydan Hamamları, ilçenin önemli tarihi eserleri arasında yer alır.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 108667'dir. Bunun 36123'si ilçe merkezinde, 72544'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 7 belde 63 köy ve 10 mahalleden oluşmaktadır

         Adıyaman Çelikhan Images: 9 Hits: 640 Description: Hitit, Asur, Pers, Makedonya, Selevkos, Roma ve Bizans devletlerinin egemenliği altında kalan Çelikhan bölgesi, Hz. Ömer (r.a) zamanında Arapların eline geçmiş ve Keysun’a bağlanmıştır. 949 yılında tekrar Bizanslılar tarafından alındıysa da 1071 yılında Malazgirt Zaferi’nden sonra Çelikhan yöresi Malatya ve Adıyaman illeriyle beraber Selçukluların eline geçmiştir. 1391-1389 yıllarında Yıldırım Beyazıt komutasındaki Osmanlı Türkleri bu bölgeyi Memlük beylerinin elinden almış ancak bir kaç yıl sonra bölge Timur ordularının egemenliğine girmiştir. 1516 yılında yapılan Koçhisar Savaşı sonunda bölge Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim tarafından Dulkadiroğulları beyliğinden alınarak Osmanlı Devleti’ne katılmıştır.
1839 Tanzimat Fermanı’ndan sonra yapılan adli, askeri ve mülki ıslahat sonunda merkezi Harput olan Mamurat-ül Aziz eyaletine bağlanmıştır. ( Bu tarihte Mamurat-ül Aziz eyaletine bağlı üç sancaktan birini Malatya teşkil etmekteydi.) 1864 yılında vilayetlerin kurulması hakkındaki nizamname ile büyük kadılıklar ilçe, küçük kadılıklar ise bucak müdürlüğü haline getirilince “Ortaköy” adında bir bucak müdürlüğü kurulmuştur. Bu tarihten sonra eski adı Arga olan Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı bir yerleşim birimi konumunu almıştır. 1927 yılına kadar Akçadağ’a bağlı olan Çelikhan, 1927-1931 yılları arasında Koçali Bucak Müdürlüğüne bağlanmıştır. 1931 yılında ise Çelikhan adıyla bir bucak müdürlüğü kurulmuştur.
Çelikhan’ın ilk ismi KOMİŞİR olarak bilinir. Daha sonra bu isim ÇELİKHAN adıyla - Cumhuriyet tarihi itibariyle- değiştirilerek yazılı kaynaklara geçmiştir.
Esas yerleşik halkını HAMKODA, PERTA, SİSA ve TILLA oymakları oluşturmaktadır. Bunun yanında Ankara’nın Haymana ilçesinden KUREYŞ aşiretine bağlı ALUŞA, BIŞAR, HALİLA ve KULA oymakları, Gaziantep’in İslahiye ve Araban İlçesinden gelen HACA oymağı, Adıyaman’nın ova köylerinden gelen HACI MAHMUT oymağı, Yağızatlı (Bistikan ) köyünden gelen 12 aile ile Köseuşağı köyünden gelen birkaç aile de bu yerleşik halka dahil olmuşlardır.
1869 yılında meydana gelen bir depremle bugünkü Merkez Camii civarında çok sayıda evin yıkıldığı, 98 kişinin de hayatını kaybettiği bilinmektedir. Diğer taraftan 1934 yılında halk arasında “Mıtık” adı verilen bulaşıcı, salgın bir hastalığın Çelikhan’da baş göstermesi ile çok sayıda insan ölmüş, çok sayıda aile de civar il ve ilçelere göç etmek zorunda kalmıştır.
Ortaköy Bucak Müdürlüğü Bölgesi’nde o tarihlerde Porga, Bulam, Abdulharap ve Köseuşağı adlarıyla toplam dört köy bulunmaktaydı. Bu durum 1 Haziran 1954 yılına kadar devam etmiştir. 4 Mart 1954 tarih ve 6325 sayılı yeniden 10 ilçe kurulması hakkındaki kanun gereğince 1 Haziran 1954 tarihinde Malatya iline bağlı olarak kurulan Çelikhan ilçesi, daha sonra 14 Haziran 1954 tarih ve 6418 sayılı kanunla Besni, Gerger, Gölbaşı ve Kahta ilçeleriyle birlikte kurulan Adıyaman iline bağlanmıştır

         Adıyaman Gerger Images: 8 Hits: 574 Description: İlin genel tarihine uygun bir karakter taşımakla birlikte coğrafi olarak dağlık bir alanda yer alması ve ulaşım zorlukları nedeniyle bazı farklılıklar gösterir.
Bazı kaynaklara göre M.Ö.VI.Yüzyılın ilk yarısında yaşayan Selevkos Kralı Arsemes, Fırat üzerinde aşağı ARSEMİA adlı bir kent kurmuştur. Bu kent Gerger Kalesi olarak halen bulunmaktadır. Aşağı ARSEMİA KOMMAGENE krallı, zamanında kışlık kent olarak kullanılırdı.
Bu bölge daha sonra Doğu ROMA (Bizans) İmparatorluğunun eline geçmiştir. Bu tarihlerde, halkın geneli Hristiyanlık dininin Gregoryan Mezhebine bağlı olup, Hicri 135 yılında Abbesi halifelerinden Ebu Cafer-el Mansur’un Adıyaman, Kahta ve Samsatla birlikte burayı da fethettiğini görmekteyiz. Bölge bu tarihten sonra İslamlaşmaya başlamıştır. Daha sonra Gerger ve çevresi Abbasilerin zayıflamasıyla HAMDANİLER’in sonra tekrar Bizansın eline geçmiştir. Selçuklular zamanında Gümüştekin 1066 yılında Hısn-ı Mansur’u ele geçirmiş fakat iç karışıklıklardan dolayı geri çekilmiştir.
Selçukluların bölgedeki hakimiyeti 1071 yılında Büyük Selçuklu İmparatoru ALPARSLAN’ın Bizans İmparatoru Romanos Diognes (Romen Diyojen)’i Malazgirt’te uğrattığı büyük yenilgiden sonra kesinleşmiştir.
Bölge, Selçukların yıkılmasından sonra Artukoğullarının eline, onlardan sonra da I. Haçlı Seferi münasebetiyle Haçlıların eline geçmiştir. Zengiler, Artuklular,Frank Kontluğu,Eyyubiler ve daha sonra da Anadolu Selçukluların eline geçmiştir. Baba İshak isyanı nedeniyle Türkiye Selçuklularının zor duruma düşmesini fırsat bilen Moğolların saldırıya geçmesiyle bu bölge de Moğol istilasına maruz kalıp Moğolların eline geçer.
Bu bölgenin daha sonra Memlukluların onlardan sonra da Timurluların eline geçtiğini görmekteyiz. Timurluların çekilmesinden sonra yörenin DULKADİROĞLULARI’nın eline geçtiğini ve uzun süre onların elinde olduğunu görüyoruz. 1515 Turnadağ savaşıyla yöre Osmanlıların eline geçmiştir.
Adıyaman İli ve İlçelerinin sonraki tarihi süreç içerisinde durumu şöyledir; Adıyaman, 1849 yılında sancak haline getirilen Diyarbakır’a bağlanmıştır. 1859 yılında Malatya Sancak olunca Gerger, Malatya’ya bağlanmıştır.
Cumhuriyet dönemine Malatya-Pütürge İlçesine bağlı köy olarak giren Gerger 1 Aralık 1954 yılında İl olan Adıyaman’a bağlanmıştır. İlçe merkezi 1954-1957 yılları arasında halen köy tüzel kişiliğine sahip Güngörmüş köyünde bulunuyorken. 25.06.1957 tarih ve 9642 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 7022 Sayılı Kanunun uygulamasıyla 10 Şubat 1958 yılında İlçe merkezi Budaklı köyü ALDUŞ mezrasına (şimdiki Gerger İlçesi) nakil edilmiştir

         Adıyaman Gölbaşı Images: 9 Hits: 608 Description: Bu gün Gölbaşı İlçesinin Genel durumuna baktığımızda Adıyaman ın Batısında yer alır. Yüz ölçümü 784 Km2 ’dir. Kuzeyinde Malatya, doğusunda Besni ve Tut İlçeleri, güneyinde Gaziantep, batısında Kahramanmaraş İli ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 862 metredir. 1958 yılında 700 nüfusu ile İlçe olan Gölbaşı hızla gelişerek bugün merkez nüfusu 40000’ e ulaşmıştır. Gölbaşı İlçesi Karadeniz ve
Doğu Anadolu Bölgesini , Akdenize bağlayan Devlet Karayolu ile devlet demiryollarının geçtiği bir güzergahta kurulduğundan, Malatya, Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş İllerinin birbirine bağlayan bir kavşak konumundadır

         Adıyaman Kahta Images: 10 Hits: 740 Description: Kâhta adının, nereden geldiği yolunda kaynaklarda pek bilgi olmamakla beraber, tarihte,Orta Asya’da Ötüken ve Karakurum yakınında Kâhta isimli bir kentin varlığı göz önüne alınırsa Kâhta isminin Orta Asya kökenli bir isim olduğu sonucu çıkarılabilir. Bir rivayete göre ise “Kâhta” Persçede “Dağın Eteği” anlamına gelmekte olup, bu adı da eski yerleşim yerinin konumundan dolayı almaktadır.
Kâhta’nın geçmişi sabah medeniyetinin doğuş yeri olan Mezopotamya’ya yakın olması nedeniyle tarih öncesi dönemlere kadar uzanmaktadır. Bulunduğu coğrafî konum nedeniyle tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar sayısız medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Yörede yapılan arkeolojik kazılardan elde edinilen eser ve bulgular ile günümüze intikal eden canlı tarihi bulgular en belirgin kanıtlardır. Paleolitik, neolitik, kalkolitik dönem ve tunç devrine ait elde edilen eserler Adıyaman müzesinde sergilenmektedir. M.Ö. 2000 yıllarında Kommagene Krallığının kuruluşuna kadar (m.ö. 69) Hititler, Mitaniler, Asurlular, Geç Hititliler, Persler, Kummurlar ile makedonyalı büyük İskender’in hakimiyeti ve Doğu Roma imparatorluğun egemenliği hüküm sürmüştür.
M.Ö. 69 yılında kurulan Kommagene krallığı bugün dünyanın sekizinci harikası olarak aday gösterilen Nemrut dağındaki dev heykelleri ve ilçedeki diğer tarihi eserleri bırakmıştır. 142 yıl yörede hüküm süren ve bugünlere intikal eden eserleri bırakan Kommagene krallığı M.S. 72 yılında Roma İmparatorluğu tarafından ortadan kaldırılarak Suriye eyaletine bağlanmıştır.
İlçenin antik çağda ve Bizans döneminde adı bilmemektedir. Orta çağda İslam dünyasının sınır kalelerinden biri olmuştur.
M.S. 670’de Emeviler, 758’de Bizans ve Sasaniler, 926’da Hamdaniler, 1226’da Seçuklular, 1284’e kadar Memlüklüler, Artuklular ve Dulkadiroğulları, 1393’te Timur ve 1516’dan sonra da Osmanlı İmparatorluğu bölgeye hakim olmuştur.
Kâhta şehri şu anda bulunduğu yere Cumhuriyetin ilk yıllarında taşınmış olup daha önce şimdiki Kocahisar ( Eski Kâhta ) köyünün bulunduğu yerde idi. M.Ö. üçüncü yüz yılın ilk yarısında ARSEMES adlı bir kralın bu yörede hakimiyet kurduğu sanılmaktadır. II.Selçukos’un ( M.Ö. 246-225 ) kardeşi Arsemes adındaki bir kralın kendi adıyla anılan iki kent görüyoruz. Bunlardan birincisi eski Kâhta kalesinin karşısındaki yukarı Arsemia’dır. Kâhta kalesi, Selçuklu imparatoru Alparslan’ın Malazgirt zaferi (1071)’ den sonra (1085) Selçuklular tarafından Bizanslılardan alınır. Yöre zaman zaman Malatya Danişmendlileri, Selçuklular ve Artuklular arasında el değiştirir. Kale daha sonra Melik’ul-Mansur tarafından onarılır. (XII.yy.) Bir süre Harput emirliği, Danişmendler ve Selçuklular arsında el değiştirir. Kaleyi daha sonra Sultan Alaeddin Keykubad’ın seraskeri Ceyli Bey zabteder.
Bölgede Selçuklu hakimiyeti başlar. (1226) Kâhta, Baba İshak ayaklanmasında (1240-1241) yağmalanır.
Kâhta kalesinin adı Memlüklüler ile Moğollar arasında geçen savaşlarda sık sık geçer. 1283-1289 yıllarında kale Halep valisi Kara Sungur tarafından alınır. Yeniden tahkim edilir. Daha sonra Osmanlı hakimiyetine geçer. Timur Malatya ve Kâhta’ya kadar olan kaleleri ele geçirince Yıldırım Beyazıd kalelere koyduğu muhafızları kovarak Türkmen’lerden Kara Osman’ı tahta geçirir. Timur’un çekilmesiyle Memlüklüler bölgeye hakim olurlar. (1417-1418) Memlüklülerin hakimiyeti Yavuz Sultan Selim’in bölgeyi ele geçirmesine kadar devam eder.
1516 yılında Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra diğer ilçeler gibi önce Dulkadirli Emaretine, Kanuni zamanında ise sancak merkezi haline getirilen Samsat’a bağlanarak Zülkadiriye eyaleti (Maraş)’ne bağlanır. Kâhta 1531 yılında Malatya’ya, 1349 yılında ise Hısn-ı Mansur’a (Adıyaman) bağlanır. 1859 yılında Malatya sancak olunca Kâhta’da diğer kazalar gibi yeniden Malatya’ya bağlanır. Bu durum Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına kadar devam eder. 1859 yılında Kâhta’da bir Abdal ayaklanırsa da ayaklanma bastırılır.
Milli mücadele döneminde M. Kemal’i yakalamak ve etkisiz hale getirmek için görevlendiren Ali Galib Malatya’da sıkıştırılınca Kâhta’ya gelir. Beraberindeki zatlarla Hacı Bedir Bey’e misafir olur. Hacı Bedir Bey’den umduğu desteği bulamayınca da 15.9.1919 günü Kâhta’dan Urfa’ya oradan da Halep’e kaçar.
Kâhta cumhuriyet döneminde Malatya’ya bağlı bir ilçe olarak eski durumunu muhafaza eder.
Cumhuriyetin ilk yıllarında yer değiştirerek eski Kâhta’dan 26 k.m. güneyindeki şimdiki yerine taşınır

         Adıyaman Samsat Images: 3 Hits: 433 Description: Eski adı Samusata - Sumaysat olan Samsat yörede tarihi en eski olan yerleşim yerlerinden birisidir. Bazı kaynaklardan M.Ö 6000 yılında Orta Asya’dan gelen Türklerden Prohititler tarafından kurulduğu belirtilmektedir. Fırat’ın batı ve doğu kesimleri arasında en elverişli geçit yerinde bulunduğundan Samsat tarih boyunca önem kazanmıştır.
Sümerler zamanında Semizata adı verilen Samsat’ ın demir çağında Hitit Krallığının merkezi olduğu sanılmaktadır. Bölge M.Ö. 708 II. Sargon tarafından zapt edilerek Asur’ a bağlı bir eyalet durumuna gelir.
M.Ö. 605 yılında Babiller’in eline geçer. Daha sonra sırasıyla Medlerin, Perslerin (M.Ö. 553), Mekadonya Krallığının (M.Ö. 333) ve Selevkos’ ların hakimiyeti altına girer.
Samsat M.Ö. 69’da Kommagene Krallığının merkezi olur. Kommagene Kralları Antichos sanıyla anılır. 150 yıllık süre içinde 4 kral tahta geçti. Bunlardan Kral Antichos III’ nün Romalılara yenilgisi üzerine Kommagene Devletinin egemenliği sona erdi. M.S. 72 yılında bir Roma eyaleti haline getirilen Samsat bir ilim merkezi olur.
Ünlü bilgin Lukianus bu dönemde Samsat’ta doğar.
Bu arada birkaç kez Perslerle Romalılar arasında el değiştirir. M.S. 271’de tekrar Romalıların eline geçer. Bu dönemde nüfusu 50.000’i geçer.

Daha sonra Bizans’ın ve sonrada Arapların eline geçer. Samsat’a Hz. Ömer zamanında Şimşat, Şümişat denir. 1085’te Melikşah 1114’de Zenginler 1180’de Selahattin Eyyubi 1203’de Anadolu Selçuklularından Rüknettin süleyman II Samsat’a hakim olur. 1237’de Harzemşahlar tarafından yağma edilen Samsat 1240’da Moğol İmparatoru Hülagü Han tarafından sonrada Dulkadiroğulları tarafından istila edilir.
1392’de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı devletine bağlanır. 1401’de Timur tarafından tahrip edilir. 1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından tekrar Osmanlılara katılır. Osmanlı yönetiminde eski önemini kaybeder ve sancak merkezi olur.
Gittikçe küçülen Samsat, Cumhuriyetin kurulmasıyla bucak merkezi olur, 1960’da ilçe merkezi haline getirilir ve Adıyaman iline bağlanır

         Adıyaman Sincik Images: 4 Hits: 520 Description: Adını yabanî iğde ağacından alan Sincik, Adıyaman’ın kuzeydoğusunda yer alan 6 bin merkez nüfuslu şirin bir ilçedir. 364 km. yüzölçümüne sahip olan Sincik, batıda Çelikhan, doğuda Nemrut, kuzeydoğuda Pötürge, güneyde ve güneydoğuda Kâhta, kuzeyde ise Malatya ile komşudur.
Sincik’in tarihiyle ilgili fazla kaynak olmayıp, tarihi eserler bakımından kısıtlı bir yerdir. İlçe merkezinde tarihi kalıntılara rastlamıyoruz. Bu da Sincik merkezinin yerleşim yerinin eski tarihlere dayanmadığını gösteriyor. Ancak Sincik’in güneyinde bulunan Fatih mahallesinin tarihi çok eski zamanlara dayanıyor. Tarihi Derik kalesinin burada bulunması bunun göstergesidir.
M.Ö. 69-M.S.72 bu yörede kurulan Kommagene krallığı zamanında, Sincik’te LOCATENA şehri kurulmuştur. Bu şehrin kurulduğu yer, Derik kalesinin bulunduğu yer olan şimdiki Fatih mahallesidir. LOCATENA (Kaşkün) şehri Kommagene İmparatoru I. Antiokhos (M.Ö.69-36) zamanını gösteren bir haritada geçmektedir.
Kommagene İmparatorluğundan sonra Sincik ve çevresine Roma İmparatorluğu, ardından da Bizans İmparatorluğu hakim olmuştur. (M.S.72-638) Sincik’te bulunan Derik kalesi’nin bu devirde yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Müslüman Araplar Bizans’la yaptıkları savaş sonucunda, Anadolu’nun bir kısmına hakim oldular. Sincik’te o sıralarda Araplar’ın hakimiyetine geçmiştir. Daha sonra Artuklular, Zengiler, Memluklar, Dulkadiroğulları bu yöreye hakim olmuşlar.Timur zamanında da Malatya, Adıyaman ve Kahta ile birlikte Sincik’te Timur’un hakimiyetinde bulunmuştur.
Görüldüğü gibi, Osmanlıların hakimiyetine kadar, Sincik birçok devlet tarafından el değiştirmiştir. Nihayet, Yavuz Sultan Selim tarafından Güneydoğuda birçok yerle birlikte Sincik de Osmanlı Devletinin hakimiyetine geçmiştir.
1325 m rakımlı Sincik, dağlık bir arazi yapısına sahip olup Güneydoğu Toros dağlarının güney kesimindeki dağ ve tepelerden oluşmaktadır. Dağların yüksekliği, güneyden kuzeye gidildikçe artmaktadır. Dağlık arazi yapısı ulaşımı da olumsuz yönde etkilemektedir.
Sincik’in merkezinde bir akarsu olmamakla birlikte bağlı köylerde Kıran Çayı, Aksu Çayı ve Yarpuzlu(Birimşe) Çayı geçmektedir. Bunlardan Aksu Çayı, Malatya ile Sincik sınırında yer almaktadır. Yarpuzlu ve Kıran Çayları ise Kahta Çayının birer koludur.
Bozkır iklimi özelliklerinin görüldüğü İlçemizde, kışlar çok soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise sıcak ve kurak geçer. Yaz aylarının sıcak geçmesine rağmen Adıyaman’ın diğer ilçeleriyle karşılaştırıldığında , Sincik’in daha serin olduğu görülmektedir. Sincik’te yayla ikliminin baskın olması halkın sağlığını olumlu yönde etkilemektedir. Hava, gürültü ve trafik kirliliğinin olmaması insan sağlığı açısından en uygun ekosistemi oluşturmaktadır.
Dışarıya göç veren bir ilçe olan Sincik ekonomisinin %90’ı tarıma dayanmakla birlikte merkezde tarım ve hayvancılıkta çalışanların payı % 47.3’tür. Yörenin çok engebeli olması, suyun az olması tarımı olumsuz yönde etkilemektedir. Halkın büyük bir çoğunluğu mevsimlik işlerde çalışarak geçimini sağlamaktadır.
Sincik’te eğitim ve öğretim yakın zamana kadar çok geri olmasına rağmen son yıllarda eğitimde büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Üniversite mezunu oranı hızla artmaktadır. 8 yıllık kesintisiz eğitimle birlikte okullaşma oranı %90’lara varmıştır. Sincik’teki yaygın eğitim hizmetleri, Halk Eğitim Müdürlüğünce yürütülmektedir.
7 mahalle, 23 köy, 64 mezra ve bir beldeden oluşan Sincik, dağınık bir yerleşime sahiptir. İlçe merkezinde Onur Mahallesi ve Karaman mahallesi bulunmaktadır. Mahmutoğlu ve Ayengin mahalleleri ilçe merkezine yakın olan diğer mahallelerdir. Fatih mahallesi ve Cumhuriyet mahallesi nispeten uzak olmalarına rağmen ulaşım kolaylıkla sağlanmaktadır. İlçe merkezine en uzak mahalle 18 km mesafeyle Zeynel Aslan mahallesidir.
Sincik’e bağlı İnlice Beldesinin merkeze uzaklığı 32 km’dir

         Adıyaman Tut Images: 6 Hits: 503 Description: Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, Adıyaman İline bağlı bir ilçe olan Tut ilçesi, kuzeyinde Malatya İlinin Doğanşehir İlçesi, doğusunda Adıyaman, batısında Gölbaşı ve güneyinde de Besni İlçesi ile çevrilidir.
İlçe toprakları Torosların uzantısı olan Güneydoğu Torosların eteklerinde, Akdağ’ın Güneyinde yer almaktadır. İlçe toprakları dağlık ve engebeli arazi yapısına sahiptir.
İlçenin en büyük akarsuyu Göksu çayı Çiftlik, Havutlu, Boyundere, Yaylımlı, Köseli ve Öğütlü köylerinin arazilerini sulayarak Fırat’a dökülür. Adıyaman Merkez İlçe ile Tut İlçe sınırlarını çizen Şebker Çayı da Mestikeloğlu, Köseli ve Muş (Pınarbaşı) yerleşim birimlerinin arazilerini sulayarak Göksu’ya ulaşmaktadır. Kemolar ve Yaylımlı arazilerini sulayan Şovak çayı Göksu’nun diğer bir koludur. Fırat Nehri’nin kolu olan Göksu Irmağı, İlçe Merkezinin Güneyinden geçmektedir.
Deniz seviyesinden 1.050 m. yükseklikteki ilçenin yüzölçümü 320 km2 olup, 2000 Yılı Genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 15.784'tür.
İlçenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarıma elverişli arazilerin azlığından ve ilkel üretim metotlarının kullanılmasından dolayı büyük bir gelir elde edilememektedir. İlçede eskiden beri ev tezgahlarında dokunan Tut Bezi, bugün halen üretilmektedir. Ayrıca İlçede teşvikli yapılan besi ve süt sığırcılığı işletmelerinin yanı sıra, çiftçilerinde kendi imkanlarıyla yaptığı 5 ile 50 baş arasında yaklaşık 40 adet sığırcılık işletmesi vardır.
Tut, Kaşlıca köyünün yerine kurulmuş ve burada Türklerle Rumlar beraber yaşamışlardır. Türkler çıkan bir anlaşmazlık sonucunda ayrılarak şimdiki yere taşınmışlardır. Ernişdere isminde bir kale, İlçenin batısında yer alan Sürmene ev kalıntıları, yatak yerleri ve mezarlar vardır. Ernişdere'de, derenin sarp yerlerinde görülen su arkı ile Tut’ dan Kaşlıca’ya doğru uzanan Gül Harığı yörenin zamanında oldukça kalabalık olduğunu gösterir. Tut Merkezinde bulunan 2 camiden birisinin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir.
Tut İlçesinin Çamlıca Mahallesinde yer alan tarihi Vijne Köprüsü, bugünde ayakta kalan görkemli yapısıyla eski dönemlerin kervan katarlarına uzun dönem hizmet vermiştir. Göksu üzerinde halen görülmeye değer bir tarihi eser olarak duran bu köprüye, benzer iki adet köprünün önceki yıllarda sel ve doğal nedenlerle yıkıldığı bilinmektedir.
Tut İlçesi Adıyaman İlinin Besni İlçesinden ayrılarak 1990 yılında Adıyaman’a bağlı İlçe konumuna getirilmiştir

     Afyon Images: 29 Hits: 596 Description: Afyonkarahisar ilinin bulunduğu toprakları ilkin Hitit İmparatorluğu'nun sınırları içinde görüyoruz. Sonra Frig ve Lidya'lılara geçen bölge, M.Ö.6. Yüzyılda tüm Anadolu ile birlikte Pers egemenliğine geçiyor. Büyük İskender ile Makedonya İmparatorluğuna katılan topraklar, onun ölümünden sonra parçalanıyor. İskender'in generalleri Anadolu'ya paylaşmak için savaşa girişiyorlar.

Bundan sonra Afyonkarahisar topraklarında Selevkos ve Bergama Krallığı hüküm sürmekte. Roma İmparatoru I.Kanstantin zamanında, yöre Roma'ya bağlanıp halkı Hıristiyanlaştırılmaya çalışılıyor. Roma'nın ikiye ayrılmasından sonraki dönemde bölgeyi Bizans'ın egemenliğinde buluyoruz. M.S. 5. Yüzyılda Bizans İmparatoru Zenon, Afyonkarahisar yöresinde, Sasani'lerle savaşa tutuşuyor. 7. Yüzyılda Müslümanlığın birleştirdiği Arapların gözü Bizans'ın başkenti İstanbul'da. Bizans başkenti almak için yola çıkan Araplar, 739 yılında Afyonkarahisar kapılarına kadar geliyorlar. İslam inanışına göre; Battal Gazi, Bizans'la yapılan bu savaşlar sırasında şehit düşmüştür.

1071 zaferinden sonra Anadolu Türklere açılmış, Kutalmış oğlu Süleyman Şah emrindeki Türkler, tüm Batı Anadolu'yla birlikte Afyonkarahisar yöresini de fethetmişlerdir. Bizansı korumak ve kutsal toprakları geri almak isteyen Batı devletlerinin orduları, I. Haçlı seferiyle kısa bir süre yeniden Türklere katılması Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat dönemine rastlar. Keykubat, Afyonkarahisar'a ayrı bir değer vermiş, kenti onarttırıp, kalesini yeniden düzenletmiştir.
13. yüzyılın sonlarına doğru Afyonkarahisar, Türk beylikleri arasında güçlü bir durumda bulunan Germiyanoğulları'nın buyruğuna girmiştir. Yıldırım Beyazıt'ın 1390 yılında Osmanlı topraklarına kattığı Afyonkarahisar, O'nun 1402'de Timur'a yenilmesinden sonra yeniden Germiyanoğullarına verildi. Osmanlıların kısa sürede kendilerini toparlayıp, güçlenmeleri Germiyanoğulları'nın barışçıl yollar aramasına neden oldu. Devrim Sultan, Osmanlı sarayına gelin verildi. Germiyanoğlu 2. Yakup'un ölümünden sonra da, bu beyliğin tüm topraklarıyla birlikte Afyonkarahisar da Osmanlılara katıldı. O yıllarda adı Karahisar-ı Sahip olan Afyonkarahisar ve yöresi, İmparatorluğun 14 sancağından biri durumuna girdi. Anadolu beylerbeyliğine bağlı olan sancağın merkezi Kütahya idi. Tanzimattan sonra Hüdavendigar Valiliği kurulunca beş sancakla birlikte Afyonkarahisar'da bu merkeze bağlandı. 1971'edeğin Bursa'ya bağlı mutasarrıflık olan Afyonkarahisar, bu tarihte, bağımsız mutasarrıflığa dönüştürüldü.

XVII. yüzyılda Celali isyanları, 1833 yılında Kavalalı Mehmet Ali Paşa istilasıyla kara günler yaşayan Afyonkarahisar, en karanlık günleri 1921'deki I. Dünya Savaşı sonuyla, Kurtuluş Savaşı sonu arasında yaşadı. I. Dünya Savaşı sonrasında bütün Batı Anadolu kentleri gibi Afyonkarahisar da Yunanistan tarafından istila edildi. 28 Mart 1921'de kente giren Yunan birlikleri bilinemeyen bir nedenle 10 gün sonra çıkıp gittiler. 13 Temmuz 1921'de yeniden girdikleri kentte 1 yıl 1 ay 25 gün kaldılar. Afyonkarahisar, Büyük taarruzun ikinci günü 27 Agustos 1922'de düşman işgalinden kurtuldu. İşgal sırasında harabeye çevrilen kent, bozguna uğramış düşman ordular tarafından iyice yakılıp, yıkıldı. Büyük Taarruzun en büyük savaşları Afyonkarahisar ve Kütahya illerinin sınırlarında yapılmıştır. Mustafa Kemal'in yönettiği, Kocatepe Savaşı olarak bilinen ve Türk ordularına zaferi müjdeleyen, ünlü savaş da Afyonkarahisar ili sınırları içinde gerçekleştirildi. Türklerin 1. ordusuyla 2. ordusu arasında sıkıştırılan düşman birlikleri burada yok edildiler. Bu nedenle Afyonkarahisar, Kurtuluş Savaşımızın simgesi olmuş kentlerimizden biridir

         Afyon Bolvadin Images: 3 Hits: 452 Description: Bolvadin, 31 derece 2 dakika doğu meridyeni ile 38 derece 43 dakika kuzey paralelinin kesiştiği noktada, derin ve uzun bir alüvyon ova üzerine kurulmuştur. Ege bölgesinin İç Batı Anadolu kesminde yer alan Bolvadin güneyden Sultandağları, kuzeydoğudan Emirdağları ile çevrilidir. Ulaşım açısından İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerini birbirine bağlayan kilit noktadadır. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1016 metre ve yüzölçümü 1108 km2 dir. Afyon yüzölçümünün %12.84' ünü oluşturur. 2000 nüfus sayımına göre ilçe merkez nüfusu 52398'dir.
Bolvadin'in arazileri genellikle ovadır. İlçenin yüzölçümünün ortalama %40'ı tarımsal saha olup büyük bir kısmında tahıl üretilmekte, ikinci sırayı meyvelik, bağ ve bahçe sahaları almaktadır. İlçenin dağlarında sarı meşe, ardıç ve çam ormanları vardır.
Bolvadin iklim bakımından İç Anadolu Bölgesi ile Ege Bölgesi arasında yer aldığından, zaman zaman karasal, zaman zaman ılıman hava kütlelerinin tesiri altında kalmaktadır. Genel olarak yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçmektedir.
Bolvadin yeraltı suları bakımından zengin bir kuşakta yer almasına rağmen akarsular bakımından fakirdir. Bölgedeki tek akarsu Ahır Dağlarından doğup, Bolvadin'in güneyinden geçerek Eber Gölüne dökülen Akarçay'dır. Üzerinde Altıgöz, Develi, Kırkgöz ile Sırt köprüsü gibi köprüler vardır

         Afyon Çay Images: 4 Hits: 408 Description: Afyon-Konya karayolu üzerinde, il merkezine 48 km uzaklıkta bulunan ilçemiz, 1958 yılında kurulmuştur. Eber Gölü, Karamık sazlığı arasında Sultan dağlarına yaslanmış yeşillikler içinde şirin bir ilçemizdir.
İlk kuruluşuna ait bilgi ve belgelerine henüz rastlanmayan Çay ilçesinin geçmişi milâttan önceye dayanmaktadır. Eski Tunç Çağına kadar uzanan tarihi içinde Mısır, Suriye, Trakya krallarının birleşik ordusu ile Gelene kralı Antigon arasındaki İpsos meydan savaşına(M.Ö. 301) ev sahipliği yapmasıyla ünlenmiş, doğu-batı, kuzey-güney doğrultulu antik yolların kavşak noktası olmuştur.
Selçuklu Türklerinin Anadolu'yu fethi sırasında Bekçioğlu Emir Afşin, Orta Anadolu'da Amerra(Emirdağ) önlerine kadar gelmiştir. Bölgenin ne şekilde kimler tarafından fethedildiğini bildiren kayıtlar olmamasına rağmen, Emir Ahmet Şah, Emir Sanduk ve Dolathankuvvetleri tarafından fethedildiği sanılmaktadır .
Haçlı savaşları sırasında Haçlı ordularınca tahrip edilen şehre, 1155 yıllarında Selçuklu Devleti tarafından Oğuz Türkleri yerleştirilmiş, adı da "Çay Değirmeni" olarak değiştirilmiştir. Selçuklu Sultanı III. Gıyasettin Keyhüsrev öldükten sonra bölge, önce Eşrefoğullarına ve Sahipataoğullarına, daha sonra ise Germiyanoğullarına geçmiştir. Germiyan Beyi I. Yakup samimi bir Osmanlı dostu olup, beyliğini vasiyet yoluyla II. Murat'a bırakmış ve böylece Osmanlıların eline geçmiştir.
2 Nisan 1921 günü Yunan ordusunca işgal edien Çay ilçemiz, bir gün sonra, 3 Nisan 1921 günü ordumuzca geri alınmıştır. Daha sonra 21 Ağustos 1921 günü Yunan ordusunca ikinci kez işgal edilen ilçemiz, 35 gün sonra şanlı ordumuzca 24 Eylül 1921 günü tekrar kurtarılmıştır.
İç Ege bölgesinde; Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği güzergâh üzerinde yer alan Çay ilçesi, bağlı olduğu Afyon ilinin doğusunda, Sultandağlarının kuzey eteklerinde kurulmuştur. İdarî sınırlar olarak doğuda Sultandağı, güneyde Yalvaç, batıda Şuhut ve Afyon, kuzeyde Bolvadin'le çevrilidir

         Afyon Dazkırı Images: 1 Hits: 250 Description: Afyonkarahisar-Denizli karayolu üzerinde il merkezine 140 km mesafededir. İlçemiz 1959 yılında ilçe olmuştur. İlçemiz kök boyalı halı dokuma ve satış reyonlarıyla dünya çapında üne kavuşmuştur.
Dazkırı ilçe merkezinin bugünkü sakinleri, Anadolu Selçukluları zamanında, "Tataroğulları" adıyla bilinen Kızılırmak boylarından gelenlerin ve daha sonraları Adana havalisinden gelerek yerleşen "Farşa" aşiretinin mensuplarıdır.
Dazkırı'nın ismi o zamanlar "Apa" olarak adlandırılmıştır. Sonradan, bu isimlerin çokluğu ve "Polatlı" adıyla karıştığı gerekçesiyle "Dazkırı" olarak değiştirilmiştir. İlçede, eski devirlerde Lidyalılar, Hititler, Eski Yunanlılar, Romalılar ve Bizanslılar hakimiyet kurmuşlardır. Bugün meydana çıkan eserlerde bu milletlere ait pek çok tarihî eserler bulunmaktadır.
İlçe, güneydoğusundan, Dinar ve Evciler ilçeleri, güneyinden Başmakçı, güneybatısından Denizli/Çardak ilçesi ve Maymun dağlarıyla çevrilidir. İlçe merkezi, 1 belde ve 15 köyden teşekkül etmiştir. Köylerin 8 adedi ovalık kesiminde, 7 adedi de orman sahası içerisinde yerleşmiştir. İlçede elektriksiz köy bulunmamaktadır. İlçenin yüzölçümü 570 km² olup, rakımı 832 m'dir. Bölge genellikle düzgün olup, ilçe arazisi doğudan batıya uzanan geniş bir vadidir. Bu vadi içerisinde Küçük yayla, Boztepeler bulunmaktadır. Bölgenin sınırları içerisinde Acıgöl mevcut olup, genel yüzölçümü 41,5 km²'dir. Bunun 20 km²'si Başmakçı ve Dazkırı ilçe sınırları içerisindedir. Ortalama derinliği 150-210 cm arasındadır.
Bölgenin iklimi yazları kurak ve sıcak, sonbaharda ılık ve yağışlıdır. Kışları az miktarda kar yağmakta ise de genellikle yağışlıdır.
İlçemizin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 14.453'tür. Bu nüfusun 6.583'ü ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçe nüfusunun 14-44 yaş grubunda, okuma-yazma bilmeyenlerin oranı % 2, okuma-yazma bilenlerin oranı ise % 98'dir.
İlçe merkezi ve köylerinde toplam 12 ilköğretim okulu, 5 adet ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda toplam 2351 öğrenciye, 150 öğretmenle eğitim hizmeti verilmektedir. İlçemizde 1 Öğretmen Evi vardır. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından nakış, kilimcilik, meyvecilik, kalorifer ve bilgisayar kursları açılarak halkın ihtiyaçlarına cevap verilmektedir

         Afyon Emirdağ Images: 4 Hits: 245 Description: Ege Bölgesi'nde, Afyon İline bağlı bir ilçe olan Emirdağ, kuzeyinde Eskişehir, doğuda Konya, güneydoğuda Sultandağı, güneyde Bolvadin, batıda da bayat ilçeleri ile çevrilidir.
İçbatı Anadolu Eşiği'nde yer alan ilçe topraklarının yüzey şekilleri dağlar ve platolardan oluşmuştur. İlçenin güneyini Emir Dağı engebelendirir. Kuzey ve doğu kesimlerinde de eşik alanları yer almaktadır. Doğuda oldukça geniş ovası yer almaktadır. Arazi yapısı tarıma elverişlidir. Emir Dağı'nın Dandindere kesimindeki orman arazisi 1984'te tabiatı koruma alanı olarak ilan edilmiştir. Bu alan doğal olarak yetişmiş saf Toros sediri ormanlarının kuzey sınırını oluşturmaktadır.
İlçe topraklarının sularını Emir dağı'nın kuzey yamaçlarından kaynaklanarak Sakarya Irmağı'na katılan küçük akarsular toplar. Afyon'un 70 km kuzeydoğusunda kurulmuş olan ilçenin yüzölçümü 2.168 km2, 2000 Yıolı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu 47.396'dır

         Afyon ihsaniye Images: 0 Hits: 207 Description: Afyonkarahisar'ın 35 km kuzeyinde tabiat ve tarihin en cömert davrandığı ilçelerimizden biridir.1959 yılında ilçe olmuştur. Meşe, çam, ardıç ormanları ve koruluklarla çevrilidir. Gazlıgöl kaplıcası ve içmeleri, Frig Kaya Anıtları, Roma-Bizans kaya yerleşimleri, mezar odaları, peribacaları ve yaylaları ilgi odaklarından bazılarıdır.
İlçenin köklü bir mazisi vardır. Eski medeniyetlere beşiklik etmesi onun tarihî çehresini güzelleştirmektedir.
İhsaniye'nin vaktiyle Hitit İmparatorluğu sınırları içerisinde bulunduğuna dair elde bazı belgeler mevcuttur. Hitit İmparatorluğu'nu ortadan kaldıran Frigyalıların eski yapıların da İhsaniye sınırları içerisinde rastlanmaktadır. Ayazin, Kayıhan yerleşim birimleri Kapıkayalar, Aslantaş, Maltaş ve Yılantaş gibi Göynüş Vadisi'ndeki yerler, mezar oldukları sanılan tarihî kalıntılar Frigler dönemine aittir. Ayrıca tabiat harikası kütleler ve peribacalarının süslediği Frig bölgesi diye anılan saha bu yörenin Frigler zamanının önemli bir yerleşim bölgesi olduğunu gösterir. Bölge Pers, Helen, Roma ve Bizanslıların, daha sonra Selçukluların ve Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. Bu medeniyetlerden günümüze kadar yaşayabilen eserlere rastlanmaktadır.
Anadolu'nun 1071 Malazgirt Meydan Savaşı'ndan sonra Türklerin yerleşimine açılması sonucunda bazı Türk boylarına mensup kafilelerin bu bölgeye yerleştikleri sanılmaktadır. Döğer ve Alanlı bölgelerinin Oğuz Türkleri tarafından 1085 yıllarında iskân edildiği tahmin edilmektedir. Döğer ve Anıtkaya yerleşim bölgelerinde Germiyanoğullarından kalan kervansarayların mevcut oluşu ilçenin bir yol kavşağı ve konaklama yeri olduğunun kuvvetli delilleridir.
İhsaniye 13 Temmuz 1921'de Yunanlılar tarafından işgal edilmiş ve tam13 ay 14 gün düşman zulmü altında kalmıştır. Millî Kurtuluş Savaşımız sırasında 22 Ağustos 1922'de düşman istilâsından kurtulmuştur.
İhsaniye, mevkii olarak Orta Anadolu ve Batı Anadolu bölgeleri arasındadır. Doğudan İscehisar, batıdan kısmen Kütahya ve Altıntaş, kuzeyden Seyitgazi ve kısmen Kütahya, güneyden Afyonkarahisar ile çevrilidir. Yüzölçümü 888 km2'dir. İlçe genel görünümü itibariyle yayla karakterini göstermektedir. Rakımı 1093 metredir.
İlçe, denizlerden uzak ve dağlarla çevrili olduğu için tipik bir kara iklimine sahiptir. Genellikle kışları soğuk, yaz mevsimi kısa ve sıcak geçer.
Bölgedeki akarsular, Emre Gölü'nün beslendiği Döğer Çayı ile Üçler Kayası köyünün yakınından geçen Balıklıpınar ve Eğret'ten çıkan Cumalı çaylarıdır.
İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 34.224'dir.Bunun 5.095'i ilçe merkezinde yaşamaktadır.
İlçe sahip olduğu eğitim-öğretim kadrosu ve öğrenci potansiyeliyle oldukça iyi durumdadır. İlçe ve çevresinde eğitim-öğretim halen 31 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okuluyla yapılmaktadır. Toplam 5107 öğrenciye 72 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca ilçemizde Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü halkımızın istekleri doğrultusunda bilgi ve becerileri arttırıcı kurslar açarak hizmet vermektedir.
Merkez ile çevre yerleşim bölgelerinde 6 Sağlık Ocağı, 5 Sağlık Evi ve 1 Sağlık Meslek lisesi bulunmaktadır.
İlçe spor faaliyetleri bakımından vasat bir seviyededir. İlçede 3 semt sahası ve 5 spor kulübü mevcuttur. Ayrıca 500 kişi kapasiteli, 1 kapalı spor salonu vardır.
İlçe ekonomisi; hayvancılık, besicilik, tarım ve az da olsa ticarete dayanmaktadır. Sanayi olarak dünyaca ünlü Kızılay Madensuyu ve Yıldız Madensuyu İşletmesi ve özel sektöre ait 2 adet un fabrikası bulunmaktadır.
Gazlıgöl kaplıcası İhsaniye ilçesi sınırları içerisinde, Afyonkarahisar'a 25 km uzaklıktadır. Afyonkarahisar Belediyesince işletilmektedir. İklim karasal olduğu için halkımız elverişli olan yerlerde hayvancılığa yönelmiştir. İklime uygun olarak ilçe çapında çoğunlukla tahıl ürünleri yetiştirilmektedir. Aileler, genel olarak kendi ihtiyaçlarına yönelik sebze ve meyve üretimi yapmaktadırlar

         Afyon Sandıklı Images: 4 Hits: 260 Description: İl merkezine 60 km uzaklıktadır. Antalya-Denizli karayolu ve İzmir-Ankara-İstanbul demiryolu hattı üzerinde kurulmuş önemli yerleşim merkezlerindendir. Sandıklı 1924 yılında ilçe olmuştur. Kaplıcası ve leblebisi ile tanınmaktadır.
İlçenin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, Frigyalılar döneminde kurulduğu, yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır.Sandıklı bölgesinin en büyük yerleşim yeri Kussar-Kussor idi. Bu şehir, Hititlerin başşehri olarak bilinen Hattuşaş ayarında bir şehirdi. Bu durum Oxford Üniversitesinden Arkeolog Miss.Winifert Lamb tarafından Kussar (Kusura köyü) Höyüğünde yapılan kazılardan anlaşılmıştır.
47 köy mevcuttur.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 87.982'dir. Bunun 43.791'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 1036 km²'dir

         Afyon Sultandağı Images: 5 Hits: 299 Description: Afyonkarahisar-Konya karayolunun 68.km'sinde Sultandağlarının eteğinde kurulmuş Sultandağı, 1958 yılında ilçe olmuştur. Bakır Devrinde kurulmuş olan Sultandağı çok eski bir maziye sahiptir. Bizanslılar ve Selçuklular zamanına kadar batı ve doğunun yol uğrağıdır. Ayrıca Anadolu-Bağdat İpek Yolu'nun Sultandağı'ndan geçmesi de ticarî bir önem kazanmıştır. Sultandağı yerleşim olarak Ege bölgesi ile İç Anadolu bölgesinin kesişim noktasına yakın bir alandadır. Esas yeri, Göller Bölgesi olarak adlandırılan alanın kuzeyinde Eber-Akşehir Gölleri ile Batı Torosların İç Anadolu'daki uzantısı olan Sultandağı'nın eteklerinde yer almaktadır. Kuzeyinde Bolvadin, güneyinde Isparta ili Yalvaç ilçesi, doğusunda Konya ili Akşehir ilçesi, batısında ise Çay ile sınır komşusudur. Denizden yüksekliği 1020 metredir. İlçemizde kışlar soğuk ve karlı, yazları ise sıcak ve kurak geçer. İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 22.625'dir. Bunun 7.207'sı ilçe merkezinde, 15.418'i kasaba ve köylerinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 983 km²'dir.
İlçede 12 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Toplam 2.655 öğrenciye 174 öğret-menle eğitim verilmektedir. Ayrıca ilçede 1 Meslek Yüksekokulu olup, 242 öğrenciye 4 öğretim görevlisiyle eğitim hizmeti verilmektedir. İlçede, 25 yataklı 1 Devlet Hastahanesi, 7 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi ve 1 Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır. Devlet Hastahanesi 25 yataklıdır. Çevre sağlık hizmetleri sağlık ocakları tarafından yürütülmektedir. Merkez ve kasabalarımızda halk kütüphaneleri mevcuttur.
İlçede 2 semt sahası ve 2 spor kulübü vardır. Sultandağlarının etekleri ile demiryolu ve Akşehir Gölü arasında kalan sulanabilir alanlarında meyvecilik, ilçenin diğer bölümlerinde ise hububat ve hayvancılık yapılmaktadır. Sanayi ve el sanatları pek gelişmemiştir. İlçemizin kuzeyinde bulunan dağlık ve kırsal alandaki halkın geçim kaynağı çok zor şartlarda yapılan kuru tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır(Göç olayının en hızlı olduğu yerleşim birimleri de bu alanlardadır).
İlçenin sulanabilir arazileri üzerinde ise meyvecilik önde gelmektedir. Kiraz, vişne, elma üretimi ilçe ekonomisinin temelini oluşturmaktadır. Kiraz üretiminin %80'i ihracata gitmekte olup, elma ve vişne daha ziyade iç piyasaya sürülmekte, kalan kısmı da ilçede bulunan Morello ve Konkav Kovala meyve suyu ve konservecilik fabrikalarında değerlendirilmektedir. Napolyon kirazı, Fransa, Hollanda, İngiltere, Almanya ve Belçika'ya ihraç edilmektedir.
Ekilebilir arazi 18.260, nadasa bırakılan 12.630, meyvelikler 33.156, sebzelik arazi ise 22 hektardır. Buna bağ sahası da eklenince tarıma elverişli arazi toplamı 35.579 hektardır. Çayır ve mera alanı 14.967, tarım dışı arazi 7.477 hektardır. İlçemizde meyveciliğin yanında daha çok buğday, arpa, mercimek, fasülye, haşhaş, nohut ve kimyon üretimi yapılmaktadır. Hayvancılık olarak koyun, kıl keçisi, sığır, tavuk ve arıcılık yapılmaktadır. İlçemizin toplam ormanlık ve fundalık alanı 17.817 hektardır. Dort Deresi Asmalı mevkiindeki orman sahasında Geyik Üretim Merkezi bulunmaktadır. Bu geyik üretim merkezinde geyikler koruma altındadır. Dort ve Dereçine Derelerinde erozyon kontrolü çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca Dort deresi, Sultandağı merkez, Karapınar Üçkuyu kasabasında orman içi ağaçlandırma çalışmaları yapılmaktadır. Meyve bahçeleriyle ünlü ilçenin sınırları içerisine giren Eber ve Akşehir Gölleri, Taşköprü, Çiğdem düzü, Asmalı gibi mesire yerleri, Sahipata Kervansarayı ve Hamamı, Lâleli Çeşmesi, Buzluk Mağarası, Dort Deresi ve manastır başlıca gezip görülecek yerlerdir. Fındık ormanlarıyla kaplı Balaban, Dumra, Küçük ve Büyük Kirazlı yaylaları ise yayla turizmine elverişlidir

         Afyon Şuhut Images: 1 Hits: 193 Description: İç Ege bölgesinin en doğusunda yer alan Şuhut'un il merkezine uzaklığı 29 km'dir. Şuhut 1946 yılında ilçe olmuştur. Şuhut "keşkek" yemeğiyle ünlüdür. Önemli bir et ve patates üretim merkezidir. İlçenin tarihinin Neolitik çağa kadar uzandığı Şuhut Hisar, Karaadilli, Kepirtepe Höyüğü'nün bu çağa ait eserler olduğu tahmin edilmektedir.
Coğrafî bölge olarak İç Ege bölgesinin en doğusunda yer alan Şuhut, Afyonkarahisar'ın güneyindedir. Batı Anadolu'yu İç Anadolu'ya bağlayan eşik arazi üzerinde olup, 1151 m rakımıyla Afyonkarahisar'un en yüksek yerleşim merkezlerinden biridir. İlçenin kuzeyinde Afyonkarahisar ili, batısında Dinar, Sandıklı, Sincanlı ilçeleri, doğusunda Çay, güneyinde ise Isparta ilinin Yalvaç ve Senirkent ilçeleriyle çevrilidir. 1 Merkez ve 6 Belde Belediyesi ile 31 köyü mevcuttur.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 63.137'dir. Bunun 13.862'si ilçe merkezinde, 49.275'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 983 km²'dir

         Afyon Dinar Images: 6 Hits: 349 Description: Afyon-Antalya karayolu üzerinde olup, il merkezine 106 km. uzaklıkta bulunan ilçe 1924 yılında kurulmuştur. Yüzölçümü 1.328 km²’dir. Tarihin çok eski çağlarında sayısız imparatorun, tanrı Apollo ve Kral Midas’ın müzik yarışı yaptığı İncirli, Üçlerce, Beloluk ve bilhassa Suçıkan mevkileri, ilçenin dinlenme ve mesire yerleridir. İlçemizin adeta sembolü durumunda bulunan Suçıkan, Menderes nehrine kaynaklık eden Pınarbaşı, Bülüçalan kaynağı, Yapağı ve Beşpınar kaynakları, Pınarlı, Yeşilçat göletleri ile Eldere kuş cenneti ve Çamlıköy koruluğu diğer mesire yerleridir. Bu güzellikler, Dinar’ı hem iç, hem de dış turizm açısından önemli bir turizm merkezi haline getirmektedir. Dinar gerek mesire yerleri, aile parkları ve gerekse Afyon-Denizli, Denizli-Antalya karayolu üzerinde şehrin girişinde yer alan dinlenme, tesis ve lokantalarıyla geçit turizmine hizmet vermekte ve gelecekte turizm açısından daha büyük canlılık kazanacak konumda bulunmaktadır.
İlçenin 2000 yılı genel nüfus sayımına göre nüfusu 92.608’dir. Bu nüfusun 37.608’i ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçemize bağlı 9 kasaba ve 56 köy bulunmaktadır.

         Afyon Başmakçı Images: 3 Hits: 301 Description: İl merkezine 129 km karayoluyla bağlı Söğüt dağlarına yaslanmış şirin bir ilçedir. Afyonkarahisar Burdur karayoluna 23 km uzaklıkta bulunan Başmakçı 1988 yılında ilçe olmuştur.Isparta, Kula, Lâdik, Hereke tipi halı dokumacılığı, gül yetiştiriciliği, kuş cenneti Acıgöl'ü ve tavuk çiftlikleriyle ünlü Başmakçı, Türkiye yumurta borsasının merkezidir.
İlçenin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. İlçenin kurulu bulunduğu alanın ova ve yeşil olması sebebiyle sûvarilerin atlarını besledikleri ve arazileri arpalık olarak kullandıkları söylenmektedir. Yörede ayakkabıcılık ileri olduğundan, sûvarilerin, çizmelerini burada yaptırdıkları, bu yüzden ilçenin, adını "ayakkabı ve çizme" anlamına gelen "Başmak" kelimesinden aldığı rivayet edilmektedir. Toplu bir yerleşim merkezi olarak 1200-1300 yıl önce kurulduğu ve zaman içerisinde Eti, Lidya, Roma, Bizans ve Selçuklu egemenliğine girdiği söylenmekle birlikte bilinen yazılı tarihi Hacı Ahmet Hafız'a ait mezar taşına göre 470 yıllıktır.
İlçe, İlimizin en güney ucunda yer almaktadır. İlçemiz batıdan Dazkırı, kuzey doğudan Isparta-Keçiborlu ilçesi, güneyden ise Burdur-Yeşilova ilçe toprakları ile Denizli-Çardak ilçesiyle çevrilidir. İlçe merkezinin rakımı 836 m olup, doğuya doğru genişleyen ova ile güneybatıda Yandağı, Söğüt dağlarıyla çevrilidir. İlçemizde Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir.
İlçenin yüzölçümü 369 km2 olup, 96.200 hektarı tarım arazisi, 30 hektarı tarıma elverişsiz arazi, 185 hektarı funda ve ormanlık, 50 hektarı ise mera ve otlaklıktır. Ormanlarımız çam, meşe, ardıç, kayın ve çalılıklarla kaplıdır. İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 15.772'dir. Bunun 8.521'i ilçe merkezinde yaşamaktadır

         Afyon Bayat Images: 5 Hits: 345 Description: İlçe, Afyonkarahisar- Ankara karayolu üzerinde il merkezine 46 km uzaklıktadır. 1988 yılında ilçe olmuştur. Kilim dokumacılığıyla dikkat çeken ilçede üretilen kök boyalı Bayat kilimleri Amerika, Japonya ve birçok Avrupa ülkesinden sipariş alacak kadar ün kazanmıştır.
1116 yılında Bizanslılarla Selçuklular arasında cereyan eden bir savaşta, Büyük Sultan ordusunu güneydeki dağın yamacına, Emir Mengücek de ordusunu kuzeydeki dağın yamacına yerleştirmiş, işte bu durum üzerine sultanın çekildiği dağa Sultandağı, Emir'in çekildiği dağa da Emirdağı denilmiştir. Sultan Mesut bu mücadelelerden sonra zamanını bu yerlerin iskânına ayırmıştır (1147-1157). Bayat ilçesi Oğuz Türklerinin Bayat'boyu tarafından 1147'de bugünkü yerinde, Bayat Çayının kenarında kurulmuştur. Barçınlı ve Han Barçın adlarıyla da anılan Bayat ilçesi İstanbul-Bağdat kervan yolu üzerinde olduğundan Bizans ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir konaklama yeri olmuştur.
İlçe kuzey doğudan Çal dağları, kuzeyinden Hendi Baba dağları, batıdan Bey ve Asar dağları, güneyden kazankaya dağları, güneydoğusundan Mekecik ve Çal dağlarıyla çevrilidir. İlçemiz kara iklimine sahiptir. Yazları çok sıcak ve kurak sebebiyle kışları ise uzun ve soğuk geçmektedir.
İlçenin dağlık olması sebebiyle ovası yoktur. En önemli yaylaları ise Bayat, Çöğürlü, Çanacık, Mekan, İnpazarcık ve Esenlik yaylalarıdır. İlçenin nüfusu 2000 nüfus sayımına göre, genel olarak 8773'tür. Bunun 4717'si ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü 465 km²'dir

         Afyon işçehisar Images: 0 Hits: 206 Description: Ege bölgesinin en doğusundaki ilçelerimizden birisi olan İscehisar, 29 °c- 40¢ -31°c-43¢ doğu meridyenleri ile 37°-40¢-39°-17¢ kuzey paralelleri arasında olup doğudan Bayat, batıdan Afyonkarahisar merkez, kuzeyden İhsaniye ve Çifteler(Eskişehir) ilçeleri, güneyden Gebeceler kasabasıyla çevrilmiştir.
Ortalama yükseltisi 1050 m olan ilçenin yüzey şekillerinde önemli farklılaşmalar görülür. İlçe topraklarının kuzey ve kuzey doğu kesimleri dağlık ve engebeli olmasına rağmen, güney ve batı kesimleri ise dalgalı ve düz bir yapı şeklinde görülür. İlçenin genel görünümü ise yayla karakteri taşımaktadır.
İlçe merkezi 7 tepe üzerinde kurulmuştur. İscehisar Çay'ı ilçeyi ikiye ayırmıştır.
Volkanik karakterli ve kalkerle bir yapıya sahip olan ilçenin önemli yükseltileri şunlardır: Ağındağı (1526m), Elmadağı (1516m), Şapane Tepesi (1785 m), Köroğlu Dağı (1526m), Madentepe (1894 m), Karakol Tepesi (1721 m), Asar Dağı (1400 m), Kavaklı Beli (1444 m)
İlçenin nüfusu 22 Ekim 2000 nüfus sayımına göre genel olarak 23.209'dir. Bunun 11.813'ü ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 483 km²'dir.
Coğrafî konumu itibariyle ilçe, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin birbirine en çok yakınlaştıkları yerde kurulduğu için, bu özelliğinden dolayı İscehisar'da Akdeniz ve karasal iklimin özellikleri görülür. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçmektedir.
İklim şartlarına ve yüzey şekil özelliklerine bağlı olarak belirlenen tabiî bitki örtüsü "bozkır" dır. Ormanlık alanı ilçe yüzölçümünün ¼'ü kadardır. Başlıca orman ağaçları karaçam, meşe, ardıç, palamut ve karaağaçtır

         Afyon Sincanlı Images: 0 Hits: 348 Description: Afyonkarahisar-Uşak -İzmir karayolu üzerinde, il merkezine 33 km uzaklıkta bulunmaktadır. 1953 yılında ilçe olmuştur. Kendi adını taşıyan ovasında doğu-batı ve kuzey-güney uzantılı, günümüzde izleri görülen antik yolların kavşağında, Cidyessuz (Küçükhöyük) adıyla kurulmuş, Hitit dönemine kadar uzanan önemli bir merkezdir.
01.01.1948 yılında Belediye teşkilâtı kurulmuş, 1953 yılında ilçe merkezi haline gelmiştir. İlçe, kuzeyden Kütahya'nın Altıntaş ve Afyonkarahisar Merkez ilçesi, batıdan Uşak ilinin Banaz ve yine Kütahya ilinin Dumlupınar ilçesi, Güneyden Sandıklı ve Hocalar, doğudan Afyonkarahisar Merkez ilçesi ve Şuhut ilçeleriyle çevrilidir. İlçe ovalık bir arazi üzerinde kurulmuştur. İlçe arazilerinin % 45'i ova niteliğindeki düzlüklerden oluşmaktadır. Arazinin % 31'i orta meyilli, % 21'i dik, % 3'ü sarptır. Sincanlı ve Sandıklı ilçeleri arasında uzanan Ahır dağları, Uşak ilinin Banaz ilçe sınırlarını da kaplar. Her iki yüzü de çam ormanlarıyla kaplıdır. Güneybatıda yağcı ormanları ve Devlet Orman İşletmesi vardır. İklim karakteri kara step özelliği arz eder. Kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları kurak ve sıcak geçmektedir. İlçenin nüfusu 2000 yılı genel nüfus sayımına göre, 64.104'dür. Bunun 6.168'i ilçe merkezinde, 57.936'sı köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 845 km²'dir

         Afyon Çobanlar Images: 0 Hits: 258 Description: Afyonkarahisar'ın 25 km doğusunda düz bir arazi üzerinde yeni kurulmuş ilçelerimizdedir Afyonkarahisar il merkezine bağlı olarak ilk defa 1956 yılında belediye teşkilatı kurulmuş, 10.09.1991 tarihinde ise fiilen ilçe teşkilatı kurulmuştur.
Yöre tarihinin Akarçay kenarındaki höyüklerle yaşıt olduğu ve eski Tunç Çağına kadar uzandığı bilinmektedir. Bugünkü Kocaöz (Feleli) köyünde antik Anabura kenti kurulmuştur. Afyonkarahisar Arkeoloji Müesinde bulunan Artemis heykeli buradan çıkarılmıştır.
İlçemiz, ilimizin doğusunda düz ve geniş bir arazi üzerinde olup, tipik Osmanlı yapısını andıran avlu evlerden müteşekkildir. İlçenin kuzeyinde Bayat, kuzeydoğusunda ise İscehisar, güneydoğusunda Çay, doğusunda Bolvadin ilçeleri vardır. Yüzölçümü 422 km²'dir.
İlçenin nüfusu 2000 nüfus sayımına göre 13.283'dir. Bunun 9.126'sı ilçe merkezinde yaşamaktadır.
İlçe merkezinde 8 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu mevcuttur. Toplam 2.279 öğrenciye, 88 öğretmen tarafından eğitim verilmektedir.
İlçe merkezinde 2 adet Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi mevcut olup, ihtiyaca cevap vermediğinden, devlet-millet işbirliğiyle hastane inşaatına başlanılmış, zemin ve birinci kat tamamlanarak çatısı kapatılmış bulunmaktadır.
İlçemizde bir adet semt futbol sahası mevcuttur. Futbol takımı, merkez belediyesinin desteğiyle Afyonkarahisar I. Amatör Liginde faaliyet göstermektedir. Tarım ve hayvancılık ilçenin gelir kaynağını teşkil etmektedir.
Topraklarının büyük bir bölümü sulanan Çobanlar, Afyonkarahisar Şeker Fabrikasının pancar deposudur. Tarımcılıkta pancar ekimi ön sırayı almaktadır. Hayvancılıkta büyük ve küçük baş hayvancılığı olarak yapılmaktadır. Becerisi büyük bu küçük ilçemizde Türk otomotiv sanayisinin en ilginç aracı üretilmektedir. Su motorundan taşımacılık ve tarım işlerinde kullanılan "PATPAT" adlı römork-pikap karışımı araçlar, ilçenin küçük atölyelerinde imal edilmektedir. Ayrıca ilçede 2 adet un fabrikası mevcuttur

         Afyon Evciler Images: 0 Hits: 243 Description: Afyonkarahisar'a 132 km mesafede düz alanda kurulmuştur. 1991 yılında ilçe olmuştur. Afyonkarahisar-Denizli karayolu üzerindedir.
Çevre höyüklerde bulunan parçalardan tarihinin Lidyalılara kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Bugün ilçemizde Koca höyük ve Küçük höyük diye bilinen iki höyük ile Öküzviran ve Kocaviran isminde iki örenyatağı vardır.
İlçe, Evciler ovasının orta kısmında kurulmuş olup, bu düzlük saha kuzey kısmına doğru yükselmektedir. Ovanın kuzey kenarı Bozdağ tepeleri ile çevrilmiştir. Ovanın batısında Maymun Dağı, kuzey doğusunda ise Büyük Menderes, Işıklı Barajı ve Akdağ bulunmaktadır.
Evciler, kuzeyden Denizli'nin Çivril (40 km), doğudan Dinar(26 km), güney batıdan Dazkırı(21 km) ilçeleriyle komşudur. Deniz seviyesinden yüksekliği 981 m'dir.
İlçede genellikle karasal iklim görülür. Fakat Işıklı Barajı ile Acıgöl'ün iklimi biraz daha yumuşattığı bilinmektedir.
İlçeye ulaşım hem karayolu, hem de demiryolu ile yapılmaktadır. İlçe jeolojik olarak çok hafif meyilli bir morfoloji göstermektedir. İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 9.486'dır. Bunun 5.139'u ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 235 km²'dir.
İlçede 5 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. 4 adet ilköğretim okulunda taşımalı sistem uygulanmaktadır. Toplam 1166 öğrenciye 76 öğretmenle eğitim verilmektedir. İlçede okuryazarlık oranı % 98-%100'dür

         Afyon Hocalar Images: 1 Hits: 234 Description: İlçemiz il merkezine 100 km uzaklıkta olup, 1990 yılında ilçe olmuştur. Sandıklı ve Banaz ilçelerini birleştiren karayolu üzerinde, Sandıklı'ya 38 km, Banaz'a 35 km uzaklıktadır.
Anadolu eski çağlardan bu tarafa pek çok medeniyetlerin beşiği olmuştur. Bu topraklar üzerinde kurulmuş olan yerleşim yerlerinden birisi de Hocalar ilçesidir. Ahır dağlarında bulunan bronz Hitit heykeli yörenin çok eski dönemlerden beri önemli bir yerleşim merkezi olduğu izlenimini vermektedir.
Kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Hocalar'ın 1300'lü yıllarda bir yerleşim merkezi olduğu tahmin edilmektedir. "Hocalar" isminin verilmesiyle ilgili bir rivayet vardır. O dönemde bu yerleşim yerine ilk olarak üç kardeşin geldiği ve buraya yerleştiği, bunların babaları "HOCA"(ulema) olduğundan, dışarıdan bu merkeze gelenler "Nereye gidiyorsun?" diye sorulduğunda "HOCAGİL'e gidiyorum", buradan dışarıya gidenlere sorulduğunda "HOCAGİL'den" geldiklerini belirttiklerini, zamanla bu yerleşim yerindeki nüfusun çoğalması ve dışarıdan bu yere başkalarının da gelmesi sonucu "HOCALAR" adı altında bir yerleşim merkezi meydana gelmiştir.
Hocalar ilçesi, il merkezinin güneyinde kurulmuş olup, güneyinde Sandıklı, batısında Denizli, kuzeybatısında Uşak ili, kuzeydoğusunda Sincanlı ilçesiyle çevrilidir. Hocaların toplam yüzölçümü 537 km2.'dir.Yerleşim yeri olarak İç Ege bölgesinde olan Hocalar, çevre yerleşim yerlerine nazaran orman ve fundalıklarla kaplıdır.
İklim bakımından yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve yağışlıdır.
İlçenin doğusunda Çal, batısında Burgaz, kuzeydoğusunda Ahır dağı ve güneybatısında Akdağ bulunmaktadır.
İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 13.751'dir. Bunun 2.656'sı ilçe merkezinde yaşamaktadır.
İlçede 16 ilköğretim okulu, 1 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Toplam 2193 öğrenciye 93 öğretmenle eğitim verilmektedir. Ayrıca Halk Eğitim Merkezi bulunup, meslek edindirici kurslar açılmaktadır.
İlçede 2 Sağlık Ocağı, 4 Sağlık Evi bulunmaktadır.
İlçede faaliyet gösteren Hocalar Belediye Spor Kulübü ilimiz I.Amatör Liginde faaliyet göstermektedir

         Afyon Kızılören Images: 3 Hits: 289 Description: Afyonkarahisar-Antalya karayoluna 3 km'lik mesafede kurulmuş olan ilçe, il merkezine 87 km uzaklıktadır. 1990 yılında ilçe olmuştur. Tarım ve hayvancılık başlıca geçim kaynaklarıdır.
İlçenin tarihî kuruluşu hakkında elimizde kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak ilçe halkının yaşlıları arasında eskiden beri söylene gelen rivayetler bulunmaktadır. Bu rivayetlere göre ilçemiz, Ankara-Antalya karayolu üzerinde bulunan Belediyeye ait akaryakıt istasyonunun bulunduğu Karapınar mevkiinde küçük bir köy olarak kurulmuştur. Halk, meydana gelen bir sel felâketinden sonra şu anda ilçenin bulunduğu alana göç etmiştir.
İlçeye eskiden "Kızılviran" denirdi. Şu andaki adını (Kızılören) daha sonra almıştır.
Kızılören, Afyonkarahisar ilinin güney batısında kurulmuş, kuzeyinde Sandıklı, güneyinde Dinar, batısında Akdağ, doğusunda Kumalar dağı bulunmaktadır. Deniz seviyesinden 1.111 metre yüksekliktedir.
İlçenin nüfusu 22 Ekim 2000 genel nüfus sayımına göre 4.126'dır. Bunun 2.558'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 337 km²'dir.

     Ağrı Images: 19 Hits: 594 Description: Ağrı İli, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir ildir. Adını, içinde bulunan Ağrı Dağı'ndan almıştır. 1834 yılında bucak, 1869 yılında ilçe olan Ağrı, 1927 yılında il olmuştur.

Orta Asya'dan gelen kavimlerin Anadolu'ya girişleri sırasında Ağrı, bir geçiş oluşturmuş, dolayısıyla birçok medeniyete sahne olmuştur. Ancak bu medeniyetler Ağrı'yı bir giriş kapısı olarak gördüklerinden burada çok köklü bir uygarlık oluşturamamışlardır.

Bölgede egemenlik kurdukları sanılan Hititler'in güçlerini yitirmeleri üzerine, M.Ö.1340-M.Ö.1200 tarihleri arasında Hurriler bölgeye yerleşmişlerdir. Hurriler krallık merkezi olan Urfa'dan uzak olan Ağrı'yı ellerinde tutamamışlardır.

En köklü uygarlığı Urartular oluşturmuştur. Urartu'nun Van Gölü'nün kuzey ve kuzeydoğusundaki ülkeler üzerine, Kral İspuini ( M.Ö.825-M.Ö.810 ) döneminde seferler başlamış, Kral Menua (M.Ö. 810-M.Ö. 786 ) döneminde bu akınlar daha da ağırlık kazanmıştır. Kuzeye ve kuzeydoğuya giden yollar üzerinde inşa edilen kaleler, buraya yapılan seferlerin önceden planlandığını göstermektedir. Ağrı Dağı'nın yamaçlarında, Karakoyunlu ve Taşburun köylerinin arasında ele geçen bir Urartu yazıtı Kral Menua'nın bu bölgedeki egemenliğinin kesin kanıtıdır.

M.Ö.712 yıllarında Kızılırmak boylarına kadar uzanan Kimmerler, Ağrı'da geçici de olsa bir hakimiyet kurmuşlardır. Medler (M.Ö.708-M.Ö.555) Asur Devleti'nin yıkılması ile birlikte bir yayılma sürecine girmiş, bunun sonucu olarakta Ağrı ve çevresini topraklarına katmışlardır. Medler'in yıkılması ile birlikte Persler; Büyük İskender'in Pers Kralı lll. Darius'u (M.Ö. 331) yenerek Anadolu'yu ele geçirdiği zamana kadar yaklaşık iki yüzyıl kadar bölgede yaşamışlardır. Büyük İskender'in ölümü üzerine oluşan boşluktan faydalanan Ermeniler bölgeyi ele geçirmişlerdir.

Doğu Anadolu'ya gelip yerleşen ilk Türk topluluğu M.Ö.680 yılında bölgeye gelen Sakalardır. Murat Nehri ve Doğubeyazıt çevrelerine kısa sürede yerleşmişlerdir. Daha sonraları Arsaklılar ve Artaksıyaslı Krallığı, Ağrı ve çevresine hakim olmuştur.

Bölge, Halife Osman zamanında islam orduları tarafından fethedilmiştir. 872 yılına değin Abbasilerin kontrolü altında kalan Ağrı, daha sonra Bizans'ın kontrolüne geçmiştir.

1071 Malazgirt Savaşı sonrası bölgeye Türk boyları gelmeye başlamıştır. Ağrı, yüzyıla yakın bir süre Sökmenli Devleti'nin sınırları içine girmiştir. 1027-1225 yılları arasında Ani Atabekleri, 1239'da Cengizliler, 1256-1358 yılları arasında İlhanlılar ve Celaliler Ağrı'da hüküm sürmüşlerdir. İlhanlılar bazen kurultaylarını Ağrı Dağı'nda yapmış, Anadolu ve İran'ı buradan yönetmişlerdir. 1393'de Moğol hakanı Aksak Timur, Ağrı bölgesini ele geçirmiştir. 1405-1468 tarihleri arasında Ağrı, Karakoyunlu toprakları içinde yer almış, Karakoyunlular yıkılınca Ağrı Akkoyunlular'ın egemenliğine geçmiştir. Ağrı, Yavuz Sultan Selim tarafından Çaldıran Savaşı sonrası Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Osmanlı döneminde Şorbulak olarak anılan ilin adı, Ermeniler zamanında Karakilise olarak değiştirilmiştir. Kazım Karabekir Paşa zamanında Karakilise ismi değiştirilerek Karaköse diye adlandırılmıştır.

Nuh Tufanı ile ilgisinden dolayı Tevrat'ta adı geçen Ararat Dağı ve ülkesinin, Ağrı ve çevresinin olduğu sanılması dolayısıyla Ağrı'ya batılılar tarafından Ararat da denilmektedir. 5165 m. yüksekliğiyle Türkiye'nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı da il sınırlarındadır. Bugün hükümet ağrıya bir üniversite kurma kararını meclisten geçirdi.öyle zannediyorum ki bu karar yakın zamanda gerçekleşecek olan seçim öncesi bir yartırım olmaktan öte başka bir anlam ifade etmiyor

         Ağrı Diyadin Images: 7 Hits: 586 Description: İlçenin tarihi çok eskilere dayanır. Diyadin kalesi ve çevre köylerdeki tarihi kalıntılar, buranın yüzyıllardan beri önemli bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. ilçe toprakları, tarih boyunca doğudan batıya gelen Türkler ve başka kavimlerin ordularına geçiş oldu. Geçici sürelerle İran eline geçen Diyadin, XI. Yüzyıldan itibaren Türk yönetimi ve kültürünün etkisinde kaldı.
Evliya çelebi, Seyahatnamesi'nde Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın oğlu Ziyaeddin'in burada kendi adını verdiği bir kale yaptığını yazar. Bu adın halk dilinde söylene söylene Diyadin'e dönüştüğü Seyahatname ve çağdaş bazı yayınlarda belirtilmektedir. Halbuki Uzun Hasan'ın bu adda bir oğlu yoktur.
ilçe birçok kavmin egemenliğinde kaldı. Oğuz Türklerinin, İranlıların ve Selçukluların akınlarına uğrayan, zaman zamanda egemenliğine giren Diyadin, Beyazıt ile aynı tarihi akıbeti yaşadı.
Osmanlılar döneminde arada bir İranlıların kontrolüne girdiyse de hep Beyazıt sancağına bağlı kaldı.
Taşlıçay 1954 yılına kadar buraya bağlı bucak merkezi idi.
Diyadin; 1828, 1854-1856, 1877-1878 ve 1914-1918 yıllarında Rus işgaline uğradı. 1293 (877-1878) Harbi ve Birinci Dünya Savaşında halka Ermeniler unutulmaz zulüm yaptı. Son Rus işgalden 14 Nisan 1918'de kurtuldu. Diyadin Tarihi yerleri ve kaplıcaları ile tanınan bir yerdir. Ancak tarihi yapılar özelliğini koruyamamıştır. ilçeye 15 km.
uzaklıktaki Meya ( Günbuldu) köyündeki kale kalıntısı ve kayalara oyulmuş mabetler, barınaklar görülmeğe değer. Yine bu köyde çeşitli mezar taşlarının yer aldığı Sahabe mezarlığı vardır. Tokluca köyündeki kale ve yeraltına giden merdivenler, Meya ve Seyrantepe kalıntıları ile bütünlük oluşturmaktadır. 5-Meya Köyü Mağaraları: İlçenin 15 kilometre uzaklığında olan Meya (Günbuldu) köyünün 400 metre kuzeybatısında yer alan yüksek ve sıra kayalıklar içerisindedir.
Sıra kayalık ile alt zemin arasında 100-200 metrelik bir çakıllı ve çıkılması güç bir yamacı vardır. Bu yamacın üst ucundaki dik, yüksek ve sıra kayalara oyulmuş sayısız ve değişik yapıda odalar. Barınma yerleri, mezarlar, tapınaklar, ibadethaneler, mağaralar ve saklanma yerleri vardır. Eski çağlarda burası dış baskın, işgal ve saldırılarda savunmaya çok elverişli ve ele geçirilmesi güç olacak şekilde yapılmış, savunması kolay biçimdedir.
Mezar ve evlerin bulunduğu yerlerde toprak yapısı ve bir kısım kayalar gayet yumuşaktır. Aşağı durak yerinde önceleri çeşitli hayvan heykellerine, Mitolojik yapılara ve süsleme eserlerine rastlanmasına rağmen, şimdi söz konusu yapıtlara pek az rastlanmaktadır. Büyük bir kaya parçasına oyulmuş Mihtap, Haç işlenmiş taşlar, İslam ve yezidi mezarları Hz. Ali'nin atının ayağı izleri olduğu söylenen taşlar geriye kalan kalıntılardır.
Meya kalıntılarının az ilerisindeki sahabe mezarları adı tarihi ve efsanevi izler taşır.
Kırmızı şehit (Şehit-i sor), siyah şehit (Şehiti reş) Beyaz şehit (Şehid-i çil) bu şehitlerin en tanınmışlarıdır. Burada şehre su akıtılan bir de su tüneli vardır.
Meya mağaralarının bulunduğu dağın tepesi düzdür. Ard arda uzayıp giden kayaların uzunluğu yaklaşık bir kilometredir. Bu kayaların yüksekliği ise 30-50 metre kadardır.
Mağaralar peri bacaları, odalar, kale, sığınma ve barınma yerleri, vs. Hepsi bu dağın orta kısmında kayaların dibinde ve arasındadır. Kale, kayaların orta kısmına oyulmuştur. Güneye bakan pencereler, bazı odaların kapı ve balkon gibi bölümlerini oluşturmuştur.
6-Tendürek Dağları: Sönmüş, volkanik bir dağdır. İlçenin Güney doğusuna düşer. Dağın tepesinde tandıra benzer çukurlar olduğundan bu adı almıştır. Tabii güzelliği ile birlikte, soğuk suları ve sıcak suları mevcuttur.
Dağın sıcak suları kükürtlüdür. Tepesinde krater bir göl vardır. Kaynak suyu boldur. Murat nehrinin kaynağı buradan çıkmaktadır. Yazın yayla olarak kullanılır. Çeşitli av hayvanları bulunmaktadır. İlkbaharda buralarda bol miktarda mantar ve yenilebilen çeşitli bitkiler yetişmektedir.
7-Kaplıcalar: Diyadin kaplıcaları; Yılanlı, Davut ve Köprü Çermiği şeklinde 3 gruba ayrılır. Kaplıcalar Diyadin'in 7 km güneyindedir

         Ağrı Doğubeyazıt Images: 5 Hits: 577 Description: İlçe zengin bir tarihe sahiptir.Eski Beyazıt'ta ve kalede Urartu mezarlarının oluşu,şehrin tarihini çok eskileri
götürür.Doğubeyazıt'ın ilk kurulduğu yer,Yukarı Beyazıt'taki eski kaledir.Kale Trabzon yolu çizergesinde bir gümrük merkezi olarak sürekli gelişmiştir.Beyazıt kalesi her devirden izler taşır.Urartular Van'dan Alagöz dağlarına,Gökçe Göl'e kadar uzandığı için Beyazıt,uzun süre onların egemenliğine kaldı.625 yılında Aras kıyılarında gelen Hazar Türkleri tarafından zapt edildi.M.Ö 250 yıllarında bölge Pers krallığı ile Romalılar arasında birkaç defa ek değiştirdi.Küçük Arsaklılar (M.Ö 150-M.S 430) çağında Beyazıt Ovası'na Gokovit sancağı adı veriliyordu.Burası Digor ile Iğdır kalesindeki çift başkenti de içine alıyordu.Sonradan belirli aralıklarla Romalılar,İranlılar,Araplar,Bagratlar ve Bizanslıların yönetimine girdi.
1877-1878 harbi sonunda Ruslar çekilirken,Van'dan gelen Ermeniler'e buraları da katıp birlikte götürmüş,Gökçegöl'ün batısında yeni kurulan şehre Navo Beyazıt (Yeni Beyazıt)adını vererek oraya yerleştirilmişlerdir.Ermeniler çekilince Van'dan gelen Alay Komutanı Miralay Hüseyin Hüni Efendi,Beyazıt'ı teslim aldı.Mutafasırlığa Kettüdağ oğlu Abdülvahap Efendi tayin edildi.Daha sonra İstanbul'dan tayin edilen Adil Giray Mutasarrıf oldu.Cumhuriyet ilanından sonra mutasarrıflıklar Valiliğe dönüştürüldüğünden Mutasarrıf Kamil Bey ilk olarak atandı.Iğdır ve Tuzluca Beyazıt'a bağlandı.1927 yılında Bakanlar kurulu kararı ile Vilayet merkezi Karaköse'ye alınınca Vali Ziya Tekeli Karaköse'ye,Karaköse Kaymakamı Yusuf Ziya Bey'de Beyazıt'ta atandı.1934 yılında Iğdır ve Tuzluca buradan alınarak Kars'a bağlandı.Aynı yıl ilçenin adı Doğubeyazıt olarak değiştirildi.

         Ağrı Eleşkirt Images: 3 Hits: 568 Description: Tarihi ve Coğrafi Yapı:
Eleşkirt'in kuruluş tarihi Cumhuriyetten önceye kadar uzanmaktadır. Eski İlçe merkezi Bu günkü Toprakkale köyünde iken, İran transit yolunun buradan geçmesi üzerine 1926 yılında İlçe merkezi Toprakkale köyünden, bu günkü Eleşkirt'e taşınmıştır. Eski ismi Zidikan, Varaşkent ve Alaşkirt olarak ilinmektedir.Ağrı'nın batısında yer alan Eleşkirt, İl merkezine 34 km. Mesafede olup 1.529 km2'lik bir alana sahiptir. Rakım 1.900 metredir. Doğusunda Ağrı İl merkezi, batıda Horasan ve Karayazı, güneyde Tutak ve Karayazı, kuzeyde Kağızman ve Sarıkamış İlçeleri ile sınırlıdır.Arazinin % 30'u dağlık, % 20'si kıraç, % 50'si ise şeryan yada Eleşkirt ovasında yer almaktadır. Şeryan ve Eleşkirt çaylarının taşıdığı sedimentlerin birikmesi ile oluşan ova aliviyal yapısı ile oldukça mümbit ve deprem felaketi açısından da bir o kadar tehlikelidir. 2 inci derece deprem bölgesi olan İlçemiz kendi adı ile anılan Eleşkirt fayı üzerinde, Kağızman ve Karayazı fayları arasındadır.Demografik Yapı:
2000 yılında yapılan genel nüfus sayımı sonuçlarına göre Eleşkirt merkezde 15.300 köylerde 33.535.olmak üzere toplam 48.835. nüfusa sahiptir. Köylerimizde toplu yerleşim düzeni hakim olup, ortalama hane başına düşen nüfus 10 kişidir. Köylerde yaşayanlar daha çok tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadırlar. İlçe merkezinde ve ovada yaşayan insanlarımız daha çok şeker pancarı, buğday ve arpa tarımı yaparken dağ köylerimiz yem bitkileri yetiştirmektedir.
İdari Yapı:
Eleşkirt'e bağlı 61 köy ve 3 belde bulunmaktadır. En son Tahir ve Yayladüzü köyleri 1998 yılında belde olmuştur. Köylerimizle birlikte daha çok vatandaşlarımızın yayla olarak kullandığı 16 mezra bulunmaktadır. Güvenlik nedeni ile boşaltılan köy ve mezramız yoktur. Vatandaşımız Devletine bağlı ve saygılıdır. Köylerimizin tamamına yaz ve kış ulaşmak mümkündür. Tüm köylerimizde elektrik mevcuttur. İçme suyu sorunu yok denecek kadar azdır. İlçemiz Köylere Hizmet Götürme Birliğince sondaj makinası alınmış olup bununla ihtiyaç duyulan köylerimize arazi sulaması ve içme suyu kuyuları açılmaktadır. İlçemize bağlı tüm köylerde telefon bulunmaktadır. Telefonsuz köyümüz yoktur

         Ağrı Hamur Images: 4 Hits: 304 Description: Ağrı' nın en genç ve en küçük ilçesi olan Hamur ' un bilinen tarihi M.Ö. 14 yüzyıl
dönemine kadar uzanır. Osmanlı yönetiminde iken önce Van eyaletine, 1864 İdari taksimatından sonra Erzurum vilayeti Doğubeyazıt sancağına bağlı bir nahiye olan Hamur 1915 yılında Rus istilasına uğramış ve 14 NİSAN 1918' de Rus işgalinden kurtarılmıştır.Cumhuriyet döneminden önce Beyazıt ilayetine bağlı bir nahiye olan Hamur 1927 yılında Ağrı' nın il olmasıyla Ağrı' ya bağlanmış ve 1 NİSAN 1958 ' de 7033 sayılı kanunla ilçe olmuştur.Ağrı' nın güneyinde Aladağlar silsilesinin etekleriyle Murat vadisi üzerine kurulan ilçemizin denizden yüksekliği 1675 metre , yüzölçümü 898 Km. 2. 'dır. İlçemizdeki başlıca dağlar; Aladağlar silsilesi içinde yer alan Aladağlar, Becare Dağı ve Kandildağı' dır. Başlıca akarsularımız ise Murat nehri ve Murat Nehrine dökülen Tükenmez, Mandalık ve Tuzlusu çaylarıdır.Selçuklu mimarisi özelliği taşıyan ve 1227 tarihinde yapılan Sürmeli Mahmut Paşa Kümbeti ilçedeki tarihi eserlerin en önemlisi ve ayakta kalabilendir.
2000 yılı Genel Nüfus sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 22.574 olup , nüfusun 10.260 ' ı kadın, 12.314' ü erkeklerden oluşmakta olup, bunun 4023' ü ilçe merkezinde 18.551' i köy ve mezralarda yaşamaktadır. Nüfusun %88' i okur- yazar olup, okuma- yazma bilmeyenlerinde % 77' sini kadınlar oluşturmaktadır. İlçedeki Halk Eğitim Merkezinin tespitlerine göre ilçede okuma-yazma bilmeyenlerin sayısı 2500 kadın ve 2000 erkek olmak üzere toplam 4500 kişidir

         Ağrı Patnos Images: 7 Hits: 831 Description: Patnos İlçesinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Urartuların “Aladırı”,Romalıların “Patisus” diye adlandırdıkları İlçemiz geçmişte cereyan eden tarihi olaylarla beraber günümüze kadar gelen olayların akisleriyle süslü eski kalıntılarıyla yaşayan yörelerimizden birisidir. Tarihi kayıtlara göre buraya ilk olarak orta Asya dan gelen Proto Hititler (Huriler) gelip yerleşmişlerdir. Huriler M.Ö. 3000 yılına kadar burada hüküm sürmüşlerdir. Proto Hititlerden sonra hakimiyet Hititlere geçmiştir. Hititlerinde yıkılmasından sonra burası Urartuların eline geçmiştir. Özellikle Urartuların en önemli bir yerleşim merkezi olarak kalmıştır. Urartularında bu bölgede hakimiyetleri bitince Patnos Asurluların eline geçmiştir. Asurluların yıkılmasından sonra diğer medeniyetlerin yerleşim merkezi olan Patnos Romalıların eline geçmiştir. Bölgenin strateji önemine sahip olan Patnos Anadolu’ya açılan önemli bir geçit yeri olması sebebiyle Bizansların uzun uğraşları neticesinde ellerine geçmiştir. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra büyük Selçukluların eline geçen Patnos 1077 tarihin den itibaren de Anadolu Selçuklu Sultanlığının eline geçmiş ve 1308 tarihine kadar Anadolu Selçuklu Sultanlığının elinde kalmıştır. Anadolu Selçuklu Sultanlığının sıkılmasından sonra Karakoyunluların eline geçmiştir.
Karakoyunluların 1473 tarihinde yıkılmasından sonra bu topraklar İranlıların eline geçmiştir. Yavuz Sultan Selim’in yaptığı Çaldıran Savaşından sonra diğer yerler gibi Patnos’ta Osmanlı Devletinin hakimiyetine girmiştir. Bu durum 1914 yılına kadar sürmüştür. Birinci Dünya Savaşında Rus ve Ermeni zulmüne maruz kalan bölge 14 Nisan 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtulmuştur. 1936 tarihine kadar köy olarak kalan Patnos 1936 tarihinde İlçe hüviyeti kazanarak Ağrı İlinin İlçesi olmuştur

         Ağrı Taşlıçay Images: 3 Hits: 381 Description: Türkiye iran transit yolu üzerinde, Murat nehrinin kuzey kıyısında kurulmuştur. Doğudan Diyadin ve Doğubeyazıt, kuzeyden Tuzluca, batıdan Ağrı ve Hamur, güneyden Erciş ile çevrilidir. Alanı 798 km kare, deniz seviyesinden yüksekliği 1660 m. dir.
Ağrı’nın orta kesiminde yer alan ilçenin büyük bölümü 2000 metreden yüksek dağlarla kaplıdır. Kuzey ve güneyde uzanan dağlar, orta bölümünde Murat vadisi ile ayrılır. Arazi volkaniktir. Kuzeyini Aras Güneyi sıradağlarının üzerindeki Perili dağının güney uzantıları ve Ziyaret tepesi (2800 m), güneyini Aladağ, güney batı kesimini de Kandil dağının doğu bölümü ile çevrilidir.
ilçe’nin en yüksek noktası, güneydeki Aladağ üzerinde bulunan Muratbaşı (Koçbaşı) (3510m) dağıdır. Diğer yüksek noktaları şunlardır: Kuzeyde Ziyaret tepesi 1800 m., Balık gölü dağı 3159m., güney doğuda Rüzgar tepesi 2828 m., güney batıda Kandil dağı 2750 m. çevresindeki dağlık alanlardan alçak olan orta bölümdeki dalgalı düzlükler, çöküntü alanı ve Murat’ın aşındırdığı yerlerdir.
Bir yayla görünümünde olan bu orta bölüm, tarıma en elverişli alandır. Buraya Taşlıçay ovası da denir. ilçe’de kara iklimi egemendir. Yazlar sıcak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer. Yüksek yerlerde kar kalınlığı 1 metreyi bulur. Aladağ’ın 2700 m.den yüksek yerleri kalıcı kar ve buzlarla kaplıdır. Yağmurlar ekseri ilkbahar ve sonbaharda görülür. Kışın yağan kar, nisan ayı başına kadar yerde kalır. Doğal bitki örtüsünü ağustosa kadar yeşil kalan otluklar teşkil eder. Orman yoktur, sadece Murat nehrinin kıyısındaki çalılıklar vardır.
ilçe’nin en önemli akarsuyu doğu-batı yönünde akan Murat Nehridir. Murat suyu kuzey ve güneydeki dağlardan kaynaklanan derelerle beslenir. Murat nehrine kuzeyden Boti çayı, Büyük çay, Mirzehan çayı; güneyden Kubik çayı, Geldüş suyu ve Didem çayı karışır. Bu sular ilkbaharda karların erimesi ve yağmur sayesinde oldukça gür akarlar. Taşteker regülatörü hariç, Murat’tan sulama işlerinde faydalanılmaz. Sinek ve Aladağ’ın yüksek kesimlerinde görülen ve yazın sulak çayırlarla yeşillenen yaylalar önemli hayvancılık alanlarıdır.
Buralara çoğunlukla Doğubeyazıtlılar yaylaya çıkar. Yaz mevsimlerinde yaylalar geçici birer köy yerleşmesi ve mesire yeri görünüşü yansıtır. Türkiye’nin en yüksek göllerinden biri olan Balık gölünün yarısı Taşlıçay’ın sınırları içindedir. Bu set gölünde sazan ve alabalık bulunur; gölün ve çevresinin manzarası ilgi çekicidir. Burası mesire yeridir. Kuzeydeki perili dağın yamaçlarında, yanı balık gölüne yakın yerlerde Sodo, Tırşo ve Turna buzul gölleri yer alır.

         Ağrı Tutak Images: 8 Hits: 384 Description: Tarihi: Tutak Doğuanadolu bölgesinin yukarı Murat bölümünde yer alan Ağrı İline bağlı tipik bir Anadolu İlçesidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Van Eyaletinin Beyazıt Sancağına bağlı iken 1919 yılında ilçe statüsü kazandırılmış ve 1927 yılında merkezi Karaköse olarak Ağrı İline bağlanmıştır.
Deniz seviyesinden 1535 metre yükseklikteki ilçemizin alanı 1562 Km2. dir. Yörenin toprakları yüksek yayla karakterinde ve oldukça engebelidir. Kışlar uzun ve sert, yaz mevsimi ise kurak geçer. Yağışlar genellikle kış aylarında ve kar şeklinde düşer. Çok kısa süren ilkbaharda istikrarsız sağanak şeklinde yağmurlar görülür.
Fırat’ın iki önemli kolundan biri olan Murat ırmağı ilçemizin merkezinden geçer. İlçemizin topraklarını kuzeydoğudan, güneybatı istikametine doğru boydan boya kat eden Murattan başka Arabalı, Esmer, Atabindi, Karahalit, Çelebaşı dereleri gibi irili ufaklı akarsuları vardır.
İlçemizin kuzeyi Kılıçgedik ve Rutan dağları ile çevrilidir. Doğuda Aladağlar, güney ve güneybatıda Katevin dağları, batıda (Karayazı ile hududumuzda) Elmalı yer alır.
Bölgemizde orman yoktur, yer altı zenginlikleri konusunda ise bilimsel bir araştırma yapılmamıştır.
Tutak; kuzeyde Eleşkirt, doğuda Hamur, güneybatısında Malazgirt, batısında Karayazı, güneyde Patnos ilçeleri ile çevrilidir

     Aksaray Images: 43 Hits: 609 Description: On bin yıllık tarih ve kültürel mirasa sahip Aksaray, Ülkemizin kalbi sayılacak bir noktada, kuzey-güney, doğu-batı doğrultusundaki ana karayollarının kavşağında yer almaktadır. İlin yüzölçümü 7.997 km2, denizden yüksekliği 980 m. dir.33-35 derece doğu meridyenleri ile 38-39 derece kuzey palelleri arasında yer alan Aksarayın kuzeyinde Kırşehir ve Ankara, doğusunda Nevşehir, güney doğusunda Niğde, güneyinde ve batısında Konya, kuzey batısında Tuz Gölü bulunur.
Aksaray yeryüzü şekilleri bakımından düzlüktür. Orta kesimleri, kuzeyi, güneyi tamamen ovalıklarla kaplıdır. Güneyde Obruk platosunun uzantısı ve Aksaray ovası bulunur. Nevşehir ve Niğde sınırlarında sönmüş volkanik sıradağlar uzanır. Başlıca yaylalar ise Obruk, Haydar, Çağsak, Aliağaobası, Kemerseki ve Yeniyayladır.İl sınırları içerisinde sönmüş bir yanardağ olan Hasandağı (3268 m.), Melendiz Dağları (2898 m.) ve Ekecik Dağı (2138 m.) yer almaktadır.
Aksarayda yıllık yağış miktarı 351.6mm, ortalama aktüel basınç 904.8 milibardır. Nisbi nem değerleri kış aylarında genellikle daha yüksek, sıcaklığın arttığı yaz aylarında daha düşüktür. İklim tasniflerine göre Aksaray orta iklim kuşağında, soğuk, yarı kara iklim tipine sahiptir.
En önemli göl Tuz Gölü, en önemli akarsu ise Melendiz Çayı (Uluırmak)dır. Diğer önemli akarsular Karasu, Eşmekaya Çayı; Güzelyurt yakınlarındaki Acıgöl, Hasandağı çevresindeki Kartal ve Sarı Göl diğer önemli göllerdir.
İle bağlı Merkez dahil 7 İlçe (Ağaçören, Eskil, Gülağaç, Güzelyurt, Ortaköy ve Sarıyahşi), 41 Kasaba (Belediye) ve 146 Köy bulunmaktadır

         Aksaray Ağaçören Images: 4 Hits: 410
         Aksaray Eskil Images: 7 Hits: 390
         Aksaray Gülağaç Images: 4 Hits: 229
         Aksaray Güzelyurt Images: 10 Hits: 240
         Aksaray Ortaköy Images: 9 Hits: 582
         Aksaray Sarıyahşi Images: 7 Hits: 264
     Amasya Images: 9 Hits: 456 Description: Eskiçağda bir çok Anadolu şehrinin
kurucu (ktistes) tanrısı veya kahramanının
olduğu bilinmektedir. Bu mitolojik kuruluş Amasya için de geçerlidir.

Roma İmparatoru Septimius Severus (M.S. 193-211) dönemine ait bir Amasya sikkesi üzerinde yer alan ERMHC KTICAC THN POLIN yazıtından hareketle Hermes’in Amasya kentinin kurucu tanrısı olduğu kabul edilmektedir.

Bu kısa açıklamadan sonra Amasya adının tarihçesine gelecek olursak;

Hitit belgelerine göre Amasya’nın bilinen ilk adının Hakmiş [Khakm(p)is] olduğu sanılmaktadır. Bu isimin Perslerin Amasya’yı fethine kadar devam ettiği değerlendirilmektedir.

Amasya’nın Mitridates Krallığı Dönemi'ndeki adı “Amasseia” dır. Özellikle M. Ö. II. yüzyıldan itibaren darp edilen Amasya şehir sikkelerinde AMASSEİA ibaresi açıkça görülmektedir. Zaten coğrafyacı Strabon’da Amasya için Amaseia sözcüğünü kullanmaktadır.

Amaseia sözcüğü, “Ana” anlamına gelen ve özellikle “Ana Tanrıça” yı kasteden ‘Ama’ ve onun çeşitlemesi olan ‘Mâ’ ibaresi ile bağlantılıdır. Bundan hareketle denilebilir ki Amaseia “Ana Tanrıça Mâ’nın şehri” anlamına gelmektedir.

Ana Tanrıça Mâ, Perslerin Anadolu’yu fethinden sonra tapımı yaygınlaşan doğu kökenli bir tanrıçadır. Aynı zamanda bu tanrıça Mitridates ve Kapadokya’nın yerel tanrıçasıdır. Amaseia sözcüğü de Persler zamanındaki asıl söyleniş şeklinin Hellen ağzına uydurulmuş biçimidir.

Roma döneminde Amaseia adı fazla bir değişikliğe uğramadan AMACIAC (Amasia) olarak kullanılmıştır. Örneğin, İmparator Septımıus Severus, Caracalla ve Severus Alexander döneminde darp edilmiş Amasya şehir sikkelerinde AMACIAC adını görmekteyiz.

Bizans Devri'nde de Amasia adının değişmeden devam ettiği bilinmektedir.

Amasya’nın adı Danişmendliler zamanında ise bazen Amasiyye, bazen de Şehr-i Haraşna olarak anılmıştır.

Selçuklu, İlhanlı, Beylikler ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Amasya adı herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir

         Amasya Göynücek Images: 5 Hits: 529 Description: Amasya ilinin Güney – Batısında bulunan Göynücek, Doğu – Batı ve Kuzey –Güney istikametinde geçen tarihi ticaret yollarının kesiştiği bir coğrafya üzerine kuruldur.
Göynücek ‘ te ilk yerleşmeler mevcut bilgilerimiz ışığında Kalkolitik Çağa ( M.Ö. 5500 – 3000) kadar uzanmaktadır. Bu nedenle denilebilir ki Göynücek ‘in tarihi de gerek Amasya ve gerekse de Anadolu tarihi kadar eskidir; fakat bunu somut temellere oturta bilmek için, yoğun bir şekilde arkeolojik kazılar ve bilimsel araştırmalar yapmak gerekecektir.
Göynücek ilçesi sınırları içerisinde en eski yerleşmeler Kalkolitik döneme aittir. Ayvalıpınar höyüğü bu dönem yerleşmelere en güzel örnektir. Yine M.Ö. 3000 – 2500 yılları arasına denk gelen Tunç Çağı yerleşmelerine örnek olarak Gediksaray höyüğünü örnek olarak verebiliriz.
Göynücek Orta Tunç çağında ( M.Ö. 2500 - 2000) Mezopotamya yazılı belgelerinde “ Hatti Ülkesi “ olarak bilinen Hitit uygarlığının sınırları içerisinde kalmıştır. Hititlerin kayıp şehri “Hakmiş “ in Göynücek sınırları içinde olduğu düşünülmektedir.M.Ö. 750 – 585 yılları arasında bölgede sırası ile Firig, Kimmer, İskit, Med – Pers hakimiyeti göze çarpmaktadır. Bu dönem yerleşimlerine en güzel örnek Ilısu Kocaman Tepe höyüktür. Daha sonra bölge Helenistik dönemin izleri göze çarpmaktadır.
M.Ö. 301 de Pers–Pontus hakimiyetine giren bölge M.Ö.47 yılında Göynücek’ in hemen yanı başında bulunan Zile yakınlarında Roma İmparatoru Caesar ( Sevzar ) komutasında yapılan Zela Savaşı ile Roma egemenliğine girmiştir. Bu dönem yerleşimlerine en güzel örnek Gökçeli Kalesi ‘ dir. Roma’ nın ikiye ayrılışından sonra Bizans yönetimine giren bölge daha sonra 11. Kılıçarslan ‘ ın 1175z de Amasya ‘ yı fethiyle Selçuklu hakimiyetine; 1341 de Eretna Devleti, 1393 yılında da Osmanlı Devleti yönetimine girmiştir.
Takriben 1650 yıllarında yerleşim merkezi olarak şu anki yerinde anılan adla kurulan Göynücek; Osmanlı yerel resmi Tahrir Defterlerinde 1800’ lü yıllarda Varay ( Gediksray ) nahiyesi aracılığıyla Mecidözü ilçesine dolayısıyla Amasya Sancağına bağlandığı belirtilmektedir. Bir ara Ilısu nahiyesine bağlandıysa da 1922 de ilk kez ilçe vasfını kazanmıştır. 1926 yılında kaybettiği bu vasfı nihayet 1954 yılında yeniden kazanarak günümüze ulaşmıştır

         Amasya Gümüşhacıköy Images: 6 Hits: 472 Description: Karadeniz Bölgesi’nde, Amasya iline bagli ilçemizin Yüzölçümü 819 km karedir. Doguda Merzifon ilçesi, güney ve batida Çorum, kuzeyde Samsun illeriyle çevrilidir. Amasya ilinin kuzeybatisindaki daglik kesimde yer alan ilçe topraklarinin kuzeydogusunu Tavsan (Tavsanli) Dagi, güneybatisini Eregli Dagi, batisini da Inegöl Dagi (1873) engebelendirir. Tavsan ve Eregli daglarinin doruklari ilçe sinirlari disindadir. Ilçenin orta ve dogu kesimi ovaliktir. Daglardan inen Gümüssuyu çayi ve Hamamözü Deresi gibi akarsular bu ovalik alani suladiktan sonra ilçe sinirlari disinda Kizilirmak ve Yesilirmak’a katilir. Bilinen ilk sakinleri Kimmerler oldugundan önceleri Kimmari olarak bilinen yöre 11. yüzyylda Artu Bey tarafindan ele geçirilir. Sadreddin Artik el-Kimmari’nin 14. yüzyylda sonlarinda imar ettigi yerlesme, sonradan Artikova (Artukova) ve Artikabat (Artukabat) adlarini aldi. Yörede gümüs yataklarina nazir olarak atanan ve burada uzun süre kalan Sadreddin Artik’in torunu Haci Ahmet Çelebi’den dolayi Haci Nazir Köyü olarak degistirilen adi, zamanla Haciköy’e dönüstü. Gümüs madeninin has arpalik olarak Köprülü Mehmet Pasa’ya verilmesi nedeniyle bir süre Has Arpalik olarak anildi. 19. yy sonlarinda Sivas vilayetinin Amasya sancagina bagli bir kaza merkeziydi. O dönemde Mecitözü’nün de Haciköy adini tasimasi nedeniyle Gümüshaciköy olarak degistirildi. Samsun’u Ankara ve Istanbul’a baglayan karayolunun güneyinde yer alan Gümüshaciköy, bu yolla il merkezi Amasya’ya 68 km uzakliktadir. Çevresini saran yesillikler arasinda, genis yollari, düzgün binalariyla güzel bir görünümü vardir. Kentte kendir isleyen büyük ölçekli bir ip fabrikasinin yani sira, iki un fabrikasi vardir. Geleneksel bir ugras olan leblebicilik günümüzde de önemini korumaktadir. Gümüshaciköy ekonomik bakimdan Amasya ilinin en gelismis ilçelerindendir. Tarimin bütün kollarinin yani sira tarim disi etkinliklerde oldukça çesitlenmistir. En önemli tarla ürünleri seker pancari, bugday, arpa, baklagiller, tütün, ayçiçegi ve kendirdir. Akarsu boylarinda basta elma olmak üzere çesitli meyveler ve yerel tüketime yönelik sebzeler yetistirilir. Gümüshaciköy’ün yüksek nitelikli basma tütünü, tütün harmanlarina tat ve koku vermekte kullanilir. Ilçede bir tütün basimevi vardir. Hayvancilik oldukça gelismistir. Yaylalarda koyun, ovalik kesimlerde ise genis çapli sigir beslenir. Ayrica tavukçuluk ve aricilik da yapilir. Orman ürünleri çesitli atölyelerde degerlendirilir. Isleyen fabrika ve imalathanelerde üretilen sicim ve ipler il disinda satilir. Ilçe topraklarinda manganez yataklari vardir. Gümüshaciköy kentindeki tarihsel yapilar sunlardir: 1660’ta Köprülü Mehmet Pasa tarafindan yaptirilan ve 1943’te deprem nedeniyle yikildiktan sonra 1948’de yeniden insa edilen Köprülü Mehmet Pasa Camii; Köprülü Mehmet Pasa’nin torunlarindan olan Hafiz Ahmet Pasa’nin oglu Abdül Baki Bey tarafindan 1756’da Haci Nazir Baba Türbesi yaninda bulunan Büyük Hamam ve arasta (1669); Yanyaki Mustafa Pasa’nin oglu Ali Riza Bey tarafindan 1898’de yaptirilan ve 1948’de yikilip yeniden yapilan saat kulesi Osmanli döneminde Gümüs madeni adiyla kaza merkezi olan ve Gümüshaciköy’ün 5 km Güneybatisi’nda yer alan bugünkü Gümüs bucak merkezindeki tarihsel yapilar arasinda 1429’da ahsap olarak yapildiktan sonra 1560’ta kagir olarak yeniden insa edilen ve 1946’da onarim gören Yörgüç Pasa Camisi ile 1415’te yapilan Haliliye Medresesi sayilabilir. Gümüshaciköy Belediyesi 1890 da kurulmustur.2000 yili itibariyle sehir merkez nüfusu 14.057'dir. Köy nüfusu 15.738'dir. Toplam nüfusu 29.795‘tir
         Amasya Hamamözü Images: 7 Hits: 298 Description: Hamamözü vadisinde yerleşim Hititler döneminin öncesine dayanmaktadır. Etilerin idari merkezi Hattuşaş ve Alacahöyük harabelerinin çok yakınında oluşu ve Kızılırmak´ın da yakınında bulunması yanında Eti medeniyetiyle ilgilenen uzmanların bu vadide gerekli arkeolojik incelemeleri yapmaları halinde pek çok hazinenin gün ışığına çıkacağı bir gerçektir.
Tarihte daha sonra Frigler, Kimmerler (Kuzey Kafkas), peşinden Romalılar bu bölgede görülmüşlerdir. Romalılar´ın büyük yerleşim merkezlerinden olan Hamamözü´nde Romalılar´dan kalma kaplıca, mezar taşları ve eski cami duvarlarında yazılı taşlara rastlanmaktadır. Bundan 30 yıl önce Batı Trakya´da görevli bir öğretmen vasıtasıyla adı geçen taşlardan bir tanesinin fotoğrafları çekilerek Yunanistan´a götürülmüş ve Roma tarihi uzmanlarına incelettirilmiştir. Yapılan tercümelere göre ilçemizin yerinde M.S. 50 li yıllarda Romalılar´a bağlı Paros tarafından üç kubbeli veya üç ayrı hamam yaptırılarak adına izafen (Poros) taşı kazılarak kaplıca duvarına konulduğu öngörülmüştür. Cami avlusundaki yazılı taşın ise M.S. 300 tarihinde ölen bir papaz kızının mezar taşı olduğu söylenmektedir. Yapılan bazı çalışmalar sonucu kaplıca çevresinde kubbeler ve kemerler ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca çevrede Romalılar´a ait büyük mezarlıklar bulunduğu da söylenmektedir. Yapılacak arkeolojik araştırmalar sonucu bunlara benzer pek çok tarihi vesikaları çoğaltılabileceğine inanıyoruz
Büyük Selçuklu İmparatoru, Melik Şah´a bağlı kumandan Danişmend Ahmet Gazi 1075 yılında elli bin kişilik bir orduyla Tokat´ı ve daha sonra Amasya´yı ele geçirdikten sonra Çorum´u almak üzere yakın akrabası Çavlı Gazi beyi görevlendirir. Çavlı bey, Karatekin ve Serkes Ahmet Gazi ile Çorum üzerine yürür. Ancak o zamanın Çorum valisi Mastura Kastamonu´dan yardım talebinde bulunduğundan Çorum´u alamamıştır. Bunun üzerine Melik Ahmet Gazi otuz bin kişilik askeri ve üç kumandanı ile Çorum´u zapt eder. İltekin Gazi´yi yanına alarak, Osmancık´ı almak üzere Çorum´dan ayrılır. Çankırı yöresinin fethi içinse Çavlı ve Karatekin beyleri görevlendirir. Osmancık alındıktan sonra burasını Alayunt boyundan Osman Bey´e verir ve Osmancık´tan ayrılır ve ilçemiz Hamamözü üzerinden Gümüşhacıköy ve Merzifon´u alarak Amasya´ya döner. 2. Kılıç Aslan, Danişmendler´e 1095 yılında son verince Amasya´yı oğlu Melik Nizamettin Argun Şah´a devreder. Bu zamanlarda Danişmendler´den kalan yöremiz Argun Şah´ın mahiyetinde bulunan Arkut Bey´in himayesine verilir. Şu anda ilçemizdeki kaplıcalarımızın ilk onarımı bu devirlerde Arkut Bey tarafından yaptırılır. Buna izafen de kaplıcalarımıza ´´Arkut Bey Hamamı´´ denilmiştir. Daha sonra Osmanlı devrinde Hamamözü Gümüş´ün zenginlerinden Kamil ve İbrahim beylerin çiftliği haline getirilmiştir.
1991 yılına kadar Gümüşhacıköy’e bağlı bir kasaba iken, bu tarihten sonra ilçe olan Hamamözü’nden Adil Candemir ve Hamit Kaplan gibi dünya şampiyonu güreşçiler yetişmiş, şirin ilçemizin tanıtımında önemli rol oynamışlardır.
İlçemiz halen, Amasya´ya bağlı 1700 nüfuslu küçük ve şirin bir ilçedir. Toplam 18 köyü bulunmaktadır. Köyleri de dahil toplam nüfusu 6000 civarındadır.

         Amasya Merzifon Images: 8 Hits: 430 Description: Bölge tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Yediler namı ile anılan gölleri, bereketli toprakları ile avcılık ve tarıma uygun bu ova yaklaşık 7 bin sene önce de insanlara yurt olmuştur. Karadeniz sahiline ve orta Anadolu’ya giden yollar Merzifon’da kesişmektedir. Bu nedenle coğrafyacı ve tarihçi Strabon bu bölgeyi “Bin köy”bölgesi olarak tanımlamıştır.
Strabon’un bin köy olarak belirttiği bölgede yapılan arkeolojik araştırmalarda yüzlerce höyük ve yerleşim yerinin varlığı saptanmıştır. Bu höyüklerden elde edilen seramik ve buluntulara göre Merzifon tarihinin M.Ö 5500’lere kadar uzandığı anlaşılmıştır.
Merzifon, Amasya'nın bir ilçesidir. 2000 Genel Nüfus Sayımına göre nüfusu 67.283'tür. Bu nüfusun 45.615'i şehir merkezinde, 21.668'i köyde yaşmaktadır. Samsun-Ankara karayolu uzerindedir. O civarin en temiz ilçesi olarak bilinir. Samsun'a 109, Çorum'a 60, Amasya'ya 40, Ankara'ya 325, İstanbul'a 600 km mesafededir

         Amasya Suluova Images: 4 Hits: 381 Description: İl Merkezine 25 km. mesafede ve batıda yer alır. Orta Karadeniz'in şirin ilçelerinden biri olan Suluova Miladi ilk yıllarda “Arguma” (Sulakyurt) adıyla anılır. 1902 yılında “Suluca” ismiyle bucak olmuştur. 1946 yılında “Suluova” ismini almış ve ilçe olmuştur. 2000 yılı genel Nüfus sayımına göre Suluova’nın nüfusu, ilçe merkezinde 42.715, kasaba ve köylerde 11.408 olmak üzere toplam 54.123’tür.
İlçeye bağlı bir belde (Eraslan Beldesi) ve 38 köy bulunmaktadır. İlçe merkezinde 20 mahalle vardır. Köylerin 2/3’ ü ova köyü, 1/3’ü ise orman ve dağ köyüdür. Köylerin yerleşimi topludur.
Suluova’nın tarihi M.Ö. 2000’li yıllara dayanmaktadır. “Doğukent” mahallesinde bulunan Kumbettepe’ de yapılan kazılarda çıkan envantere göre ilçe tarihi, kalkolotik çağ ve Hititler devrine kadar uzanmaktadır.
Selçuklular döneminde Türk idaresine (egemenliğine) girmiştir.1386 yılında Osmanlı idaresine geçmiştir.
Zengin bir linyit kaynağına sahip ilçe merkezi 1954 yılında Şeker Fabrikasının kurulması ile hızlı bir gelişme göstermiştir. Suluova 1957 yılında ilçe olmuştur
İlçenin nüfusu 2000 yılı genel nüfus sayımına göre, 54123'dür. Bunun 42715'i ilçe merkezinde, 11408'sı köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 845 km²'dir.

         Amasya Taşova Images: 8 Hits: 328 Description: Taşova Osmanlı Devrinde Tokat Sancağı'na bağlı bir köy olarak teşkilatlandırılmıştır. Devlet yıkılana kadar bu özelliğini korumuştur. Kurtuluş Savaşında Taşova, Rum Çetelerinin saldırılarına hedef oldu. Rum çeteleri, Türk Köylerine saldırılar yaparak, kadın, çocuk ve ihtiyar demeden pek çok Türkü katlettiler. Türk halkı bu gelişme üzerine silahlanarak, Rumlara karşı harekete geçti. Mustafa Kemal'in önderliğindeki Milli Mücadele başarıya ulaştıktan sonra yöreye askeri kuvvet gönderildi. Yapılan silahlı mücadele sonunda yöre Rum Eşkıyalarından temizlendi.

Taşova Cumhuriyet Döneminde 1923 den 1944 yılına kadar, Tokat İli Erbaa İlçesine bağlı olarak kaldı. Bu devirde adı Yemişenbükü idi.Taşova 04.08.1944 tarihinde 4448 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bağımsız bir ilçe olmuştur. Tokat İline ulaşımın güç olması ve hizmetlerinin gecikmesi sonucu 1953 yılında alınan Bakanlar Kurulu Kararı ile ilçe, Tokat İlinden ayrılarak, AMASYA ilinin sınırlarına dahil edilmiştir.

     Ankara Images: 10 Hits: 474 Description: İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara, doğuda Kırşehir ve Kırıkkale; batıda Eskişehir; kuzeyde Çankırı; kuzeybatıda Bolu ve güneyde Konya ve Aksaray illeri ile çevrilidir. Ankara, Orta Anadolu’nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Güneyinde Tuz Gölü havzası ile Cihanbeyli Yaylası bu platoyu tamamlamaktadır. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarının çevresi plato üzerinde yükselen dağlarla çevrilidir.
Yüzölçümü ile Türkiye’nin ikinci büyük ili olan Ankara, 24.521 km2’lik bir alanı kapsamaktadır. 2000 Yılı genel Nüfus Sayım sonuçlarına göre; toplam nüfusu4.007.860'tır.

Ankara'da tipik karasal İklim hüküm sürmekte olup, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve kar yağışlı geçer. Yıllık ortalama sıcaklık 11,6 C'dir. En çok İlkbahar ve Kış aylarında yağış alır. Yıllık ortalama yağış miktarı 386,3 mm.dir.
Ankara Türkiye’nin Konya’dan sonra ikinci önemli tarım ilidir. Topraklarının 1/3’ünde ekim yapılmaktadır. Çayır, mera ve ormanlar bunlara eklendiğinde tarım alanlarının il toprakları içerisinde oranı 2/3’e yükselir. Bitkisel üretimde öncelikle buğday, arpa, yulaf olmak üzere tahıllar yer alır. Türkiye’nin toplam buğday üretiminin %8’inden fazlası Ankara’da üretilir. Fasulye, mercimek ve 1960’lardan sonra da şekerpancarı üretimi önem kazanmıştır. Sebzecilik, meyvecilik da bunları tamamlamaktadır. Ayrıca Ankara elması ve armudu ile ünlü olup, bağcılık da yaygındır. Hayvancılık Ankara yöresinde eskiden beri yapılmaktadır. En çok koyun ve dünyaca ünlü Tiftik Keçisi yetiştirilir. Arıcılığın yanı sıra sığır besiciliği ve tavukçuluk da gelişmiştir.Bunun yanı sıra sanayi kolları da Ankara’da önemli bir yer tutmaktadır.

İlin tarihteki ismi gemi çapası anlamına gelen "Ankyra"dır. Bizanslı Stephanos kente bu ismin Mısırlıları denize kadar sürüp çapalarına el koyan Galatlar tarafından verildiğini yazmaktadır.Çok sonraki yıllarda kent “Engürü” olarak isimlendirilmiş, bu sözcüğün Farsça üzüm anlamına gelen Engür’den kaynaklandığı da bilinmektedir. Bu sözcük değişerek Ankara’ya dönüşmüştür

         Ankara Altındağ Images: 0 Hits: 321 Description: Tarihi M.Ö 4000’lere kadar uzanan Ankara, Cumhuriyetin kurulmasıyla başkent olur ve sahip olduğu manevi coğrafyanın üzerine inşa edilerek bu günkü görünümüne ulaşır. Ankara’yı Ankara yapan tüm değerler Altındağ’dadır.
Altındağ’ın (Eski Ankara’nın) tarihi, Kale’nin tarihiyle özdeş sayılır, bilinen tarihi paleolitik çağlara kadar uzanıyor. Ancak en aydınlatıcı bulgular Hititler’den öteye gitmiyor. M.Ö. 40OO-1200 yıllarına denk gelen Hititler döneminde Ankara Kalesi'nin İçkale bölümünün yerleşime açık olduğu biliniyor.
M.Ö. 547 yılındaki Pers egemenliğinden sonra, M.Ö. 281 yılında Galatlar'ın eline geçen Ankara, bu dönemde kale-kent haline dönüşür. Ankara Kalesi'nin konumu, yapılış şekli, kullanılan taşların özellikleri Galatlar tarafından inşa edildiğini gösteriyor.
Ankara, M.Ö. 25 yılında Roma topraklarına katılır, bulunduğu bölgenin başkenti niteliğini kazanır. M.S.1O yılında Hacı Bayram-ı Veli Camii'nin bulunduğu yerde İmparator Augustus adına bir tapınak inşa edilir. Yine bu dönemde İmparator Augustus Yunan şehir devletlerini (polis) örnek alarak Ankara'yı 12 semtten (füle) oluşan serbest bir şehir haline dönüştürür.
Ankara, M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle birlikte 1O73 yılına kadar Bizanslıların yönetiminde kalır. 1073'te kent Türkler’in eline geçer; 1143’te Selçuklu Sultanı 1.Mesut, 1169'da da 2. Kılıçarslan tarafından yönetilir. İç Kale'deki Alaaddin Camii, Samanpazarı semtindeki Arslanhane Camii Selçuklu döneminden günümüze kalan önemli eserler.
14. yüzyılda sık sık el değiştiren Ankara; İlhaniler, Eretna Beyligi, Ahiler daha sonra da Osmanlılar’ın egemenliğine girer, 14O2'de de ünlü Ankara Savaşı'na sahne olur
Osmanlı döneminde, önce Büyük Anadolu Eyaleti'nin merkezi, sonra da sancak merkezi olan Ankara'da sof yapımı, debbağlık ve kundura üretimi oldukça gelişir, ticaretin gelişmesiyle birlikte birçok han ve bedesten inşa edilir.
Cumhuriyetin kurulmasıyla başkent olan Ankara, sahip olduğu tarihi mirasın üzerine inşa edilerek bu günkü görünümüne ulaşır. İlk yerleşim merkezi olmaya başladığı yıllardan itibaren Ankara, Altındağ bölgesinde kurulur ve gelişir. Kalesi, camileri, hanları, hamamları ve evleriyle kale ve civarında yerleşilmiş bir Anadolu kasabasıdır Ankara.
Altındağ, mimarinin yanı sıra önemli düşünürlerin, sanat adamlarının izlerini de taşır. Hacı Bayram-ı Veli, Mimar Sinan, Cenab-ı Ahmet Paşa bu önemli düşünürlerden birkaçıdır. Bu düşünürleri Altındağ bölgesi içinde somutlaştıran ve günümüze kadar ulaştıran Hacı Bayram-ı Veli Camii ve Mimar Sinan’ın izlerini taşıyan Cenab-ı Ahmet Paşa Camii en önemli eserlerdendir

         Ankara Çankaya Images: 0 Hits: 326 Description: ANKARA’NIN “BAŞKENTİ” ÇANKAYA
Cumhuriyet öncesi, kale çevresinde oluşmuş eski kentin güneyinde bağlık bahçelik bir kırsal alan görünümünde olan Çankaya Ankara’nın başkent oluşu ile birlikte 1936 yılında Ankara’nın merkez ilçesi duruma gelmiştir. 1983 yılında Ankara’nın merkez ilçesi kaldırılarak il merkezi Çankaya, Altındağ, Yenimahalle, Mamak ve Keçiören olmak üzere beş ilçeye bölünmüştür. 1984 yılında Ankara Belediyesinin Büyükşehir Belediyesine dönüşümü ve 25 Mart 1985 tarihli yerel seçimler ile birlikte Çankaya İlçe Belediyesi olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi Metropolitan alanı içerisinde yerini almıştır.
Çankaya, yerleşim yeri olarak bir parçası olduğu başkent Ankara’nın siyasal, yönetsel, sosyo-ekonomik ve kültürel kuruluşlarının en önemlilerini içinde bulunduran ilçesidir. Ülkenin en önemli yönetsel karar organlarını, çeşitli ülkelerin büyük elçiliklerini, iş ve ticaret merkezlerini, kültür ve sanat kuruluşları ile üniversitelerini barındıran bir yerleşim alanı olarak yalnızca ilçe sınırlarında yaşayanların değil başkent Ankara’nın, ülkenin hatta yabancı ülke insanlarının değişik amaçlarla uğradığı bir yerleşim yeridir. Bu anlamda Ulusal ve uluslararası düzeyde öneme sahiptir.
Batıda Yenimahalle ve Sincan, kuzeyde Altındağ, doğuda Mamak, güneyde Gölbaşı İlçesi ile çevrili olan Çankaya İlçesi coğrafi olarak kuzeyde vadi tabanı düzlükleri ve alçak şekillerden güneye doğru yüksek platolar, yamaçlar, sırtlar ve orta-yüksek platolar olarak tanımlanan jeomorfolojik bir yapıya sahiptir.
Nüfusu beş milyona yaklaşan, çok çeşitli hizmet alanlarının yoğun bir biçimde yer aldığı, sanayinin de giderek geliştiği, ülke yönetimine yön veren kararların alındığı, bir metropol kenti olan Ankara’nın en büyük ilçesi olan Çankaya’da özellikle yönetsel hizmet alanları ve tecimsel kullanım alanları yoğun olarak yer almaktadır. Ankara metropolü genelinde orta ve yüksek gelir grupları ile eğitim düzeyi yüksek olanların büyük çoğunluğu Çankaya İlçesinde yaşamaktadır. Ayrıca Ankara’nın kültürel-sanatsal etkinliklerinin büyük bir bölümü de Çankaya’da gerçekleştirilmektedir

         Ankara Etimeskut Images: 0 Hits: 218
         Ankara Gölbaşı Images: 0 Hits: 177
         Ankara Keçiören Images: 5 Hits: 202
         Ankara Mamak Images: 4 Hits: 214
         Ankara Sincan Images: 3 Hits: 229
         Ankara Yenimahalle Images: 0 Hits: 217
         Ankara Akyurt Images: 2 Hits: 217
         Ankara Ayaş Images: 1 Hits: 190
         Ankara Bala Images: 0 Hits: 183
         Ankara Beypazarı Images: 4 Hits: 229
         Ankara Çamlıdere Images: 5 Hits: 219
         Ankara Çubuk Images: 3 Hits: 225
         Ankara Elmadağ Images: 1 Hits: 230
         Ankara Evren Images: 0 Hits: 179
         Ankara Güdül Images: 1 Hits: 212
         Ankara Haymana Images: 1 Hits: 206
         Ankara Kalecik Images: 3 Hits: 217
         Ankara Kazan Images: 5 Hits: 233
         Ankara Kızılcahamam Images: 5 Hits: 250
         Ankara Nallıhan Images: 5 Hits: 250
         Ankara Polatlı Images: 4 Hits: 235
         Ankara Şereflikoçhisar Images: 5 Hits: 250
     Antalya Images: 15 Hits: 514 Description: Antalya kenti, Akdeniz kıyısında kendi adını taşıyan körfezde, denizden 39 m. yükseklikteki kayalıklar üzerine kuruludur. Deniz kıyısı ile yükseklikleri 3086 m.'ye kadar ulaşan Toros Dağları arasında farklı büyüklükteki ovalar, Antalya ve çevresinin ilk göze çarpan görüntüleridir. Kara ile deniz, kilometrelerce uzanan plajlarla, ya da sarp kayalıklarla birbirine kavuşur. Toros Dağları arasında kendine özgü yarlar, uçurumlar ve özellikle kıyıya yakın kesimlerde mağaralar ayrı bir özellik katar bu bölgeye.

Toros'ların güneylerinden kaynaklanan çok sayıda irili ufaklı akarsu, ovalara bereket akıtarak Akdeniz'e ulaşır. Tamamı berrak ve temiz olan bu sular, geçtikleri yerlerde ve denize dökülürken eşine ender rastlanır güzellikte çağlayanlar oluştururlar.

Antalya'da doğa bitki örtüsü yönünden çok zengindir. Kıyı şeridinde her türlü tropikal bitki görülebilir. Yer yer dev boyutlara ulaşan kaktüs türleri Antalya'ya ilk gelenlerin hemen dikkatini çeker. Kıyıdan uzaklaşılıp Toros'ların eteklerine gelindiğinde, Akdeniz ülkelerine özgü maki bitki örtüsü egemenliği görülür. Her tür meşe ve çam ağaçlarının oluşturduğu sağlıklı ve gür ormanlar makileri izler. Ova bölgelerinde, pamuk ve susam tarlaları, portakal, limon ve muz bahçeleri ayrı bir güzellik oluşturur.

İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış gibi 4 mevsim sadece takvimlerde geçerlidir Antalya'da. Çünkü kış mevsimi yaşanmaz burada. Öyle ki, 1985 şubatında 60 yılda bir de olsa görülen kar ve dolu yağışı, haber niteliğinde bir olay olmuştur. Yaz ayları sıcak ve kurak geçer. Diğer aylarda yağışlı ve ılık bir iklim egemendir. Yıllık ortalama ısı 18,7 °C'dir. Yılda ortalama 309,5 gün yağış olmaz. Isının sıfır °C'nin altına düştüğü enderdir. Son 40 yıllık gözlemlere göre en yüksek ısı 44.6 °C olmuştur.
Nisbi nem ortalaması % 64 olan Antalya'da deniz suyu ısısı ortalaması, ocak ayında 17,6 °C, nisanda 18,0 °C, ağustosda 27,7 °C ve ekimde 24,5 °C'dir.

         Antalya Akseki Images: 3 Hits: 345 Description: Eski adı Marla (Marulya) olan Akseki ilçesi 1286 yılında Toroslar üzerinde kurulmuştur. Daha sonra Selçuklu ve Osmanlı yönetimine geçen ilçe de, Roma İmparatorluğu dönemlerinden bu yana toplumların yaşadığı bilinmektedir. 1872'de Alanya'dan ayrılan Akseki, 1901 yılında Antalya Konya Eyaleti dahilinde bağımsız bir sancak olmuştur. Bu arada Akseki ilçesinin sınırları daraltılmış, bazı köyler Seydişehir ilçesine bırakılmıştır. İbradı, önceleri bir kasabayken, 1991 yılında ilçe yapılarak Akseki'den ayrılmıştır.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 42467'dir. Bunun 10563'si ilçe merkezinde, 31904'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Antalya Alanya Images: 5 Hits: 365 Description: Alanya, Antik çağlarda korsanlara, Bizans döneminde derebeylerin ev sahipliği yapmış ve nihayet Anadolu Selçukluları döneminde de başkentliğe yükselmiş ender güzellikteki tarihi bir şehirdir. Alanya antik çağda Pamfilya ile Klikya arasında yer almıştır. Heradot’a göre bu bölgenin insanları Truva savaşı sonrası Anadoluya dağılan insanların soyundan gelir. Yapılan araştırmalarda (Kadıini Mağarası-1957) ilk yerleşimin günümüzden 20 bin yıl öncesine üst paleotik döneme kadar uzandığı anlaşılmıştır. Tarihte bilinen ilk adı Coracesium ’dur. M.Ö.4.yüzyılda Persler’in istilası altındadır. Daha sonra korsanların barınağı olmuştur. M.Ö.139 yılında Seleki kralı kenti istila etse de korsanların barınağı olmaktan kurtulamamıştır.M.Ö.65 yılında Romalı komutan Magnus Pompeius tarafından Roma İmparatorluğu topraklarına katılan şehir, Roma’nın çöküşü ile Bizans döneminde adı da “güzel dağ” anlamında Kalonoros olur.
1204 yılında Haçlı orduları’nın İstanbul’da Latin İmparatorluğu’nu kurması üzerine Anadoluda bir otorite boşluğu doğmuştur. Bir derebeyi olan Kyr Vart Kalonoros’ta hakimiyeti sağlamıştır. Kent, 1221 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından ele geçirilmiştir. Sultan Alaaddin Keykubat derebeyi Kyr Vart’ın kızıyla evlenerek kenti yeniletmiş ve kışlık başkent yapmıştır. Kentin adını da Alaiye olarak değiştirmiştir. Alaaddin Keykubat döneminde şehir en parlak günlerini yaşar. Bu günkü kale, tersane ve hala ayakta duran yapıların birçoğu o dönemdendir.
1300 yılında Anadolu Selçukluları’nın dağılması sonucu şehir Karamanoğlu Beyliği’nin egemenliğine girer. Konya merkezli Karamanoğulları, 1427 yılında şehri 5 bin altın karşılığı Mısır Memluk Sultanlığı’na satar. Nihayet Anadoluda birliğin sağlanması ve Osmanlı Beyliği’nin öne çıkması ile Alaiye, 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet’in komutanlarından Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı Devleti topraklarına dahil edilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Alaiye, önce Kıbrıs eyaletine bağlanır(1571), ardından Konya Vilayetinin sancağı yapılır (1864), sonra Antalya sancağına (1868) ve nihayet 1871 yılında da Antalya’nın ilçesi yapılır.
Cumhuriyetle birlikte Mustafa Kemal’in önerisi ile Alanya adını alır

         Antalya Elmalı Images: 8 Hits: 353 Description: Elmalı ilçesinin tarihi M.Ö. 5. - 4. yüzyıllarda bölgede yaşayan Likyalı'lar ile başlar. Bölge, Roma İmparatorluğu'nun, Bizans İmparatorluğu, Selçuklu Devleti'nin, Teke Beyliği'nin, Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetiminde kalmıştır.
Elmalı, Likya'nın kuzeyine temsil eden önemli şehirlerden biridir. İlçe çeşitli medeniyetler ile iç içe yaşamış bir yöredir. Bunları sırasına göre tesbit etmek günümüz için imkansızdır.
Yıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı idaresine geçen Elmalı, Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında Anadolu Eyaletine bağlı Teke Livasının merkezi ve Teke Paşalarının ikametgahı olmuştur. İdare merkezinin Antalya'ya nakledilmesi üzerine Elmalı kaza haline gelmiştir. İlçe sıra ile "Kabalı, Emelas, Elmalı" gibi isimlerle anılmıştır.
2000 yılında yapılan Nüfus Sayımı sonuçlarına göre; İlçenin merkezinde 14.610 kişi, 2 belde ile 49 köyde 25.356 kişi olmak üzere toplam 39.966 kişi yaşamaktadır. 1997 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre nüfus artış oranı %0 12.34 dır. Nüfusun yaklaşık olarak %62 'ü köylerde, % 38'si ise ilçe merkezinde yaşamaktadır. cumhuriyetten sonra dereköylü namı deger uzun hasan 1918 - 2000 yılları arasında yaşamış kıtkpınarda baş pehlivan olmuş uzun hasanında memleketedir.
İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 2 belde, 49 köy ve 20mahalleden oluşmaktadır.

         Antalya Finike Images: 8 Hits: 293 Description: Finike ilçesi antik çağda ise Likya (Teke Yarımadası) olarak adlandırılan bölgede bulunmaktadır. Teke Yarımadası'nda M.Ö. 3. bin yıldan beri şehirleşme vardır. Fakat yapılan arkeolojik araştırmalar bu bölgede 2. Bin yıldan eskiye giden bir kent henüz tespit etmemiştir.
Elmalı yakınlarında yapılan kazılar erken bronz çağı yerleşimini ortaya çıkarmıştır. Finike ilçe sınırlarında ve yakın çevrede birçok tarihi kalıntı bulunmasına rağmen bunların tarihi Semahöyük kadar eskiye gitmemektedir. Bu kalıntılarda yapılan arkeolojik araştırmalarda elde edilen bulguların en eskileri Likya uygarlığından kalanlardır.
Doğu Akdeniz ticaretinin gelişmesi önce Persler'i, daha sonra Büyük İskender'i Likya'ya çekmiş ve İskender M.Ö. 330 yılında bütün Likya'yı denetimi altına almıştır. Likyalılar bu istilaya karşı koymamışlar ve teslim olmuşlardır. Büyük İskender'in ölümünden sonra denetimin zayıflaması, zaman zaman Suriye, Mısır ve Rodos'un Likya'da hegomonya kurmalarına yol açmıştır. Erken Hristiyanlığın başlamasıyla Myra (Demre) bölgede yayılan Hristiyanlığın merkezi haline gelmiştir. Helenler ve Romalılar döneminde her türlü değerlerini kaybeden Likyalılar Bizans hakimiyeti ile eriyip gitmişlerdir.
Bizans döneminde kısa dönemli Arap saldırı ve işgallerini yaşayan bölge, Bizans hakimiyetinden sonra 1207-1308 yılları arasında Anadolu Selçuklu Devleti'nin hakimiyetinde kalmıştır. 1426 yılında Osmanlı idaresi başlamıştır. Osmanlı idaresinde Elmalı kazasına bağlı bir nahiye merkezi iken 1914 yılında kaza olan Finike 1919-1921 yılları arasında İtalyanların kısa süren işgaline uğramıştır.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 42087'dir. Bunun 9746'si ilçe merkezinde, 32341'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Antalya Gazipaşa Images: 7 Hits: 319 Description: Gazipaşa M.Ö.678 yıllarında Selinus adıyla Hacımusa (Kestros) çayının iki yakasında kurulmuş bir liman kentidir. Kalesi şimdiki kale kalıntılarının bulunduğu yerde olup,o zamanlar ada konumunda idi. Buradan başta Mısır ve Kıbrıs olmak üzere o günün ticaret merkezleri ile deniz ticareti yapılmakta idi.
Yunan yönetiminden Roma egemenliğine geçen kente , MS.1. yy.da Akdeniz kıyılarından Doğu seferine çıkan Roma Kralı Trayan hastalanarak gelmiş ve bir tüccarın evine konuk olmuş , daha sonra iyileşemeyerek burada ölmüştür. Bir rivayete göre mezarı buradadır.
1071 tarihi ile tescillenen Anadolu'nun Türkleşmesi süreci içinde Selinus , Selçuklu Sultanı 1. Aladdin Keykubat'ın 1221 yılında Alanya'yı , 1225'e kadar da buradan itibaren Silifke'ye kadar olan bölgeyi fethetmesiyle maiyetine girmiştir
Anadolu Beylikleri döneminde Karamanoğullari hakimiyetine giren Selinti 1471 yılında Gedik Ahmet Paşa tarafından bu bölgeyle beraber Osmanlı yönetimine dahil edilmiştir.
Selinus ismiyle Türk hakimiyetine giren kent , bu tarihten itibaren belki de Toroslardan kaynaklanıp şehir merkezinden geçerek denize karışan beş büyük çayın zaman zaman sel baskınına neden olmasından Selinti olarak anılmaya başlanmış;Ancak , Kurtuluş Savaşı sırasında Milli Kuvvetlere karşı gerçekleşen Deli Baş İsyanı’na katılmayıp destek vermemesi nedeniyle Atatürk tarafından 21.10.1922 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan bir Bakanlar Kurulu Kararı ile Gazipaşa adıyla ilçe yapılmıştır . 1926 yılında nüfusunun azlığı gerekçe gösterilerek ilçeliği kaldırılarak nahiyeye dönüştürülmüş ve Hacımusa Çayı’nın doğusu Anamur , batısı ise Alanya'ya bağlanmıştır. 1947 yılında 5.071 sayılı yasayla 40 köyden müteşekkil olarak tekrar İlçe haline getirilmiştir.

         Antalya Gündoğmuş Images: 8 Hits: 224 Description: Geçmişi antik çağlara dayanan Gündoğmuş İlçesi'nin bugünkü yeri Romalılar döneminde iskan edilmiş bir yerdir. İlçe sınırları içerisindeki Roma harabeleri, Taşahır mevkiindeki Kaseyir Şehri harabeleri, Senir köyü yakınındaki Kese mevkiindeki Roma harabeleri en eski harabeler olma özelliğini taşıdığı söylenebilir. Daha sonra ki dönemlerde özellik Malazgirt Zaferi sonrasında Anadolu'nun Türkleşmesi döneminde şehir Selçuklular'ın egemenliğinde kalmış ve 2. Beyazıt döneminde de Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır.
Bir rivayete göre; Konya'nın İksile Köyü'nden çeşitli sebeplerle ayrılan bir ailenin bu bölgeye yerleştiği ve sonralarıda buraya "Eksere" denildiği söylenmektedir. Eksere Köyü 1936'ya kadar Akseki'ye bağlı bir köy iken 1936'da "Gündoğmuş" adıyla ilçe yapılmıştır.
2000 yılında yapılan Nüfus Sayımı sonuçlarına göre; İlçenin toplam nüfusu 21513'dür. İlçe merkezinde nüfusu 5021'dir.Köy ve belderlerdeki toplam nüfus ise 16492'dir. İlçedeki gelir kaynaklarının azlığı sebebiyle dışarıya sürekli göç veren bir ilçedir.

         Antalya ibradı Images: 6 Hits: 218 Description: Psidya sınırları içinde yer alan İbradı'nın kuruluş tarihi tam olarak bilinmiyor. Ancak, İbradı ve çevresinde bulunan kalıntılardan Roma devrine uzandığı tahmin ediliyor Örneğin, İbradı'ya 2 km. mesafede kurulu Ormana Belediyesi ile 7 km. mesafedeki Ürünlü Köyü' nün arasında helenistik dönem Erymna Antik Kenti'nin kalıntıları mevcuttur. Kentin nekropolü ise Ormana'yı çevreleyen kayalık sırtlardır.
Yine Ormana'ya 11 km. uzaklıkta Çukurviran Köyü çevresinde Helenistik dönemlere ait kalıntılar görülmektedir. İbradı kervan yolunun Kesikbel mevkiinde bulunan Selçuklu Kervansarayı'ndan geriye sadece temel taşları kalmıştır. Evliya Çelebi, ünlü Seyahatname'sinde ibradı'nın 17. Asırda oldukça mamur ve mühim bir belde olduğunu yazar.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 10826'dir. Bunun 6991'si ilçe merkezinde, 3835'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır

         Antalya Kale Images: 0 Hits: 213 Description: Myra (Demre) her zaman Likya'nın en önemli şehirlerinden birisi olarak bilinir. En erken sikkeler M.Ö. 3.yy tarihlenir. Fakat şehrin en azından M.Ö. 5.yy da kurulduğu tahmin edilmektedir. Roma egemenliği döneminde Myra gelişmiş ve zenginleşmiş şehirliler sivil projelere cömertçe para yardımında bulunmuşlardır. Sen Pol Roma'ya gitmek için Andriake Limanından hareket etmeden evvel M.S. 6.yy da şehri ziyaret etmiştir. Bizans döneminde Myra önemli bir idari ve dini bir merkez olmuştur. Piskoposluk merkezi de olan Myra'da St. Nicholaus IV. yüzyıl başında Piskopos olarak görev yapmış; halka kendini sevdirmiş, inancı uğruna çok acılar çekmiştir. Myra o zamandan sonra hep haç yollu yapılan bir yer olmuştur. Bu bakımdan Demre Hıristiyan Dünyasının her bakımdan ilgisini çekmiştir. Her yıl 6 Aralık'ta Noel Baba etkinliklerini yapmak geleneksel hale gelmiştir. Myra gibi önemli bir şehirden kalabileceği beklenen kalıntıların bir çoğunu bugün Demre'de göremiyoruz. Likya'nın en büyük tiyatrosundan kalanlar bugün ayaktadır ve bu aynı zamanda Likya'nın en iyi korunmuş tiyatrosudur. 29 oturma sırası ve 9-10 bin seyirci kapasiteli tiyatro tepeye yaslanmıştır. Bugün bile bazen festival ve oyunlar için kullanılmaktadır.
Myra metropoli muhtelif tip Likya mezarlarını önemli örneklerini ihtiva etmektedir. Tiyatro doğu ve batı metropoli diye ikiye ayrılmış ve Myra'nın arkasında yükselen kayalık, tepede kurulmuştur. Kayalar oyularak mezarlar kabartma ve yazılarla süslenmiştir. Başka önemli bir kalıntı St.Nicholaus kilisesidir. Kilise bugün 7 m. toprak seviyesinin altındadır. St.Nicholaus kemikleri kilise içindeki mermer bir mezarda bulunuyordu. Fakat bazı kemikler İtalyanlar tarafından çalınmış ve Bari'ye kaçırılmıştır. Bir Rus Prensi 1862 yılında Kiliseyi restore ettirmiş olup, St.Nicholaus Rusya'da çok kutsal sayılmaktadır. Ruslar bir kilise çanı ilave ederek kubbeyi bir ilaç tonozu ile değiştirmişlerdir. Bazı kemikleri bugün Antalya Müzesi'nde teşhir edilmektedir. St.Nicholaus çocukları, gemicilerin ve ağır işlerde çalışan işçilerin koruyucu azizidir. Bilindiği üzere de bütün Dünya çocuklarının Noel Babasıdır.
İlk defa 1904 yılında Eynihal adıyla köy statüsüne kavuşan Demre; 6 Haziran 1968 yılında 4 köyün birleşmesiyle Belediyelik; 4 Temmuz 1987 günü Kale adıyla ilçe olmuştur. İlçe 2005 yılında Demre adını almıştır.
2000 tarihinde yapılan Genel Nüfus Sayımı verilerine göre merkezde 13.900, Beymelek Beldesinde 3.662 ve Köylerde 4.608 kişi olmak üzere toplam nüfusu 22.170 dir.

         Antalya Kaş Images: 7 Hits: 323 Description: Likya'nin önemli kentlerinden olan Kaş, ilçeyi çevreleyen Antik döneme ait kentler ve tarihsel değerlerle doyumsuz kültür seyahatleri; Akdeniz'in derinlerde yarattığı heyecanları doruklarda hissettiren sualtı dalışları; nehirlerde yapılan macera dolu 'kano turları', ekolojik uyumun keşfedildiği 'doğa yürüyüşleri'; derin ve karanlık mağaralara teknik donanımlı mağara dalışları; yüksek dağlardan turkuaz rengli suların manzarasına süzülen 'yamaç paraşütü'; Akdeniz'de değerli taşları andıran adalar ile çevreye yapılacak 'Mavi Yolculuk ve tekne turları; damak tadınıza uygun deniz ürünleri ve dağlarda yetişen kokulu otlarla tatlandırılan yöresel yemeklerden oluşan mönüsü; yüzlerce yılın mirası, el sanatlarının çeşit ve güzelliği; Kaş'ın bağlı olduğu Antalya ve ilçelerine ait turizm merkezleri ile tabiat, tarih ve kültür zenginliğini, alternatif turizm imkanları ve çevresinde yer alan turizm merkezlerinden oluşan renkli yelpazesi" ile düşsel bir mekandır.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 47519'dir. Bunun 6361'si ilçe merkezinde, 41158'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Antalya Kemer Images: 4 Hits: 351 Description: Kemer, Akdeniz kıyısında, Antalya'ya 40 kilometre uzaklıkta olan bir ilçesidir. 80'li yılların başına kadar küçük bir köy iken son 20 sene içinde açılan tesislerle Türk turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Batı Toros Dağları'nın eteklerinde ve 52 kilometre kıyı şeridi boyunca uzanan Kemer ilçesi, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Bugün Kemer'in bulunduğu yerde, 1910'lu yıllarda Eski Köy adı ile bilinen ve dağlardan gelen seller sonucu göl ve bataklıklardan oluşan bir yerleşim yeri vardı. Eski Köy halkı, kendilerini bu sellerden korumak için, dağların eteklerinde 23 kilometre uzunluğunda bir taş duvar ördüler. Sonraları, bu duvar nedeniyle köylerine Kemer diyeceklerdir.
1960'lı yıllara kadar karayolu olmadığı için, ulaşımı sadece deniz yolundan sağlanan Kemer, 1980 sonrasında uygulanan Güney Antalya Turizm Projesi kapsamında yol ve diğer altyapı değerlerine kavuşarak hızla gelişmiş ve bugün Türkiye'nin en gözde turizm merkezlerinden birine dönüşmüştür. Kemer ilçesi ile Kiriş, Tekirova, Çayova, Aslanbucak, Kuzdere, Beycik, Çamyuva, Göynük, Beldibi, Çıralı gibi yerleşim yerleri, antalya turizminden son derece önemli bir yer tutar.
Kemer’ in başta gelen çekiciliklerinden birisi doğal güzelliğidir. Deniz, orman ve dağlar bir noktada birleşmektedir. Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği, deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanmasıve çam ağaçlarının plajlarda gölgelik olarak kullanılması oldukça cazip gelmektedir. Beldibi mevkiinden başlayarak Tekirova’ ya kadar olan tüm kıyı tamamen doğal plajdır. Girintili çıkıntılı kıyılarında birçok koy ve küçük doğal limanlar bulunur. Kemer merkezinde bulunan plajlar Belediye plajı, yat limanı yanında bulunan Ayışığı Plajı'dır. Antik kentin hala ayakta durduğu ve milli park olan Phaselis plajı gibi yerlerde rahatlıkla denize girmek mümkündür. Konaklama tesislerinin havuz ve plajlarından da ücret karşılığı yararlanmak mümkündür. Kemer’den yakınında bulunan Olympos ve Phaselis antik kentlerine ulaşmak mümkündür. Son yıllarda Söğüt Cuması, Altınkaya, Dereköy gibi yüksek yerlere safari turları da oldukça ilgi çekmektedir.
Ayrıca yöredeki diğer çekiciliklerde mağaralardır. Bu mağaralar : Beldibi mağarası Antalya’nın 27 km güney batısında denizin kıyısındadır. Tarih öncesi kalıntılar da bulunmaktadır. Bir diğer görülmeye değer mağara ise Molla deliği olup. Kemer‘ in batısında yükselen Tahtalı Dağı’nın doğu yamacında yer alır. Bu mağaraya ancak Kemer – Kumluca karayolu üzerinde bulunan Aşağı Kuzdere veya Tekirova köylerinden yaya olarak ulaşmak mümkündür. Her iki köyden de 3 – 4 saat yürümek gerekir.
Kemer, 320 yat kapasiteli modern marinasıyla yat turizminde de önemli bir yer teşkil eder. Marina ve 52 km'lik sahil şeridi Avrupa Çevre Eğitim Vakfı (FEEK)'in belirlediği kriterleri sağlayarak Mavi Bayrak almaya hak kazanmıştır.
Kemer Bölgesi turistik dönem boyunca birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. Phaselis Sanat Etkinlikleri, Kemer Off-Shore Yarışları, Dünya Ralli Şampiyonası Türkiye ayağı (WRC Rally of Turkey), Kemer Karnavalı gibi değişik etkinlikler sezon boyunca düzenlenmekte ve bölgenin sosyal ve turistik hayatına büyük katkılarda bulunmaktadır.
Kemer çevresinde mutlaka görülmesi gereken yerleri şöyledir: Idryos, Phaselis Antik Kenti, Olympos Antik Kenti, Chimera (Yanar taş), Adrasan, Üç Adalar, Göynük Kanyonu, İkiz Kayalar, Ekopark, Ulupınar ve Selçuklu Av Köşkü'dür.

         Antalya Korkuteli Images: 6 Hits: 318 Description: Korkuteli ilçesinin ilk temelini teşkil eden Aladdin mahallesi ilçenin ilk yerleşim merkezidir. Korkuteli ilçesi Antalya iline bağlı Akdeniz bölgesi ilçelerindendir. Doğusunda Antalya merkez ilçesi, batısında Muğla Fethiye ilçesi ve Burdur, Gölhisar ve Çavdır ilçeleri, güneyde Kumluca ve Elmalı ilçeleri ve kuzeyde Burdur, Bucak ve Tefenni ilçeleri ile çevrili bulunmaktadır.
Yüzölçümü 2471 km2'dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1020 metre olup 1/4 oranında Akdeniz iklimi, 3/4 oranında göller bölgesi karasal iklim hüküm sürer. Soğuk hava göller bölgesinden, sıcak hava Akdeniz bölgesinden intikal etmektedir. Yılın dört mevsimi bariz olarak görülen ilçemizde hava sıcaklığı ortalaması kış aylarında genel olarak -5 derece ve yaz aylarında +25 derece olmaktadır.
Torosların başlangıcını teşkil eden Bey Dağları'nın Akdeniz'e bakan yüzünün arka kısmında oluşan düzlüklerin ve tepeciklerin hakim olduğu bir arazi yapısı mevcuttur. Doğal yapı olarak Bey Dağları'nın yamaçları ve etekleri çamlık fundalık ve ormanlarla kaplı olup, düz alanlar ise tarım alanı olarak kullanılmaktadır.
Ayrıca burada ÜNLÜ osmanlı sehzadesi sultan korkut eğitim görmüştür ve lalalığını burada yapmıştır ondan korkut un eli anlamındaki korkutrli ismi şehre yapışmış kalmıştır
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 51.580'dir. Bunun 16.521'si ilçe merkezinde, 35.059'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Antalya Kumluca Images: 5 Hits: 358 Description: Kumluca'nın ilk yerleşimi ilçenin merkezinin 5 km kadar doğusunda, tepelerin eteklerinde san kavak adıyla 1830 yıllarında kurulmuştur. Elmalı'dan ayrılan Finike ile Antalya'ya bağlı Iğdırmağardıç Bucağı Kumluca ve Kemer diye ikiye ayrılarak, Kemer Antalya'ya, Kumluca'da Finike'ye bağlanmıştır. Bu sırada Sarıkavak, Iğdırmağardıç Bucağının bir köyüdür. Bu günkü Kuzca Köyü ise o zaman ayrı bir bucak idi. 1924 yılında Kuzca Bucağının merkezi Gödene'ye (Altınyaka) alınmış ve zamanla göçebe halkın yerleşerek kalabalık bir merkez haline getirdiği bugünkü ilçe merkezinin bulunduğu yerde kumluca bucağı kurulmuştur. Kumluca bucağı sonraları daha da büyümüş, 7033 sayılı kanunla 1958'de Finike'den ayrılarak ilçe olmuştur.
Kumluca, Türkiye'nin nüfusu en hızlı artan ili olan, Antalya'nın nüfusu en hızlı artan ilçesidir.
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi çerçevesinde yapılan 2007 Nüfus Sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 65.904. Toplam nüfusun 33.570’i erkek, 32.334’ü kadınlardan oluşmaktadır.
İlçenin merkez (Kumluca) nüfusu 31.581, beldelerin nüfusu ise Beykonak 7.240, Çavuşköy 2.435 ve Mavikent 8.033.
Köylerin nüfusları: Altınyaka 276, Belen 331, Beşikci 523, Büyükalan 234, Çaltı 172, Çayiçi 202, Dereköy 85, Erentepe 606, Gölcük 284, Güzören 435, Hacıveliler 2.963, Hızırkahya 904, İncircik 290, Karacaağaç 164, Karacaören 748, Kavak 620, Kuzca 377, Ortaköy 440, Salur 2.225, Sarıcasu 2.867, Toptaş 712, Yazır 883, Yenikışla 141, Yeşilköy 133

         Antalya Manavgat Images: 7 Hits: 259 Description: Manavgat İlçesinin kuruluş tarihi ile ilgili olarak kesin bir tarih verilmese de sınırları içerisinde bulunan Side (Selimiye Köyü) ve Selge (Altınkaya Köyü) antik kentlerinin M.Ö. 6. yüzyılda kuruldukları sanılmaktadır.
Manavgat 1220 yılında Selçuklu, 1472 yılında ise Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresine geçmiştir. Manavgat adı buraya ilk yerleşen kendilerine manav adı veren türkler tarafından verilmiştir.Manavgat 1914 yılında ilçe olmuş, Taşağıl ve Beşkonak Nahiyeleri kurularak ilçeye bağlanmıştır
İlçenin nüfusu 2007 genel nüfus sayımına göre 260000. Bunun 93000'si ilçe merkezinde, 167000'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Antalya Serik Images: 7 Hits: 340 Description: Serik'te ilk yerleşim yeri, M.S.II yüzyılda Bergama Krallığı'na bağlı olarak bugünkü Yanköy Köyü yakınlarında bulunan Sillyon (Koçhisar tepesinde) da ve Belkıs Köyü'nde Aspendos olarak iki yerde kurulmuştur. Osmanlı maliye ve tapu kayıtlarında serikli, seriklü cemaat ya da aşiret boyunun yerleştiği ve ismini verdiği ilçe. Serik , Seriklü konar göçer yörükan taifesinin anadoluda ki diğer yerleşim alanları : Kayseriyye, Kırşehri, Beğşehri,İçel ve Aydın sancakları. Osmanlı son zamanında nahiye merkezi bugünkü Çandır beldesi ve SERİK sancağı diye anılır. Bugünkü ilçe merkezi o zaman Şevketiye isminde ve 1895 yılıda 49 hane olarak Teselyanın kaybedilmesiyle oradan gelen Hacı ismailli aşiretince kurulmuştur. Göç ettikleri için kendilerine muhacır (macır) demişlerdir.Birkısmı İzmirde diğer birkısmıda evveli Şam ahiride Şam diyerek bugünkü Şam şehrindedir.
Batı Trakya Türkleri Balkan Savaşı sırasında Muhacir olarak, Girit Savaşı sırasında ise, Girit Türkleri Serik'e gelip yerleşmişlerdir. bölgesi tarafından muhafazar bi yerleşim biri olarakta bilinir
2007 Yılı genel nüfus verilerine göre İlçenin toplam nüfusu 105.755‘ tir. Nüfusun 49.027'u İlçe merkezinde, 56.728'i köylerde yaşamaktadır.

     Ardahan Images: 10 Hits: 443 Description: Ardahan İli, Türkiye’nin en çok göç veren illerinden biridir.

İlin başlıca gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İki tane sınır kapısı vardır: Gürcistan’ın Samshe-Javaketi Distriktine, Posof-Türkgözü (açık) ve de Çıldır-Aktaş (kapalı).

Doğa açısından eşsiz güzeliklere sahip olup yılın büyük kısmını kar altında geçirir. Eğitim seviyesi oldukça yüksek olan il, Kars Kafkas Üniversitesi bünyesindeki bir meslek yüksek okulunu barındırmaktadır.

İl’in başlıca halkı Azeriler ve Türkmenlerdir

         Ardahan Çıldır Images: 8 Hits: 427 Description: Çıldır, en eski Türk yerleşim merkezlerinden biridir. Heredot Tarihi’ nde de bahsedildiği gibi, M.Ö. 650-700 yılları arasında bölgeye gelen Saka Türkleri, Çıldır’ a ebedi Türk olma damgasını vurmuşlardır. Zaten Çıldır adı da oradan gelmektedir.
Çıldır, Oğuz Han’ın Çavuldur Boyu adının; Çavuldur (Çaldur) Çıldır şeklinde fonetik bir değişikliğe uğramış biçimdir.
Çavuldur, Oğuz’ un Gökhan’ dan olma ikinci torunudur. Yöre halkının meskuniyeti, böylece 1071 Zaferi’nden çok daha gerilere gider. Öyle ki, Anadolu kapılarını ebedi olarak Türklere açacak olan Sultan Alpaslan’ın ordusu, Çıldır’a geldiğinde, Akçakale mevkiinde üç gün misafir edilir ve ordusuna takviye birlikler verilir.
Çıldır’ ın bilinen tarihi zamanımızdan 6000 yıl öncesine gitmektedir. Yapılan araştırmalarda Hurrilerin burada Akçakale ada kenti olmak üzere bir devlet kurduklarını göstermiştir. M.Ö. 1900-1400 yılları arasında kurulan Kitanlı Devleti Çıldır gölü ve çevresine 500 yıl hakim olmuştur. Bundan sonra merkezi otoritesi kayıp olan Hurrilerin 600 yıl süren derebeylik devresinde Akçakale Köyü merkez olmak üzere Gökdağ, İnektepe, Kalaça, Akçakale’ nin kuzeyinde Senger denilen yerlere birer kale kurarak derebeylik yörede egemen olmuştur. Özellikle Senger- Gökdağ üzerinde Trabzon’a kadar uzanan tarihi ipek yolunun bir kolunun da kontrol altına alınabilmesi için bir tepenin yapay engellerle sarplaştırılmasıyla dikkati çeker. Burası hem Çıldır gölüne hem’ de Çıldır ovası’ na hakim bir derebeylik’ idi.
Daha sonra aynı ırktan olan URARTU Devleti’nin egemenlik sürdüğü görülür. M.S. 650 yıllarında SAKA Devleti, URARTU Devleti’ nin egemenliğine son vermiştir. Bir süre sonra yani M.S. 429 yılında 200 yıl boyunca İranlılar Çıldır’ a hakim oldular. Bu dönemin izleri mezarda ateş yakmak ve ateşe su dökmenin günah sayılması gibi inançlarla günümüze ulaşmıştır. 450-500 seneleri arasında Musevi inancını kabul etmiş olan Hazarlar büyük bir Devlet kurarak Çıldır ve çevresini’ de topraklarına kattılar. Bu dönemde buralarda bulunan Kazak ve Borcalı’ lara TEREKEME adı verilirdi.
Selçuklu Sultanı Alpaslan 1064 yılında Horasan’dan büyük bir ordu ile gelip Mayıs ayında Cavak Sancağının merkezi olan Akçakale’ yi feth etti. Alpaslan’ ın savaşmadan teslim olma önerisini götüren İbni Mücahit ve Ebu Semre-yi Akçakale Beyi öldürttüğünden kent savaşla alındı ve gece yakıldı. Gölün doğu kıyısındaki Albiz Kalesi’ de alınarak yakılıp yıkıldı. Çıldırın İdaresi Alpaslan’ın kayın pederi sayılan Müslüman Loru Terekeme beylerine verildi. Akçakale, Akal-Palak halkı göç ederek yanan şehirlerinin yerine Ahırkelek Kalesini yaparak yerleştiler. Türkçe’de Şeytan anlamına gelen Albız halkı ise Rabat (Yıldırımtepe) kuzeyine Şeytan Kalesini yaptılar. 1064 yılından itibaren Çıldır bölgesi merkezi Şeytan Kale oldu.
Loru Terekeme Beyleri Cavak Sancağını 60 yıl idare ettiler. Kıpcaklar 1124 yılında Daryal boğazından geçerek Çıldır’ı ele geçirdiler. Kıpçaklar Gürcüler in Bangrat Kırallarını tahta geçirdiler. Bu dönemde Çıldır’ dan diğer bölgelere büyük göçler oldu. 1125 yılında Çıldır Gürcülerden Harzem Şah’ ların eline geçti.
1239-1240 yıllarında Moğollar Harzem Devletini yıkarak Çıldır’ ı aldılar. Moğollar Ardahan, Çıldır ve Ahıska’ nın yönetimini Kıpcak beylerine verdiler. Dönem dönem beylikler egemenliği altında kalan Çıldır Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın Oltu, Ardahan ve Kars’ ı almasından sonra 1546 yılında Safavı Şahı birinci Tahmasap Çıldır’ı Ata bek’ lerden alarak Cavak beylerinden Varaza oğlu Mahmut Hana verdi. Çıldır’ da Rabat ve Şeytan Kalesini yönetim merkezi yaptı. Safavi’ ler ve Osmanlılar Çıldır ve Ardahan arasında baskın ve talanlarla birbirlerini hırpaladılar. İran Serdarı Tokmahan ile Osmanlı Ordusu 09 Ağustos l578 günü Zurzuna, Purut ve Suhara (Çıldır, Eşmepınar ve Aşıkşenlik) arasında şimdiki Çıldır düzünde meydan muharebesi yaparak Şeytan Kalesi alındı. Lala Mustafa Paşa Feth edilen yerlerde 3 eyalet kurdu. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde eyaletlerden birisi olan Çıldır eyaletini Osmanlının doğudaki en güçlü ve zengin eyalet olduğunu belirtmiştir.
93 Harbi olarak geçen savaş sonrasında 1877 yılında bölge yeniden Rusların eline geçti 14 Temmuz 1878’ de yapılan Berlin anlaşmasıyla Ruslara savaş borcu olarak verilecek olan 245 milyon Osmanlı altınının 200 milyonunu karşılamak üzere 3 sancak denilen Kars, Çıldır ve Batum sancakları Ruslara teslim edildi. 1917 yılında Rusya’da başlayan Bolşevik ihtilalini fırsat bilen Gürcüler bağımsızlıklarını ilan ederek Çıldır’ ın işgaline başladılar. Bu dönemde Çıldır Gürcülerle Ermeniler arasında çekişme bölgesi haline geldi. İşgale direnen Çıldır’ da yaşanan, Meryem ve Kotanlı köylerinin katliamlarından sonra iki yerleşim birimi yok edildi. Bu dönemde 19 Mayıs 1919’ da Samsun’ dan doğan güneş Amasya, Erzurum ve Sivas’ ta Ülkeyi aydınlatmaya başlamış, Çıldır’ dada Kuvay-i Milliye direnişi başlamıştır. Direnişe karşı başlatılan sindirme hareketi sırasında 1828 yılında Ruslarla yapılan Türkmen Çay anlaşmasıyla yaşadıkları bölgeler Ruslara bırakılan bu sebeple oralardan göç eden ve kitleler halinde Çıldır’ a yerleşen Terekemeler ile o zamana kadar Çıldır’ da yaşayan halktan büyük gruplar göç etmeye başladılar. Ancak Kuvay-i Milliye güçleri ve halk ozanı Aşık Şenlik gibi insanlar göçü değil, savaşarak kurtuluşu anlatmaya başladılar.
Merkezi Erzurum’ da olan 15. Kolordu, Kazım Karabekir komutasında Milli Şura kuvvetlerinin yardımı ile önce Ermenilerin sonrada Gürcülerin üzerine yürüdü. 25 Şubat 1921 günü Çıldır düşman işgalinden kurtularak Çıldır Türk topraklarına katılmıştır.

         Ardahan Damal Images: 7 Hits: 503 Description: Orta Asya kökenli ve tamami olmamakla beraberBektaşiTürkmen'lerden oluşmaktadır.Tek bir köyü İkizdere(Nunus) ise Sünni Yerli Türk'lerden oluşmaktadır. Damal Dağları'nda beliren Atatürk sulüeti ile ünlüdür. Her yıl Haziran ayının 15 ile Temmuz ayının 15’ine kadar saat 18’den itibaren Karadağ sırtlarında Atatürk’ün bu sulüeti net olarak yaklaşık 20 dakika izlenmektedir. Ardahan'da bu tarihlerde Atatürk'ün İzinde-Gölgesinde Damal Müzik Şenlikleri düzenleniyor. Halk Eğitim etkinliklerinin yoğun olduğu ilçemizde bu alanda dünya çapında bir de başarı elde edilmiştir. 2001 senesinde Japonya`da düzenlenen en iyi yerel kıyafetler yarışmasında, Damallı Halk Eğitim öğrencilerinin yaptığı "Damal Türkmen Bebeği" birinci seçiliştir.
         Ardahan Göle Images: 7 Hits: 375 Description: Göle (Merdinik)
Derler ki: »Çok eskilerde burası kocaman bir göl imiş. Sonra sular çekilmiş, güzel, güzel olduğu kadar da yeşil bir ova oluşmuş. Bu yerleşim bölgesine, göl adından esinlenerek Göle adını vermişler.«
Göle adına ilgili başka söylenceler de dinledim. »Kol-kola« anlamında bir isim daha var imiş. Giderek »Kola« adı Göle olmuş.
Bu yöreye yerleşen Türkmen ya da Terekeme boylarının yeşil renge göğ dedikleri için, bu yöreye Göglü Ova demişler: Göglü sözcüğü giderek, »Göyle« Göle olarak değişime uğramış. Şimdi bu yöreye Yeşil Göle deniyor.
Bu söylencelerin hemen hepsini yazmak yerine, birini daha aktaralım. Köle Bey diyarı olarak bilinen bu yöreyi, Osmanlılar 16. yüz yılda kendi topraklarına katınca Köle adını değiştirerek Göle koymuşlar.
Bildiğim kadarıyla eski adı »Merdinik«, Merdinik ilçesi, Merdinik Tepesinin eteğinde kurulan şirin bir köydür. Daha sonraları Merdinik halk tarafından merkez adıyla anılmaya başlanmış. Çok sonraları Göle olarak değiştirilmiş.
Göle çok önceleri, Ardahan sancağının güney kesiminde olduğu için, adına »Küçük Ardahan« da denmiştir.
Söylencelerden sıyrılarak günümüze gelelim. Göle ilçesi, bir yönüyle de Deli Yusuf’un yurdu olarak tanımlanan Yiğitkonağı Boğazından önce birleşen Kür Irmağının beş kolundan dördünün yayıldığı kocaman bir ovadır.
Göle ilçesinin güneyinde Allahu Ekber Dağları yeralır. Kuzeyinde Ardahan, doğusunda Kars, batısında ise Erzurum sınırlarıyla çevrilidir

         Ardahan Hanak Images: 5 Hits: 336 Description: Ardahan ilçesine bağlı olan Hanak 1958’ yılında ilçe olmuştur. İlçe olunca Posof ilçesine bağlı olan Damal bucağı 1958 yılında Hanak ilçesine bağlanmıştır. Damal’ ın bağlanmasıyla Hanak ilçesinin Yukarı Hanak ( Atalar Mahallesi) Aşağı Hanak ( Selamverdi Mahallesi) iki mahalle Damal ve Ortakent bucakları ile birlikte 42 birim iken 1992 yılında Ardahan İl olmasıyla Damal Bucağı ilçe oldu. Damal ilçesine 15 köy bağlandı.Müteakiben Damal ilçesine bağlanan Yamçılı, Sulakçayır ve Yünbüken köyleri tekrar Hanak ilçesine bağlanarak, toplam köy sayısı 29’a ulaşıp ayrıca ilçemize bağlı 1 adet Belde Belediyesi mevcuttur.Belde Belediyemiz Ortakent’tir.
Meşe Ardahan adıyla bilinen DOĞU ANADOLU’NUN kuzey doğusunda yer alan Hanak Ardahan’ ın şirin bir ilçesidir. Kuzeyinde Damal İlçesi, güneyinde Ardahan İli, doğusunda Çıldır İlçesi ve batısında Şavşat İlçesi ( Artvin) ile çevrili olup, 500.000km2 yüzölçümlü deniz seviyesinden 1820 metre yüksek Ardahan iline 26 km. uzaklıkta Posof, Damal ve Ardahan arasında köprü vazifesi görmektedir.

         Ardahan Posof Images: 8 Hits: 449 Description: Posof İlçesi eski çağ tarihinde yukarı Kur diye tabir edilen Kars'ın Çıldır,Ardahan ve Hanak,Artvin'in merkez dahil Ardanuç,Şavşat ve Boçka ilçelerini içine alan Kur ve Çoruh havalisindeki yerleşim birimidir.İlçenin varlığı 2700 yıl öncesine dayanır.M.Ö.680 yıllarında Kafkasların kuzeyinden gelen atlı göçebe İskit Türkleri havaliyi Urartulardan alarak 500 yıl hüküm sürmüşlerdir.Daha sonra Horasan havalisinden gelen Arsak Türkleri M.Ö.150-M.S.430 yılları arasında Posof'ta yaşamlarını sürdürmüşlerdir.Arsak Türklerinden sonra Peçenek ve Oğuz Türklerininde burada yaşadığı bilinmektedir. Posof ve havarisi sırasıyla Sasani Devleti,Doğu Roma İmparatorluğu.Gürcü Bagratlılar Beyliği ve Abbasilerin kontroluna girmiştir.Abbasilerden sonra bölgeye Selçuklular hakim olmuştur.
Selçuklu Sultanı Alpaslan'ın 1064 TARİHİNDE Ani şehrini alması üzerine Danişmentli Ahmet komutasındaki Selçuklu ordusu Şavşat üzerinden Arşiyan Dağını aşarak halen mevcut Kol köyündeki kaleyi kuşatmış,Gürcü ordusunu mağlub etmiş ve 1080'de bölgeyi el geçirmiştir.Selçuklular bölgede uzun süre tutunamamış ve bölge İlhanlıların eline geçmiştir.İlhanlılar zamanında Ortodoks olan Kıpçak Türkleri bölgenin yarı bağımsız hakimi olmuşlardır.Daha sonra Lala Mustafa Paşa'nın emri üzerine Ardahan Sancak Beyi Abdurrahman Bey kendi kuvvetleriyle Ilgar Dağını aşıp,9 Ağustos 1578'de tüm Posof deresini ve Ahıska havalisini ele geçirmiştir.Böylece Posof Osmanlı Devleti'ne bağlanmıştır.Erzurum Beylerbeyi Lala Mustafa Paşa 1578 yılı Ağustos ayında Ahıska merkez olmak üzere Çıldır Eyaletini kurarak Posof'u sancak beyliği yapmıştır.

1917'de Rusya'da çıkan ihtilal sonucunda Rus birlikleri Erzurum-Kars ve havalinden çıkarılırken silahlarını Ermeni ve Gürcüler'e dağıtarak Türkler ile mücadeleyi onlara bırakmışladır.1917 sonlarında Gürcüler Posof-Kobliyan tarafında,Ermeniler de Erzurum-Kars-Ardahan tarafında faaliyetlere başlamış,bunun üzerine Kars-Ardahan ve Posoflu aydınlar da Ermeni-Gürcü hareketini engellemek için 17-18 Ocak 1919'da Kars'da yapılan kurultayda geçici bir hükümet kurmuslardir. Fakat bu hükümetin faaliyetleri Ingilizler tarafindan hemen engellenmiş ve üyeleride Malta'ya sürülmüştür.Bu hükümetin dağılmasından sonra Gürcüler Azgur,Ahıska ve Duğur'da ileri gelen sahıslarla isbirliği yaparak Ahıska,Ahırkelek ve Posof'u isgal etmişlerdir.Bu dönemde 3.tümenimize bağlı taburlarla, milis kuvvetleri; Gürcülere karşı ayrı ayrı savaşmışlardır.

TBMM'nin Gürcü sefiri ile yapmış olduğu 22-Şubat-1921'deki antlaşmaya göre; Gürcüler Ardahan-Göle ve Posof'dan çekilmiş ve 2-Mart-1921 de Posof düşman işgalinden kurtulmuştur.2 MART 1923 yılında da ilçe merkezi olarak belirlenmiştir.

     Artvin Images: 9 Hits: 403 Description: Geçmişte Çoroksi, Çorok, Kollehis ve Klarceti, Osmanlı döneminde ise Livane olarak bilinen Artvin''in bu ismi nereden aldığı ve hangi tarihten itibaren kullanıldığı tam olarak bilinmemektedir. İlk adların ise Çoruh Irmağı ile ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Artvin''in tarihsel geçmişi Şavşat''ın Meşeli ve Yusufeli''nin Demirköy yakınlarında tesadüfen bulunan bakır baltalara dayandırılarak M.Ö. 3000''li yıllara, yani "Tunç Çağına" indirgenmektedir.

M.Ö 4. yüzyıllarda bölgeden geçen Ksenophan''agöre Artvin ve çevresinde Kolklar, Makaronlar ve Taoklar gibi bir takım kavimlerin yaşadığı doğrulanmaktadır. M.Ö 1'' inci yüzyıllarda yaşayan Coğrafyacı Strabon Roma''nın Anadolu''daki hakimiyeti sırasında, Artvin ve yöresinin yerel krallıkların hakimiyetinde olduğu belirlenmektedir. Bunun sonrasında Arsaklı ve Sasan yönetiminde kalan Artvin, ortaçağ dönemi ile birlikte Bizans''ın himayesinde Bagratlı Kırallığı''nın yönetiminde kalmıştır. 1015 tarihi itibariyle başlıyan Selçuklu seferleri 12''nci yüzyılda Saltuklu''larla pekiştirilmeye çalışılmıştır. Moğol istilasının ardından İlhanlı''ların kontrolünde Çıldır Atabeklerinin yönetiminde kalmak üzere Timur, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevi gibi Türk devletlerinin himayesinde bulunmuştur.

Yavuz Sultan Selim zamanında başlayan Osmanlı Egemenliği Kanuni Sultan Süleyman dönemi Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa''nın Atabeklerin başkenti durumundaki Ardanuç kalesini fethetmesiyle tamamlanmıştır. Osmanlı döneminde Hopa ve Borçka Trabzon''a Artvin, Ardanuç, Şavşat ve Yusufeli merkezi Ahiska olan Çıldır Eyaleti''ne bağlı olarak yönetilmiştir. 1828 de Osmanlıların Ruslara yenilmesi sonucu Çıldır kaybedilince buraya bağlı birimler Erzurum Eyaleti''ne dahil edilmiştir. 1877 - 1878 Savaşı sonucunda 3 Mart 1878 de imzalanan Ayastafanos Anlaşması gereği o zaman Batum Liva''sına bağlı Artvin, Ardanuç, Borçka, Şavşat ve Hopa''nın Kemalpaşa bucağı savaş tazminatı olarak Ruslara terkedilmiştir. 3 Mart 1918 de imzalanan Brestlitovsk antlaşması gereğince Ruslar Artvin topraklarından çekilmişlerdir. Peşine İngiliz''lerin ve Gürcü''lerin geçici işgalleri olmuşsa da TBMMM nin girişimleri sonucu 23 Şubat 1921 de Artvin Anavatana kavuşmuştur. 16 Mart 1921 de imzalanan Moskova Antlaşması ile durum kesinlik kazanmıştır.

         Artvin Ardanuç Images: 8 Hits: 368 Description: Kafkasya ile Doğu Anadolu arasında geçişi sağlayan bir bölgede yer alan Ardanuç yöresi, eski bir yerleşme alanıdır. Asur kaynaklarında Yukarı İberia olarak geçen bu bölge İÖ 9. yüzyılda Urartuların denetimindeydi. İÖ 7. yüzyılda Kimmerler ve İskitler tarafından yağmalanan bu topraklar, daha sonra Gürcüler tarafından kurulan İberia (Kartli) Krallığına bağlandı. İÖ 2. yüzyılın son çeyreğinde Pontus Krallığının denetim alanı içinde kalan yöre, İÖ 1. yüzyılın ikinci yarısında Romalıların eline geçti. Daha sonra İS 9. yüzyılda Bagratlıların yönetimindeki İberia Krallığına bağlanan yöreye Türkmenler ilk kez 11. yüzyılda geldi. 13. yüzyılda Moğolların, 14. yüzyıl sonlarında da Timur ordularının istilasına uğradı. İskender Paşa’nın 1551’de Ardanuç Kalesi'ni ele geçirmesi ile Osmanlı topraklarına katıldı. Aynı tarihte kurulan Ardanuç sancağı, 1578’den 1828’e kadar Çıldır eyaleti'ne bağlıydı. 19. yüzyılın ikinci yarısında Çıldır sancağı'na bağlı bir kaza olan Ardanuç, Ayastefanos Antlaşması ile (1878) Rusya’ya bırakıldı. 1914’te kısa bir süre çekilen Ruslar, 1915’te geri döndü. 1918’de Rusların çekilmesinden birkaç ay sonra İngilizlerin, onların bölgeyi boşaltmasının ardından 1920’de Gürcülerin işgaline uğradı. 1921’de kurtulan Ardanuç, 1945’te ilçe yapıldı. İlçe merkezinin belediyesi de aynı tarihte kuruldu.
Eskiden Artanuci adıyla anılan ilçe, Artvin kentinin 33 km doğusunda, Ardanuç Suyu'nun kenarında yer alır. 5. yüzyılda yapıldığı sanılan Ardanuç Kalesi, 9. yüzyılda Bagratlılar'ın başkentiydi. 1562’de Kanuni Sultan Süleyman tarafından onarıldığına ilişkin yazıtı bulunan kale bugün yıkık durumdadır.
Önemli tarihsel yapılardan biri de ilçenin 13 km güneydoğusundaki Bulanık (Rabat) Kilisesidir. İlçedeki öbür tarihsel yapılar Artvin yöresinde yapılan ilk cami olma özellliğini taşıyan İskender Paşa Camii ve Salih Bey Camii'dir.

         Artvin Arhavi Images: 8 Hits: 348 Description: 1877 yılından sonra Batum ve Gönye havalisinin Rusların eline geçmesinden sonra Arhavi, Trabzon iline bağlı olan Rize Mutasarrıflığına bağlanmıştır. Bu tarihlerde Hopa ve Fındıklı ilçeleri bucak olarak Arhavi'ye bağlı iken, 1900 yıllıda Hopa ilçe olmuş, Arhavi de bucak olarak Hopa'ya bağlanmıştır.
1936 yılında Hopa ilçesi Artvin'e bağlanınca Arhavi bucağı da Artvin'e ait olmuştur. Arhavi, 1 Haziran 1954 yılında tekrar ilçe statüsüne kavuşmuştur.
Doğu Karadeniz Dağları’nın kuzeyine yerleşmiş olan ilçe, kuzeyden Karadeniz, batıdan Rize iline bağlı Fındıklı ilçesi, doğudan Hopa ilçesi, güneyden kısmen Murgul ve Yusufeli ilçeleri ile çevrilidir.
Yüzölçümü 314 kilometrekare olan ilçe, Kamilet ve Derecik olmak üzere 2 vadi üzerinde kuruludur. Arhavi, 1 belediye (ilçe), 30 köy ve 7 mahalleden oluşmaktadır. İlçenin genel olarak arazi yapısı engebeli ve dağlıktır. İlçe merkezi, köylerin aksine gerek iskana gerekse tarıma elverişli düz bir araziye sahiptir.
Doğu Karadeniz Bölgesinin tipik dağlık yapısının hakim olduğu ilçede, 3000 metreye yaklaşan zirvelere sahip olan dağlar (Çatalkaya-2985 m., Koyunyayla-2292 m., Mete-2142 m., Dikme-2068 m.) bulunmaktadır.
Deniz kıyısından 3000 M.ye çıkan dağlık yapıdan beslenen debisi ve akışı düzensiz bir çok derecikten beslenen ve yaklaşık 35 kilometre uzunluğundaki Arhavi (Kapisre) deresi ilçede mevcut tek akarsudur.
İlçede, yaylalar üzerinde irili ufaklı çok sayıda buzul gölü bulunmaktadır. Bunların başlıcaları; Nogadid, Sarıgöl, Alacagöl, Büyük Agara, Küçük Agara ve karagöllerdir.
İlçede tipik doğu karadeniz iklimi hakimdir. Yazları ılık, kışları serin geçmektedir. Her mevsimde yağış görülen ilçede nem oranı yüksektir. İklim şartları çay, fındık, mısır ve turunçgil yetiştiriciliğine elverişlidir.
Arhavi, diğer ilçelere göre nüfusu artan, dışa az göç veren yerleşim birimlerindendir. 1990 yılı sayım sonuçlarına göre nüfusu 18.351 olan ilçenin 2000 yılı sayım sonuçlarına göre köy nüfusu 5.278, merkez nüfusu 14.069 olmak üzere toplam 19.347‘dır. İlçenin nüfus artış hızı (1990-2000sayım yıllarına göre) %o 5.29 kişi, nüfus yoğunluğu ise 65 kişidir.

         Artvin Borçka Images: 7 Hits: 351 Description: Artvin ve Borçka’nın da içinde bulunduğu bölgeye ilk yerleşenlerin Orta Asyadan gelen “HURRİLER” olduğu yazılı kaynakların incelenmesinden anlaşılmaktadır. M.Ö 2000 yılından başlayarak Hurilerin yöreyi de içine alan geniş bir bölgede devlet kurdukları bilinmektedir. Daha sonra Urartuların Hitit İmparatorluğunun yıkılması ile Borçka yöresine kadar yayıldıkları, M.Ö 720-714 yılları arasında Kimmerler, M.Ö 655‘de Sakalar daha sonra da Arsaklıların egemenlik kurdukları çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.
M.S 576 Yılından itibaren bölgeye Bizanslılar hakim oldular. Halife Osman döneminde İslam Ordusu, 645 yılında Bizans ordusunu yenerek bu bölgeye hakim olmuştur. Sonraları Emeviler, Hazar Türkleri ve Bagratlılar bölgeye hakim olmuştur.
Büyük Selçuklu Devletinin kurulmasından sonra Artvin, Borçka, Şavşat, Yusufeli ve Ardanuç Selçuklu topraklarına katıldı(l063).Sonraları bölge Moğolların egemenligine girdi.
Borçka ve çevresi Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği döneminde Osmanlı egemenliğine girdi. 1877-78 Osmanlı – Rus Harbinden sonra Kars, Ardahan, Artvin ve Batum ile birlikte Borçka da Anadolu’dan koparılarak Rus yönetimine bırakıldı. Bu tarihten sonra Borçka ve çevresi sık sık savaşlara sahne olmuştur.
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Antlaşması’ndan hemen sonra Batum, Artvin, Borçka ve çevresi İngilizlerce işgal edilmiş, İngilizlerin ayrılmasından sonra da bölgeye Gürcüler girmiştir. Gürcülerin hakimiyeti 9 Şubat l921 yılına kadar sürdü. T.B.M.M. ultimatonu ile Gürcüler bölgeyi terketmiş, 7 Mart 1921 yılında Borçka, Artvin ve çevresi kesin olarak Anayurda kavuşmuş oldu.
Borçka'nın kurtuluşu'nda Osman Nuri Sualp 7 kurşun yemesine rağmen Türk bayrağını göndere çeken kahramandır.
Borçka İlçesi 7 Temmuz l921 tarihinde ilçe olmuş, 26 Haziran l926 tarih ve 877 sayılı kanunla da Bucak haline getirilmiş, 28 Mayıs l928 tarih ve 1288 sayılı kanunla da yeniden İlçe statüsüne kavuşturulmuştur.
İlçe, Karadeniz bölgesinin doğu ucunda, Artvin–Hopa Yolu üzerinde Çoruh Nehrinin kıyısında şirin bir yerleşim yeridir. Yalçın ve geçit vermeyen karlı dağların, gür ormanların, yatakları derin ve hırçın akarsuların yarattığı eşsiz güzelliğe sahip olan Borçka’nın İl Merkezine uzaklığı 32 Km. dir.
Batısı Hopa, güneyi Artvin ve Murgul, doğusu Şavşat, kuzeyi ise Gürcistan Cumhuriyeti toprakları ile sınır oluşturan ilçenin denizden uzaklığı 36 kilometre ve rakımı 125 m.dir.
İlçe topraklarının büyük bir bölümünü sarp ve geçit vermeyen dağlar kaplamıştır. Çoruh vadisi bu dağlık bölgeyi ikiye ayırmıştır. Dağlar, çoğu yerde geniş vadi oluşumların olanak vermeyecek şekilde yüksektir. Söz konusu özellik tarıma elverişli toprakların geniş alanlara yayılmasını da engellemiştir. İlçede ovalık alan bulunmamaktadır.
İlçe topraklarının büyük bir bölümünü Doğu Karadeniz sıra dağlarının doğu uzantısı kaplar. İlçenin doğusunda Çoruh vadisinin kuzeyinde yer alan en önemli kabartı “Karçal Dağı”dır (3414 m). Çoruh vadisinin güneyde yer alan “Balıklı Dağı Cankurtaran Geçidi “ ile geçit verir. Bu dağların uzantısı olarak yer alan irili ufaklı tepeler İlçe topraklarının engebeli görünümünü sağlar.
Dağ ve tepeleri ayıran derin vadiler, debi ve rejimi yüksek olan akarsu yataklarını oluşturur. İlçenin büyük vadisinde akan Çoruh Nehri, Artvin topraklarına Erzurum sınırlarından girer, Borçka’da Murgul, İçkale, Deviskel derelerini ve nihayet Aralık, Karşıköy ve Güreşen derelerini alarak Muratlı Köyüne geçer ve Gürcistan Cumhuriyeti sınırlarına girerek yurdu terk eder.
İlçenin önemli gölü Aralık Köyü yakınlarında bulunan “Karagöl”dür. Çevresi ormanlık olup, eşsiz doğal güzelliğe sahiptir. Alanı 50.000 m2’dir. Karçal dağları eteklerinde bulunan “Yıldız Gölü“ ilçenin ikinci gölünü oluşturur.
Borçka İlçesinde Karadeniz iklimi hakimdir. Yaz ve kış mevsimlerinde bol yağış ve ılık hava egemendir.
Bitki örtüsünü ağaçlar ve meralar teşkil eder. Meralar daha çok vadi tabanlarındadır. Dağların vadiye bakan yamaçları Ladin, köknar, çam ağaçlarının oluşturduğu “orman denizi” ile süslenmiştir. Yüksek kesimlerde ise bu ağaçlara meşe, kestane, kızılağaç gibi yapraklılar karışır. Orman gülleri, orman altı bitkileri ve eğreltiler ormanlık alanlarda dikkati çeker. Tarıma elverişli arazinin az olması, ormanların tahribine neden olmuştur. Yöre ormanlarının çevre ve yurt ekonomisine katkısı büyüktür.
İlçenin 2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı verilerine göre toplan nüfusu 27.654’dür. İlçe merkezinin nüfusu 9.008, köy nüfusu ise 18.646 kişidir.
Köylerin doğal yapısı, yaşam şartlarını zorlaştırdığından kırsal alanlardan şehir merkezlerine ve genellikle il dışına sürekli göç olgusu görülür.
İlçeye bağlı 1 Belediye, 4 Mahalle ve 36 köy vardır. İlçe merkezinde toplu yerleşim olmasına karşın, köylerde arazi yapısının dağlık olması nedeniyle dağınık yerleşim hakimdir.
Tarımsal nüfusun çoğunluğu çay, fındık, tütün ve orman ürünleriyle iştigal etmektedir.
İlçede kamuya ait 1 ve özel sektöre ait 2 çay fabrikası bulunmaktadır.

         Artvin Hopa Images: 7 Hits: 314 Description: Hopa, 1490-1512 yıllarında Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında Osmanlı Devletine katılmıştır.1509 yılında bugünkü sınırlar dışında Gönye kalesinin fethi ve Sancak haline getirilmesi ile Hopa bu Sancağa bağlanmıştır.Lala Mustafa Paşa tarafından 1578 yılında fetih sonucu Merkezi Ahıska olmak üzere Çıldır Eyaletinin kurulması ile bu eyalete bağlanan ilçe, 1829 yılında Çarlık Rusya’sı ile imzalanan Edirne Antlaşması sonucu Ahıska’nın bu ülkeye verilmesi sonrasında Trabzon eyaletinin bir sancağı olan Batum’a bağlanmıştır.
1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi sonucunda Kars ve Ardahan’la birlikte Hopa, Kemalpaşa bucağına kadar, Batum dahil olmak üzere Ruslar’a bırakılınca, İlçe Rize Sancağına bağlanmıştır. İlçe, 1915 yılında Ruslar tarafından işgal edilmiştir. 31 Mart 1917 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması ile Hopa Milli Sınırlarımıza dahil olmuştur.
Hopa 1936 yılına kadar Rize İline bağlı iken bu tarihten sonra Artvin iline bağlanmıştır.
Hopa, Doğu Karadeniz Bölgesinin doğu bölümünde yer alır. İlçenin doğusunda Gürcistan Cumhuriyeti, batısında Arhavi, güneyinde Borçka ve kuzeyinde Karadeniz bulunmaktadır.
İlçenin Gürcistan Cumhuriyeti’ne geçişin sağlandığı Sarp Sınır Kapısı’na uzaklığı 18 km., İl Merkezine uzaklığı ise 65 km.dir. Hopa, Trabzon-Rize-Artvin-Ardahan-Kars-Erzurum ve Gürcistan Cumhuriyeti’ni birbirine bağlayan uluslararası karayolu üzerinde bir kavşak konumundadır.
Hopa, il genelinde nüfus artış hızı (1990-2000’e göre) %o 5.43 ile en yüksek olan ilçe konumundadır. İlçenin toplam nüfusu 32.584’dür. İlçe merkezi nüfusu 15.445, köy nüfusu ise 17.139’dur. Belde belediyesi olan Kemalpaşa’nın nüfusu 4.238’dir. İlçenin yüzölçümü 289 kilometrekare, nüfus yoğunluğu ise 154 kişidir.
İlçenin merkez ve Kemalpaşa Belde Belediyesi ile 29 köyü bulunmaktadır. Hopa, özellikle kırsal alan Karadeniz Bölgesinin tipik yerleşim özelliği olan dağınık yerleşim özelliklerini taşımaktadır.

         Artvin Murgul Images: 3 Hits: 218 Description: Murgul 10. yüzyılda Selçuklular tarafından fethedilmiştir. Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılan bu bölge 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbinde Rusların istilasına uğramıştır. 1918 yılında geri alınan topraklar Sevr antlaşması ile sınırlarımızın dışında kalmış, 1920'de tekrar Türk Topraklarına katılmıştır. 1935-1950 yılları arasında merkez Damar iken sonradan ilçe merkezi Murgul olmuştur.1966 yılında Göktaş olarak ismi değiştirilen ilçenin ismi 1987 yılında tekrar Murgul olarak değiştirilmiştir.
İlçe, doğuda Artvin İl Merkezi, batıda Arhavi İlçesi, kuzeyde Borçka İlçesi, güneyde Yusufeli İlçesi ile çevrili bulunmaktadır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği minimum 360 metre, maksimum 1100 metredir (Damar Beldesi). İlçenin yüzölçümü 406 kilometrekare olup, bu alanın yüzde 50’si ormanlık, yüzde 45’i çayır ve % 5’i de mera, kayalık ve taşlık alandan oluşmaktadır.
Murgul, nüfus artış hızı (1990-2000 yılları) %o (-) 33.57 ile en fazla göç veren ilçe konumundadır. İlçenin şehir merkezi nüfusu 3.801, köy nüfusu ise 4.742 olup toplam nüfusu 8.543’tür.
İlçenin nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır. Nüfus değişken olup arazi yetersizliği ve alternatif iş istihdamı yaratılamaması nedenleriyle devamlı göç vermektedir. Kış aylarında merkez nüfusu köydeki bazı ailelerin şehir merkezine gelmelerinden dolayı artmaktadır.
İlçenin Merkez ve Damar olmak üzere 2 belediye başkanlığı, 10 köy muhtarlığı ile 2 mahalle muhtarlığı bulunmaktadır.

         Artvin Şavşat Images: 8 Hits: 388 Description: Şavşat, M.Ö.900-650 yılları arasında Urartu ve Kimmerler, daha sonraları sırasıyla Saka Türkleri, Romalılar ve Sasaniler’in egemenliği altına girmiştir.
Yavuz Sultan Selim’in Trabzon Valiliği sırasında Rize ilinin Osmanlı topraklarına katılması sonrasında, Artvin, Ardanuç, Şavşat ve Borçka çevreleri de Osmanlı topraklarına katılmıştır. Yavuz Sultan Selim’in Trabzon’dan ayrılması üzerine Şavşat, Ardanuç , Oltu, Tortum ve Artvin yeniden Osmanlı Devletinden ayrılmışlardır.
1829 yılında Ardanuç Sancağı’na bağlanan, 1877 - 1878 Osmanlı Rus savaşı sonrasında da 13 MART 1878 de imzalanan Berlin Antlaşması ile Batum, Kars ve Ardahan ile birlikte Çarlık Rusya’ya bırakılan ilçe, 1879 tarihinde resmen kesinleşen Osmanlı - Rus sınırı ile de Artvin, Ardanuç ve Borçka ile birlikte Anavatandan koparılmıştır. Daha sonra 1921 yılında imzalanan Gümrü Anlaşması ile Doğu sınırlarımız çizilmiş oldu.
Şavşat ilçesi 27 Şubat 1921 tarihinde Ardahan Sancağına bağlı olmak üzere ilçe haline getirilmiş, 7 Temmuz 1921 tarihinde ise Artvin İline bağlanmıştır.
Şavşat, doğuda Ardahan il merkezi ile Hanak İlçesi, kuzeydoğuda Posof İlçesi, güney ve güney batıda Ardanuç, batıda Artvin Merkez ve Borçka İlçesi, kuzeyden de Gürcistan Devleti ile çevrilidir.
1.317 kilometrekarelik dağlık ve engebeli bir arazi üzerine yayılmış bulunan Şavşat İlçesinin dört yanı yüksek dağlarla çevrilidir. 3.537 metreye yükselen Karçkal Dağları, ilçenin batı ve kuzeybatı yönünü sınırlandırır. Kuzeyde 2.250 metre yükseklikteki Sivritepe (Arsiyan) dağları ile 3.000 metreyi aşan Cin dağları bulunmaktadır. Doğuda Ardahan-Artvin sınırlarını teşkil eden Yanlızçam sinsilesinden 2.650 metre yükseklikteki Sahara Dağları, Güneyde ise 3.050 Metreyi bulan Karagöl dağları vardır.
İlçenin rakımı minimum 950 metre, maksimum ise 1800 metredir. İlçe Merkezin rakımı 1100 metredir.
Şavşat ilçesi Akarsu bakımından zengindir. İlçede çok sayıda buzul gölü bulunmaktadır. Göllerin en büyüğü Karagöl dağlarında bulunan ve bu dağa kendi adını veren Karagöl’ dür. Bol miktarda alabalık bulunan gölden sulama amaçlı olarak yaralanılmaktadır. Meşeli Köyü orman içi mevkiinde Milli parklar kapsamı içerisinde bulunan ikinci bir karagöl mevcut olup piknik, mesire yeri özelliğine sahiptir. Pınarlı köyü yakınlarında Balık Gölü, Arsiyan yaylasında ise Kız Gölü, Boğa Gölü ve Koyun Gölü isminde göller bulunmaktadır.
İlçe dahilinde şifalı maden suları mevcuttur. Bunlardan Çermik-Çoraklı Köyü sınırları içerisinde bulunan sıcak su kaplıcası romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.
İlçede Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında bir geçiş iklimi hakimdir. Yüksek rakımlı olan yerlerde kışlar çok uzun sürer. Bu bölgelerde kasım ayında başlayan kar yağışları nisan ayı ortalarına kadar sürer.
İlçe bitki örtüsü bakımından zengindir. Zengin orman alanları mevcut olduğu gibi alçak rakımlı yerlerde her türlü geniş yapraklı ağaçlara da rastlanır.
Yüzölçümü 1.317 kilometrekare olan İlçenin genel nüfusu 25.624 olup, İlçe Merkez Nüfusu 7.325 Köylerin Toplam Nüfusu 18.299 dur. İlçede nüfus artış hızı %o (-) 23.09, nüfus yoğunluğu 19 kişidir.
İlçenin Merkez Belediyesi ile Meydancık Belde Belediyesi ve 61 köyü bulunmaktadır. Köylerde binalar genellikle iki katlı olarak ve ahşaptan yapılmıştır.

         Artvin Yusufeli Images: 8 Hits: 250 Description: İlçenin ilk kuruluşu Erzurum sancağına bağlı 1879 yılında “Kiskim” (Alanbaşı Köyü) adı ile gerçekleştirilmiş, İlçe merkezi bir süre sonra Öğdem’e nakledilmiş, 1894 yılında da Ersis’e (bugünkü Kılıçkaya Beldesi) alınmıştır. İlçe merkezi 26 Haziran 1926 tarih ve 877 sayılı Kanunla tekrar Öğdem’e nakledilerek Artvin’e bağlanmıştır.1933 yılında Artvin’in ilçe olmasıyla Yusufeli İlçesi tekrar Erzurum’a bağlanmıştır.1936 yılında Merkezi Artvin olmak üzere kurulan o günkü adı ile Çoruh Vilayetine bağlanmış daha sonra 16 Şubat 1950 tarih ve 3531 sayılı Kanunla bugünkü yerine nakledilerek Yusufeli İlçe Merkezi haline getirilmiştir. İlçe, bugünkü adını 1912 yılında Dahiliye Vekaletinin emri gereğince “Kiskim ve Keskin” isimleri karıştırıldığından Veliaht Yusuf İzzettin Efendinin ismine izafeten almıştır.
İlçe, coğrafi konum itibariyle çok engebeli, dağlık-kayalık bir alana sahiptir. Yerleşim merkezleri genelde Çoruh Nehri ve Barhal Çayının kıyısı boyunca uzanmıştır. İklimi tarım ve hayvancılık için elverişlidir.
İlçe, Çoruh Nehri ile Barhal Çayı’nın birleştiği bir vadide kurulmuş olup, doğusunda Erzurum İli Olur ve Oltu İlçeleri, güneyinde yine aynı İlin Uzundere ve İspir İlçeleri, batısında, Rize İlinin Ardeşen İlçesi, kuzeyinde ise Artvin İli Arhavi, Borçka, Murgul ve Rize İli Fındıklı İlçesi yer alır.
İlçenin İl Merkezine uzaklığı 104 Km.dir. Denizden yüksekliği 560 metre, yüzölçümü 2327 kilometrekaredir.
İlçede kara iklimi hüküm sürer. İlçenin en büyük akarsuyu Çoruh Nehri’dir. Bunu Barhal ve Tortum Çayları takip eder. Çoruh Vadisinin uzunluğu Yusufeli sınırlarında 100 km.’dir. Bölge arazisi Altıparmak sıradağlarından, kuzeyden batıya uzanmış şekliyle belirginleşir. Ayrıca Gâvur Dağları’nın silsilesi, Aradağ’ı ve Karadağ’ı meydana getirmektedir. Yüksekliği 3428 metre olan Mersis kayalığı, 3515 metre yüksekliğindeki Demirdağ ile 3537 metre yüksekliğindeki Güngörmez dağı ilçenin başlıca yüksek rakımlı dağlarıdır.
İlçe alanında verimli ve verimsiz olmak üzere toplam 224.771 hektarlık bölüm ormanlarla kaplıdır. Ağaç türü olarak Çam, Ladin, Köknar, Karaağaç, Meşe ve Yabanı Kavak cinsleri mevcuttur.
Yusufeli, Artvin genelinde, dışa en çok göç veren ilçe konumundadır.İlçe nüfusu 1990 yılında 37.060 iken bu rakam 2000 yılında 29.133’e gerilemiştir. İlçenin yıllık nüfus artış hızı %o (-) 24.07, nüfus yoğunluğu 13 kişidir.
59 Köy ve 1 Beldeden oluşan İlçenin Merkez Nüfusu 6105, köy nüfusu ise 23.028’dir. İlçeye bağlı belde belediyesi olan Kılıçkaya’nın nüfusu ise 2.659’dur.
Yusufeli İlçesinde Merkez Mahallesi, Evren, Hasanağa, Kazım Karabekir, Erdemler Mahallesi ile, 1 Belde ,59 köy, 500’e yakın Mezra vb. yerleşim yeri mevcuttur.
İlçede konut sıkıntısı çekilmemekle birlikte, İlçenin Baraj Gölü içerisinde kalacak olması dolayısıyla konut sektöründe önemli oranda bir gerileme görülmüştür.

     Aydın Images: 8 Hits: 597 Description: Aydın; tarihin bilinen devirlerinden beri çeşitli uygarlıklara merkez olmuş, antik çağın Afrodisias, Milet, Alinda, Didyma, Nisa, Prien, Magnesia gibi önde gelen kentleri olmuştur.

Bugünkü Aydın, kuzeyindeki Top Yatağı sırtında kurulan Tralles Kenti ile birlikte MÖ 2500 yılında Hititler zamanında gelişmiş, MÖ VII. yy.da Lydia zamanında da en parlak çağını yaşamıştır.

Düşüncenin yaşam ve felsefe arasında kopmaz bağ olarak insan yaşamını işlediği bu topraklar, sırasıyla Frigya, Lidya, Pers, Roma ve Bizans çağlarını yaşamış, daha sonra 1171-1270 yılları arasında Selçuklular, 1270-1307 yılları arasında Menteşeoğulları, 1307-1390 yılları arasında Aydınoğulları, 1390-1922 yılları arasında da Osmanlı dönemini yaşamıştır.

Selçuklularla birlikte Türk uygarlığının izleri olan kültür varlıkları ve vakıf eserleriyle donatılan Aydın; sanat, felsefe, sosyal hizmetler, tarım ve mimaride parlak ve uygar günlere şahit olmuş, geçmiş dönemlerin tarihsel izleri korunarak günümüze kadar taşınmıştır.

Aydın''ın Türk egemenliğinde bir yönetim birimi statüsü kazanması 1390 yılında Yıldırım Beyazıt''ın şehzadesi Ertuğrul Bey''in Vali olarak Aydın''a atanmasıyla başlamıştır.

Aydınoğulları zamanında şehrin adı Aydın Güzelhisarı olmuş, daha sonraları Aydın adını almıştır. Şehir XIV yy. da bugünkü yerine kurularak idari kademelendirme sırasıyla, 1390 yılında eyalet, 1426 yılında sancak, 1811 yılında eyalet, 1850 yılında İzmir’e bağlı sancak olmuştur.

Aydın''ın 1919 yılına kadar sancak şeklinde devam eden bu yönetim şekli, 25 Mayıs 1919-7 Eylül 1922 yılları arasında 40 aya yakın süren işgalden sonra ve Kurtuluş Savaşının kazanılmasıyla birlikte 1923 yılında değişmiş, müstakil vilayet olmuştur.

         Aydın Bozdoğan Images: 7 Hits: 438 Description: ilçeye ait bir belde otuz altı tane köy bulunmaktadır. Madran dağının bulunduğu ve Madran sularının çıktığı ilçedir. Pınar madran suları burada ambalajıp dağıtımı yapılmatadır.
Oldukça yüksek bir rakıma sahiptir. Halkı zengindir. İlçede Adnan Menderes Üniversitesi'ne bağlı Bozdoğan meslek Yüksekokul'u bulunmaktadır.
İlçenin nüfusu 2007 ADNKS' ye göre 36463'tür. Bunun 9277'si ilçe merkezinde, 27186'sı ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Buharkent Images: 3 Hits: 344 Description: Aydın il merkezinin 86 km doğusunda İzmir-Denizli karayolu üzerindedir. 1997 nüfus sayımına göre; merkez nüfusu 7.080, köylerin nüfusu 6.464, toplam nüfus 13.544 dır. Sıcak suyu ve jeotermal enerji santraliyle ünlü bir ilçedir. Merkeze bağlı 8 köyü vardır. Kuyucak ilçesine bağlı bir bucak merkeziyken, 19 Haziran 1987'de 3392 sayılı kanunla ilçe merkezi haline getirildi.
İlçe toprakları Menderes Vadisinde yer alır. Genelde düz olan toprakların kuzeyinde bulunan Karlıkdede Tepesi (1724 m) en yüksek noktasıdır. İlçe topraklarını, doğu-batı istikametinde akan Büyük Menderes sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri pamuk, incir, üzüm, çiğit, buğday ve zeytindir. İlçede tarım ürünlerini işleyen atölyeler vardır. İlçe merkezinin doğusunda yer alan Kızıldere köyü yakınında bulunan jeotermal alanda, Türkiye'nin ilk jeotermal santralı kurulmuştur. 1984'ten beri elektrik enerjisi ve kuru buz üretilmektedir.

İlçe merkezi Aydın-Denizli karayolu üzerinde kurulmuştur. Aydın-Denizli demiryolu ise, ilçenin güneyinden geçer. İlçe olmadan önce ismi Çubukdağ bucağı ve bucak merkezi Burhaniye iken, ilçe olurken jeotermal yataklarından dolayı Buharkent olarak değiştirilmiştir. İlçe belediyesi 1954'te kurulmuştur. Şu anki Belediye Başkanı Fevzi Uzun'dur.

İlçenin nüfusu 2007 ADNKS' ye göre 12527'dir. Bunun 6813' ü ilçe merkezinde, 5714'ü ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Çine Images: 8 Hits: 433 Description: Çine; kuzeyinde Köşk ve Merkez İlçe, güneyinde Muğla ili, doğusunda Bozdoğan, kuzeydoğusunda Yenipazar, batısında Karpuzlu ve Koçarlı ilçeleri ile çevrilidir. Büyük Menderes havzasının güneyinde Madran dağının güneybatı eteklerinde Aydın-Muğla yolu üzerinde yer alır. Merkez ilçeye 38 km. uzaklıktadır. Bu güzel Vadi ve içinden akan Çine çayı mitolojideki Marsyas efsanesine konu olmuş. Efsane şöyle: Tanrıça Athena bu vadi içinden akan derenin kenarında dolaşıp kaval çalarken sudaki aksinde yanaklarının şişkin olduğunu görmüş. Aksini çirkin bulup fırlatıp atmış kavalı. Kavalı bulan Marsyas zamanla öyle güzel çalmaya başlamış ki, ünü her yeri sarmış. Müzikte kendisini rakipsiz gören Tanrı Apollon’a kafa tutar hale gelmiş. Apollon Marsyas’ı yarışmaya davet etmiş. Kral Midas ta hakem olmuş. Marsyas kavalı daha güzel çalmasına rağmen yenik ilan edilmiş, ama kıskançlığını yenemeyen Apollon Marsyas’ın derisini yüzdürmüş, Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürmüş. Ama sonradan yaptığna pişman olup Marsyas’ın bedenini ırmak haline getirmiş. İşte antik adıyla Marsyas, bugünkü adıyla Çine çayı böyle oluşmuş.
İlçe verimli toprakları, doğal koşullarının elverişliliği ve ticaret yolları üzerinde olması nedeniyle tarihi çok eskilere dayanır.
Zamanla; İon, Karya, Lidya, Pers, Roma ve Bizansların egemenlikleri altında kalmıştır. Selçuklu hakimiyetinde Bizans topraklarına yapılan akınlarla büyük çatışmalar yaşayan Çine, daha sonraları Menteşoğulları Beyliğine katıldı.
İlçede ilk yerleşme 8 km. güneyde, günümüzde Eski Çine olarak bilinen yerde oldu. Burası 1426 yılında II.Murat zamanında Osmanlı'ların eline geçti. Bugünkü Çine, Kıroba isimli küçük bir köydü. 1877-1878 Osmanlı-Rus (93) harbi sonunda Filibe, Çırpan, Zağra' dan gelenlerin yerleşmesiyle 1880' de II.Abdulhamit tarafından ilçe yapıldı. Onun ismine atfen kasabanın diğer adı da Hamitabad oldu.
Önceleri Muğla iline bağlı olan Çine tanzimattan sonra Aydın' a bağlandı. 1900 yılında büyük bir yangına sahne olan ilçe yeniden imar edildi.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 53770'dir. Bunun 17867'si ilçe merkezinde, 35903'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Didim Images: 7 Hits: 416 Description: Didim, Aydın'ın turistik bir ilçesidir. Doğuda Muğla il sınırı ve Güllük Körfezi ve Akbük Koyu, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir, yüzölçümü 402 km'dir. 2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 37.395 kişi yaşayan ilçede 3 bağlı belediye ve 5 köy bulunmaktadır.
Didim ilçesinin ilk yerleşim izleri Neolitik Devre (M.Ö. 8000) uzanır. M.Ö. 16. yüzyılda Miken, Giritliler ve daha sonra da Aka kolonilerinin varlığı görülür. Persler, Romalılar ve Bizanslılardan sonra 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu’nun kapılarının Türklere açılmasından sonra ilk olarak Karia olarak anılan bu bölge Türklerin eline geçmiştir. 1. Haçlı Seferlerinin ardından yeniden Bizans'ın eline geçti.1261 yılından sonra Karia’da Menteşe Beyliği'nin kurulmasıyla Didim ve çevresi bu beyliğin içine alınmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında varlığını "yeronda - yoran" ismi ile sürdürmüstür. 1955 depreminden sonra önceleri halk arasinda "HiSAR" olarak da adlandırılan YORAN devlet tarafından yaptırılan afet evlerine taşındıktan sonra "YENiHiSAR" adını almıştır. Sonrasında isim benzerliğine meyil vermemek için dünya üzerinde sadece bir yerde blunan ve kök olarak "DIDYMAION"'dan gelen "DIDIM" olarak yenilemiştir.
9 Mayıs 1990 tarihine kadar Didim ve çevresi Söke ilçesinin bir parçası iken bu tarihte yayınlanan bir kanunla Yenihisar kasabası merkez olmak üzere Akbük, Ak-Yeniköy beldeleri ile Balat, Batıköy, Denizköy ve Yalıköy köyleri ve Milas ilçesinden alınan Akköy ile ilçe olmuştur. 1999 yılında Yenihisar ilçesinin ismi Didim olarak değiştirilmiştir.
İlçe ekonomisi tarıma ve turizme dayalıdır. Tarla ürünlerinden buğday ve pamuk birinci sırayı almaktadır. Hayvancılık tüketim ihtiyacını karşılayacak kadar olup, özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliği önde gelmektedir.
Yaz aylarında önemli sayıda turistin ziyaret ettiği ilçede, ekonomi olumlu yönde etkilenmektedir.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 37395'dir. Bunun 25699'si ilçe merkezinde, 11696'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Germencik Images: 3 Hits: 227 Description: Aydın'a 25 km uzaklıktaki ilçe, verimli Büyük Menderes ovasının ortasında yer alır. Aydın-İzmir karayolunun üzerinde olmasının yanısıra, İzmir-Aydın-Afyon ve Ortaklar-Söke gibi iki demiryolunun da kavşağında yeralır.
1997 yılı Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre; Germencik'in içinde 12.736, köylerinde 31.555 olmak üzere,toplam 43.931 kişi yaşar. Germencik'in içinde yerleşim, Aydın-İzmir karayolunun iki yanında yoğunlaşmıştır.
Eski bir yerleşme olan Germencik, Aydınoğulları Beyliği varislerinden Hıdır Bey tarafından kurulmuştur. Boyu ile bu topraklara gelen Hıdır Bey, Değirmencik denilen ilk Türk yerleşmesini kurmuştu.
1948 yılında ilçe olan Germencik'in eski adları, İğneabad ile Değirmencik'dir.

         Aydın incirliova Images: 3 Hits: 366 Description: İncirliova 1600’lü yıllardan beri yerleşim yeridir. Osmanlı imparatorluğu zamanda 1867 yılında bucak olmuş.1898 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. Kurtuluş yıllarında adı “Karapınar” iken 1934 yılında “İncirliova” olarak değiştirilmiştir. 4 Temmuz 1987 tarih ve 3392 sayılı kanun ile İncirliova İlçe statüsüne kavuşmuştur.
Aydın, tarih ve medeniyetin izlerini taşıyan,dünyanın az rastlanır yerlerinden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerindeki değişik kültür birikimlerinin, açık bir müzesi durumundadır. İncirliova’nın tarihide Aydın tarihi ile bir bütünlük arz eder.
İncirliova tarih boyunca çok el değiştirmiştir.Fakat bunlar arasında İncirliova’ya uzun yıllar egemen olan, Türkler olmuştur. M.Ö XIII. Yüzyılda, bölgeden Hitit egemenliği kalkınca, sırasıyla, Frigler, Lidyalılar, İonlar, Persler, Büyük İskender, Romalılar; Bizanslılar egemen olmuşlardır. Bu medeniyetlerle ilgili, geniş kapsamlı kazı ve araştırmalar yapılmamıştır. Karabağ, Erbeyli ve Ömerbeyli köylerinde adları bilinmeyen tarihi kalıntılara rastlanmaktadır.
İncirliova; 1400’lü yıllarda Ahiler döneminde gelen bir grup insan tarafından, Sarayçukuru (Kazmaçukuru) mevkiinde kuruldu. İncirliova’yı kuran bu insanlar Madanoğlu ailesinden gelmektedir.
Buraya yerleşenler zamanla çevreye yayılmışlardır. Yerleşim yeri olarak seçilen bu yer, çok sulak bir yer olduğundan adına Karapınar denilmiştir.
Hicri 1266-Miladi 1850 tarihinden 1867 tarihine kadar Aydın İline bağlı kasabalar Tire, Birgi, Ödemmiş, Karapınar, Kuyucak bunlardan bazılarıdır.
İncirliova’nın asıl gelişimi, Aydın-İzmir Demiryolu yapımı sırasında başlamıştır. Amerikan iç savaşı başlaması nedeniyle İngiliz Tekstil Sanayisinde ortaya çıkan pamuk darlığı için yeni üretim alanları aranmış ve Batı Anadolu’daki ovalarda pamuk üretilebileceği görülmüştür. 1853 yılında bir İngiliz iş adamının (tarihi eser uzmanı olduğu söylenir) Aydın vilayet sınırları içinde yeni teknolojinin uygulandığı Çırçır ve yağ fabrikaları kurarak, işletmeye başladılar. Bu işletmelere olan iş gücü ihtiyacını gidermek için dışarıdan bu bölgelere göç arttı. Nüfusu hızla artan İncirliova 1867 yılında nahiye, 1898 yılında belediye olmuştur. İlk belediye başkanı Rum asıllı Anistas Efendi’dir O yıllarda gayrimüslimlerin sayısının artması neticesi şu anki belediye sinemasının olduğu yerde, Kilise binası yapılmış, mezarlık olarak kilisenin ön tarafı kullanılmıştır.
İncir ve pamuk alanlarının artması, bataklıkların zamanla kurumasına yol açmış, şehir içindeki hamam ve değirmende kullanılmak için, yöre halkından olan Ürgüp’lü Hacı Mehmet Efendi’nin öncülüğünde İkizdere çayı mezrasından su getirmişlerdir. İçme suyunu da aynı yerden beton künklerle, yeraltından iki ayrı mahalleye taşımışlardır. Buralara birer çeşme yapılmıştır. İlk Çeşme aşağı mahallededir. Dibektaşı mevkiindeki ikinci çeşme 1894 tarihinde yapılmıştır. Bu çeşmenin kitabesinde « Hasenat ve Hayrat sahibi Muhammet Ali Oğlu Muhammet Ali Ruhuna Fatiha » yazısı ile Rumi 1310 (1894 Miladi) tarihi yer almaktadır. Bu Çeşme 1976 yılında Belediye tarafından restore edilmiştir. 1913 Yılları sonlarına doğru; İncirliova’dan Nazmi Topçuoğlu, Umurlu’dan Kazım Nuri Çörüş, Erbeyli’den Ahmet Sarı ve arkadaşları bulundukları yöredeki yabancı Tüccarların, yerli üreticileri ezmelerini önlemek için kooperatif kurmuşlardır. Daha sonra Ege Bölgesi üreticilerini kooperatifçilik ilkeleri doğrultusunda örgütleyen bu ilk kuruluşlar, Milli Aydın Bankasının bir kolu olarak « Kooperatif Aydın İncir Müstahsilleri Anonim Şirketi » ismiyle 21 Ağustos 1915 tarihinde A.Ş çatısı altında birleştirilmiş ve bu tarih bugün Tariş’in kuruluş günü olarak kabul edilmiştir.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 40733'dir. Bunun 17548'si ilçe merkezinde, 23185'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Karacasu Images: 3 Hits: 427 Description: Aydın-Denizli Karayolunun tali yolu, Kuyucak ilçesinden Karacasu’ya giden karayolu, Dandalaz (Antik adı Marsyna Çayı) çayı boyunca zeytin, narenciye ve daha sonra çam ağaçları arasından kıvrılarak ilçeye ulaşır. Karacasu, Büyük Menderes vadisine güneydoğudan açılan Dandalaz vadisi yamaçlarında kurulmuştur. Aydın il merkezine 87 km uzaklıkta olan ilçe, Menderes havzasının coğrafi yerleşme ve iklim yapısından farklı olarak, yayla özellikleri gösterir.
Karacasu ilçesinin ilk adı Yenişehir’di ; Tanzimat’tan sonra Karacasu olarak değiştirildi. Bazı görüşlere göre, Oğuz Han’ın oğullarından biri olan Aymür aşiretine bağlı Karasu boyu, günümüzdeki kentin olduğu yerde Karasu adında bir köy kurmuştur. 1867’de Aydın’a bağlı bir kaza durumuna getirildi. 1923’te Aydın’a bağlı bir ilçe oldu.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 21980'dir. Bunun 5915'si ilçe merkezinde, 'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Karpuzlu Images: 3 Hits: 252 Description: İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 13207'dir. Bunun 2318'si ilçe merkezinde, 10889'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
         Aydın Koçarlı Images: 8 Hits: 292 Description: Aydına 24 km uzaklıktadır,son on yılda köyden göç eden kişi sayısı artmıştır. İlçeye Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından ögrenci yurdu kazandırılmıştır. Yüksek okulu vardır. Ancak ilçeye bağlı çakmar köyündedir. Aydın'ın şirin ilçelerinden biri olup geçim kaynağı daha ziyade çiftçiliktir. Ancak son yıllarda çiftçilerin yaşamakta olduğu sorunlar sebebiyle yeni arayışlar yeni yatırımlar ve ilçenin tanıtılmasına yönelik çalışmalar titizlikle yapılmaktadır. Öncelikle ilçe olmanın gereği olan yol ve alt yapı çalışmaları hızla devam etmektedir. İlçenin çehresindeki değişim artık farkedilir bir süreç izlemektedir. Yine saklı olan bir gerçek çam fıstığı üretiminde ülkemiz genelinde bergamadan sonra ikinci kaliteli ürün olması özelliği geçen yıl ilki yapılan bu yıl ikincisi yapılacak olan çam fıstığı festivali çalışmaları yine ilçe tanıtımında önemli bir katkı sağlamaktadır.
Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarında bucak olan Koçarlı belediyelik iken Cumhuriyet İdaresinde yürürlüğe giren 1580 sayılı Kanun gereğince belediye kurulması için aranan nüfus şartı ve Koçarlı’nın o günkü nüfusunun da 2000’in altında olması nedeniyle bucak merkezi köy olmuş ve 1946 yılına kadar köy olarak kalmıştır. 1 Nisan 1946 yılında ilçe olmuş ve belediye teşkilatı kurulmuştur. İlçenin yüzölçümü 471 km² olup, rakımı 60 m.dir.
Koçarlı ilçesi, ilin en eski yerleşim yerlerinden biri olup, özellikle pamuk ve zeytin ilçe ekonomisinin temelini teşkil eder. Hayvancılık, incir, kestane ve sera çiçeği yetiştiriciliği de gelişmiştir. Ayrıca tarım alet ve makineleri, salamurhane, zeytinyağı fabrikaları ile ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Orman köylerindeki halkın geçim kaynağı çam fıstığıdır. Bunun yanında pamuk, buğday, arpa, mısır, sebze, zeytin ve çeşitli meyveler ilçenin ekonomisini oluşturmaktadır
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 37167'dir. Bunun 8927'si ilçe merkezinde, 28240'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Köşk Images: 3 Hits: 273 Description: İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 25321'dir. Bunun 8349'si ilçe merkezinde, 16972'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.
         Aydın Kuşadası Images: 8 Hits: 300 Description: İl merkezine yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta, Ege Bölgesi'nin denizle buluştuğu kıyı şeridinde yer almaktadır. Kuzeyde Selçuk ve Pamucak, güneyde Milli Park'ın bulunduğu Dilek Yarımadası ile sınırlanan ilçe merkezi, İzmir, Efes, Meryemana, Milet, Didim, Pamukkale, Marmaris, Bodrum gibi önemli turistik merkezlerin odağında bulunmaktadır.
Kuşadası Limanı, Yunanistan'a ait Sisam adasına yakın olması nedeniyle, buraya gelen turistler için Türkiye'nin ikinci önemli deniz kapısıdır. İlçenin Efes'e yakınlığı da dış turizmin gelişmesinde etkili olmuştur. Kuzeyde İzmir'in Selçuk, kuzeydoğuda Germencik, doğu ve güneyde Söke ilçeleriyle çevrilidir.Yüzölçümü 264 km²'dir.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 65765'dir. Bunun 47661'si ilçe merkezinde, 18104'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Kuyucak Images: 6 Hits: 312 Description: Kuyucak doğusunda Nazilli ilçesi, batısında Buharkent ilçesiyle çevrilidir. Merkez ilçe nüfusu 8000 civarında olup 5 belde ve 23 köy ilçe merkezine bağlıdır. Toplam ilçe nüfusu 37.000 civarındadır.Nazilli ilçesi olmasından dolayı çok gelişememiştir. Ancak yeni yeni gelişmektedir. 10.000 civarlarında nüfusu olan bir yer olan Kuyucak'ta tarım ve hayvancılık ön plana çıkmıştır. İlçede genelde pamuk, portakal,incir, iğlek, zeytin yetiştirilir. İlçenin ismi duyumlara göre daha önceden kuyunun çok olmasından dolayı Kuyuçok imiş. Zamanla ismi Kuyucak olarak değişmiştir. İlçenin su ihtiyacı etrafındaki dağlardan sağlanmaktadır. İlçede Adnan Menderes Üniversitesine bağlı 800 öğrenci kapasiteli meslek yüksek okulu, 3 ilköğretim 1 çok programlı lise ve anadolu lisesi bulunmaktadır.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 31094'dir. Bunun 7282'si ilçe merkezinde, 23812'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Nazilli Images: 3 Hits: 305 Description: Nüfusu 145.000, yüzölçümü ise 664 km²'dir.
3 adet belediye ve 58 adet köy Nazilli'ye bağlıdır.
Konum olarak Nazilli, Aydın-Denizli Karayolu (E-87 Karayolu), İzmir-Denizli demiryolu üzerinde, Aydın’a 47 km. uzaklıkta bulunmaktadır.

         Aydın Söke Images: 3 Hits: 315 Description: Yüzölçümü bakımından ilin en büyük ilçesidir. 1.356 km² lik bir yüzölçümüne sahiptir
Bizans egemenliğinin sonlarına doğru, 1300 yıllarında, Aydın Bey'in Türkmen aşiretlerini buraya getirdiği ve Söke'yi bu aşiretlerden birinin başkanı olan Süleyman Şah'ın dedesi adına kurduğu söylenir. 1426'da Menteşe Beyliğinin merkezi olan söke, Osmanlılar döneminde de Menteşe Sancağının merkezi olarak kaldı. 18.yy başlarında Siğla Sancak merkeziyken 1868'de Aydın'a bağlandı.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 137739'dir. Bunun 62384'si ilçe merkezinde, 75355'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Sultanhisar Images: 3 Hits: 252 Description: 1958 yılına kadar Nazilli ilçesine bağlı bir bucak merkezi olan Sultanhisar, 1958 yılında ilçe olmuştur. Sultanhisar 1270 yılında Selçuklular tarafından kurulmuş yakın tarihimizin bir kültür merkezidir. 1425 yılında Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti altına girmiştir. Aydın Bey’in kızlarından Nilüfer Sultanın hisarıdır. Bu güzel şehir onun eseri olup, kasaba ismini böylece Sultanhisar olarak almıştır. Yüzölçümü 267 km², ve rakımı 84 m’dir. 2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 22 795 kişi yaşayan ilçede 3 bağlı belediye ve 11 köy bulunmaktadır.
İlçede yetiştirilen belli başlı ürünler Akdeniz ve Ege Bölgelerinin özelliklerini taşıyan zeytin, incir, üzüm, narenciye ve pamuktur. İlçede Türkiye’de yetişen her türlü ürün yetiştirilmektedir.
İlçenin sanayisi tarıma dayalıdır. Bunlar zeytinyağı fabrikaları, pamuk çırçır fabrikaları, tarım ürünleri mumlama ve paketleme tesisi ve incir işletmeleridir. Bunlardan başka bir emaye, bir jant ve bir dişli fabrikası mevcuttur.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 22795'dir. Bunun 6256'si ilçe merkezinde, 16539'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Aydın Yenipazar Images: 3 Hits: 350 Description: Yenipazar Belediyesi 1884 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. 1957 yılında ilçe olmuştur. Belediye başkanı Zafer SAVCI'dır. Ayrıca en gelişmiş köyü Hamzabali'dir.
İlçede Yörük Ali Efe Müzesi bulunmaktadır.
Aydın Denizli ana yolundan 8 km. içeride bulunduğundan göç almamış ve bu nedenle Aydın kültürünü koruyabilen bir ilçe olup, kendine has pide çeşitleriyle ünlüdür.
İlçenin Nüfusu [değiştir]2000 yılı Genel Nüfus Sayımı'na göre merkez ilçe nüfusu 7.766, köy nüfusu 7.478, toplam nüfusu 15.244'tür.

     Balıkesir Images: 8 Hits: 657 Description: Balıkesir çevresinde bulunan pekçok höyük, iskan edilmiş mağara ve düz yerleşim yerinde yapılan araştırmalarda ele geçen bulgular, buralarda bilinmeyen çok eski zamanlardan MÖ 8000-3000 yılları arasında yerleşilmiş olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu arada Yortan Mezarlığı''nda yapılan çalışmalar, burada bir mezar kültü olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hitit metinlerinde ASSUVA diye anılan Batı Anadolu''nun bu bölgesi Antik çağda MYSIA diye anılmakta idi. MÖ 3000-1200 yılları arasında bu bölgede farklı diller konuşan Pelasg ve Leleg kolonileri kurulmuştur.

4. Truva döneminde (MÖ 1800-1250) Antik çağda İda diye anılan Kaz dağları eteklerinde geçen efsanevi Truva Savaşları bölge halkını da derinden etkilemişti. Homeros''un Odeseus''unda anlatılan Argonotlar Arteka (Erdek) ve Kyzikos''a bu dönemde geldiler.

         Balıkesir Ayvalık Images: 3 Hits: 441 Description: Ansiklopedilere göre,Cezayirli Hasan Paşa 5 Temmuz 1770'de ,Çeşme önlerinde Koyun Adaları civarında,Rus donanmasıyla çarpışmakta bulunan Osmanlı donanmasının sağ kanat komutanıdır.Çarpışmada kendi gemisi ateş alır,yaralanır ve bir salla karaya çıkarılır.Düşman ,İzmir Limanına girmesin diye oralarını sağlamlaştırır;sonra Foça,Karaburun ve Midilli Adası yoluyla Çanakkale'ye varıp Osmanlı donanmasına katılır.Ayvalık üstüne yazı yazan yabancı kaynaklara göre ise Cezayirli Hasan Paşa Ayvalık'tan geçerek İstanbul'a gitmiştir.Çarpışma esnasında gemisi hasar gören Cezayirli Hasan Paşa'nın yanındaki bir kaç askeriyle birlikte karaya çıkıp yemek ve yatacak yer için bir çiftliğe sığındığı ve çiftlik sahibi papazın kendilerini buyur edip bir hafta kadar bir süre ağırladığı anlatılmaktadır.Paşa'nın bu süre sonrasında İstanbul'a dönebilmek için Çanakkale'deki donanmaya katılmasında Papazdan yardım istemesi üzerine Papaz 50 silahlı adam ile yardım da bulunur.Ayrılırlarken dostluklarını tekrarlarlar.Hasan Paşa İstanbul'a ulaştıktan bir süre sonra Gazi ünvanı alarak sadrazamlığa yükselir.Kent dertleriyle başı çok ağrıyan Papaz ise Hasan Paşa'yı hatırlayarak İstanbul'a gider ve kendisinden kentine özerklik verilmesini ister.Kurtuluşunu kendisine borçlu olduğunu ve ne dilerse yapacağını söyleyen Hasan Paşa Papazın isteğini gerçekleştirir ve kentine özerklik verir.İşte bu özerklikten sonra Ayvalık'a yerleşen zenginler,sanaatkar rumlar kenti daha da geliştirip ünlendirirler ve bu debdebe ,bu yaşantı ,bu ilerleme 1821 Yunan İhtilaline kadar sürer.
İlçe nüfusu 2000 sayımlarına göre 58,738 kişidir. Bu nüfusun yaklaşık olarak 31,986'sı ilçe merkezinde yaşar.Yazları gelen turistlerle nüfus oldukça artar.

         Balıkesir Balya Images: 7 Hits: 552 Description: İlçe Balıkesir'in kuzey batısında yer alır. Balıkesir- Çanakkale yolu ilçenin ulaşımını sağlar.İlçe toprakları Kocavaşar Çayı ve kollarının açtığı vadiler ile bunların iki yanında yükselen dik yamaçlardan oluşur. 30 Haziran 1920 'de yunan işgaline uğrayan ilçe 6 Eylül 1922 'de işgalden kurtulmuştur.
Balıkesir il merkezine 52 Km. mesafede olan İlçemizin doğusunda Balıkesir, batısında Çanakkale İlinin Yenice ilçesi, kuzeyinde Manyas ve Gönen ilçeleri, güneyinde de İvrindi ve Havran ilçeleri yer almaktadır.
Dağlık bir alanda kurulan Balya sakin bir ilçedir. Yaklaşık yüksekliği 150 metredir. 23 km ilerisindeki şifalı suları büyük ilgi görmektedir. Fransızların eseri olan 100 yıllık maden ve yakınındaki hastane gibi o döneme ait mimari eserlere sahiptir. Çanakkale'ye 170, Balıkesir'e 52, İstanbul'a 224 km'dir.
İlçemiz Marmara Bölgesinin güneyinde Balıkesir iline bağlı olup, Yüzölçümü 952 Km²’dir. Arazi dik yamaçlı derin vadilerle ayrılmıştır. Dik yamaçlı derin vadilerle kasabanın 20 Km. kuzey batısındaki Konak, batıdaki Ekizce, doğudaki Akçal Dağları Balya’nın en önemli engebelerini teşkil eder. En yüksek tepesi doğudaki Akçal Dağları üzerinde bulunan Akçal Dedesi Tepesi’dir. Balya’yı Kocaçay boydan boya kat ederek Manyas Gölü’ne dökülür.
22 Ekim 2000 Tarihinde yapılan en son Genel Nüfus Sayımına göre İlçemiz merkez nüfusu 1.916, Bucak ve Köyler Nüfusu 16.953 olup toplam nüfus 18.869tur. Kütüklere kayıtlı künye sayısı 114.402lerdedir.

         Balıkesir Bandırma Images: 8 Hits: 389 Description: Balıkesir'in Marmara'ya açılan kapısı olan Bandırma, Balıkesir'in kuzeyinde, Marmara Denizi kıyısında bulunan bir kenttir.dünyanın en güzel şehridir Bandırma, Bursa girişi ile Çanakkale girişi arasında 19 km mesafe bulunan büyük ve gelişmiş bir sanayi kentidir.
690 km² yüzölçümüne sahip olup denizden yüksekliği 1 metre ile 764 metre arasında değişmektedir. İlçenin kuzeyinde yer alan ve kendi adıyla anılan körfezin uzunluğu 31 km’dir. İlçenin en yüksek dağı, doğusunda yer alan 764 metre yüksekliğindeki Karadağ’dır. Bandırma'nın kuzeyinde Marmara Denizi ve Kapıdağ yarımadası, güneyinde Manyas ilçesi ve Manyas Kuşgölü, doğusunda Karacabey ilçesi, batısında ise Erdek ilçesi bulunmaktadır. 2007 Yılı Adrese Dayalı Nüfus Sayımına göre 129.000 olan nüfusu, Bandırma'yı Marmara Bölgesi'nin 9. büyük yerleşim bölgesi ve Güney Marmara'nın 1. büyük liman kenti yapmaktadır.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 120753'dir. Bunun 97419'si ilçe merkezinde, 23334'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Balıkesir Bigadiç Images: 8 Hits: 337 Description: Bigadiç, MİSYA Kıt'asının önemli askeri geçit noktalarından birini teşkil etmektedir. Tarihi kaynaklara göre beş bin yıllık bir geçmişe sahip ilçemiz; Firigyalılar, Lidyalılar, İranlılar, Romalılar, Selçuklular, Karesibeyleri ve Osmanlı devrini yaşamış ve birçok değişikliklere uğramıştır. Bilhassa Karesibeyliği ve Osmanlılar zamanında imar görmüş olup,önemli tarihi eserler meydana getirmiştir.
Bigadiç tarihi gelişimi içerisinde "DİDİ MOTİ HE", "AKHYROUS", "BİGADİA", "BİGADOS", "BUGADIÇ" ve nihayet 'BİGADİÇ" isimlerini almıştır.
Karesibeyliği tarafından imar edilen Bigadiç bu beyliğin kervan yolları üzerinde idi. Ayrıca askeri amaçla da kullanılıyordu. Tarım alanları çok önemli olan Bigadiç, Osmanlılar zamanında daha merkezileşerek büyüdü,önemli bir kültür merkezi oldu. Bu dönemde Cami, Han, Hamam ve Medrese gibi birçok eserler yapılmıştır.
Meşrutiyet döneminde mülteci iskanına yerli halkın karşı çıkması üzerine zamanın padişahı tarafından ilçe statüsü Balya'ya kaydırıldı. Uzun zaman böyle kaldı. 1942'de önemli bir depremle harap olan Bigadiç yeniden imar edilerek 1943 yılında ilçe merkezine dönüştürüldü.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 49957'dir. Bunun 15000'si ilçe merkezinde, 35407'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Balıkesir Burhaniye Images: 6 Hits: 486 Description: Şehrin tarihçesi, bilinebilen ilk yerleşim yeri olan ve bugünkü İskele Mevkii yakınlarında Lidya Kralı KREZÜS’ ten çok önceleri kurulan ANAHOR veya PİDASUS adlarıyla anılan büyük bir şehir ile başlar. M.Ö. 1443 yılında , ilk kez MYSİA bölgesi halkı tarafından inşa edilmiş olan kent, Antik Çağda ADRAMYTTEİON’a bağlı olarak kalmış ve tarih boyunca da ADRAMYTTEİON (latince adıyla ADRAMYTTİON) veya ADRAMYTTUM adları ile birlikte anılmıştır. ADRAMYTTEİON adı Lidya Kralı KREZÜS’ün kardeşi ADRAMYS’ten kaynaklanır. ADRAMYS , savaşlarda harap olan kenti yeniden inşa ettirmiş ve kendi adını vermiştir.
Tarih kitapları Edremit Körfezi’nin çok eski çağlardaki en önemli yerleşim yerinin Eski Edremit diye bilinen, bugünkü Ören İskelesi yanında bulunan Karataş Mevkii’nden itibaren 8 km.lik bir daireyi kapsayan ADRAMYTTEİON olduğunu yazar.Tarihçiler ADRAMYTTEİON’un civarında TROYA, PERGAMON ve TAİP gibi ünlü şehirlerin bulunduğunu , o devirde bölgedeki tek Anayasa Mahkemesinin ADRAMYTTEİON’da olduğunu ve kentin Hukuk Merkezi olarak anıldığını belirtirler.Romalıların istila devrinde Edremit ile birlikte Roma İmparatorluğu topraklarına katılmış olan kent,bu devirde kültürel bakımdan çok önemli bir yerde bulunmaktaydı.MS. 280-305 tarihlerinde Anadolu’daki 45 psikoposluktan biri Adramytteıon’da bulunmaktadır. Daha sonraları Bizans İmparatorluğu egemenliğine giren şehir, bu dönemde önemini giderek kaybetmiş ve bu topraklar üzerinde sık sık yaşanan savaşlardan dolayı günümüze çok az sayıda tarihi eser kalmıştır. Selçuklu İmparatorluğu’nun yükselme devrinde bu imparatorluğun egemenliğine giren kente, Selçuklu İmparatoru KILIÇ ASLAN tarafından Sınır Komutanı olarak TAYLI BABA gönderilmiş; TAYLI BABA bölgeyi Bizanslılardan tamamen temizlemiş ve dağınık halde yaşayan halkı, bugünkü Taylıeli Köyü’nün olduğu yerde toplayarak burayı kendine merkez yapmıştır. Ancak bölgenin dağlık ve genişlemeye elverişsiz olması yüzünden Taylıeli Halkını daha sonra bugünkü Memiş Mahallesi’nin olduğu düzlüğe taşımıştır. Selçukluların dağılması ile Karesioğulları’nın eline geçen kent,1323 yılında da Osmanlı İmparatorluğu’na bağlanmıştır. 1484 yılında ise bugünkü Kızıklı Köyü’ne doğru uzanan Su Kemeri’ne atfen KEMER adını almıştır.1866 yılına kadar Edremit’e bağlı bir Bucak olan kent, 1867 yılında bağımsız İlçe olmuştur. 19. yy’da Sultan Abdülhamit zamanında oğlu BURHANETTİN’in adına atfen ilçenin adı BURHANİYE olarak değiştirilmiştir. Milli Mücadele döneminde tüm Ege Bölgesi ile birlikte işgale uğrayan Burhaniye 08.EYLÜL.1922’de kurtulmuştur.
İlçenin toplam nüfusu 43.211 olup, bu nüfusun 31.336’sı İlçe Merkezinde 11.875’i köylerde ikamet etmektedir. İlçemizin sahilde olması nedeniyle çok sayıda yazlık ev ve tatil siteleri bulunmaktadır. Tatil sezonunda İlçe nüfusu normalin çok üzerinde artış göstermektedir.

         Balıkesir Dursunbey Images: 8 Hits: 431 Description: Roma Uygarlığı döneminde Dursunbey civarına ABRİETTENE adı verildi. Abriettene bölgesinde merkez olan Dursunbey" in ismi de Hadrianeia idi. Hadrianeia (Dursunbey) Romalılar döneminde önemli para basım yerlerinden biri idi. Roma İmparatorları döneminde başta Hadrian, Antonius, Pivs, Faustina, Marcus Aurelius, gibi önemli imparator ve komutanlar isimlerini ve resimlerini taşıyan bakır ve gümüş paralar darb ettirmişlerdir. Hadrianeia ismi ünlü Roma İmparatoru Hadrian"dan gelmektedir. Dursunbey yöresine verilen "Hadrianeia" ismi de büyük olasılıkla onun şerefine kurulan bir şehir olduğunu göstermektedir. Hadrianeia şehrinin Milattan sonra 131-132 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir.
Osmanlı Devleti zamanında İkinci Osmanlı Padişahı Orhan Gazi, Emir Dursun’u buraya komutan olarak atamış; İlçeye Emir Dursun’a izafeten DURSUNBEY denmiştir. Dursunbey, Balıkesir Mutasarrıflığına bağlı "Balat" adi ile anılan bir bucak merkezi iken 1918 yılında ilçe haline getirilmiştir. Dursunbey kurtuluş savaşı sırasında düşman işgaline uğramış, 3 Eylül 1992 günü kurtarılmıştır.
Son nüfus sayımına göre Merkez 14.774, Köyler 32.928, toplam 47.702’dir. İlçemize bağlı 102 köy bulunmaktadır.

         Balıkesir Edremit Images: 6 Hits: 420 Description: İlçe, Ege Bölgesi’nin kuzeyinde-Çanakkale-İzmir karayolunun üstünde Edremit Körfezi’ nden 8 km. içerinde kurulmuştur. İzmir’e 200 km. ve Çanakkale’ye 135 km. uzaklıktadır.Ticaret merkezi olup zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere birçok ürün bulunmaktadır.
Eski Edremit ;Adramut,Adramyttion,Landramytti,Edremittin gibi çeşitli adlarla anılmıştır.Kent Lidya Kralı Krezüs’ün eline geçtiğinde kardeşi Adremis tarafından yeniden
yaptırılıp süslenir ve onun adını alır.Eski Edremit kenti, M.Ö.548’de Perslerin, 422’de Delolusların, 334’de İskender’in,132’de Romalıların eline geçer.Burada yapılan tersanelerde büyük gemiler yapılır.M.S. 600 yılında Adli teşkilatın merkezi olur.1076’da Selçuk Sultanı Süleyman Şah’ın hücumuna uğrar,halk çevreye dağılır.1099’da Edremit ve civarı Bizans İmparatoru Aleksi Kommen’in eline geçer.Edremit’in Türklerin eline geçmesi üç ayrı koldan
Gerçekleştirilen mücadeleler sonucu olur.Sonuçta Türk akıncılarının komutanı Yusuf Sinan
şehrin anahtarını alır ve bir hamam ile cami yaptırır.(Kurşunlu Camii)Osmanlı döneminde ise Edremit ve Akçay’daki tersanelerde, Kazdağları’ndan elde edilen kerestelerle gemiler yapılır.Midilli Adası’nın alınmasında Edremit Körfezi kıyılarında bir çok kahraman denizciler yetişmiştir. 9 Eylül 1922 tarihinde Edremit tam bağımsızlığına kavuşmuştur.
Edremit Merkez nüfusu 39.202, Akçay 9.039, Altınoluk Beldesi 11.028, Güre Beldesi 3.944, Kadıköy Beldesi 4.404, Zeytinli Beldesi 10.893, Köylerin toplam nüfusu 14.841’dir.

         Balıkesir Erdek Images: 5 Hits: 534 Description: Marmara Denizi’nin güneyindeki Kapıdağ Yarımadasının (Antik Arktonnesos) Erdek ve Bandırma Körfezleri arasındaki bataklığın hemen kuzeyinde geniş bir alana yayılmış olan Kyzikos, bugün ‘Belkıs’ ve ‘Balkız’ olarak anılmaktadır. Bir yarımada olan Kapıdağ, antik çağlarda bir ada idi. Zamanla çökme ve dalgaların getirdiği çökeltiyle ada niteliğini kaybetmiştir. Hatta İÖ.334 yılında Büyük İskender’in buraya bir köprü yaptırdığı da antik kaynaklarda vardır. İzlenilen kalıntılara göre kentin yerleşim alanı kuzeyde Dyndimos Dağı(Ayı Dağı), Hamamlı ve Belkıs (Yeniköy) köyleri, batıda Erdek Körfezi ve Düzler Köyü, güneyde Erdek-Edincik karayolu; Doğuda Aşağı Yapıcı Köyü ve bandırma Körfezi ile çevrelenmiştir. Konumlandığı bölgeden de anlaşıldığı gibi Kyzikos, barındırdığı doğal limanlar ve verimli topraklarla Antik Çağda yörenin deniz ticaretini elinde tutmuş; zeytincilik, balıkçılık,kozmetik ve şarapçılıkta oldukça ileri bir düzeye erişmişlerdir.
Tarih çağlarında, Artake’den ilk söz eden Herodot olmuştur. Artake, MÖ. 7. yy’ başında Miletoslular tarafından kolonize edilmiş, MÖ. 361 yılından evvel bütün Kapıdağ ile birlikte Kyzikos’un egemenliğine girmiştir. Helenistik çağ boyunca sürekli olarak yükselip parlayan Kyzikos’un yanında gittikçe önemini yitiren Artake, Roma döneminde de bu sitenin bir dış mahallesi durumuna düşmüştür. Bizans çağıyla beraber limanları ihmal edilen, depremlerle yıkılan binalarının, taşları yağma edilen Kyzikos’un gerilemesiyle, gelişmeye başlamış ise de Kyzikos’un ününe yetişememiştir.
Tarihçi Herodot, iktisadi durumunu da ele alarak üzümünü, şarabını, zeytin ve zeytinyağını methetmiştir.
Artake, 1339 yılında Orhan Gazi’ nin oğlu Süleyman Paşa tarafından fethedilip, Türk egemenliğine geçmiştir. 1807’de de Karesi Sancağına bağlanmıştır.
2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre 32.442’dir. yüzölçümü 30.630 hektar olup, 2 Belde ve 20 Köyü bulunmaktadır.

         Balıkesir Gömeç Images: 5 Hits: 261 Description: Antik adı ‘Kisthene’dir. Yerleşim merkezinin kuzeyinde, deniz kıyısında, Eski Tunç Çağı’ndan itibaren kesintisiz yerleşilmiş Kızçiftliği Höyüğü vardır. Buradan çıkan seramik malzeme, ilçenin MÖ. 1200’den itibaren Ege Adaları ve Batı Ege Kıyıları ile sıkı ticari ilişkide olduğunu anlatmaktadır.
İlçe merkezi 400-500 yıl önce 1 km. batıda, Balıbahçe mevkiinde ‘Ağaköy’ adı ile kurulmuş; daha sonra bugünkü yerine taşınarak, Emrutabat adı zamanla Armutova’ya dönüşmüştür. Merkezde yoğun arıcılık yapıldığından, merkeze bal peteği anlamında “Gömeç” adı verilmiştir. Gömeç adı Bucak Merkezi, Armutova adı ise, tüm Bucak’ın adı olarak kullanılmıştır. Gömeç I.Dünya Savaşı’nda Yunan işgaline uğramış, 6 Eylül 1922 tarihinde düşmandan kurtarılmıştır. Karaağaç Kasabamızda İstiklal Savaşı sırasında Ali ÇETİNKAYA’nın komutasında Karaağaç Cephesi Komutanlığı kurulmuş,
savaş süresince görev yapmıştır
Gömeç Belediyesi, 1913’de kurulmuş, 1928 yılında kaldırılmıştır. Daha sonra 16.12.1955 tarihli Müşterek Kararname ile kurulmuş; 1956 yılında faaliyete geçmiştir.
İlçemizin kuzeyinde Edremit Körfezi ve Burhaniye İlçesi, doğusunda Burhaniye İlçesi, güneyinde Ayvalık İlçesi, batısında Edremit Körfezi bulunmaktadır.
İlçemizin yüzölçümü 223 km2.dir.
Merkezin rakımı 10’dur.
Yıllık ortalama sıcaklık 15-16 derecedir.
İlçemizin doğusunda Madra Dağı bulunmaktadır. İlçemizde akarsu olmayıp, arazinin % 70’i dağlık, %30’u ovalıktır.
22 Ekim 2000 yılı genel nüfus sayımı geçici sonuçlarına göre;
İlçe Merkezi: 4.102
Karaağaç Beldesi: 2.436
Köyler toplamı: 4.384
İlçe genel toplamı: 10.922 kişidir.

         Balıkesir Gönen Images: 8 Hits: 624 Description: Kaplıcalar çevresinde yapılan hafriyatlar sırasında ortaya çıkan mozaikler, yazılı taşlar sütun başlıkları, madeni paralar gibi tarihi eserler Gönen’in, yerleşim yeri olarak kullanılmasının Milattan Önce’sine dayandığını göstermektedir.MS.II.yy. ait bulunan kitabelerde şehrin adı ‘Sıcak Su Şehri, Thermi’, hamamlarda ‘Granikaion Hamamları’ olarak geçmektedir. Bu kitabelerde, sıcak suyun şehir için önemli olduğu ve şifa dağıtan suyun insanlara sunulması için yardım yapan yönetici ve kişilerin isimleri belirtilmektedir.
Uzun süre Bizans yönetiminde kalan bölge, 13.yy’da Anadolu Selçuklularının eline geçmiş, bu Devletin dağılmasından sonra Karesi Beyliği yönetiminde kalmış ve nihayet 1334 yılında Osmanlı idaresine katılmıştır.
Doksan Üç Harbi denilen 1877-1878 Türk-Rus savaşının ardından Balkanlar’dan ve Kafkasya’dan çok sayıda Türk boyu göçmen olarak gelip Gönen’e yerleşmiştir.
1881 yılında Erdek’ten ayrılarak ilçe yapılmış, 1885 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. 6 Temmuz 1920 de Yunan işgaline uğramış, 6 Eylül 1922 de kurtarılmıştır.
En son Genel Nüfus Sayımına göre Belde ve Köyler dahil 71.804’dür.

         Balıkesir Havran Images: 6 Hits: 301 Description: Çok eski bir yerleşim yeri olarak, Havran’nın bilinen ilk ahalileri Lelejler ve Pelasglardır. M.Ö.546 ‘da Lydia Devleti, Persler tarafından yıkılınca Havran Bölgesi de Pers egemenliğine girdi. M.Ö. 334 ilkbaharında Makedonyalı İskender ile Persler arasındaki savaştan galip çıkan İskender tüm Mysia Bölgesi ‘nin ( Uludağ ile Kaz Dağları arasındaki bölge) hakimi oldu. M.Ö. 283 yılında kurulan Bergama Krallığı, bu bölgede hakimiyet kurdu.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Türklerin eline geçmiştir.
1175 de Eskişehir Ovası’nda toplanan 100.000 Türkmen hiç bir sultandan emir almadan Muğla, Denizli, Bergama ve Edremit havalisine gelerek kıyı kentlerine yerleştiler.
Bölgedeki dağlardan birine adı verilen Eybek Bey de bu akının içinde yer almıştır.
1280 de Danişmend soyundan geldiği için bölgedeki Türkmenler tarafından büyük hürmet gösterilen Karesi Bey, kısa sürede bölgede hakimiyet kurdu.Böylece bölge kesin olarak Türklerin eline geçti.
1402 Ankara savaşında Osmanlı ordusu yenilip geri çekilince Timur’un askerleri Bursa’ya girerek hazineye el koydu. Kazdağları’na saklanan Osmanlı askerlerini ele geçirmeye çalışan Timur’un torunlarından Şeyh Nurettin Mahmut emrindeki orduyla, bunları izleyip Havran’a geldi. Ele geçiremeyince de yıllardır barış içinde yaşayan ve zenginleşen Havran ve çevresini talan edip, yakıp yıktılar. Tahribat öylesine büyüktü ki, 1890’lara kadar Osmanlı belgelerinde Havran bölgesi; “Viraneli” kaydolundu. Daha sonraları onarılarak güzelleştirilen şehre ‘Huriler Diyarı’ anlamına gelen HAVRAN ismi verilmiştir.
Antik dönemde Havranın adının “ Aureline” altın ülkesi olarak anıldığı söylenir. Altının simgesi olan Au, Latince “ Avrum“ dan gelmektedir. Havran isminin zamanla Aureline’ den ‘Altın ülkesinden gelme’ ihtimali de oldukça yüksektir.
Osmanlı döneminde Havran Bölgesi, Edremit kadılığına bağlı büyükçe bir köy (kariye ) durumunda kalmıştır. Çanakkale Zaferinin kazanılmasında büyük katkısı bulunan ve 276 kg top mermisini kaldıran Koca Seyit Çavuş ile yine bu savaşta kahramanca mücadele eden Ömer Çavuş Havranlıdır.
22 Ekim 2000 Genel Nüfus Sayımına göre toplam 26.670’dir.Yüzölçümü 559km2’dir.

         Balıkesir ivrindi Images: 8 Hits: 232 Description: Adının nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle beraber, İvrindi kelimesinin “Aya Rindi”
kelimesinden ya da pınar anlamına gelen “Avrandi’’ kelimesinden geldiği sanılmaktadır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında bucak olan İvrindi, 2 Ağustos 1944 tarihinde 4642 sayılı kanunla ilçe haline getirilmiştir.
22 Ekim 2000 tarihinde yapılan Genel Nüfus Sayımına göre İlçemiz Merkez nüfusu 5.753, Bucak ve Köyler nüfusu 32.256 olup, toplam 38.009’dur. İlçemizin yüzölçümü 76.280 hektardır. 4 Beldesi, 61 Köy bulunmaktadır.

         Balıkesir Kepsut Images: 3 Hits: 230 Description: İlçenin ne zaman ve kim tarafından kurulduğu bilinmemektedir. Kepsut’un Bergama Krallığı, Misyalılar devrindeki adı Hadri Anut veya Herun’dur. Şimdiki adı Kes-bit ‘Kesildiğinde hemen yerine yenisi yetişen’ anlamına gelmektedir. Arazinin verimli olması mahsulün çabuk yetişmesi nedeniyle Kesbit denilmiştir. Halk arasında söylenen “Arabamın espiti dolaşalım Kesbiti” Türküsüne bakılacak olursa isminin “Kesbit” ten geldiği varsayımı daha doğrudur. Bir başka varsayım da, (Kev-keb-i-sut) kelimesi faydalı yıldız demektir.
1953 Yılına kadar ( KEPSÜT) olarak resmi yazışmalarda ismine rastlanan ilçemizin adı İlçe olması hakkındaki kanunda Kepsut yazıldığı için artık o günden sonra bu şekliyle söylenmeye başlamıştır. Kelimelerden hangisi olursa olsun bölgenin verimliliğini ifade ettiği bir hakikattir.
1956 yılında bir arkeologun bu bölgede yaptığı incelemede bulduğu eserlerden bir kısmının Tunç devrine ait yortan tipi mezarların mevcut olduğu, bu mezarlardan çıkan seramiklerden anlaşılmıştır.
İlçenin ova köylerinde Roma, Bizans devirlerine ait yazılı taşlara rastlanmaktadır. Dedekaşı Köyü hududu içinde büyük bir yığma mezar (Tümülüs) Akçaköy’de de devrin büyükleri için yapılmış mezarlar meydana çıkarılmıştır.Kepsut, Asya’yı Ön Asya ile Anadolu köprüsü üzerinden dünyanın batısına bağlayan en önemli kavşak bitimi olan bölgede yer alır..Osmanlılar devrinde Bursa vilayetine bağlı olan Kepsut, mülki teşkilatın kuruluşundan 1283 Rumi senesine kadar Bursa’ya bağlı bir kaza olarak kalmış, 1867 tarihinde nahiye olarak Balıkesir sancağına bağlanmıştır. 27.02.1953 tarih ve 6068 sayılı Kanunla 1.3.1953 tarihinde bugünkü konumu olan Balıkesir iline bağlı bir ilçe haline gelmiştir.
Ayrıca ilçenin Tekkeışıklar Köyü’nde, Yıldırım Beyazıt’ın sancak beylerinden olan ve Ankara Savaşı’na katılan Ayni Ali Bey”in türbesi de tarihi önem taşır.
Son nüfus sayımına göre Merkez İlçe 5.545, Köyler toplamı 22.477’dir. yüzölçümü 894 km.2’dir. Rakım 106m.’dir.

         Balıkesir Manyas Images: 7 Hits: 269 Description: Coğrafyacı Strabon’a göre bu beldenin en eski sakinleri Dolionlardır. Eski ismi Milotopolis veya Pemaninos olan Manyas’ın Ergili Mevkii’nde yapılan kazılarında, 6. ve 7. yy’a ait Doğu Yunan seramik parçaları elde edilmiştir. 12. Asır sonunda Anadolu Selçuklu Devleti çökünce Karesi Bey, bu bölgeyi egemenliği altına almıştı. Manyas 1337 yılından sonra ise Osmanlı idaresine geçmiştir. 1877 Osmanlı – Rus harbi sonucunda Kırım Türklerinden 25 hane, bölgeye yerleşmiştir. Çevre halkı tarafından Tatar Köy adı verilen ve çeşitli göçlerle büyüyen yerleşim, Bandırma’ya bağlı Manyas nahiyesi olmuştur. 1936 yılında 3012 Sayılı Kanunla Balıkesir’e bağlı bir ilçe haline gelmiştir.
En son Genel Nüfus Sayımına göre İlçemiz nüfusu toplam 25.148’dir.

         Balıkesir Marmara Images: 8 Hits: 237 Description: Adada ilk yerleşme, antik çağda Miletoslularca olmuştur. Adada deniz kolonileri ile bağlanan yerleşim, 15.yy’dan itibaren de Türklerle devam etmektedir. Ada halkının çoğunluğu oluşturan Rumlar, yüzyıllarca Türklerle yan yana yaşamışlardır. Lozan Anlaşması Mübadele maddesi hükümlerince Rumlar, Yunanistan’a gitmek zorunda kalınca adaya özellikle Karadeniz Bölgesinden gelenler ile Girit Adası’ndan mübadele ile gelenler yerleştirilmiştir.
Antik ismi Prokonnesos olan ada, Kyzikos ile birlikte Delos deniz birliğine bağlanmıştır. İlk çağlardan bu yana mermer yatakları nedeniyle ülkeyi imar etmek isteyen Roma ve Bizans İmparatorluğu’nun en ünlü komutanlarının ilgisini çekmiştir. Osmanlı döneminde de yapılan cami ve sarayların mermerleri buradan sağlanmıştır.
Marmara Adaları Marmara Denizi’nin güneybatısında ada Kapıdağ Yarımadası ile Şarköy arasında sığ bir deniz alanında yer alır. Marmara Denizi’ndeki adaların en büyüğü, ismi mermer ve Marmor ‘dan gelen Marmara Adası yaklaşık 110 km2 ‘lik bir alana sahiptir. Adanın en yüksek yeri, Radar Tepe olarak da bilinen İlyas Tepe’nin adeta denize kafa tutarcasına yükselişi, vahşi ve sarp görünümü yaşam dolu iklimi suyu, denizi ve nihayet denizle kaynaşmış insanıyla, özel bir konum ve niteliğe sahiptir. Marmara Adası 4 Temmuz 1987 yılına kadar Erdek ilçesine bağlı kalmış bu tarihten itibaren ilçe olmuştur. Marmara ilçesine bağlı 4 köy ve 2 beldesi vardır. Çınarlı Köyü, Gündoğdu Köyü Asmalı Köyü, Topağaç Köyü ile Saraylar ve Avşa Beldesi.

         Balıkesir Savaştepe Images: 8 Hits: 421 Description: İlçenin tarihi insanlığın ilk dönemlerine kadar dayanmaktadır. Son yıllardaki araştırmalarla İlçenin kurulduğu bölgede yer alan geniş düzlük arazi içinden akan akarsuların kenarlarında Tunç Çağına ait kalıntılara rastlanmıştır. Bunlardan Sazlıdere Höyüğü önemli kalıntılar veren bir yapıya sahiptir.
M.Ö. 5. ve 4. yüz yıllarda bölge kuzey ile güney arasında bir yol güzergahı olarak önem kazanır. Ticaret kervanlarının uğrak noktası oluşu sebebiyle, bugünkü ilçenin kurulduğu yerin 2 km. kadar doğusunda Halkapınar denilen yerde KERASAİ / KERASA adında kent kurulmuştur. Nitekim Savaştepe’nin eski adı Giresun olup bu ad ise Kerasai – Kerasa adından gelmektedir. Kalıntılarına bu gün bile rastlanan kentin adının Kerassai / Kerassa (Halkının Kenti ) (Ossa = Kenti) şeklinde yazılmasından anlaşılacağı üzere adının anlamı unutulmuş, kiraz ile ilgili bir ad bunun yerine geçmiş ve Kerasous / Kerasountaş şeklinde kullanılmıştır. İlçeye su sağlayan Halkapınar su tesislerinin bulunduğu arazinin su kaynağı bakımından zengin olması dolayısıyla bu İlkçağ kenti burada kurulmuştur. İlkçağın önemli HELEN yazıları Panopenisli Nonnos (Panapolis ,Mısır, M.S. V.yy ) Kerasai yani Kerasah “Halkının Kenti” diye anmaktadır. Ortaçağda ise Kerasai yada Kerasais adı Türklerin bölgeye hakim olmaları ile “Kiresin “ yada “Kilesin” şeklinde , sonraları ise “ Giresun” şekline dönüştüğü anlaşılıyor.
10 Ekim 1934 tarihinden sonra 20 yıl bucak örgütü olarak kalır. 4 Mart 1954 tarihinde çıkarılan yasa ile 1 Haziran 1954 tarihinde Savaştepe ilçe merkezi haline gelir.
Savaştepe, Marmara ve Ege Bölgesi’nin iklimi etkisindedir. İlçede yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. Ortalama 700-800 mm. yağış almaktadır. İlçede kar yağışlı gün sayısı merkezde 5 ile 7, dağlık kesiminde 10 günün üzerine çıkmamaktadır.
Bitki örtüsü olarak fakirdir. Genel bitki örtüsü makidir. İlçenin verimli ormanları doğusu ve güneyinde yer almaktadır. İlçede çok çeşitli bitki türleri bulunmakla beraber çam ve meşe ağaçları çoğunluktadır.
İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca ürünler buğday, arpa ve baklagillerdir.
Savaştepe ilçesi ulaşım olarak birçok yolunun asfalt olması ile köylerde ilçe merkeziyle il merkezi arasındaki ulaşımı çözmüştür. Balıkesir – Soma yolu ilçe merkezinden geçtiğinden, ilçe halkının genel olarak ulaşım sorunu yoktur. İlçe sınırları içinden İzmir- Ankara –Bandırma demiryolu hattı geçmektedir.

         Balıkesir Sındırgı Images: 8 Hits: 414 Description: tarihi çok eski yıllara dayanmaktadır.Sındırgı´nın şehir olarak kuruluşu XVI.yy’dan daha eskilere dayanır. Antik dönemdeki adı ‘Carsea’ olan Sındırgı’da, mevcut verilere göre Sındırgı ve çevresinde Erken Tunç Çağ,Frig,Lidya, Klasik Yunan, Helenistik, Roma ve Bizans Dönemlerinin kesintisiz olarak yaşandığı anlaşılmaktadır.
İlçe merkezine yakın Helenistik Döneme ait tümülüsler, oda mezarları, Frig Kaya mezarı Lidya dönemi tümülüsler ilçenin günümüzden 2600 sene önce yerleşime sahip olduğunu anlatmaktadır.

200 yıl kadar İran egemenliği altında kalan bölge,Bergama Krallığı ile birlikte Romalıların yönetimine geçmiş,daha sonra önce Bizans sonra Selçuklular tarafından ele geçirilerek idare edilmiştir.Karesi Beyliği’nden sonra Osmanlı egemenliği altına girmiştir.1884 yılında Belediye kurulmuş,1913 yılında yeniden ilçe olmuştur.
29 Haziran 1920 tarihinde Yunan işgaline uğrayan ilçenin halkı,canla başla mücadele ederek düşman birliklerini(sindirmiş,yıldırmış),sonuçta bir yerde barınamayacaklarını anlayan işgalciler bir çok yangın çıkardıktan sonra ilçeyi terk etmişlerdir.
3 Eylül 1922 de işgalcilerden temizlenen Sındırgı bugünü resmi kurtuluş günü kabul edip,her yıl coşku ile kutlanmaktadır.
Sındırgı,1433 km² yüzölçümüne sahip olup, denizden yüksekliği 250 m´dir. Balıkesir´in güneydoğusunda yer almaktadır. Eski Balıkesir-İzmir yolu üzerinde,Balıkesir´e 63 km uzaklıktadır.
Başlıca dağları Ulus, Sidan ve Dikmen dağlarıdır.İlçenin başlıca akarsuları;Simav çayı,Ilıcalı ve Cüneyt çaylarıdır. İlçemizde göl bulunmayıp, bir tane baraj bulunmaktadır.Akdeniz iklimine sahip ilçede, kışlar yağışlı ve ılık yazlar kurak ve sıcak geçmektedir. İlçe arazisinin % 51´i ormanlık,%24´ü tarıma elverişli alan,%22´lık kısım dağlık ve kıraç arazi,%3´lük kısmı ise çayır,mera ve sulu tarım arazisinden oluşmaktadır.Ormanlık alan 71.550 hektardır.
İlçede tütün başta olmak üzere, susam, buğday, kavun, karpuz ve çeşitli hayvan mahsulleri üretimi önem kazanmaktadır. Dokumacılık revaçtadır. Yağcıbedir halıları dünyaca ünlüdür. Ayrıca kaolen madeni zengindir.
İlçeye ulaşım karayolu ile yapılmaktadır. Balıkesir il merkezine 63 km, İzmir´e 145 km uzaklıktadır. Balıkesir otogarından her saat kalkan otobüsler bulunmaktadır.

         Balıkesir Susurluk Images: 6 Hits: 328 Description: Lidyalılar, Romalılar, Bizanslılar ve Selçukluların egemenliklerinden sonra, Karesi Beyliği’nin idaresine geçmiştir. Osmanlı idaresine geçmesi Orhan Gazi zamanında gerçekleşmiştir.
Susurluk’ un bulunduğu yer, Karesi Beylerinden İğne Bey Vakfına ait ormanlık ve bataklık boş bir alan iken İğne Bey’in torunları burasını “ Susığırlık” adı altında bir çiftlik halinde idare etmiştir. Daha sonra “Miladi 1634” tarihlerinde Karaman tarafından gelen Hacı Hatip Oğulları adlı akıncılar buraya yerleşmişlerdir.
Burası çiftlik halinde iken, Bursa ve İstanbul’ a geçen kervanların konaklama yeri olmuştur. 1858 ve 1878 Türk-Rus savaşında Anadolu’ ya göç eden Bulgaristan ve Kafkas Göçmenleriyle sonraları Ahmet Vefik Paşa tarafından iskan ettirilen Türkmen aşiretleriyle kalabalıklaşmıştır.
Bir söylentiye göre; suların bolluğu ve sığır sürülerinin bulunması nedeniyle, buraya “Susığırlık” denilmiş, sonradan bu isim “Susurluk” a dönüşmüştür.
Susurluk 1892’ de Bucak, 1926’ da İlçe olmuştur. 5 Eylül 1922 Susurluk ’un düşman işgalinden kurtuluş günüdür. Her yıl 5 Eylül de “Kurtuluş Bayramı” törenlerle kutlanmaktadır.
2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre Merkez, Belde ve Köylerin toplamı 44.130’dur.

     Bartın Images: 10 Hits: 362 Description: OSMANLI DÖNEMİNDE BARTIN

1402 yılında yapılan Ankara savaşı sonunda bir ara İsfendiyaroğlu Beyliği’nin eline geçen kent 1461 yılında tekrar Osmanlı Devleti egemenliğine girmiştir.

1460 yılına gelindiğinde, Bartın ve Çevresi; Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde, Amasra ise Ceneviz Kolonisi idi.Anadolu’da Türk birliğini sağlamak Cenevizlilerin elinde bulunan Karadeniz ticaretini ve denizyolunu ülkesine kazandırmak amacıyla Kuzey Anadolu Seferine hazırlanan Fatih Sultan Mehmet Han, ilk hedef olarak Amasra, Kastamonu ve Sinop’ seçti.

1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet Üsküdar’dan avlanmak bahanesiyle yola çıkarken,Mehmet Paşa Komutasındaki Osmanlı Donanması da denizden hareket etti.Fatih Bolu’ya geldiğinde Kastamonu ve Sinop yörelerine hakim olan ve Candaroğulları Beyliği’nin devamı sayılan İsfendiyaroğulları’nın Beyi İsmail Bey, padişaha kıymetli eşyalar göndererek bağlılığını bildirdi.Yoluna devam eden Fatih Ekim ayında Bartın’a gelip ordugahını bugünkü Orduyeri’ne kurdu.Donanmayla haberleşme sağlayan haberciler, Donanmanın Amasra açıklarında göründüğünü bildirdiklerinde , Amasra üzerine yürüyen Fatih, Ceneviz Senyoru’ndan kan dökülmemeden Amasra’yı teslim aldı.

Bartın,Osmanlı döneminin 1460-1692 yılları arasında Anadolu Beylerbeyliği’ne bağlı Bolu Sancağı sınırları içinde yer aldı.Bolu Sancağının kaldırılmasıyla 1692-1811 yılları arasında Voyvodalıkla yönetilen Bartın, 1811 yılında da Kastamonu Vilayetine bağlı olarak yeniden kurulan Bolu Sancağına bağlandı.

Bu dönemde ticari potansiyeliyle bölgenin Pazar yeri olan ve Oniki Divan adını alan Bartın, 1867 yılında ilçe oldu. 1867 yılında da Belediye Teşkilatı kuruldu.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE BARTIN

1920 yılında Zonguldak Mutasarrıflığına bağlanan Bartın’ın 1924 yılında Zonguldak’ın il olmasıyla birlikte bu ilin ilçesi haline gelmiştir.07 Eylül 1991 tarihinde de 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasayla il statüsüne kavuşmuştur.

Bartın iline bağlı ilçelerden Osmanlı döneminde ilçe iken Cumhuriyetle birlikte bucak statüsüne düşürülen Amasra; 1987 yılında yeniden, Ulus;1944 yılında, Kurucaşile; 1957 yılında ilçe olmuştur.

Bartın’ın halen Merkez, Amasra, Ulus ve Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi, Arıt Kozcağız, Kumluca ve Abdipaşa beldeleriyle birlikte 266 köyü vardır.

         Bartın Amasra Images: 3 Hits: 338 Description: Amasra, Bartın ilinin 17km. kuzeyindedir.Şehir, kuzeye doğru uzanan bir yarımada üzerinde, iki koylu bir yarımada biçiminde kurulmuştur.Yarımadanın uzunluğu 1.5km. dir.Doğusunda ve batısında iki koyu vardır.Doğusundakine "Büyük Liman", batısındakine ise "Küçük Liman" adı verilir.Yeşilin her tonunun bir arada seyredebildiği, Karadeniz kıyı şeridi ve dağınık tepeler üzerine kurulan Amasra, tarihi turistlik şirin bir liman şehridir.Zonguldak ili ile Kastamonu'nun Cide ilçesi arasında küçük bir ara limandır.
Amasra ilçesi, 41-45 derece Kuzey enlemi, 32-35 derece doğu boylamı arasında yer almaktadır.Sınırları: Doğusunda, Kurucaşile ; Batısında Bartın; Kuzeyinde Karadeniz; Güneyi, Bartın-Arıt bucağı ile çevrilidir.Amasra'nın merkezi 25 Hektometrekare olup, köyleriyle birlikte 100 Hm²' yi geçmiş bulunmaktadır.Amasra dağınık tepeler üzerinde kurulan bir kasaba görünümündedir.
Yerleşim yerinin büyük çoğunluğu şehir merkezinde yoğunlaşmıştır.Evlerin bir kısmı orman alanları içerisinde yer almaktadır.Binaların büyük çoğunluğu betonarme, kangir, ahşap yapılardan oluşmaktadır.Tarihi evler ise kale içerisindeki yapılarla adeta başka bir tarih oluşturmuştur.Şehirdeki ahşap yapıların sayısı günden güne azalmaktadır.Yeni binalar yapılırken çevredeki arkeolojik ve doğal sit alan göz önüne alınarak gerekli ruhsatlar verilmektedir.
Ulaşım durumu, Bartın il merkezine karayolu ile uzaklığı 17km. dir.Amasra Bartın arası deniz yolu ile 10 deniz mili dir.Bartın karayolu ile iç bölgelere deniz yolu ile de kıyılara bağlanmıştır.İstenilen yere gitmek için her an vasıta bulmak mümkündür.

         Bartın Kurucaşile Images: 7 Hits: 384 Description: Kurucaşile, Bartın'ın 62 km. kuzeydoğusunda, Zeytin ve Sandal burunlarıyla sınırlanan şirin bir kasabadır.Batı Karadeniz sahilinde 1965 yılında Devlet Kara Yolları tarafından yaptırılan ve 1974 yılında asfalt ile kaplanan, 010 nolu karayolu üzerinde, zengin doğa güzelliklerine sahip bir kıyı kasaba görünümündedir.
İlçe merkezinde yerleşik üç mahalle ve bir merkez muhtarlığı bulunan Kurucaşile, Merkez Belediye Teşkilatından başka çevresinde belediye yoktur.Çoğunluğu orman içi köyle olmak üzere ilçeye bağlı 27 köyü bulunmaktadır.Karadeniz sahilinin doğal yapısına uygun olarak Bartın Kurucaşile sahil yolu da çok engebeli ve kıvrımlarla (virajlarla) dolu bir yoldur.Bu yol üzerinde 10 köy vardır.
Elektriği, yolu ve içme suyu olmayan köyü yoktur.Köy yollarının tümü stabilize kaplamadır.Bazı köylerin alt yapısı olmadığı için yollarının zaman zaman heyelanlar nedeniyle bozulduğu görülmektedir.Kuzeyinde Amasra ve Karadeniz, Doğusunda Cide, Batısında Amasra, Güneyinde Bartın' ın Arıt nahiyesi ile çevrili olan Kurucaşile' nin yüzölçümü 159km² dir. Topraklarının %40'ı ormanlarla kaplıdır.Arazi yapısı engebeli olup, tarıma elverişli toprakları azdır.

         Bartın Ulus Images: 8 Hits: 310 Description: Ulus, Bartın'ın 37Km. doğusunda, Uluçay, Eldeş Çayı, Çerçi Çayı ve Alpı Çaylarının birleştiği vadide kurulmuştur.Deniz seviyesinin yüksekliği 200m. dir.Adını bir Türk aşireti olan Bozulus'tan almıştır.Bugüne kadar üç il değiştiren Ulus, bir süre Safranbolu'nun bucağı idi.Daha sonra Kastamonu'ya bağlandı, Zonguldak il olduktan sonra da Zonguldak'ın ilçesi oldu.Bartın'ın il olmasıyla 28.8.1991 tarihinde Bartın'a bağlandı.Bitki örtüsü olarak, genellikle ince yapraklı çam ve kışın yapraklarını döken ormanlarla çevrilidir.Yeşilin her tonunu burada da görmek mümkündür.
Ulus' tan 33 Km. uzaklıkta ve 1200m. yükseklikteki "Uluyayla" doğa güzellikleri yönünden Bartın' ın en ilginç görüntülerinin gizlendiği bir doğa harikasıdır.burada ormanların arasındaki yayla düzlüğü, giderek gürleşen ve yükselen yemyeşil orman alanlarıyla Arıt dağları'na doğru yaklaşır.Yaban hayvanlarından karacaların, geyiklerin ve daha birçok hayvanların bir arada görülebileceği bölgenin eşsiz yaylalarından biri olan Uluyayla bir Milli Park görünümündedir. Buralarda sık sık, domuz avı partileri de düzenlenmektedir.
Ulus' un bir diğer görülmeye değer harikası da kayalar arasından fışkıran bir sel gibi, görenlerin hayretini gizleyemediği Çağlayan Vadisi vardır.Bu vadide sarp kayaların arasından ikisi bir yerde, diğeri ayrı olarak üç çağlayan vadinin kenarından geçen kara yolunu adeta şaka yaparcasına yağmur dumanı püskürmektedir.Ayrıca, mağaraları, pınarları ve ahşap orman evleri görülmeye değer güzelliktedir.Bu yörenin ileriki yıllarda turizm açısından daha çok önem kazanması görülmektedir.

     Batman Images: 9 Hits: 480 Description: Batman'ın tarihi hakkında en eski bilgiler halk hikayeleri, mitler ve Heredot tarihinde verilmektedir. Ortak verilere göre MED kralı Abtyagestin'in torunu Kyros karsıtı Erpagazso M.Ö. 550 yilinda yenilince MED asilzadeleri arasındaki utancından dolayı MED'lerin yasadıgı Media bölgesinin kuzey batı ucundaki topraklarına çekilmek zorunda kalmıs. Başka bir görüşe göre de Kyros pres egemenliği altında kalmamak için bu bölgeye yerleşmiştir. Karaçalı, sazlık ve bataklıktan oluşan bu bölgenin ortasında yapay bir adacık oluşturup, adına han obası anlamında olan "ELEKHAN" denilmiştir. ( M.Ö. 546 ) ELEKHAN 194 yıl bağımsız ve mutlu bir dönem geçirerek 352 yılında Büyük İskender'in istilasına uğramıştır. Daha sonra Lesepkoslar, Partlar, Romalılar, Sasani ve Bizans’ın hakimiyetine girmiştir. Artuklular, Moğollar, Ilhanlılar, Celaliler, Karakoyunlu (Pezrese) Akkoyunlular ve 1500 yılında Savefilerin eline geçmistir.

1515 yılında, 4. Murat'ın Bağdat seferi sırasında kendisine büyük yararlıklar gösteren Turhan oğlu Mahmut Pasa'ya ELEKHANI içine alan Batman suyu ile Botan suyu arasında kalan bölgenin tamamını vermiştir. Bu gelişmeden sonra ELEKHAN telaffuz değişikliğine uğrayarak halk dilinde ELAH zamanla "ILUH" ismini almıştır. İluh köy birimi olarak kayıtlara geçmiş ve Siirt vilayeti, Elmedin kazasına bağlı olarak benliğini sürdürmüştür.

Elmedine yerleşim birimi 1926-27 yılı ilkbaharında bugünkü Batman Çayının taşması nedeniyle haritadan silinmiş ve İluh köyü Beşiri (Kobin) ilçesine bağlanmıstır. Batman isminin nereden geldiği hakkinda görüşler olmayıp, bir görüşe göre bugünkü Batman Çayının adı 1950'li yılların basında Iluh köyüne verilmiştir. Yaygın olan görüşe göre de Iluh köyünün aşağı kısmında ilk deneme kulesi kurulduğunda TPAO'nun tesislerinin bulunduğu bölgeye bakmaktan gelen Batman adı verilmiştir.

1937 yılında bucak haline getirilen Iluh, 1940'lı yılların sonları ile 1950'li yılların başlarında bölgede var olan petrol filizlerinin değerlendirilmesi sonucunda Iluh bucağında her alanda büyük gelişme sağlanmıstır. Bu gelişmeler üzerine 2 Eylül 1957 tarihinde ilçe teşkilatı olarak kabul edilmiştir.

1955 genel nüfus sayımında Iluh nüfusunun 4713 olarak kaydedilmesiyle 2 Kasım 1955 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. 1990 yılına kadar çok hızlı bir gelişme yaşayan Batman, 16 Mayıs 1990 tarih ve 3647 sayılı kanunla Türkiye'nin 72. ili olma unvanına kavuşmuştur.

         Batman Beşiri Images: 3 Hits: 420 Description: İlçemizin bir yerleşim birimi olarak tarihi M. Ö. 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bu yıllarda Hurri kavimlerinin yerleştiği bu yöre daha sonra 1200 yıllarında Asur egemenliğinin altına girmiştir.
Yaklaşık 1400 yıllık bir zaman içinde, sırasıyla Med, Pers, Makedonya, Part, Roma ve Bizans İmparatorlukları sınırları içinde kaldıktan sonra 1243 yılında Moğolların eline geçen yöre, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim’ in Çaldıran zaferi sonrasında Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisine dahil olmuştur.
Cumhuriyet döneminde Kobin adıyla Siirt İlinin Garzan İlçesine bağlı küçük bir köy iken, 1926 yılında sel felaketi sonucu Diyarbakır İline bağlı Elmedine kazasının buraya taşınması ile Beşiri adını alarak Siirt İline bağlı İlçe durumuna gelmiştir. Daha sonra 18.05.1990 tarihinde Batman İline bağlı İlçe durumuna gelmiştir.

         Batman Gercüş Images: 3 Hits: 341 Description: Asur Devleti,III.Salmanasar zamanında genişleme olanağı buldu. Kuzey ve Güney Mezopotamya,Suriye ve Filistin'e kadar yayılan Asur Devleti yıkılınca Medler bölgeye tam anlamıyla egemen oldu. Orta Anadolu'ya kadar yayılmış olan Med Devleti'nin egemenliğine Pers Devleti son verdi. Pers İmparatoru I.Dareios döneminde (522-485) yapılan yönetsel bölünmeyle İmparatorluk Merkeziyetçi bir yapıya dönüştü. Bu bölünmeye göre imparatorluk 23 büyük Satraplığa (Askeri Valiliğe ) ayrılırken, Gercüş'ünde içinde bulunduğu yöre büyük satraplığa bağlandı. Bu satraplığın sınırlan Batıda Kilikya'dan, Doğuda Habur Irmağına, Kuzeyde Aras Satraplığı'na ve Güneyde Mısır'a dek uzanıyordu. Bölgeye hakim olan Büyük İskender'den sonra bölge toprakları için Roma ve Partlar karşı karşıya geldi. M.S. 63 yıllarında Romalıların bölgede hakimiyeti sağlayarak , Part egemenliğine son verdikleri görülür. Roma İmparatorluğu, II. Yüzyılın sonlarında İran yaylasından gelen Sasani askeri güçleriyle sık sık savaşmak zorunda kaldı. İki imparatorluk arasnda yapılan mücadeleler sırasında bölge iki güç arasında sürekli el değiştirdi. Bölge, Roma dünyasının 395'te ikiye bölünmesiyle Bizans olarak tarihe geçen Doğu Roma İmparatorluğu'nun sınırları içinde kaldı Bizas-Sasani mücadelesine sahne olan bölge, 7. yüzyılın ikinci çeyreğinin sonlarında bu kez başka güçleri misafir etti. Arap-İslam Kuvvetleri. Halife Ömer Döneminde (634-644) Bölgede başlayan İslam egemenliği, dört halife dönemini izleyen Emeviler döneminde de devam etti 750 Yıllarında yıkılan Emevi saltanatından sonra Abbasi ve onlardan sonra Hamdanilerin egemenliği başladı. Hamdaniler'in kendi aralarındaki hakimiyet mücadelesinden faydalanan Mervaniler (990-1096) bölgede egemenlik kurdular.Mervaniler'in bölgeye hakim olduğu sıralarda ,Malazgirt'te Bizans Ordusu yenilmiş ve bu yenilgi sonucu direnme gücü ortadan kalkmıştı. Bu durumda Türkler, Anadolu'da büyük toprak parçaları ele geçirmeye başladılar. Selçuklu Devleti gücünün zirvesindeyken Mervaniler eski güçlerini yitirmişlerdi. Bu durumdan faydalanan Selçuklular Mervaniler'in egemenliğindeydiler. Böylece Gercüş, Selçuklular'ın egemenliğine geçti. 1071 Malazgirt Savaşına katılan, Anadolu'da büyük toprak parçalarının alınmasında ve Mervani egemenliğinin sona ermesinde büyük rol oynayan Artuk Bey'i , Fahr üd-Devle'nin Melikşah'a şikayet etmesi sonucu sultan ile araları bozuldu. Sultanla araları bozulan Artuk Bey, Suriye Selçuklu Sultanı Tutuş'un hizmetine girdi.Tutuş'un emrindeyken yaptığı hizmetler karşılığınde kendisine Kudüs Valiliği verildi. Artuk Bey'in, 1091 Yılında ölmesiyle birlikte yerine oğulları geçti. Artuk Beyin oğlu Sökmen ,Suriye Selçukluları adına Hasankeyfe egemenlik kuran Musa'nın öldürülmesi ile Hasankeyfi ele geçirdi. Böylece Hasankeyf Artuklu Devleti'nin temelleri atılmış oldu (1101- 1232). Hasankeyf Artukları dışında Mardin'de (1108-1408) ,Harput'ta (1185-1233) yılları arasında Artuklular hüküm sürmüşlerdir. Suriye,Mısır ve Yemen'de güçlü bir devlet kuran Eyyübiler, gerek Mardin gerek e Hasankeyf Artuklular'ı ile ilişki içerisinde olmuşlardır. 1232 Yılında Eyyübiler tarafından ortadan kaldırılan Hasankeyf Artuklular'ı tarih sahnesinden silinmiş ve onların yerine Hasankeyf'te Eyyübiler Dönemi başlamıştır.
Moğolların doğuyu istila etmesiyle bölgede Moğol-İlhanlı egemenliği ni görmek mümkündür.Timur'un aldığı başarılar bölgedeki devletlerin Timur'ın egemenliğini kabul etmeğe zorladı. Timur'dan sonra bölgenin hakimiyeti için Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Eyyübi Devletlerinin mücadelesi baş gösterdi. İran yaylasında güçlü bir devlet kuran Safeviler XVI yüzyılın başlarında bölgeye hakim olurlar. Safeviler'in doğudaki faaliyetlerinden rahatsız olan Osmanlı Devleti doğu ile ilgilenmeye başladı.Anadolu'nun doğu toprakları için Safevi-Osmanh mücadelesi başladı . 1514 Yılında Çaldıran Savaşında Safevi güçlerini yenip Amasya'ya dönen Yavuz Sultan Selim ,İdris-i Bitlisi'yi Doğu Anadolu halkını Şah İsmail'e karşı ayaklandırmakla gorevlendirdi. İdris-i Bitlisi'nin faaliyetleri sonucu halk Safevilere karşı direnç gösterdi ve 1517 Yıllından yıkılışına kadar bölgede Osmanlı Devleti dönemi başladı. XIX Yüzyılın başlarında Diyarbakır Vilayeti Mardin Sancağnıa bağlı Midyat kazasının bir nahiyesi olan Gercüş, 30 Mayıs 1926 yılında ilçe statüsünü kazanarak Mardin iline bağlandı. 16 Mayıs 1990 tarihine kadar Mardin iline bağlı bir ilçe olan Gercüş, bu tarihte Bakanlar Kurulunun aldığı kararla yeni bir il statüsü kazanan Batman'a bağlandı. Gercüş, halen Batman İline bağlı bir ilçe olarak teşkilatlanmadaki yerini almaktadır.

         Batman Hasankeyf Images: 3 Hits: 243 Description: Hasankeyf'in Tarihi: Hasankeyf’in Türk–İslam tarihi ve medeniyeti açısından önemli bir yeri vardır.
Hısnkeyfa olan bu şehrin adı “Kayahisarı” şeklinde tercüme edilir. Eski tarih ve kavimlerden bu tür kelimelerin anlamı “korunmaya musait” yer anlamına geldiği belirtilmektedir. Kalenin yekpare taştan olmasından dolayı çeşitli dillerdeki Hasankeyf ifadesi “Taş Kalesi” manasına gelmektedir.
Hasankeyf’in ne zaman kurulduğu, şimdiye kadar karanlıkta kalmış, eldeki bilgi ve verilerin yeterli olmaması nedeniyle kuruluşu hakkındaki görüşler , bir ihtimal olmaktan öteye gitmemiştir. Şehrin jeopolitik yapısı, önemi ve mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaraların, Hasankeyf’in çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu gösterir. Hasankeyf tarihi antik döneme kadar dayanmaktadır.
Hasankeyf; Diyarbakır ve Cizre şehirleri arasında önemli bir kara ve su yolu güzergahında olup, savaşların olmaması ve ticaret yollarının burdan geçmesi bir yerde Hasankeyf’i kültürleri kavşak noktası haline getirmiştir. İran ve iç asya kültürleri , doğu Akdeniz, Mezopotamya, Roma ve Bizans kültürlerini barındığından, Romalılar, İran sınırını denetim altında tutabilmek için Hasankeyf’e kale inşa edilmiştir. Miladi üçüncü asırda İranlılar Mezopotamya yı ele geçirince Roma imparatoru Diyokletion harekete geçerek, bütün Mezopotamya ve Dicle nehrinin doğusundaki yerleri aldı. M.S. 633 yılında Hasankeyf’in Bizanslıların denetiminde olduğu ve 451 yılında Bizanslıların yaptırdıkları kale ve korunma amaçlı yapıtları ile şehrin denetimine müslümanlar tarafından feth edilene kadar sahip olmuşlardır. Hicri 17. yılda Hasankeyf islam orduları tarafından ele geçirilmiştir. Antik kent, sırası ile Emeviler ve Abbasiler döneminden sonra, Hamdaniler (906-990), Mervanıler (990-1096) denetiminde kalmış, daha sonra Artukoğulları eline geçmiştir. Artuklular, Türkmen sülalesinden olup, Hasankeyf’e en parlak dönemini yaşatmışlardır. Artukoğulları Hasankeyf ile beraber Diyarbakır, Mardin ve Harput’ta hüküm sürmüşlerdir. Selçuklu sultanı Alparslan ve Melikşah gibi değerli devlet adamlarının, ileri gelen komutanlarından Artuk, 1071 Malazgirt savaşından sonra bölgeyi Selçukluların hakimiyetine katarak Selçuklulara önemli bir katkıda bulunmuştur.
Artukoğlu Sökmen 1101 yılında Hasankeyf’i ele geçirip burada önemli tarihi eserler yaptırmıştır. Böylece Devlet İdaresinde yeniden bir yapılanmaya gidilmiştir. Göçebelik hayatından yerleşik sisteme geçilmiştir. Yönetimin halk kitlelerine dayanması, Artuklulara bağlı bölgelerde yarı müstakil bir hükümranlık anlayışı ile divanlar oluşturulmuştur. Haçlı akımlarına rağmen ilim, sanat ve kültürel sahada büyük çalışmalar gösterilmiştir. Darphaneler kurulup, devletin iktisadi yapısı hep canlı tutulmuştur. İlime ve ilim adamlarına büyük önem verilmiş, hasankeyf şehir kalesine su getirilerek önemli bir teknik deha yaratılmıştır. Mekanik alanda kitaplar yazılmış, makinalar, pompalar, fiskiyeler, su terazileri ve müsiki aletleri yapılmıştır.
1232 yılında Eyübi Sultanı El-Kamil El-Malik tarafından Hasankeyf ele geçirilmiştir. Ortaçağın ve şarkın en kuvvetli devletlerinden olan Eyyübiler Mısır, Süriye ve Yemende hüküm sürmüşlerdir. Böylece Eyyübi hükümdarlarının şehri ele geçirmeleri ile birlikte 130 senelik Artukoğulları dönemi sona ermiştir.
Selahaddini Eyyübiden sonra Eyyübiler bir çok emirliklere ayrılmış olup, Hasankeyf Eyyübi hükümranlığı da bunlardan biridir. Eyyübiler çok önemli eserler yaptırmış, ilim, sanat ve kültürel alanda miraslar bırakmışlardır. Özellikle mimari sahada faaliyet gösteren Hasankeyf Eyyübileri tarihteki yerlerini almışlardır. Moğol istilasından Hasankeyf’te nasibini almış,Moğollar burayı ele geçirilerek yağma ve tahrip etmişlerdir.
Eyyübilerden sonra Hasankeyf’e Akkoyunlular hakim olup, 15. y.y başına kadar hüküm sürmüşlerdir. 1473 yılında uzun hasan ve Fatih Sultan Mehmet arasında yapılan otlukbeli savaşında uzun hasan’ın oğlu zeynel bey şehit olmuş ve Hasankeyf’te dicle nehri kenarında gömülmüştür. Akkoyunlulardan sonra Hasankeyf İran Sefavilerin hakimiyetine geçmiştir. 1515 tarihinde Yavuz Sultan Selim’in doğu seferi ile birlikte Hasankeyf Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bu dönemde Hasankeyf çevredeki aşiretleri idare eden merkezi bir hanedanlık konumunda olup, buna paralel olarak iktisadi ve ticari yapıda büyük bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde şehir nüfusunun 10.000. civarında olması ise Hasankeyf’in büyük bir yerleşim merkezi olduğu gösterir. Erken ortaçağ tarihi ve yapıtlarından anlaşıldığı üzere Hasankeyf’te kültür uygarlıkların kaynaştığı, yerleşik halkın, 7000. civarındaki yazları serin kışları sıcak olan ve ortaçağ şartlarında çok modern ev olan mağaralarda hayatlarını sürdürdükleri anlaşılmaktadır.

         Batman Kozluk Images: 3 Hits: 279
         Batman Sason Images: 3 Hits: 448 Description: İlçenin tarihi M.Ö. 1400 lerde Urartulara kadar uzanmaktadır. Babil, Asur, Türk boylarından İskitler (Sakalar-M.Ö. 635-584) ve İskitlerden ayrılan çeşitli kavimlerin bölgede hakimiyet kurduğu bilinmektedir.
İslamiyet'in yayıldığı dönemlerde Hz. Ömer zamanında (M.S. 639) Arap hakimiyetine giren bölgeye o dönemlerde göçebe hayatı yaşayan Arapların da Basra'dan gelerek yerleştiği anlaşılmaktadır.
Osmanlıda 1864 yılında eyaletler yerine vilayetler kurulunca Sason'un Siirt Sancağı ile birlikte Diyarbakır Vilayetine bağlandığı 1871 Diyarbakır Salnamesinde görülmektedir.
Cumhuriyetten sonra Siirt'e bağlanan Sason, 16 Mayıs 1990 da Batman'ın il olmasıyla buraya bağlanmıştır.
Sason halkı İskit boyundan gelenlerle Basra'dan gelen kabilelerin kaynaşmasından teşekkül etmiştir. Daha sonra Türk-İslam kültürü ile yoğrulmuştur. Bölge sürekli savaş alanı durumunda olduğu için halk dağlık alanlara yerleşmeyi tercih etmiştir. Sason bu özelliğinden dolayı doğal bir sığınak görünümündedir.
Bugünkü ilçe merkezinin sonradan seçildiği, eski ilçe merkezinin şimdiki Kaleyolu Köyü olduğu ve adının da Kabu'l-Cevz (cevizi bol anlamında) çeşitli kayıtlarda görülmektedir.
1997 Genel Nüfus Tespitinde ilçemizdeki terör nedeniyle sağlıklı sayım yapılamadığı gibi, terörden doğan göç nedeniyle nüfusta bir miktar gerileme olmuştur. 1990-2000 dönemini kapsayan 10 yılda nüfus artış hızı yaklaşık %15’dir. Bu artışta terör sonrası vatandaşlarımızın geriye dönüş yapmalarının da etkisi vardır.
Çok çocuklu aile tipi (yaklaşık 10 kişi ) yaygındır. Köylerde yaşayan vatandaşlarımız arasında çocuğu “güç” olarak görme eğilimi bulunmaktadır. Yeni jenerasyonda çocuk sayısı 5-7 arasında değişmekte olup, bu eskiye göre, ciddi bir düşüş eğilimine işaret etmektedir. Fakat, ülke geneline kıyasla nüfus artış hızı oldukça yüksektir.

     Bayburt Images: 9 Hits: 394 Description: Eski çağlarda halcilerin yaşadığı sahada yer alan Bayburt'un bir müddet Roma İmparatorluğu hakimiyetine girdiği ve bu imparatorluğun ikiye ayrılması üzerine Doğu Roma toprakları içinde kaldığı bilinmektedir. Bizans İmparatorluğu teşkilatına göre ülke, bugünkü eyaletlere benzer bir takım temalara ayrılmıştı. Bayburt Heldia temasına bağlıydı ve bu eyaleti meydana getiren yedi piskoposluğun dördüncüsünü meydana getiriyordu. İmparator Justinianus tarafından kalesinin tahkim ve tamir edildiği bilinen Bayburt, Arap fetihleri sırasında Bagrat sülalesinin hakimiyeti altında bulunmaktaydı.

Bayburt ve yöresi, Türklerini Anadolu'da ilk yerleştikleri bölgelerdendir. Tuğrul Bey'in Anadolu seferi (1054) sırasında Bayburt, Çoruh nehri ve Karadeniz dağlarına (Parhar) uzanan sahalara akınlarda bulunan Selçuklu kuvvetlerinin hücumlarına maruz kaldı ise de fethedilemedi. Kesin Türk hakimiyeti Malazgirt zaferinden sonra gerçekleşti. Şehir 1072'den 1202'ye kadar bazen Erzurum yöresinde hüküm süren Saltuklar'ın bazen de Danişmendiler'in hakimiyetinde kaldı. Bir ara Trabzon imparatoru I.Alexis Comnen'in kumandanı Theodore Gabras tarafından işgal edildiyse de, kısa süre sonra yeniden Danişmendli hakimiyetine girdi. (1098) Selçuklular 1202'de Saltuklu Devletine son verince Bayburt'u da ele geçirdiler.

Bayburt'un asıl gelişmesi, Süleyman Şah'ın kardeşi Erzurum Meliki Mugisuddin Tuğrul Şah ve oğlu Cihan Şah (1020-1230) döneminde oldu. Tuğrul Şah Bayburt kalesini yeniden inşa ve tahkim ettirdi. I:Alaeddin Keykubad tarafından Moğollara karşı sınırlar kuvvetlendirilirken Bayburt da Erzurum ile birlikte Konya'ya bağlandı. 1243 Kösedağ savaşının ardından Moğolların Anadolu'yu istilası esnasında yapılan anlaşma gereği Baybırt Selçukluların kontrolünde kaldı. Bu durum 1291'de burada Giyaseddin Mesud tarafından para bastırılmasından anlaşılmaktadır.

İlhanlılar devrinde Tebriz-Trabzon yolu üzerinde bulunması sebebiyle daha da gelişen Bayburt, Ceneviz ve Venedik kervanlarının konakladığı bir yerdi. Moğolistan'a giderken buraya uğrayan Marko Polo şehirde zengin Gümüş madenlerinin bulunduğunu belirtir. Hatta İlhanlılar buradan yüklü bir vergi geliri temin ediyorlardı. Bu dönemde Darül Celal adı ile anılan ve iktisadi bakımdan canlılık kazanan şehir aynı zamanda bir kültür merkezi durumundaydı. Burada Mahmudiye ve Yakutiye medreseleri kurulmuş, Mevlevilik gelişme göstermiş, ayrıca ahilik teşkilatı da yayılmıştı.

Son İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ölümünden sonra (1334) Bayburt, Eretnaoğulları'nın eline geçti. Zaman zaman Erzincan Beylerinin hücumlarına uğrayan şehir, bir ara Mutahharten'in idaresine girdi. Fakat çok geçmeden Kadı Burhaneddin zamanında Akkoyunlu beylerinden Kutlu Bey oğlu Ahmet Bey'in yardımı ile alındı ve Ahmet Bey'e ikta olarak verildi. Bir ara Karakoyunluların da eline geçen şehir sonra tekrar Akkoyunluların eline geçti ve uzun süre öyle kaldı.

Bayburt yöresi 1501'de bir ara Safeviler tarafından alındı. Bu dönemde Trabzon valisi olan Yavuz tarafından bun bölgeye akınlar yapıldı (1507). Yavuz tahta çıktıktan sonra da çıktığı İran seferinde bir kısım kuvvetlerini Bayburt üzerine gönderdi. Ekim 1514'te Bayburt Şah İsmail'in elinden alındı. Bundan sonra Bayburt Erzincan ile birlikte Trabzon Beyi Bıyıklı Mehmet Paşa'ya verildi ve Sancak merkezi ilan edildi.

Kanuni'nin İran seferi sırasında önemi daha da artan Bayburt kalesi 1541'de esaslı bir tamir gördü. 1553'te Şah Tahmasb'ın akınlarına şahit olunduysa da, bundan sonra XIX. Yüzyıla kadar önemli bir olay yaşanmadı. 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı esnasında Rus birliklerinin işgaline uğradı. 1878 ve 1916'da Ruslar tarafından yeniden işgal edilen Bayburt bu işgaller sırasında önemli oranda tahrip edildi.

1927'ye kadar Erzurum'a bağlı olan Bayburt bu tarihte Gümüşhane'ye bağlandı. 21.06.1989 tarihinde 3578 sayılı yasa ile il statüsüne kavuştu.

         Bayburt Aydıntepe Images: 3 Hits: 302 Description: Mevcut kaynaklara göre İlçenin yerleşim merkezi olarak kuruluşu Bayburt kadar eskidir. Aydıntepe İlçesinin bulunduğu bölge tarihin çeşitli dönemlerinde bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yörenin bilinen en eski sakinleri Haldilerdir. Hitit kaynaklarında Bayburttan Dukamma adi ile bahsedilmiş olması M.Ö.3000-2500 yılları arasında Aydıntepe ve çevresinin Hititlerin egemenliğinde bulunduğunu göstermektedir. Aydintepe ve yöresinde Urartular,Iskitler,Romalilar,Persler ve Bizanslilar hüküm sürmüşlerdir.

Yöre 1071 Malazgirt Zaferiyle Türklerin eline geçmiş,1072 -1202 yılları arasında bazen Saltuklularin bazen de Danismendlilerin hakimiyetinde kalmıştır. 1202 yılında Selçuklular Saltuklu Devletine son verince Bayburt ve çevresini de ele geçirmişlerdir. Yöre bir süre İlhanlıların, Akkoyunluların ve Safevilerin denetiminde kalmış, 1514 Çaldıran Savasından sonra Osmanlıların hakimiyetine girmiştir. 1916-1918 yılları arasında Rus işgali ve Ermeni zulmüne maruz kalan bölge 21 Şubat 1918de işgal kuvvetlerinin yöreyi terk etmeleri sonucu tekrar Türk egemenliğine geçmiştir.

Osmanlılar döneminde Hart ismiyle Bayburt kazasına bağlı bir nahiye olarak varlığını sürdüren Aydıntepe, Cumhuriyetin kurulusundan sonra bucak merkezi olmuştur. 1957 yılında nüfusu göz önüne alınarak Belediye teşkilatı kurulmuş ve adi Aydıntepe olarak Türkçelestirilmistir. 1987 yılında 3392 Şayili Kanun ile İlçe olan Aydintepe, önce Gümüshane iline, 1989 yilinda çıkarılan 3578 Şayili Kanun ile İl olan Bayburta başlanmıştır. İlçede Kaymakamlık teşkilatı 09.06.1988 tarihinde oluşturulmuştur.

         Bayburt Demirözü Images: 3 Hits: 353 Description: Demirözü ilçesi nüfus olarak 2000 den aşağı olmasına rağmen Bayburta ilçe olarak kazandırılmıştır. İlçenin geçimi tarım ve hayvancılığa bağlıdır. Halen büyükşehirlere göç vermektedir. İlçede sanayiye yönelik değirmen ve birkaç küçük atölyeden başka bir şey yoktur. Maalesef halen bildiğim kadarı ile bir oteli dahi bulunmamaktadır. Demirözü ilçesinden çıkmış büyükşehirlerde yaşayan birçok zengin iş adamı bulunmaktadır umudumuz bu işadamlarının doğdukları ilçeyi hatırlayıp buraya yatırım yapmalarıdır.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 13477'dir. Bunun 2061'si ilçe merkezinde, 11416'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

     Bilecik Images: 9 Hits: 435 Description: Böylece Bilecik Kurtuluş Savaşından çok büyük yaralar alarak çıkmış, savaşın getirdiği sosyal ve ekonomik çöküntü nedeniyle Cumhuriyet dönemine çok güçsüz başlamıştır.

Bilecik Halkı Kurtuluş Savaşına tüm varlığı ile katılmış, gerek milis kuvvetleri ve gerekse düzenli ordularımıza onbinlerce evladını vermiştir. Bilecik, Kurtuluş Savaşından yanmış-yıkılmış, tam bir enkaz halinde çıkmıştır. 1920’lerde 12.000 olduğu tahmin edilen şehir nüfusu, savaştan sonra 4.000’e inmiştir.

Savaştan önce Bilecik bölgenin en önemli ipek endüstrisi merkeziydi. Şehirde çok sayıda ipekçilik tesisi ve ipek kadife üreten fabrika bulunuyordu. Ancak, Yunanlıların çıkardığı intikam yangınlarında bu fabrika ve tesislerin tümü yandı. Bu arada diğer fabrika ve işyerlerinin de yanmış olması il ekonomisini çökertmiştir.

         Bilecik Bozüyük Images: 8 Hits: 565 Description: Bozüyük adi nereden geliyor?
Bozüyük, yurdumuzun birçok yöresinde olduğu gibi adını bulunduğu yerin coğrafi özelliklerinden almaktadır.
Şehir merkezinin kuzeyinde ve çevresindeki tepelere göre bozkır olan bir tepe bulunmaktadır. Şehre ismini veren bu tepe bir höyüğe benzediğinden ve bozkır olduğundan şehre "BOZHÜYÜK" denilmiştir. Hüyükler yığma topraktan yapılmış yapay tepeler olmalarına karşın buradaki tepe doğayla birlikte oluşmuştur.
Şehrin kurulusu çok eski ve birçok uygarlıkların beşiği ve önemli yolların düğüm noktası olduğu için kurulduğu yerin çevresel ve coğrafi özelliğine uygun olarak Bozüyük olarak anılmaya başlanmıştır. Türk ağız ve ses yapısına uygun olarak ve çabuk söylemeye yönelik şekilde "Bozüyük" sözü zamanla "Bozüyük" olarak biçimlenmiştir. Kaybolan "H" harfi yerine yine Anadolu’nun birçok yerlerinde bulunan Hüyükler ve buna bağlı yerleşim yerlerinde ayni şekilde kaybolmuştur. Karayük, Üçüyük, Yeşilüyük ...... gibi.
Bozüyük ün Yeri ve Sınırları
Yurdumuzun kuzeybatısında Bilecik ilinin ilçesidir. Kuzeyinde merkez ilçe, kuzeybatıda Pazaryeri ilçesi, Kuzeydoğuda Söğüt ilçesi, doğuda Eskişehir ili, güneyde Kütahya ili, merkez ve Tavşanlı ilçesi, batıda Domaniç ilçesi ve İnegöl ilçesi ile komsudur.
İlçenin yüzölçümü 928 Km2 olup, denizden yüksekliği 740 metredir.
Bozüyük ün Yeryüzü Şekilleri
· Dağları: Yükseklikler genellikle ilçenin bat ve güneybatısında yer alır. Bati da Yirce dağında Üçtepeler’in yüksekliği 1790 metredir. Güneybatıda Kala dağının yüksekliği ise 1906 metredir. Doğuda Metris tepe 1307 metre, batıda Çamçayla tepesi 1322 metre, Güneyde Kandilbayır tepesi 1320 metre ve kuzeyde 900 metre ile Kızıltepe ilçenin yükseltilerini oluştururlar.
· Ovaları: Kızıltepe ve Boztepe’nin güney eteklerindeki neojen çanağının yanından uzanarak yaklaşık 60 km2’lik bir alanı kaplayan Bozüyük ovası, kuzeybatıda daralarak Karasu vadisine uzanır. Ova, güneyde genişleyerek, bir yandan İnönü - Kandilli düzlüğüne, diğer yandan Karaağaç ve Akpınar köylerinin kuzeyindeki sırtlara kadar devam eder. Ova 3. zaman neojen kayalarla örtülüdür.
· Yaylaları: İlçenin güneybatısında yer alan Kömürsü ve Batan yaylaları ilçenin belli baslı yaylalarıdır.
Bozüyük ün Akarsu ve Gölleri
· Dikilitaş Deresi: Akpınar köyünün kuzeyindeki Hükümler ovasındaki Sazpınar kaynaklarından çıkan dere doğu - bati yönünde akısını sürdürerek Bozüyük içinden geçer, Bursa yol kavşağında Karasu ile birleşir.
· Karasu: İlçenin Bozalan Köyü yakınından doğan Karasu, Bozüyük’ten Dikilitaş deresini alıp, Ankara İstanbul demiryolunu izleyerek Pazaryerinden Sorgun deresini Batıdan Selöz, Hamsu, Bekdemir derelerini, doğudan Kızıldamlar çayını alır, Osmaneli yakınlarındaki Paşalar boğazından 500 metre sonra Sakarya nehri ile birleşir.
· Sarısu: İlçenin güneybatısındaki Yeşildağ’dan doğan Sarısu, kuzeye doğru akışını sürdürür. Üzerinde Dodurga barajı kurulmuştur. Kandilli köyü yakınlarından ilçe topraklarını terk ederek Eskişehir topraklarında Sakarya nehrinin bir kolu olan Porsuk çayı ile birleşir.
· Dodurga Barajı - Yapay Göl: Sarısu üzerindedir. Taşkınları önlemek ve sulama yapmak amacıyla inşa edilip 1976 yılında isletmeye açılmıştır. Baraj, toprak dolgu tipindedir. Barajın temelden yüksekliği 33.40 metre, depolama hacmi ise 35 milyon m3 olup, gölalanı 245 hektardır.
ün İklimi ve Bitki Örtüsü
Bozüyük, Marmara bölgesi sınırları içinde kalmasına karsın, İç Anadolu da görülen karasal iklimin etkisi altındadır. Kışları oldukça soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kuraktır. Yağışlar genellikle kış aylarında ve kar seklinde olmaktadır. Don ve kırağı olayının fazla olduğu aylar, Ocak ve Şubattır. Don ayları Kasım ayı ortalarında baslar Nisan ortalarına kadar devam eder.
Dağlık alanlar genellikle koruluk durumundaki ormanlarla kaplıdır. Bu ormanlarda 1000 metreyi asan bölümlerdeki egemen ağaç türleri karaçam, kayındır. Platolar üzerinde yer yer topluluklar oluşturan karaçamlara karşın daha alçak kesimlerde kızılçam ve meşe türlerine rastlanmaktadır. Yirce dağının 1500 metreyi asan kesimlerinde köknar türleri ile birlikte ardıç ağaçları da yer almaktadır. Alçak ve düz alanlarda otsu bitkiler ile çalılıklar görülür.

         Bilecik Gölpazarı Images: 6 Hits: 394 Description: İlin bulunduğu bölge, tarihte Trakya’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Trakya’ya geçen çeşitli toplumların uğrak yeri olduğu için, burada birçok devlet, uygarlık kurulmuş ve yıkılmıştır. Bu yörede ilk siyasi egemenlik kuran devlet Hitit Devleti olarak görülür. Hitit Devleti’nin MÖ.. 1200de yıkılması üzerine bu topraklar kısa bir süre Frig idaresinde kaldıktan sonra, Lidya Devleti’nin eline geçti. MÖ. 546da Lidya Devleti’nin Persler tarafından ortadan kaldırılması üzerine Pers İmparatorluğu’na katıldı. Yöremiz, Perslerin MÖ. 334te İskender tarafından Bigaçay’da mağlup edilmesiyle İskender İmparatorluğu’na katıldı. İskender’in ölümünden sonra bölgede kültür ve sanatlarını daha Frigyalılar zamanından beri devam ettiren bölgenin yerli halkı Bitinler, MÖ.. 3’ncü yy.lın baslarında Britanya Krallığı’nı kurdular.
MÖ. 1’nci yy.da Romalılar tarafından idare edilmekte olan bu yöre, M.S. 395te Roma İmparatorluğu’nun parçalanması üzerine Doğu Roma Devleti’nin yönetimine geçti. Osmanlı Beyliği’nin yöreye egemen olmasıyla da bu topraklar TÜRK idaresine geçti.
1071den sonra akın akın Anadolu’ya giren Türkler, Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurmuşlar ve Türk Birliğini sağlamışlardır. Fakat doğudan gelen Moğol baskısı devlet otoritesini zayıflatmıştır. Bunun üzerine Selçukluların bati sınırlarında Germiyanoğulları, Erefoğulları, Hamitoğulları, Menteşoğulları Beylikleri ile Osmanlı Beyliği, Bati Anadolu’da ise Karesioğulları, Saruhanoğulları, Sahip Ataoğlulları ve Aydınoğulları Beylikleri kuruldu.
Daha Selçuklular zamanında, Selçukluların batı sınırlarına yerleştirmiş oldukları uç aşiret beyleri ve bu arada Britanya sınırında iskân edilmiş bir kısım Kayı Boyu aşireti Bizans İmparatorluğu’nun XIII. yy. sonlarındaki zayıf durumundan istifade ederek harekete geçmiş ve Rumlara ait şehir ve kaleleri işgale başlamışlardır.
Osmanlı Devletini kurmuş olan aile Oğuz Türeleri’nin Gün Han kolu Kayı Boyundandır.
Osmanlı Devleti’nin ilk kuruluş devirlerinden itibaren askeri tarihinde mühim rol oynamış ve bilhassa akıncı teşkilatında görev almış ümera ailelerinden birisi de Mihailoğulları (Misal Bey, Köse Misal, Gazi Misal, Misal Gazi) ailesidir.
Gölpazarı, Osmanlı Beyliği’nin kuruluş yıllarında, iste bu Köse Mihal’mın beyi olduğu Harmankaya tekfurluğuna bağlı idi. Daha sonra Köse Mihal’mın Müslüman olup Osman Bey’in hizmetine girmesiyle Harmankaya Bölgesi ile birlikte Gölpazarı toprakları da Osmanlı Beyliği’ne katılmış oldu. İlçemiz Osmanlı zamanında Resulsel, Dönen, Akçaoba, Akçaova gibi adlar almıştır. İlçenin Osmanlılara katılmasında sonra güney yönünde bulunan gölün kenarında büyük bir kir pazarı kurulmuş ve bu yüzden Gölpazarı adını almıştır.

         Bilecik inhisar Images: 3 Hits: 196 Description: İnhisar, Bilecik iline bağlı 7 ilçeden birisidir. Batı Anadolu bölgesinde bulunan Bilecik, aynı zamanda Marmara, Karadeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği yerdir. İl Merkezinin doğusunda bulunan inhisar ilçesi kuzeyde yenipazar, batıda söğüt ilçeleri, güneyde ve doğuda Eskişehir İli ile çevrelenmiştir.
İnhisar ilçesi bağlı bulunduğu Bilecik'e 56 km. Eskişehir’e de 78 km. mesafededir. Ancak her iki kente de ulaşmak için 28 km. uzaklıktaki Söğüt ilçe merkezinden geçmek gerekmektedir. İnhisar ilçesinin ticaret ve sosyal hizmetler konusunda, Eskişehir ile Bilecik’ten daha fazla ilişkisi vardır.
İnhisar ilçesi 8140 olan toplam nüfusu ile ilin en az nüfuslu ikinci ilçesidir. İnhisar gibi, 5970 toplam nüfusa sahip Yenipazar yerleşimi de 1989 yılında ilçe olmuştur.
İnhisar ilçesi nüfusu 1990 yılında D.İ.E tarafından yapılan genel nüfus sayımında 1626 kent, 6514 köyler olmak üzere toplam 8140 olarak belirlenmiştir. Ekim 1993te yapılan araştırmaya göre ise 1410 olarak saptanmış ve 2000 yılında D.İ.E tarafından verilen bilgiler doğrultusunda ise merkez nüfus 2318 olarak belirtilmiştir.

         Bilecik Osmaneli Images: 6 Hits: 268 Description: Osmaneli, Güney Marmara’da Bilecik ilinin bir ilçesidir.
30 derece doğu boylam, 40 derece 3 dakika kuzey enleminde olup İstanbul'a 200 km, Bursa’ya 120 km, Adapazarı’na 70 km, Eskişehir’e 120 km uzaklıktadır.
Geçmişi M.Ö. 1000 (Trak mezarı kalıntısı)kadar uzanan 1308 yılında Osmanlı topraklarına katılmış bir Anadolu ilçesidir.
Osmaneli’nin yüzölçümü 526 km kare olup ilçe merkezinin nüfusu 12.814'tür. Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde bahsettiği üzere ayvası, karpuzu, zeytini birçok tarım ürünü meşhurdur.
Osmaneli’nin bilinen ilk adı, Anadolu’nun ilk yerleşik halklarından Luwilerin dilinde yakınından geçen Göksu (Gallos) çayından esinlenilerek ilk çağda Mela ya da Gallos olarak anılıyordu. Bu nedenle olsa gerek bilinen ilk adi Melewana dir.(Mela halkının kenti). Helenleşme çağında kentin adı Melagina'ya dönüşmüştür. Daha sonraki dönemlerde LEFKE diye anılmıştır. Lefke eski Helencede Leuikai "Ak Kavaklık" deyisinden almıştır. Sözcük LEFKE diye söyleniyordu.
1308 Yılında fetih edilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1913 yılında OSMANELİ adını almıştır. 30 NISAN 1926 Yılında BİLECİK İline bağlı bir ilçe olmuştur.

         Bilecik Pazaryeri Images: 3 Hits: 352 Description: Pazaryeri'nin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. İlkçağlarda "BITHINIA" denilen bugün Bursa, Bilecik, Kocaeli topraklarını kapsayan bölgenin güney batı bölümünde yer alıyordu. Roma döneminde Anadolunun içinden gelip Bursa'ya giden Roma yolu Pazaryeri'nden geçerdi. Bu yolun geçtiği yerler halen yöre halkı tarafından "BAĞDAT YOLU" veya "İPEK YOLU" olarak bilinir. Roma döneminden kalma antik eserlere Firanlar, Ahmetler köyleri ve Doğanlar mevkiinde rastlanır.
Bizans döneminde, Pazaryeri "BITHINIA THEMAKION" bölgesinde "ARMENO KASTRON" adı yerleşim birimiydi. Bu ismin anlamı "Ermeni Kalesi"dir. Fakat bu bölgede Ermeniler yaşamamıştır. "ARMENO" ismi Ahi Dağları'nın antik ismidir. Bu isim Anadolunun yaklaşık M.Ö. 3000-2000 yılları arasında yaşamış "LUVI" halkının konuştuğu dilde "Aytanrısı Ülkesi"dir. Bizanslılar bu dağların geçit bölgelerine haberleşme ve gözetleme kuleleri yaptığı için bu ismi vermişlerdir.
Kayı aşireti 1132 yılında Söğüt'e yerleştikten sonra Ertuğrul Gazi'ye yaylak olarak verilen Domaniç yaylasına giden en kisa yol Pazaryeri'nden geçmekte idi. Osman Bey Osmanlı Devleti'ni kurduktan sonra İnegöl'e (ANGELO KOMA) ve verimli ovalara ulaşmak ve fethetmek amacı ile batıya yöneldi. "Ermeni Derbendi" denilen bugünkü Pazaryeri'nin civarından geçen yolu kullandı. Bu isim Osmanlılar tarafından Ahi dağında verilen "Ermenek" isminden geldiği sanılır. Adı geçen Söğüt-Bozüyük'ten gelir "Karani Derbendinden geçip Pazaryerine vardıktan sonra Ahi Beli/Büyük Derbent/ Nazif Paşa köyü civarında Ahi dağını kuzeyden aşardı. Küçük Derbent/Bahçesultan köyünden geçerek Kurşunlu yolu ile İnegöl'e ulaşırdı. Osman Bey buraları fethettikten sonra III. oğlu olan Yahşi Pazarlu Beye iskan ve idare etmesi amacıyla Pazaryeri'ni ve havalisini verdi. Bu bölgenin ismini Yahşi Pazarlu Bey kendi adını taşıyan "PAZARLUCUK" ismi ile degiştirdi. Bu isim zamanla "Pazarcık"a dönüstü.
Osmanlılar döneminde önemli ticaret ve askeri yolların üzerinde olduğu için Avrupalı seyyahlar Anadoluya giderlerken Pazaryerinden geçerlerdi. Ünlü Avusturyalı seyyah Hans DERNSCWAM 1553-1555 yılları arasında Anadolu'ya yaptığı seyahat sırasında Pazaryeri'nden geçmiştir. Bunları şöyle anlatır: "...Pazarcıkta bir mescit var. Burada yalnız Türkler oturuyor. Rum yok. Sağ tarafta yol kenarında büyük bir kervansaray gördük. Kervansarayın içinde orta kısmında 12 tane meşe direk var. Bu direkler taşlar üzerinde oturtulmuş. Bütün binayı taşıyorlar. 20 baca saydım. Kervansaray herkese açık. İçinde 150-200 at barınabilir...Pazargik (Pazarcık) sakin iki tarafı dağlarla çevrili güzel bir yer. Bu arada üzüm yetişmiyor. Bir Rum bize ilerideki Rum köyünden bir tulum sarap getirdi... 19 Mart sabahı Pazargikten Boz Gywck (Bozüyük)e dogru yola çıktık."
17. yyda İran seferine çıkan IV.Murat sadrazamı Kara Mustafa Paşa ordusu ile birlikte askeri yol üzerinde olan Pazaryeri'ne uğramış ve konaklamıştır. Buraya kendi adını taşıyan cami ve külliyeyi yaptırmıştır. Fakat bu cami Yunan işgali sırasında yıkılmış yalnız tarihi minaresi kalmıştır. Caminin yerine yenisi yapılmıştır.
Pazaryeri 19. yyın sonlarına kadar Hüdavendigar (Bursa) livasina (vilayet) bağlı bir nahiye idi. 1852de (H.1301) Pazarcık adı ile Ertuğrul (Bilecik) livasi merkez kazasına bağlı nahiye merkezi oldu. Rumeliden Kafkaslardan gelen göçmenlerin ve Yörüklerin buralara iskan edilmesiyle Pazaryeri'nin nüfusu artmış. Çok renkli ve gelişmiş bir kültür alt yapısı oluşmuştur.
Kurtuluş Savaşı zamanında Pazaryeri üç kez Yunan işgaline ugramış ve yıkılmıştır. Miralay Ayıcı Arif Bey komutasındaki birliklerimizle yunanlı işgalcileri arasında kanlı çarpışmalar sonucunda 5 Eylül 1922 tarihinde Yunanlılar Pazaryeri'ni boşalttılar. Ancak çekilirken yakıp yıktıklarından Pazaryeri harabe halinde bırakılmıştır.
1926 yılında, yeniden yapılan idari taksimata göre, Pazarcık, Bilecik İli Bozüyük ilçesine bağlı bir bucak merkezi oldu. Pazarcık bucağı 1953 yılında Maraş İlinin Pazarcık ilçesi ile isim benzerliği ve bu benzerliğin çesitli karışıklıklara sebep olacağı gerekçesi ile PAZARYERİ ismi ile ilçe merkezi oldu. 1974 yılında Eskişehir-Bursa karayolu üzerindeyken 1974'den sonra yeni açılan Mezit Boğazı ile kıyıda kalmış ve gelişememıştır.

         Bilecik Söğüt Images: 5 Hits: 416 Description: Söğüt'ün ilk çağlarda ilk bilinen ismi İTEA'dır. Bizans dönemindeki ismi ise THEBASİON veya SEBASİYON dur.
Söğüt, 796 ve 797 yıllarında Emevi Halifesi Harun Reşit döneminde müslümanların eline geçmiştir.
Söğüt'ün tarih sahnesindeki en parlak dönemi 13 yy sonlarında başlar. Bu dönem doğudan gelen Oğuz Türkleri'nin Kayı Boyu bu küçük kasabada sınırları Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına yayılan Osmanlı Cihan Devletinin ilk adımlarını oluşturacaklardır.
Söğüt, Ertuğrul Gazi tarafından 1232 yılında Bizanslılardan alınmıştır. Selçuklu Sultanı Alaadin Keykubat, Ertuğrul Gazinin bu başarısı üzerine Söğüt'ü kendisine yurt, Domaniç'i ise yaylak olarak verdiği bilinmektedir.
Söğüt Osmanlının ilk dönemlerinde beyliğin merkezi olmuştur. 1885 yılında Söğüt, Ertuğrul Livası'nın bir kazasıydı. 1924 yılında ise Söğüt, ilçe statüsü kazanmıştır.
Cihan imparatorluğunun tohumlarını bu topraklara serpen Ertuğrul Gazidir. Selçuklu uç beyi olan ve Bizans akınları karşısında başarılar kazanan Ertuğrul Gaziye, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, Bizanslılara karşı kazandığı zaferlerden dolayı, Söğüt'ü kışlak, Domaniç'i yaylak olarak vererek; Kayıların Söğüt kasabasına gelerek yerleşmesini sağlamış, kendisinide sancak beyi tayin etmiştir. Ertuğrul Gazi, Bizans hükümdarına karşı yarım asır genç ve dinç bir kuvvet olarak karşı koymak suretiyle Türk'lerin Anadolu'da yerleşmesini ve kalıcılığını sağlamıştır. 1281 yılında vefat eden Ertuğrul Gazi; Osmanlı Devletinin olan ve Kayıların bu havaliyle hakim olup, yurt edindikleri Söğüt ilçesinde ismiyle anılan türbede yatmaktadır.
Söğüt, Marmara Bölgesi'nin doğusunda bulunan Bilecik ilinin bir ilçesidir. Kuzeyinde Bilecik merkez, doğusunda Gölpazarı, batısında Bozüyük, güneydoğusunda inhisar ve güneyinde Eskişehir ili ile çevrilidir. 40 02' kuzey enlemi ile 30 11' doğu boylamlarında yer alan Söğüt Sakarya Nehri Vadisi'nin bati yükseltilerinde, Sündiken Dağları’nın bati uzantısının eteklerinde güneyden kuzeye eğimli bir arazi üzerinde kuruludur.
Söğüt 30 derece doğu, 40 derece paralel dairesi üzerinde olan Söğüt’te geçiş iklimi bulunmaktadır. Akdeniz ikliminin, Karadeniz ikliminin ve karasal iklimin etkileri görülür. Bu bölgede kar yağışı düşüktür. Yıllık sıcaklık ortalaması l2°C'dir. Yıllık yağış ortalaması 630 mm. civarındadır. 2000 nüfus sayımına göre 12.705 kişi, köylerde 8.307 kişi, toplam 21.012 kişi bulunmaktadır.
Söğüt' ü çevreye bağlayan üç önemli yol vardır. Bunlar, Söğüt-Bilecik 29 Km., Söğüt-Bozüyük 22 Km. ve Söğüt-Eskişehir 51 Km.dir. Her üç yolda asfalt olup, yaklaşık yarım saatlik araba yolculuğu ile Eskişehir-Bursa, Eskişehir-İstanbul devlet karayollarına ulaşılır. Söğüt' ten Bursa ve Sakarya' ya iki saatte, Ankara ve İstanbul' a ise dört saatte ulaşmak mümkündür. Söğüt' ten Bilecik ve Eskişehir' e her gün düzenli otobüs seferleri mevcuttur. Haftanın belirli günlerinde Bozüyük' e de araba seferleri düzenlenmektedir.

         Bilecik Yenipazar Images: 3 Hits: 403 Description: Yenipazar ilçemiz, Bilecik’in doğusunda, etrafı dağlarla çevrili çanak içinde, 285 Km2 alana sahiptir. Bilecik bölge olarak, Marmara Bölgesinde olmasına rağmen, Yenipazar ilçesi Karadeniz bölgesindedir.
Sınırları: Doğusunda Bolu (Göynük), Eskişehir (Sarıcakaya), Batısında: Önceki ilçemiz olan Gölpazarı, Kuzeyinde Bolu (Göynük), Sakarya (Taraklı), Güneyinde: İnhisar, Eskişehir (Mihalgazi).
Tarihçesi : :İlçemizin eski adı Kırka’dır. Kırka ismi nereden gelmektedir? Bir inanışa göre: Halkın kırk yerden toplandığını belirtmek için ”Kırka” denmiştir. Bir diğer rivayete göre ise kırk hane olduğu için bu isim konmuştur. Ancak ilk inanış gerçeğe daha yakin olduğu sanılıyor. Yenipazar, Osmangazi (1255–1324) tarafından Osmanlı Beyliği topraklarına katılmıştır. İmparatorluk döneminde iki mahalle 1000 haneden olduğu söylenmektedir. Bu kaynaklara göre: O dönemde Yukarı Mahallede Rum ve Ermenilerin, Aşağı mahallede ise Müslümanların yasadığı belirtilmektedir. Azınlıklar Kurtuluş Savası sırasında Yenipazar’dan göç etmiş; onların yerine Yugoslavya’dan gelen göçmen soydaşlarımız yerleşmiştir. Yenipazar Cumhuriyetten önce Bolu’nun Göynük İlçesine bağlı iken. 1926 yılına kadar Söğüt’e bağlı kaldıktan sonra 1926 yılında Gölpazarı İlçesine bağlı bir bucak olarak yaşamını sürdüren Yenipazar, 3392 sayılı yasa ile ilçe statüsüne alınmış, 11 Ağustos 1988’de ilçe hayatına başlamıştır. 26 Mart 1989’da Belediyelik olmuştur. İlk Kaymakamımız Mevlüt BİLİCİ, ilk Belediye Başkanımız İbrahim DEĞİRMENCİ’DİR.
Doğal Durumu: Yenipazar, etrafı dağlarla çevrili bir çanak içine yerleşmiş olup, genellikle engebeli bir araziye sahiptir. Ancak yerleşim yeri dâhil Yukarı çaylı, Danişment, Selim çemberi içindeki arazi düzlüktür. Etrafındaki tepelerin yüksekliği 300–700 metre arasında değişir. En yüksek yeri güneyde 700 metre ile Döşkaya’dır. Bu dağın batısında: Çatal tepe, doğusunda: Tamasa Tepesi bulunur. Yenipazar üç bölgenin yerleşim yeri olduğu için her bölgeden payına düşeni almıştır. Ancak iklim olarak İç Anadolu’dan gelen kara ikliminin etkisi daha fazla görülür.
Akar, Durgun, Kuyu ve Yeraltı suları: Akarsuların en önemlisi Nardin çayı, Selim çayı ve Süzmen çayıdır. Bu sularımız kar suları ile beslendiği için kışın çoğalıp, yazın azalmaktadır. Rejimleri düzgün değildir. Nardin çayı belirli dönemlerde, Yukarı çaylı, Aşağı çaylı, Nasuhlar ve Danişment arazilerinin bir bölümünü sular. Selim çayı ise: Yukarı boğaz, Aşağı boğaz, Katran ve Selim Köyü topraklarının bir bölümünü sular. Ancak Süzmen çayından sulamada yararlanılmaz.
Selim çayı Göynük İlçesi sınırlarından doğar, Yukarı boğaz, Aşağı boğaz, Katran, Selim, Merkez, Yumaklı ve Karahasanlar Köyü sınırlarından geçip Gedik kayayı aşarak Harmanköy sınırlarından geçtikten sonra Koyunlu Köyü’nün yanından Sakarya Nehri’ne dökülür.
Nardin çayı, Sarıcakaya İlçesi sınırlarından doğar, Yukarı çaylı, Aşağı çaylı, Danişment, Nasuhlar Köyü sınırlarını geçerek Yenipazar’da Selim çayına birleşir.
Süzmen Çayı: Yenipazar sınırlarından doğar. Yenipazar’ın dışında Selim Çayına birleşir.

     Bingöl Images: 9 Hits: 440 Description: Bingöl''ün bilinen en eski ismi Cebel-cur dur. Cebel dağ, Cur akan anlamındadır. Bu kelimenin zamanla Çabakçur şeklinde telaffuz edildiği ihtimali kuvvetlidir. Zaten Çabakçur akan temiz su anlamına gelir.

Evliya Çelebiye göre bu isim Büyük İskender tarafından verilmiştir. Rivayete göre Büyük İskender vücudundaki dayanılmaz ağrılar için nice hekimlere baş vurduğu halde şifa bulamaz. Bunun üzerine Ab-Ul Hayat (ölümsüz hayat) suyunu aramaya başlar. Uzun aramalardan sonra kaynağı kendisi olmasa da o sudan içip dayanılmaz ağrılardan kurtulur. Faydasını gördüğü bu suya "Makdis lisanı" üzerine cennet suyu anlamına gelen Çabakçur adını verir. Doktorlarına, sizlerin çare bulmadığınız ağrılarıma Allah cennet ırmaklarından deva verdi. Burada benim adıma bir kale yapın ve adını Çabakçur koyun demiştir. Daha sonra çeşitli kaynaklarda Mingöl olarak karşımıza çıkar. Mingöl göller bölgesi anlamındadır. Mingöl kelimesi de zamanla halk tarafından Bingöl şeklinde telaffuz edilmiş bin tane göl anlamındadır.

Daha sonra Bingöl''e Çevlik denmiştir. Bağ bahçe anlamındadır. Bu ad günümüzde yöre halkı tarafından halen kullanılmaktadır.

1874 yılında yapılan bir idari düzenlemeye dayanılarak 1881 de Bitlis vilayeti kuruldu. Çabakçur ve Genç bölgesi Bitlis Vilayetine, Kiğı Erzincan''a, Karlıova Muş''a bağlandı.

Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılında Elazığ, 1929 senesinde Muş''a bağlanan Bingöl, 1936 yılında çıkarılan bir kanunla il haline getirildi. Bu kanunun Bingöl iline ait metni aynen şöyledir. "Yeniden 9 kaza ve 5 vilayet teşkiline ve bunlarla 32 Nahiyeye ait Kadrolar Hakkında Kanun

Kanunun numarası:2885
Kabul Tarihi:25-12-1935
Resmi Gazete ile Neşir ve ilanı: 4 Ocak 1936
Numara:3197

Madde 5: Muş vilayetinin Çabakçur, Genç, Solhan, Bingöl kazaları ile Erzincan vilayetinin Kiğı kazasından teşekkül etmek ve merkezi Çabakçur kasabası olmak üzere Bingöl vilayeti kurulmuştur."

1945 yılında il merkezi olan Çabakçur''un adı Bingöl olarak değiştirilmiştir.

         Bingöl Adaklı Images: 3 Hits: 376 Description: ilk insan topluluklarının yerleşim tarihleri bilinmemekle birlikte, tarihi eserlerin varlığı ve durumları yerleşimin Kiğı İlçesiyle beraber başladığı kanaati uyandırmakla bu da yaklaşık M.O. 3000 yıllarına uzanmaktadır.
İlçe 1839'da Kiğı İlçesiyle Erzurum'a bağlı bir köy iken 1926'da Erzincan'a 1936 yılında Bingöl iline bağlanmış ve Nahiye statüsüne kavuşmuştur.
04.07.1987 tarihinde 3392 sayılı Yasayla ilçe statüsüne kavuşmuş bu tarihten itibaren Bingöl İlinin beşinci ilçesi yapılarak 1988 yılı basında ilk Kaymakam ataması yapılıp. idari teşkilatlanması başlamıştır.
Coğrafi yönden Doğu Anadolu Bölgesi yukarı Fırat bölümünde. Bingöl İlinin Kuzeydoğu kesiminde yer almaktadır. Rakımı 1500 metredir.
Yüzölçümü 841 Km karedir. Bölgenin büyük bölümü Meşe ormanlarıyla kaplı engebeli bir arazi yapışma sahiptir. Adaklı İlçesi: Elazığ İli Karakoçan ilçesi. Kiğı. Yedisu. Karlıova ve Bingöl merkez İlçeyle çevrilidir. İklimin Kışın çok sert ve uzun sürmesi İlçenin Ekonomik ve Sosyal yaşantısını belirleyen en önemli faktörlerden biridir.
Ekonomik değer oluşturabilecek büyüklükte Akarsu olmamakla birlikte çok sayıda küçük su kaynaklarına sahip olmasından dolayı zaman, zaman toprak kayması. sel ve çığ aleti olmaktadır. 1995 yılında Hasbağlar Köyünde meydana gelen toprak kaymasında bir çok ev yıkılmış köy arazisi önemli ölçüde tahribata uğramıştır.
İlçemize ilk insan topluluklarının hangi tarihte yerleştikleri kesin olarak bilinmemekle birlikte; 1839 yılında Azakpert adıyla Kiğı İlçesi ile birlikte Erzurum iline bağlı bir köy iken 1926 yılında Erzincan iline, 1936 yılında ise Bingöl iline bağlanmış ve Nahiye statüsüne kavuşmuştur. 1968 yılında ise halen kullanılmakta olan Adaklı adını almıştır.
04.07.1987 tarihinde 3392 sayılı yasa ile ilçe statüsüne alınmış ve bu tarihten itibaren Bingöl ilinin ( 5 ) beşinci ilçesi olmuştur. 1988 yılı başında ilk Kaymakam ataması yapılarak, idari teşkilatlanması tamamlanmıştır.

         Bingöl Genç Images: 5 Hits: 487 Description: İlçemizin eski adı Darahini olup, Ağaçlı Çeşme anlamına gelmektedir. Söylentiye göre ilçemizde bulunan çeşmeye Dara adındaki zamanın kadın hükümdarının adı verilmiştir. Dara adı, çeşme anlamına gelen Hini kelimesiyle birleştirilerek Darahini adını almış ve günümüze kadar gelmiştir.
1473 yılında yapılan Otlukbeli savaşından sonra Osmanlı idaresine giren Genç ilçesi, komşu vilayet, sancak ve eyaletlere bağlı kalmıştır. 1881 yılında Bitlis vilayetine bağlanmış, 1924-1927 tarihleri arasında il merkezi olmuş, 1927-1936 tarihleri arasında Elazığ iline bağlı ilçe haline getirilmiş, 1936 yılında Bingöl il olunca Bingöl’e bağlanmıştır.
İlçe Murat Nehri vadisinde 1712 km²’lik alan üzerinde kurulmuş olup kuzeyinde Bingöl merkez, doğusunda Solhan ilçesi, güneyinde Diyarbakır iline bağlı Kulp-Lice-Hani ilçeleri, batısında ise Elazığ iline bağlı Arıcak- Palu ilçeleriyle çevrelenmiştir. İlçenin toplam sınır uzunluğu 194 km, deniz seviyesinden yüksekliği ise 1125 m. dir.
Genç ilçesi dağlık ve engebeli bir arazi yapısına sahip olup, belli başlı dağlar doğuda Akçakara, batıda Akdağlar, güneyde ise Koz dağlarıdır. Bu dağların büyük bir kısmı ormanlarla kaplı olup, orman örtüsü bakımından Bingöl’ün en zengin ilçelerinden biridir. Doğu Anadolu’nun kırık fay kuşağı üzerinde yer alan Genç ilçesinde bugüne kadar irili ufaklı birçok deprem olmuştur.
İlçe, Doğu-Batı istikametinde Murat Nehri, Kuzey-Güney istikametinde ise Hamek Deresi ve Vahkin Çayı ile üç büyük parçaya ayrılmıştır. İlçede karasal iklim hakim olup, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve sert geçer. İlkbahar ve Sonbahar’da bol yağış alan ilçenin, en soğuk ayları Ocak ve Şubat (-24), en sıcak ayları ise Temmuz ve Ağustos (41,5) tur.
2000 Genel Nüfus Sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 45.994’tür. Nüfusun 18.345’i ilçe merkezinde, 4.521’i Servi Belediyesi merkezinde, 2.255’i Çaytepe Belediyesi merkezinde ve 20.873’ü de köylerde oturmakta olup, oransal olarak belediye merkezlerindeki nüfus % 54.7, köylerdeki nüfus ise % 45.3’ü teşkil etmektedir. Nüfus artış hızı binde 8.46 olup, nüfusun 24.790’ı (% 53.9) erkek, 21.204’ü (% 46.1) kadındır. Okuma yazma oranı erkeklerde % 80, kadınlarda % 54, toplamda % 70 civarındadır.

         Bingöl Karlıova Images: 7 Hits: 460 Description: Hitit ve Huri egemenliğinden sonra M.Ö. 402ta Bizanslılar’[kaynak belirtilmeli]ın eline geçer. Halife Ömer zamanında İslam devletlerinin topraklarına katılır. 1071 Malazgirt Savaşi’nden sonra Selçuklu hakimiyetini takiben Mengücekliler, İlhanlılar, Celayirliler, Akkoyunlular ile Safarilerin hakimiyetine girer. 1514’te Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşını kazanmasından sonra Osmanlı topraklarına katılır.
Cumhuriyet’in ilanından sonra 1936 yılına kadar Muş iline bağlı Bingöl adını taşıyan bir ilçe merkezi iken; yine 1936’da il haline getirilen şu anki Bingöl iline ilçe olarak bağlanmıştır. 1938’de yürürlüğe giren kanun ile ismi Karlıova olarak değiştirilir.
İlçenin yüzölçümü 1349 km² dir. Bunun il yüzölçümüne oranı yüzde 16.60 dır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1940 metredir. İl merkezinden uzaklığı 70 km dir. Bir doğa harikası olan "Güneşin Doğuşu" bu ilçe sınırları içinde izlenebilmektedir.
İlçenin 1 belediyesi, 47 köyü mevcuttur. Mahalle muhtarlığı sayısı ise 3'tür. Köyaltı yerleşim birimi sayısı (mezra) 26'dır.
1997 Genel Nüfus Tespitine göre, İlçenin nüfusu 29 868'dir. Nüfusun yüzde 32.23'ü ilçe merkezinde, geriye kalan yüzde 67.77'si kırsal kesimde yaşamaktadır. İlçede kişi başına 22 kişi düşmektedir. Ağırlıklı olarak Kürtler ve Zazalar yaşar.

         Bingöl Kiğı Images: 7 Hits: 263 Description: Mevcut bilgilere göre, İlçenin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Sırasıyla Hititler, Urartular ve Persler bölgede yerleşmişlerdir. Bölge daha sonra Mekadonya, Roma, Sasani ve Bizanslıların egemenlikleri altına girmiştir. Halit Bin Velit tarafından ilk defa İslam topraklarına kazandırılan Kiğı 1071 tarihinden sonra Selçuklu Türklerinin eline geçmiştir.İlçenin adını Bizanslılar zamanında bölge komutanının Kiğan ismindeki kızından veya Kiğa ismindeki Komutandan aldığı söylenmektedir.Erzincan tarihinde Kiğı, dağlar memleketi anlamına geldiği ifade edilmektedir.Hayat ansiklopedisinin altıncı cildinde ise Kiğı kelimesini Kayağa’ dan aramak icap ettiği ve Key’ in Prens manasına geldiği ve Kiğı’nın da bir Türk prensi namına izafe edildiği belirtilmektedir.eçmişte Erzurum-Harput (Elazığ) kervan yolu üzerinde bulunduğundan oldukça gelişme göstermiş ve belgelere göre yüzlerce yıl Sancaklık statüsü içerisinde çeşitli yerlere bağlı olarak varlığını sürdürmüştür.İlçe 1071 tarihinden sonra Selçuklular, Akkoyunlular ve Sefevi hakimiyeti altında kalmış, 1514 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Çaldıran zaferi sırasında Osmanlı topraklarına katılmış, değerli hizmetlerinden dolayı Bıyıklı Mehmet Paşa ya mükafat olarak verilmiştir. 1663 yılından itibaren Diyarbakır’a bağlı bir sancak iken 1926 da ilçe statüsünde Erzincan’a, Bingöl’ün il olmasıyla da 1936 da Bingöl’e bağlanarak günümüze kadar gelmiştir. Birinci dünya savaşı yıllarındaki Rus işgali 20 kasım 1916’da Ordu-Halk birliğiyle sona erdirilmiş, halkın daha sonraları gösterdiği olumlu davranışları Büyük Önder Atatürk’ün takdirlerine mazhar olmuştur. 20 Kasım günü İlçenin kurtuluş bayramı olarak her yıl kutlanmaktadır.
1990 nüfus sayımına göre İlçe nüfusu 11.438; Kasaba, 4.544 tür. Köy, 6894. Nüfus yoğunluğu kilometre kareye 23 kişidir. 1997 nüfus sayımına göre İlçenin toplam nüfusu 6797 kişidir. Yıllara göre nüfusta fazlaca miktarda azalmalar meydana gelmiştir. Bu azalma; terör, çoğalan aile nüfuslarına toprak bölüşüldükten sonra tarlaların azalması, kış aylarının uzun sürmesi ve bu süre zarfında ilçede buna yönelik iş kollarının bulunmaması, parası olanların yörede yatırım yapmamaları, aile arasındaki geçimsizlik ve kan davası. Sürekli olarak göç edenler daha çok İstanbul,İzmir, Aydın, Ankara, Bursa gibi illeri tercih etmektedirler. Kiğı ilçesinin ve köylerinin yıllara göre nüfus dağılımı aşağıda gösterilmiştir.

         Bingöl Solhan Images: 5 Hits: 259 Description: Solhan zengin bir tarihi geçmişe sahiptir. Hititler, Huriler ,Urartular devrinde çeşitli olaylara sahne olan Solhan zamanımıza kadar olan tarihini kısaca şöyle açıklaya biliriz.
M.Ö 2000 yıllarında Fırat nehri kıyısında Vasukani şehrini kurup bütün Anadolu'ya yayılan tarihte Mitaniler olarak bilinen Huriler M.Ö 1360 ta Hitit'lerin Torosları aşıp kendilerini sıkıştırması ve yeni krallık devrinde Şuppililuma Mitani prensini kendisine damat edinip himayesi altına almasından dolayı Harput,Bingöl ve Muş dolaylarında hakimiyetlerini kaybettiler.
M.Ö 1200 yıllarında Hitit devletinin yıkılması ile Van bölgesinde yerleşen Urartular batıya doğru genişleyerek Bitlis,Muş ve Bingöl'ü alıp Murat ırmağı vadisine ilerlediler.M.Ö 745 yıllarında Asurluların hakimiyetine geçen bölge M.Ö 612 yılında Med, Babil ve Urartuların saldırısıyla Medlerin hakimiyetine geçmiş.
M.Ö 550 yılında Kurs Medleri yenerek Pers devletini kurması batıya akınlara başlamasıyla İskender imparatorluğu sınırları içerisinde kalan bölge İskenderin ölümünden sonra Selef Kürslerin eline geçmiştir.M.Ö 200-189 yıllarında yeniden canlanıp Adıyaman'ın güneybatısında Komojen krallığını kurdular. Doğuya doğru ilerleyerek Vana kadar uzanan bölgeyi ele geçirmişlerdir.
1071 tarihine kadar Roma hakimiyetinde kalan bölge Selçukluların egemenliğine geçmiş bir süre sonra Selçuklularda iktidar savaşı ve iç karışıklar başladıktan sonra Moğollar Anadolu'ya saldırdılar 1245 Köse dağ savaşında Selçukluların yenilmesi bölgeyle birlikte tüm Anadolu'ya hakim oldular.Yeni beyliklerin ortaya çıktıklarını görüyoruz. Diyarbakır,ı kendilerine yurt edinen Akkoyunlular 1394 yıllarında Bingöl, Erzurum, Erzincan'da hakimiyet kurmuşlardır.
1473 yılında Otlukbeli savaşında Uzun Hasan'ın yenilmesi Solhan ilçemizin de içinde bulunduğu bölge Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Bundan sonra yörede İran hakimiyeti görülse de Şah İsmail'in 1514 Çaldıran savaşında Osmanlılara yenilmesiyle Yavuz Sultan Selim tarafından Doğu Anadolu'da birlik tesisi görevini vezir Bıyıklı Mehmet Paşa ile İdrisi Bitlisi'ne vermiştir.Vilayet nizamnamesi gereğince teşkilatlanmada Solhan ve Muş yöresi 1864 yıllarında Erzurum eyaletine bağlandı.
1.Dünya savaşı yıllarında kısa bir süre Rus işgali altında kalan Solhan 1929 yılında nahiye olarak Muş iline 25 aralık 1935 tarihinde 2555 sayılı kanunla il olan Bingöl'e 4 ocak 1936 tarihinde ilçe olarak bağlanmıştır.

         Bingöl Yayladere Images: 5 Hits: 458 Description: Yayladere bölgesinde M.Ö. 2100 yıllarında Komukların, Horrilerin M.Ö. 1360 yıllarında Hititler' in egemenliği görülmektedir. M.Ö. 900 yıllarında ise Urartular M.Ö. 550 yıllarında Perslerin daha sonra İskender İmparatorluğunun himayesine giren ilçe toprakları M.Ö. 75 yıllarında Ermenistan Krallığının M.Ö. 50 yıllarında da Roma İmparatorluğunun himayesine girmiştir. 1073 yılında yapılan Malazgirt savaşına kadar Bizans İmparatorluğu hakimiyetinde bulunan bu bölge bu önemli Türk zaferinden sonra Selçuklu devletine dahil olmuştur. 1080-1201 yılları arasında Saltukoğulları'nın,1473 tarihine kadar Uzun Hasan'ın elinde bulunan ilçe toprakları bu tarihte yapılan Otlukbeli savaşından sonra ise tamamen Osmanlı İmparatorluğunun himayesine girmiştir.
1514 yılına kadar İran Safevi devletinin saldırılarına uğrayan bu bölge Çaldıran savaşından sora Yavuz Sultan Selim tarafından tamamen Osmanlı topraklarına katılır. İlçede bu İmparatorluklar kalıntı olarak biraktikları tek şey yüksek bir kayalığın kale olarak kullanılması ve kale üzerindeki yerleşik hayata dair izler görülmektedir.
Yayladere halkı ilçenin kuruluşuyla ilgili kesin bir bilgiye sahip degildir. Yalnız anlatılanlara göre “ Yayladere de 3 aile yaşamaktadir. Daha sonra Sade aşiretinin kümsür kolundan bir çok aile gelir ve Yayladere' ye yerleşirler. Böylelikle Yayladere tam bir yerleşim merkezi haline gelir.”
Yayladere ilçesinin ilk adı Holhol' dur. Cumhuriyetin ilk yıllarında Holhol Köyü olarak Sarıtosun bucağına bağlı bir köy olan Yayladere 1936 yılında bucak merkezinin Sarıtosun'dan Holhol'a olan eski adı 1959 yılında Yayladere olarak değiştirilmiştir. 04 Temmuz 1987 tarihinde 3392 sayılı yasasıyla Bingöl iline bağlı bir ilçe haline dönüşmüştür.

         Bingöl Yedisu Images: 5 Hits: 316 Description: Yedisu İlçesi: İl merkezine olan uzaklığı 140 km. dir. Doğal güzellikleri arasında Şen Köyü şelalesi ve Akımlı'ya bağlı perçivenk mıntıkasında bulunan şelale yer almaktadır.
     Bitlis Images: 6 Hits: 655 Description: Tarihçiler Bitlis tarihini değişik zamanlardan başlatmaktadırlar. 5000 yıllık, 7000 yıllık tarih gibi. Gerçekte Bitlis tarihi Neolotik Çağ dediğimiz Yenitaş dönemine kadar uzanmaktadır. Neolitik Çağ, Yenitaş veya Cilalı Taş Devri denilen bu dönem, Ortataş Devri ile Tunç Devri arasındaki arkeolojik dönemdir. Bu dönem M.Ö. 3000 yıllarıyla 9000 yılları arasını kapsamaktadır.

Bitlis ve yöresinin yazılı tarih öncesi oldukça karanlıktır. En önemli nedenleri yüzeydeki buluntuların az olması ve bugüne kadar gerçekçi bir arkeolojik çalışma yapılmamasıdır.

Bitlis ili sınırları içerisinde bulunan Süphan ve Nemrut dağlarındaki obsidyen (doğal cam yatakları), doğrudan olmasa bile dolaylı olarak bu yöre tarihinin Neolitik dönemine kadar çıktığını göstermektedir. Obsidyen yataklarından elde edilen doğal camın yontucu, kesici, kazıyıcı olarak çevredeki yerleşim yerlerinde kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Yine yapılan çalışmalar sonucunda o döneme ait ticaret yolu Van Gölünün doğusundan güneye (bugün ki Van ili sınırları içerisinde bulunan Kalkolitik – Maden Dönemi – yerleşme alanı olan Tilkitepe), batıda ise Diyarbakır il sınırlarına (Ergani yakınındaki çanak-çömleksiz bir Neolitik yerleşme yeri olan Çayönü) dek uzanmaktadır.1 Bitlis ilinin Van ve Diyarbakır arasında yerleşmiş olması, Van’dan Diyarbakır’a yapılacak ticaretin o dönemlerde ancak Bitlis üzerinden yapılacağı dikkate alındığında, Bitlis’in Neolitik dönemden beri yerleşme yeri olduğu bir gerçektir.

Neolitik Çağ, M.Ö. 3000 yıllarında sona ermiştir. Bu tarihi baz aldığımızda Bitlis’in 5000 yıllık bir tarihe ve geçmişe sahip olduğunu görmekteyiz. Büyük bir ihtimalle Bitlis’in tarihi bundan daha da eskidir. Güneybatı Asya ülkelerindeki Neolitik Çağ M.Ö. 9000-5000, Avrupa ülkelerindeki Neolitik Çağ M.Ö. 6500, Tuna kıyılarında M.Ö. 5500 olduğuna göre Bitlis’in tarihinin 5000 yıldan fazla olması, 5000 - 7000 yıllık olması çok kuvvetle muhtemeldir.

         Bitlis Adilcevaz Images: 3 Hits: 355 Description: Van Gölü'nün kıyısında kalan bir ilçedir. İl merkezine 85 kilometre uzaklıktadır.
Beldeye Zatülcevaz – Elciğaz, Elceviz isimlerinin verildiği ve Adilcevaz isminin Karakoyunlularca verildiği sanılmaktadır. İlçe M.Ö. 2000 yılına Urartuların yerleşim merkezi olmuştur. İlçenin kuzeyinde Urartulara ait Kef Kalesi Adilcevaz’da medeniyetin ve uygarlığın bundan tam 2786 yıl önce başladığını göstermektedir.
1914 yılına kadar Osmanlıların hakimiyetinde kalan Adilcevaz bu tarihte Rusların işgaline uğramıştır. 1918 tarihinde yapılan Gümrü Antlaşması ile bu topraklar tekrar Türk hakimiyetine girmiştir.
Adilcevaz'da ekim ayının ilk haftasında geleneksel olarak Ceviz Festivali düzenlenir. Çeşitli etkinliklerle beraber cevizağası seçimi yapılır. İlçede yaklaşık olarak 30.500 adet ceviz ağacı bulunmaktadır. Yıllık fidan üretimi 10.000 adettir. Adilcevaz'da üretimi yapılan ceviz, dünya düzeyinde dereceye girmiştir. Bu cevizin kendine has bazı özellikleri mevcuttur.

         Bitlis Ahlat Images: 3 Hits: 307 Description: Van Gölü'nün kuzeybatı kıyısında sahil kenarında kurulu, 30.000 nüfuslu, Bitlis iline bağlı bir ilçedir. Kuzeyinde Muş iline bağlı Bulanık ve Malazgirt ilçeleri, batısında Muş ili, güneyinde Van Gölü, güneybatısında Tatvan ve Bitlis, doğusunda ise yine Van Gölü ve Adilcevaz ilçesiyle sınırlıdır.
Ahlat adının kaynağı hakkında halk arasında anlatılan efsane şöyledir:
Van Gölü kıyısında hüküm süren Urartu Kralı "Lat" Med'lerin saldırısına dayanamayınca şehir düşer ve hükümdar da ağır yaralanır. Babasının başını dizine koyan hükümdarın kızı "Ah!" çekerek ince ince göz yaşları dökmektedir. Kızın "Ah! Lat, Ah! Lat" diye yükselen feryadı, Med'lerin şehre girmesine kadar devam eder . Urartu Kralı hayata gözlerini yummuş ancak bilmeyerek çok sevdiği bu şehre ismini vermiştir.
Şehrin en eski sakinleri olan Urartular buraya "Halads" derken, Türkler ve İranlılar "Ahlat", Kürtler "Xelat", Ermeniler "Şaleat", Süryaniler "Kelath" ve Araplar "Hil’at" demişlerdir. Ayrıca islam dünyasında "Kubbet-ül islam" olarak da bilinir.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 52814'dir. Bunun 34787'si ilçe merkezinde, 18027'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Bitlis Güroymak Images: 6 Hits: 467 Description: Güroymak Muş ovasının doğu sınırını oluşturur.Nemrut dağı'nın eteğindeki düz verimli ovada kurulmuştur.Batıda Muş ile çevrilidir.Güroymak ilçesi 1990'lı yıllarda dışarıya göç vermiştir.Zamanla Mutki ilçesinden, çevre belde ve köylerden de göç almıştır.Bu sebeple işsizlik oranı çok yüksektir.Halkın çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.Yatırımların az olması nedeniyle gençliğin yüzde onbeşi büyük şehirlerde çalışmaya yönelmiştir.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 48118'dir. Bunun 22521'si ilçe merkezinde, 25597'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Bitlis Hizan Images: 6 Hits: 299 Description: Bölgede ilk yerleşmeler M.Ö. 1000’li yıllarda Urartular ile başlamıştır. Daha sonra Pers, Roma, Bizans ve Arap devletlerinin egemenliğinde kalmış; 11. yüzyılda Selçukluların, 16. yüzyıl başlarında da Osmanlıların sınırlarına dahil olmuştur.
Hizan 1936 yılında İlçe yapılarak Bitlis İline bağlanmıştır. İlçe Bitlis ilinin ve Van Gölü’nün güneyinde sarp bir bölgede yer almaktadır. Topraklarının %90’ı dağlık olup, küçük dereler dışında önemli akarsuyu yoktur. Tipik karasal iklim hakim olan ilçede yaz mevsiminde ortalama en yüksek ısı 25, kış mevsiminde ortalama en düşük ısı -15 derece civarındadır. Bitlis merkez ilçe ve diğer ilçelere göre orman varlığı fazla olmakla birlikte, ülke genelindeki ormanlık alanlara göre orman varlığı azdır.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 42953'dir. Bunun 11067'si ilçe merkezinde, 31886'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Bitlis Mutki Images: 3 Hits: 336 Description: Mutki ilçesi, tarih çağları boyunca Asur, Pers, İskender Roma ve Bizans İmparatorluklarının hakimiyetinde bulunmuş, daha sonra Müslüman Araplar tarafından alınmıştır. Bundan sonra birkaç defa Müslümanlar ile Bizanslar arasından el değiştiren bu topraklar 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu'ya başlayan büyük Türk göçünün ilk durak yerlerinden biridir ve Akkoyunlu, İlhanlılar gibi çeşitli Türk beyliklerinin idaresi altında kalmıştır. 1514 Çaldıran zaferinden sonra Osmanlı Devletinin topraklarına katılmış, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni ve Ruslar tarafından işgal edilen bölge, 16 Nisan 1916 yılında işgalden kurtarılmıştır.
İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 39990'dir. Bunun 4291'si ilçe merkezinde, 35699'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

         Bitlis Tatvan Images: 5 Hits: 467 Description: Van Gölünün güney batı kıyısında, Nemrut Dağının doğu eteğindeki düzlükte kurulmuş bulunan Tatvan, doğal bir liman görünümündedir. Bitlis iline bağlı bir ilçe olmakla birlikte, bağlı bulunduğu ilden, nüfus açısından daha büyük bir yerleşim birimidir. Son yerleşmelerle birlikte Bitlis’e olan uzaklığı 20 kilometreye inmiş durumdadır.
Tatvan’ın tarihine baktığımızda, yaygın yargının aksine binlerce yıllık bir geçmişle karşılaşırız. Tarihi belgeler de bu durumu ispat etmektedir. Buna göre Tatvan’ın bilinen tarihi, son yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgulara göre günü­müzden takriben beş bin yıl öncesine da­yanmaktadır.
Uzun bir geçmişe sahip bulunan Tatvan, ilk çağlardan itibaren çeşitli mil­letlerin ve bu arada Dara, Büyük İskender, Selçuklu Hükümdarı Alparslan, Timur, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Sü­leyman, Şah İsmail ve IV. Murat’ın ordula­rına geçit görevi gördü. Osmanlı Hü­kümdarları İran seferlerine çıktıklarında Tatvan’dan önemli oranda istifade ettiler. Hatta, İran seferi sırasında Kanuni Sultan Süleyman’ın, Van Gölünün güney batısına düşen bu limanda, bir tersane yaptırdığı bilinmektedir. Araş­tırmalar sonucunda elde edilen belgelerden ve eski kaynaklardaki bilgilerden anlaşıl­dığı kadarıyla, ilçe ve çevresinin ilk sa­kinleri Subarlardı. Daha sonra Hurriler ve Hititler ile bunlara bağlı çeşitli boylar Tat­van’a hakim oldular. M.Ö. IX. Yüzyıldan itibaren Urartular, Van ve çevresi ile birlikte Tatvan’da üç asır bo­yunca egemenlik kurdular. Van şehrini kendilerine başkent edinen Urartular’ın Tatvan’daki hakimiyetleri sona erdikten sonra ilçeyi çeşitli boylar yurt edindiler. Söz konusu boyların Asur, İran, Roma ve Bizans gibi çeşitli devletlerle kısa veya uzun temasları oldu.
Hz. Ömer dönemi ise Tatvan için yeni gelişmelerin başlangıcı oldu. Çünkü bu tarihten itibaren Bitlis ve çevresi İslam Devletinin toprakları arasına katıldı. 1071’deki Malazgirt Meydan Sava­şından sonra bu kez Tatvan Selçukluların eline geçti ve bu durum M.S. 1200’lere kadar devam etti. Bu tarihlerden sonra Tatvan, Harzemşahlar, İlhanlılar ve Akkoyunluların istilasına uğradı.
Tatvan’ın tarihinde dönüm noktası sayılabilecek olaylardan biri ise, bölgede Osmanlı hakimiyetinin başlamasıdır. 1514 tarihli Çaldıran Savaşında Şii-İran ordusunu bozguna uğratan Osmanlı ordu­sunun bu başarısından sonra Doğu Ana­dolu topraklarının büyük bir bölümü Os­manlı Devletine bağlanmıştı. İdris-i Bit­lisi’nin yardımları ve çabaları sonucu Bitlis ve Hizan Emirleri de diğer bölge emirleri gibi Yavuz Sultan Selim’e itaat etmişler­di. İdris-i Bitlisi’nin gayretleri netice­sinde bölgede bir çok bey daha (Cizre, Eğil, Garzan, Palu, Siirt, Hasankeyf, Silvan Beyleri), toprakları kendilerine “temlik” olarak verilmek şartı ile Osmanlı Devletine bağlanmışlardı. Bu olay Tatvan’ın tarihindeki önemli olaylardan biridir. Çünkü bundan sonra yaklaşık dörtyüz yıl boyunca yöre Osmanlı Devleti idaresinde daha istikrarlı bir yapıya kavuştu.
Tatvan isminin ne zaman ve kimler tarafından verildiği bilinmemektedir. An­cak Evliya Çelebi, Rahova (Rahva) Ova­sından doğuya doğru üç saat yürüdükten sonra Taht-ı Van kalesine ulaşıldığını ve buraya yöre halkının Tatvan adını verdikle­rini kaydetmektedir. Burası Van denizi kenarında olup, Van Paşasının Hassı idi ve subaşılıkla idare edilmekteydi. Evliya Çelebi’ye göre Kanuni döneminde Zal Paşa burada küçük bir kale yaptırmıştı. Tatvan Kalesi daha sonra, İran Şahı Tahmasb döneminde İran orduları tarafın­dan tahrip edilmişti. Tahmasb’ın orduları Ahlat ve Adilcevaz kalelerini istila ettikle­rinde, Tatvan’dan gemiler ile Van’a yar­dım gitmesini engellemek amacıyla bura­daki kaleyi tahrip etmişlerdi. Fakat buna rağmen Tatvan bir liman olarak, bundan sonra da önemini korumuştu. Yakın geçmişte ise Tatvan ilçesi Küçüksu Nahiyesinde 1879’da ku­rulmuş bir köy görünümünde idi. Bu ge­lişme bir tesadüf eseri olmayıp, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, yani 93 harbi ile iliş­kilidir. 93 Harbi sırasında ve sonrasında Doğu Anadolu Bölgesinde önemli oranda nüfus hareketleri meydana gelmiş ve ku­zeyden daha aşağılara doğru yoğun bir göç yaşanmıştı. Rusların işgal bölgelerinden içerilere doğru göç eden insanlar, Osmanlı Hükümeti tarafından iç kesimlere yerleşti­rilmişlerdi. Muhtemelen Tatvan’daki söz konusu iskan olaylarının, bahsi geçen göçlerle yakın bir ilişkisi vardır.
1918 yılında Bitlis iline bağlı bir nahiye merkezi durumunda olan Tatvan, 1936 yılında ilçeye dönüştürüldü. XX.yüzyıl başlarında küçük bir köy görüntüsü veren Tatvan, daha sonra hızlı bir gelişme gösterdi ve sürekli bir ilerlemeye paralel olarak ilçe teşkilatına kavuştu­ğunda, Karşıyaka mahallesinde bulunun idare binaları 1946 Haziran’ında Tuğ ma­hallesine taşındı.
Tatvan, ilçe olduğu dönemde yakla­şık üç yüz nüfuslu küçük bir kırsal yer­leşmeydi. 1950’de 3179 olan nüfus miktarı 1965’te 10 bini, 1970’te 20 bini, 1980’de 40 bini, 1985’te 50 bini aşmıştı. Nüfusun hızla artmasında Tatvan’ın bir ulaşım ve konaklama merkezine dönüşmesi, ayrıca bazı göçer aşiretlerinin buraya yerleşmesi önemli rol oynamıştı. Yine Tatvan’ın Van’a ve İran’a ulaşımı sağlayan bir liman kenti olması da, gelişmesine etki eden önemli faktörlerden biridir. Dağınık tarihi eserlerin doğa ve insanların yıkıcı etkisinden kendilerini kurtaramadığına, Tatvan’da tanık olmak mümkündür. Doğanın tahribatını anlamak daha kolay olmakla birlikte insanların yıkıcı etkisini izah etmek aynı oranda kolay olmasa gerek. Çünkü, tarihi yok etmesi insanın, kendi kendini yok etmesi anlamına gelmektedir. Her şeye rağmen Tatvan’da kalıntı halinde de olsa varlığını koruyabilmiş tarihi eserlere rastlamak mümkündür. Buna göre Tatvan’da tarihi eserlerin dağılımı konusunda karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır: 11 kale, 5 camii, 4 kervansaray, 2 kümbet, 2 çeşme, 2 köprü, 3 tarihi ev, 4 tarihi mağara ve 54 kilise.
Kilise sayısının bu kadar fazla olması Hıristiyan dinine mensup Ermeni nüfusunun aynı oranda fazla olduğu anlamına gelmemelidir. Ermeni nüfusunun en yoğun olduğu vilayetlerin başında Bitlis gelmekle birlikte, 93 harbinden önce Bitlis’te 45.600 Müslüman nüfusa karşılık, Ermeniler de dahil bütün Hıristiyanların miktarı 15.200 kişiydi. Bu da yaklaşık olarak % 30’luk bir oranı ifade etmektedir. 93 Harbi sonrası dönemde de bu oran bir miktar artış göstermekle birlikte, bir önceki döneme yakındı. Doğu Anadolu bölgesi genelinde ise, bu oran aynı dönemlerde %18 dolaylarındaydı.
93 Harbinin etkisi azaldıktan sonra Ermeni nüfusunda giderek bir azalma meydana gelmişti. Bu tarihten sonra bölgenin bazı köylerinde Ermeniler ağırlıklı olarak yaşamakta idiler. Söz konusu 54 kilisenin tamamına yakınının köylerde bulunuyor olması da bu tezi doğrulamaktadır.
Bir yerleşim biriminin turist çekebilmesi için bir takım vasıflara sahip olması gerekir. Tatvan’a baktığımızda turizm potansiyeli bakımından son derece zengin olduğunu görebiliriz. Tatvan her şeyden önce sahip olduğu güzellikleri ile zaten önemli bir cazibe merkezi durumundadır. Bu özelliği dahi, iyi bir tanıtımla önemli oranda turist çeşmeye yeter. Yöre, tarihi İpek Yolu üzerinde olup, değişik uygarlıklara ait izleri bünyesinde barındırmaktadır. Tatvan, söz konusu uygarlıklara ait çok sayıda mimari, arkeolojik ve tarihi eserlere sahiptir. İlk bakışta, Belediye halk plajı içindeki Urartu kent kalıntısı, Küçüksu veDalda köylerindeki Selçuklu dönemi mezarlıkları, başta Kıyıdüzü, Göllü, Koyunpınar köylerindeki manastırlar olmak üzere çok sayıda manastır veya kilise, İslam Uygarlığına ait türbeler ile Osmanlı dönemi eseri El-Aman Kervansarayı dikkati çeken yapılardır.
İlçe merkezinin kuzey batısında yer alan Nemrut Dağı, aynı zamanda volkanik patlamalar sonucunda Van Gölünün de oluşmasına zemin hazırlamıştır. İlçe merkezine, yaklaşık bir saat mesafede bulunan krater gölünün yanında ayrıca yeşil göl diye adlandırılan bir de sıcak su gölü bulunmaktadır. Yer yer sıcak buhar fışkıran krater bacaları da mevcuttur. Göl civarında çeşitli ağaçlardan oluşan küçük koruluklar, Nemrut zirvesini daha güzel bir hale getirmektedir.
Milli park ilan edilmeyi bekleyen Nemrut Dağı başta olmak üzere, tarihi ve turistik yerlerin tamamı insanların yıkıcı etkileriyle karşı karşıya bulunmaktadır. Bunun en önemli nedeni, bu yörenin yeterince tanınmamasıdır. Çünkü, insan tanımadığı bir şeyi yeterince sevemez, sevmediği şeyi de koruyamaz.

     Bolu Images: 9 Hits: 435 Description: Türkiye yüzölçümünün % 1,05''lik bölümünü kaplayan Bolu ili, 8.294 km² (829.400 ha.) yüzölçümü ile Karadeniz Bölgesi''nin Batı Karadeniz bölümünde yer alır. Doğu-Batı uzunluğu yaklaşık 186 km.dir. Bolu''nun, Dörtdivan, Mengen, Mudurnu, Gerede, Göynük, Kıbrıscık, Seben, Yeniçağa ve Merkez ile birlikte 9 İlçesi bulunmaktadır. Bolu İl Merkezine göre; Dörtdivan, Yeniçağa ve Gerede doğuda, Mengen kuzeydoğuda, Göynük ve Mudurnu güneybatıda, Seben ve Kıbrıscık ise güneyde yer almaktadır. Bolu''nun, batısında Düzce ve Sakarya, güneybatısında Bilecik ve Eskişehir, güneyinde Ankara, doğusunda Çankırı, kuzeyinde Zonguldak ve kuzey doğusunda Karabük yer alır.
         Bolu Kıbrıscık Images: 8 Hits: 321 Description: Anadolu'nun kuzeybatısında Karadeniz Bölgesinin batı bölümünde yer alan Kıbrıscık, Osmanlı Beyliğinin ilk devirlerinden itibaren Bitinya olarak bilinen Bolu ile birlikte Osmanlı himayesine girmiştir. Osmanlı Devletinin, Devlet yönetiminin 19. Yüzyıl başlarında iyice bozulmuş olduğu görülür. Bu dönemde halk devlet yöneticilerinden memnun değildir. Yeniden oluşturulan teşkilatlanma ile Bolu Voyvodalığı kaldırılıp, yerine daha geçerli ve disiplinli bir yönetim olan Mutasarrıflık kurulur. Bu sırada Bolu'nun 19 Voyvodalığı vardır ve bunlardan birisi de Kıbrıscık Voyvodalığıdır. Bu dönemde Kıbrıscık'da yönetim halk tarafından seçilen ayanlarca yapılırdı. Ayanların yetkileri çok genişti. Ayanlar yönetiminde 30-40 kadar köy bir araya getirilirdi ve bir ayanlık olarak idare edilirdi. O sırada Bolu ve çevresindeki ayanların bağlı olduğu voyvodaların idaresinin halka karşı tutumlarının çok sert olduğu, Kıbrısçık'ta ise bu duruma rastlanılmadığı görülmektedir. İyi bir yönetim gösteren ayanların uzun müddet iş başında kalarak halkı yönetmeye devam ettikleri gerçektir. Bugün bir çok köyde "Ayanlar" adı ile anılan sülaleler vardır ki, o zamanın idarecilerinin soylarının devamları olan akrabalarıdır. 1864-1908 Yılları arasında Kıbrıscık, Kastamonu iline bağlı Bolu sancağının bir bucağı durumundadır. 1908 Yılında II. Meşrutiyet ilan edilince, Bolu müstakil bir Mutasarrıflık oldu. 1334 Bolu Salnamesine göre Kıbrısçık'ın Bolu'ya bağlı bir bucak olduğu görülür. 1946 Yılında Seben ilçe olunca, Kıbrısçık Seben'in bir bucağı olmuştur. 1 Nisan 1958'de ise Bolu iline bağlı bir ilçe olmuştur.
Kıbrıscık İlçesinin 1999 yılı genel nüfus sayımı sonuçlarına göre köyler ile birlikte nüfusu 8.888 dir. Ayrıca sayım yılları itibariyle nüfus durumu aşağıda sunulmuştur.

Yıllar Merkez Köyler Toplam

1960 745 7617 8362
1965 1148 7721 8869
1970 1390 7597 8987
1975 1313 7401 8717
1980 1648 7619 9267
1985 1742 7478 8220
1990 1933 5111 6744
1997 1524 3240 4764
1999 2512 ... ...


Tablodanda anlaşılacağı üzere ilçemizin merkez nüfusu son sayımda artmış gibi gözükse bile, nüfuz azalması sürmektedir. Bunun birinci nedeni ekonomik sebeplerdir. İş sahasının bulunmayışı gençleri büyükşehirlere göçe zorlamaktadır.
1995 li yıllarda Tavukculuk sektörünün canlanması ile birlikte 2000 yılındaki ekonomik krize kadar nüsustaki azalma bir nebze olsun durmuş durumda idi. Ama kriz zamanı tavukculuk sektörü çok büyük bir darbe aldı, ilçenin ekonomik canlılığını sağlayan ana işkolu bitmiş oldu.

         Bolu Mengen Images: 8 Hits: 434 Description: 1. TARİHİ
Önceleri Roma'ya bağlı iken, sonraları Bizans'a ve Osmanlıların hakimiyetine geçmiştir. Bolu, Osman Gazi zamanının sonuna doğru Konuralp tarafından zaptedilmiştir. Orhan Gazi devrinde Bolu'ya gelen İbn-i Batuta, bu çevrenin Türkmenlerle meskun olduğunu kaydetmektedir. 15. Yüzyılın başında Yıldırım Beyazıt zamanında Anadolu'nun bütün kuzeybatı kısmı Osmanlı idaresine geçmiştir. Timur'un istilasından sonra Bolu çevresi, İskenderoğulları'nın istilasına uğramış ise de II. Murat zamanında tekrar Osmanlı idaresine girmiştir.
19. Yüzyıl başlarında bütün Anadolu'da olduğu gibi Bolu ve çevresinde de huzur kalmamıştır. Bu nedenle devletçe yeniden bir teşkilatlandırma düşünüldü. Bu arada Mengen yeniden kurulan Bolu - Viranşehir Birleşik Mutasarrıflığına bağlandı.
2. COĞRAFİ DURUM
Mengen, Batı Karadeniz Bölgesinde Bolu İli'ne bağlı bir ilçedir. Doğuda Çankırı'nın Eskipazar İlçesi, batıda Bolu Merkez İlçe, kuzeyde Zonguldak'ın Devrek İlçesi, kuzeydoğuda Karabük ve Bartın İlleri, güneyde ise Bolu'nun Gerede ve Yeniçağa İlçeleri ile çevrilidir. Ankara - İstanbul E-80 karayoluna 20 km. uzaklıkta olup, Yeniçağa - Zonguldak asfaltı üzerindedir. İlçenin dört bir yanı ormanlarla çevrili bir havza şeklinde olup, arazi engebelidir. İlçenin toplam yüzölçümü 89.500 hektar olup, %87'si ormanlık, %13'lük kısmı arazi ve tarım arazisidir. Kuzey Anadolu dağlarının bazı uzantıları ilçe sınırları içine kadar uzanır. Dağların üzerinde 1600 rakıma ulaşan Mengen Yaylaları bulunur. İlçe topraklarını doğudan batıya doğru katederek akan Mengen Çayı, kaynağından sonra etrafından gelen küçük derelerle birleşerek büyür, Bolu'dan gelen Bolu Çayı ile birleşerek Filyos ırmağının bir kolunu oluşturur. İlçenin yüksek bölümleri kil, kumtaşı gibi kayalardan oluşmuştur. Alçak bölümlerinde ise toprak yapısı, özellikle ilçe merkezi ve yakın çevresinin su yatağı olduğunu gösterir dereçakılı ve kumlarla kaplıdır. İlçenin iklimi, genel olarak Batı Karadeniz iklimi ile İç Anadolu step iklimi etkisi altındadır. Yazları kurak geçmeyen, serin ve az yağışlı, kışları soğuk ve yağışlıdır.
3. ULAŞIM
İlçeyi Bolu'ya bağlayan Gökcesu ve Yeniçağa üzerinden olmak üzere iki ayrı yol bulunmaktadır. İstanbul - Ankara E-80 karayoluna 20 km. olması ve Yeniçağa - Zonguldak asfaltı üzerinde olması nedeniyle yalnız Bolu değil, diğer illerle de ulaşımı kolaydır.

         Bolu Mudurnu Images: 3 Hits: 199 Description: İlk Türk yerleşiminin Selçuklu döneminde başlandığını bildiğimiz Mudurnu, daha sonra Osmanlı İmparatorluğunun çekirdeğini oluşturan ana bölge içinde yer alır. Osman Bey döneminde yoğun Türk akınlarına uğrayan Mudurnu, Samsa Çavuş ve Köse Nihal'in rehberliğinde Osmanlı Beyliğinin ilk topraklarına katılır. I. Murat Döneminde, Osmanlı Devletinin ilk düzenli ordusunun temeli olan "Yaya Örgütünü" oluşturan ve yine Osmanlının ilk Maliye Hazine örgütünü kuran Halil Hayrettin Paşa (Çandarlı Kara Halil) Mudurnu'ludur. Şeyh Fahreddi-i Rumi'nin öğrencisi olup, Mudurnu ahi örgütlerinde yetişen Çandarlı, daha sonra Osmanlı'nın ilk veziri olacaktır. Yıldırım Beyazıt döneminde yapılan Yıldırım Beyazıt Camii (1374) ve Yıldırım Beyazıt Hamamı (1382) altıyüz yıldır ayakta durmaktadır. Fetret Devrinde güvenli bir Osmanlı beldesi olarak bilinen Mudurnu, Şehzade Mehmet Çelebi ve Emir Süleyman'a bir dönem sığınak olmuştur. 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında Anadolu, işgal edilmeye başlanmıştır. Mudurnu ve yöresindeki yurtsever güçler, Osmanlı Teşkilatı Mahsus Lideri Kuşçubaşı Eşref öncülüğünde 30 Mayıs 1919'da "Mudurnu Redd-i İlhak Cemiyeti"ni, 20 Ekim 1919'da "Mudurnu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti"ni kurarlar. Anadolu isyanının alevlenmeden söndürülmesini amaçlayan İtilaf Devletleri ve Osmanlı saray yönetiminin siyasi ve dini etkisi ile örgütlenen Hilafet ve şeriat yanlısı gerici kuvvetler, 21 Nisan 1920'de Mudurnu şehir merkezini basarak, Kaymakam Ali Nail'i ve Savcı Salih Zeki Bey'i hapsederler. Kaymakamlık makamına çevre köylülerinden Hacı Hamdi'yi oturturlar. Kuva-i Milliyeciler şehri terkederler. 4 Mayıs 1920'de Mudurnu'ya gelen Çolak İbrahim Bey kuvvetleri Mudurnu'yu hilafetçilerin elinden kurtarırlar. Çevre köylüleri tekrar toparlayan Düzce ve Bolu isyancıları 13 Mayıs 1920'de tekrar Mudurnu'yu kuşatırlar. 13-14-15 Mayıs günleri boyunca devam eden çatışmalar sonrasında, şehir halkı topyekün Kuva-i Milliye saflarında yer alır ve hilafet kuvvetleri dağıtılır.
         Bolu Seben Images: 7 Hits: 225 Description: Bölgenin eski bir yerleşim alanı olduğu Solaklar, Muslar, Çeltikdere ve Yuva Köyleri çevresinde bulunan kaya evlerden anlaşılmaktadır. Bölge MÖ. 64 yılında Romalılar’ ın daha sonrada Bizanslılar’ ın eline geçmiştir. Bölgede gerçek uygarlık bundan sonra başlamış olup, günümüzde de bu devir kalıntılarına Kesenözü Köyü yakınındaki Pavli Kaplıcaları ile Çeltikdere Köyü civarında rastlanılmaktadır.
Bölge 1324 yılında Bolu’ nun fethiyle Osmanlı yönetimine geçmiştir. 1911 yılında şimdiki Keskinli mahallesinde Mudurnu ilçesine bağlı “Çarşamba” isimli bucak kurulmuş, 1946 yılında “Seben” adını alarak ilçe olmuştur. Bu gün ilçeye bağlı 2 Mahalle ile 29 köyü vardır. İlçe ismini kuzeyde bulunan Seben Dağlarından almıştır. Seben; yüce dağ, ulu dağ anlamına gelmektedir.

         Bolu Yeniçağa Images: 6 Hits: 279 Description: Yeniçaga ilçesinin tarihçesi, ilçeye bagli Eskiçaga Köyü'ne dayanmaktadir.
Eskiçaga, Zonguldak yolu üzerinde, ilçe merkezine 8 km . uzaklikta olup, Yedi asir önce “Çaga” ismiyle kurulmus, üç tepe arasinda kalan bir vadiye yerlesmistir.
1402 yilinda Yildirim Beyazit Han Ankara Savasi'na giderken ordularinin toplanma bölgesi olarak burayi seçmistir; bir süre kalmis ve bulundugu süre içinde buraya bir hamam, bir çamasirhane ve bir camii insa etmistir.
“ÇAGA” büyük bir yerlesim merkezi iken 1904 yilinda çikan büyük bir yangin felaketi neticesi halkin bir kismi bu gün Yeniçaga denen bölgeye göç etmislerdir. Bu göç olayi Sultan Resat zamaninda oldugu için buraya “Resadiye” adi verilmistir.
1934 yilinda ise Atatürk Bolu'ya giderken Resadiye'de mola vermis ve yöre halkinin Çaga'dan geldigini ögrenince de,”ÇAGA” ya Eskiçaga, Resadiye'ye de “Yeniçaga” denilmesini istemistir. O günden bu güne kadar ilçenin ismi “Yeniçaga” olarak kalmistir .
1944 yilinda Eskiçaga' da meydana gelen büyük deprem sonrasi, Eskiçaga halkinin %80'i Yeniçaga' ya göç etmis. 1936 yilindan 1990 yilina kadar nahiye olan Yeniçaga, 1962 yilinda Belediye teskilatina kavusmustur.
Büyük bir hizla gelisen Yeniçaga nahiyesi, 20 Mayis 1990 tarih ve 20553 sayili Resmi Gazete'de yayinlanarak yürürlügü giren 3644 sayili kanunla Ilçe olmustur.
5 Agustos 1991 tarihinde Ilçe Kaymakami göreve baslamis ve 5 Eylül 1991 günü Ilçe Teskilati resmen faaliyete geçmistir.
2000 Yili nüfus sayimina göre, ilçe merkezi nüfusu 6364, köylerin toplam nüfusu 3716 olup, toplam nüfus 10080' dir.

         Bolu Dörtdivan Images: 5 Hits: 313 Description: Toplumları konu alan bir bilim olan sosyoloji ile, toplumların birbirleriyle olan ilişkilerini, geçmişlerini, yaşadıkları önemli olayları inceleyen bir diğer bilim olan tarih arasında yakın bir ilişkinin var olduğu bilinmektedir. Her iki sosyal bilim de birbirlerinin bulgu ve yorumlarından büyü ölçüde yararlanmaktadır.
Araştırma birimini teşkil eden Dörtdivan’ın tarihilik niteliğini sürdüren bir kasaba olduğu ve bin yılı aşkın tarihi bir oluşuma sahip olduğu bilinmektedir.
Bu tarihi çizgi içinde kasabanın iç yapısı incelendiğinde, dini, ahlaki norm ve inançlar sistemi gibi manevi kültür varlıklarının yanında, zirai ve iktisadi yönelim biçimlerinin de tarihilik niteliklerini korumakta olduklarını; Dörtdivan’da manevi kültür kalıpları ile maddi kültür varlıkları arasında tarihi bir bütünleşme olduğu açıkça görülmektedir. Bu yüzden maddi nesneleri belirleyen ve onların temelinde yatan kültür önermelerini, kültürel inanç ve değerleri göz önüne almadan kasabanın gerçek kimliğini ortaya koymak mümkün değildir.
Günümüzde daha ziyade March Bloch ve arkadaşları tarafından yönlendirilen “Tarihselci Okul”un hareket noktası da budur. Bu okulun mensupları, tarihi olgulara sosyolojik, antropolojik içerik kazandırmak suretiyle sosyal tarih anlayışının felsefesini ileri sürmüşlerdir. ¹
Bu incelemede, Tarihselci Okula tamamıyla bağlı kalmamak kaydıyla da olsa, tarih ve sosyoloji olayları arasındaki karşılıklı etkileşime dikkat çekilmek istenmektedir. Toplumların zaman perspektifi içindeki oluşumunu inceleyen tarih felsefesi, bizim için bu araştırmanın henüz sınırlarına ulaşmadan terk edilmesi gereken bir yaklaşımdır. Ancak tarihselci yöntem tarihi olguları ki bu araştırmada dini ve kültürel sistemleri yansıtmaktadır – sosyoloji ve antropoloji bilimlerinin ışığı altında tüm dinamikleri ile ortaya koyabilir.
Dörtdivan adındaki anlamda dahil olmak kaydıyla, maddi ve manevi kültür varlıkları ile tarihilik niteliği sürmekte olan bir Türk kasabasıdır. Ne doğal afetler gibi tektonik bir olay sonucunda, nede sanayileşme süreci sonunda ortaya çıkmış yeni ve yapay bir oluşum değildir. Dörtdivan’lıların, Orta Asya’dan Anadolu’ya Kafkaslar’a hatta Balkanlar’a kadar uzanan geniş bir alanda yaşadığı iddia edilen Köroğlu tipolojisine gerçek anlamda sahip çıkmaları ve onunla adeta gurur duymaları da bu durumun göstergesidir. Dörtdivan halkının bu tutumu o yörede hala yaşamakta olan bazı kimselerin kendilerini Köroğlu’nun torunu olarak tanıtmaları; tarihi vesikalarla da desteklenmektedir. Nitekim tanınmış Oğuz tarihçisi Faruk Sümer yeni bir incelmesinde Köroğlu’nun Dörtdivanlı olduğu tezini ileri sürmektedir.
Dörtdivanlı halkı, giyim kuşamları ve kullandıkları araç gereçlerin yanı sıra zengin manevi kültürlerin mirasıyla da gerçekten kökü binlerce yıl öncesine giden tarihi bir boyutun önemli bir kesitini günümüze aktarmış bulunmaktadır.
Bolu yöresinde ilk yerleşenlerin kimler olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, bu yörede ilk olarak Protohititler’in yaşadığı sanılmaktadır. Ancak İskender’in ölümünü izleyen dönemde Bolu yöresinde bağımsız bir Bithynia devleti kurulduğu Paphlagonia ile Bthynia arasında sınır oluşturan Filyos ırmağının kıyısında yer alan eski Bolu’nun Bthynion adı ile anıldığı bilinmektedir.
1. Marc Bloch-Benjamin Leopold, Tarihin Savunusu Yada Tarihçilik Mesleği. Çeviren: M.Ali Kılıçbay, Ankara 1985
İ.Ö. 1. yüzyılda Bithynia Krallığı’nın Roma’ya bağlanmasıyla Bolu yöresi de Roma yönetimine girmiş, kent bu dönemde Claudiopolis adıla anılmaya başlamıştır.
313’de Hristiyanlığın Roma İmparatorluğu’nca resmen kabul edilmesinden sonra piskoposluk haline getirilen Bolu, İmparatorluğun bölünmesi ardından (395) Bizans sınırları içinde yer almıştır.
Elverişli doğal konumu nedeniyle VII. ve IX. yüzyıllardaki İslam akınlarından korunan Bolu XIII. yüzyılda Anadolu Selçukluları’nın daha sonrada İlhanlıların ellerine geçerek Osman Gazi döneminde (1299-1324) Konur Alp tarafından Osmanlı topraklarına katılmış ve sancak merkez yapılmıştır. 1324 – 1692 döneminde Bolu’yu yöneten sancak beyleri arasında Konur Alp, Gündüz Alp, I. Süleyman (Kanuni) ve Zor Mustafa Paşa dikkati çekmektedir.
Bu dönemde bir ara İsfendiyar Oğulları’nın istila ettiği Bolu, 1692’de sancak beyleri yerine atanan voyvodolarca yönetilmiştir, 1811’de II. Mahmut tarafından voyvodoluk kaldırılınca Bolu Viranşehir adıyla tekrar sancak olmuştur.
1864 yılında Kastamonu eyaletine bağlanan Bolu sancağı, II. Meşrutiyetten Cumhuriyet dönemine kadar bağımsız bir sancak olarak yönetilmiştir, Cumhuriyetin kurulmasından sonra il merkezi olmuştur.
Bu kronolojik tablo içinde Protohititler ve Hattiler’den itibaren önemli uygarlıkların izlerine sahne olan Bolu ili içinde yer alan araştırma bölgemizin, en geç XII. ve XIII. yüzyıllarda Türk’leşmeye başladığı ve bugun otokton bir halk olarak saflığını sürdürmekte olduğu görünmektedir.

         Bolu Gerede Images: 7 Hits: 296 Description: "Gerede" adının ilkçağlarda kullanılan "Kratia"dan türediği bilinmektedir.Tarih içersinde FLAVİOPOLİS, GEREDİA, KRATYA, GERDİBOLİ, GERDÜPEBOLİ, GERDEPEBOLİ, GERDELE, GEREDE isimleri ile söylenmiştir.Kuruluşu ilk çağda Anadolu'da medeniyet kurmuş BİTİNYALILAR devrine dayanır.Sırasıyla Bitinyalılar, Frigyalılar, Lidyalılar, İranlılar, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar idaresinde varlığını devam ettirmiştir. Roma imparatoru 1.Theodosisus(Büyük) Bithynia ve Paphlagonia'nın bir bölümünü ele geçirdiğinde burada "Honorias Eyaleti" ni kurduğunda Flaviopolis Honorias'ın önemli kentlerinden biri oldu.
Bizans İmparatorluğu zamanında İstanbul Patrikhanesine bağlı bir psikoposluk merkezidir.Orta çağda müslüman Türk'lerin eline geçmeden önce şehir merkezinin Keçi Kalesi diye bilinen yerde Bizans Hakimiyetinde olduğu bilinmektedir.
Müslüman Türklerin eline geçtikten sonra bugünkü yerinde bir uç beyliği şeklinde yeniden kurularak Oğuz Türkleri ile iskan edilmiştir.(1197)Günümüzde Kayı ön adlı köyleri hala varlıklarını devam ettirmektedirler.(Kayı,Kayıkiraz,Kayısopran,Salur,Afşar,Kösreli,.....) Uç beyliği döneminde yarı bağımsız bir şekilde,Büyük Selçuklular,Anadolu Selçukluları,İlhanlılar'a bağlı olarak,Osmanlılar'a geçmeden önce de bir müddet müstakil beylik olarak yaşadı. I.Alaaddin Keykubat(1219-1237) zamanında Gerede Anadolu Selçıklu Devletini meydana getiren 21 eyaletten biri idi.
Yıldırım Beyazıt Kastamonu'ya ilerlerken Gerede'yi Osmanlı topraklarına kattı(1395).O devirde Yıldırım Beyazıt tarafından Gerede'ye bir cami,bir hamam ve iki medrese yaptırılmıştır.Köprülüler devrinde de 2 Kervansarayın varlığı bilinmektedir. 1692 yılında Gerede,Bolu Sancağına bağlı subaşılık haline getirildi.1812 yılında 19 kazanın birleştirilmesiyle Bolu-Safranbolu birleşerek mutasarrıflık kurulmuş ve Gerede bu yönetim içinde kaza merkezi olarak yer almıştır.1864 yılından 1870 yılına kadar nahiyelik dönemi yaşadı.1870 yılında Bolu Sancağına bağlı kurulan 5 kazadan biri de Gerede'dir.Nahiyeleri de Mengen ve Çağa'dır (Kastamonu Salnamesi,Devlet salnamesi).
İbn-i Batuta Seyahatnamesinde Gerede'yi şöyle anlatır:"Burası bir yayla eteğinde güzel ve büyük bir şehirdir.Çarşı ve caddeleri geniştir.Dünyanın en soğuk yerlerinden biridir.Ayrı ayrı mahallelere bölünmüş olup,her mahalle halkı kendi aralarında yaşar,öteki mahallelerle bir yakınlık kurmaya çalışmaz."
Evliya Çelebi XVII.y.y.da Gerede'den geçmiş ve Seyahatnamesinde Gerede'yi şöyle anlatmıştır."Gerede, Bolu sancağı hakinde subaşılıktır.150 akçelik kazadur.Yeniçeri serdarı vardır.Şehir bir vasi ova içinde olup 100 adet tahta ve kiremit örtülü tarzı kaim hanesi vardır.9 mahallesi,10 mihrabı var. Çarşı içindeki cami güzeldir.3 tekke,1 hamam,3 han,200 dükkan,7 kahvehanesi vardır.Cümle esnafından ziyade debbağ ve bıçakçısı vardır.Gerede göni ve sathiyanı meşhurdur.Abu havası latif yayla yerdir.Ahalisi gayet tendürüttür. Halkı ekseriya softa ve talebedir. Soğuğu pek çoktur.Efvah-ı nasta soğuk anılsa;Erzurum soğuğu beni Geredede bulun demiş,deyu darbumesel söylerler.Halkı zinde,mücessem,seci Türk taifesidir.4 çevresi,cenubu Kenkırı şehrine varıncaya kadar mamur nahiyelerdir.40-50 bin Etrak taifesi vardır."
1810 yılında Morier isimli bir seyyah Gerede'ye uğramış ve "İran'a, Ermenistan'a, Anadolu'ya ve İstanbul'a Seyahat" eserinde şunları yazmıştır: "Gerede büyük bir şehirdir, girişinde fazla miktarda deri fabrikaları (tabakhane)görülüyor.Dükkanlar ve pazarlar iyi görünüşlü Türklerle dolu."
Milli Mücadele yıllarında 13 Nisan 1920 de Düzce'de başlayan ayaklanma 21 Nisanda da Gerede'ye sıçramış,Ankara Hükümetinin Bolu Mebusu Şükrü Bey ve Hüsrev Beylerin müfrezelerinden oluşan iyi niyet kurulu Gerede yolunda ayaklanan köylülerce yakalanarak Bolu ve Düzce'ye götürülmüştür.Bunun üzerine bölgeye gönderilen Rafet Bey 31 Mayıs ta Gerede isyanını bastırmıştır*.
Not*:Gerede'nin isyana katılması ile ilgili geniş bilgi Rahmi Apak'ın 1990 Türk Tarih Kurumu Basımevi "İstiklal Savaşında Garp Cephesi Nasıl Kuruldu"eserinden elde edilebilir. "Atatürk Kültür,Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları XXIV.Dizi-Sa.16"
Gerede 1923 yılında vilayet olan Bolu'nun Düzce Mudurnu,Göynük ile birlikte 4 kazasından biri haline gelmiştir.

         Bolu Göynük Images: 8 Hits: 354 Description: Anadolu'ya ilk yerleşenlerin "Proto-Hitit"ler olduğu kabul edilmektedir. Proto-Hititler, tahminen M.Ö. 5000 yıllarından itibaren Orta Anadolu'ya gelmeye başlamışlardı. Anadolu'nun bu ilk ahalisinin "Turanî" oldukları yapılan araştırmalardan anlaşılmıştır.
M.Ö. 2000 yıllarında gelen "Ariler" ve "Hititler" Anadolu'nun ilk ahalisi ile karışarak ilk Anadolu tipini meydana getirmişlerdir. Hititler Devlet Yönetiminde özgür beylikler (Etiler) kurdukları için, genellikle Anadolu halkına Etiler de denir.
M.Ö. 1200 yıllarında Balkanlardan Anadolu'ya "Trag-Frik" akını olmuş, Frigler Hititlerin devletini yıkmıştır. Hititlerin yıkılmasından sonra Anadolu'nun kuzey batısında (Eskişehir-Kütahya-Afyon civarlarında) Frigya Devleti kurulmuştur. (M.Ö. 1200-620). Frigler doğuya doğru ilerlerken Bitinya'yı almışlardır. ( Sakarya nehri, Bartın çayı arasında kalan Bolu ve civarına Bitinya denilmektedir.
Friglere ait en eski yazılı belge 1966 yılında Göynük'ün Soğukçam (Germenos) köyünde bulunmuştur. Soğukçam köyünün ve türbeönü kayasının bulunduğu çevre esas kısmıyla Asar Tepe'de bulunan bir Frig yerleşim yerini belirler. Burası Frigya'nın kuzey sınırı bölgesinde, kuzeyden gelecek tehlikeyi önleyecek bir kale mahiyetindedir.
Bölge Bitinya ile Frigya arasında bir geçiş sahası teşkil etmekte olup, daha sonraki çağda da her iki bölge özelliklerini gösteren eserlere rastlanmakta olup, burada iki bölge karakteristiği birbirine karışmaktadır.
Friglerden sonra üstünlük "Lidya"ya geçince "Bitinya ve Bitinya şehirleri" de Lidya'ya bağlandı (M.Ö. 620). Lidya Devleti M.Ö. 546 yılında İranlılarla yapılan savaşın sonunda yıkılınca hakimiyet Perslerin eline geçti. İran idaresi Anadolu'da 213 yıl sürmüştür. Makedonyalı İskenderin Asya seferi ile Anadolu'daki Pers hakimiyeti sona ermiştir.
M.Ö. 279 ve M.Ö. 74 yılları arasında Bitinya Krallığı hüküm sürmüştür. M.Ö. 188 senesinden sonra Anadolu Romalıların eline geçmişti. Romalılar Anadolu'da dolaylı (endirek) bir hegemonya kurdular. M.Ö. 74 yılında Bitinya Krallığı miras olarak Romalılara geçti.
Göynük'te Himmetoğlu köyü hudutlarında Çatak Hamamı diye bilinen şu anda dahi hamam olarak kullanılabilen Romalılara ait hamam kalıntıları mevcuttur.
Sakarya'dan geçerek bir üçgen şekli gösteren "Roma Askeri" yolu Dadastan'dan geçerdi ki, Dadastan'ın bu günkü Göynük şehri olması muhtemeldir. Göynük'ün en eski adı "Koinon Gallicanan"dır, diyenlerde vardır.
M.S. 395'te Roma İmparatorluğu ikiye ayrıldığı zaman Bitinya Doğu Roma'nın yani Bizansın hissesine düşmüştür.
Bizanslılar döneminde Anadolu arazisi Thema denen bir takım bölgelere ayrılmıştı. Bitinya'da ortaya çıkan Themalar; Opsikion, Optimatum ve Bukellarion olup, hepsi askeri karakter taşıyordu. Selçukluların tarih sahnesine çıkmasıyla Bizanslılar kale yapımına önem verdiler. Türk baskısı arttıkça Dadastana kalesini de diğer kaleleri gibi uyanık tuttukları kaydedilmektedir.
1200 yılların sonlarına doğru Bizans yönetimi iç mücadelelerle iyice zayıflamış, imparatorların hiçbir kuvvet ve nüfuzu kalmamıştı. Kent ve kasabalar Tekfur denilen yarı bağımsız derebeylerin eline geçmişti. Göynük ilçesinde Bizanslılar dönemine dönemine ait kalıntılara Susuz, Kilciler, Boyacılar, Kayabaşı, Narzanlar köyleri gibi bir çok köyde rastlanmakatadır.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra 4-5 yıl gibi kısa bir zamanda bütün Anadolu gibi Bolu bölgesini de Bizanslıların elinden alan Kutalmışoğlu Süleyman Bey olmuştur. Anadolu bir asır kadar beylikler halinde idare edilmişti. Anadolu Selçuklu Devletini oluşturan 19 beylikten biri olan İznik Beyliği Bitinya'yı da içine alıyordu.
Ancak 1096'da haçlı seferlerinin başlamasıyla uzun yıllar Türk-Bizans savaşları yaşandı. Her iki tarafın uç kuvvetleri arasında ileri geri taşmalar olduysa da genellikle Denizli-Kütahya-Eskişehir-Bolu dolayları her iki taraf için sınır oldu. 1243 Kösedağ savaşından sonra Moğollar Anadolu'ya hakim oldular, Selçuklulara bağlı uç beyleri de İlhanilere vergi vermek suretiyle kendi varlıklarının devamını sağlamaya çalıştılar. Bu beyliklerden biri de Göynük beyliğidir. Bazı kaynaklarda Umurbey beyliği diye de geçmektedir. (Göynük ilçesine bağlı Umurlar köyü mevcuttur.) Kaynaklar Göynük Emiri Cakü beyin emrinde üç bin atlı olduğunu kaydetmekte sonraki yıllarda Umurbey diye kayıtlara rastlanmaktadır. Ancak bazı kalelerinde tekfurlar elinde olduğu rivayet edilir.
Gazi süleyman pasa hamamı ömersikkin türbesi pembe köşk
Göynük'te ilk Osmanlı akınları 1292 de görüldü. Ertuğrul'un yakın dostu Samsa Çavuş ve Sülemiş Mudurnu yaylasında Hıristiyan Müslüman yakınlaşmasını sağlamıştı. Köse Mihal'in yol göstericiliği ile Sakarya suyunu geçen Osman Gazi, Samsa Çavuş'la buluştu. Göynük, Taraklı ve Mudurnu kalelerini içine alan hücumda büyük başarı sağlandı.
Nihayet Osman Gazi'nin son dönemlerinde 1323 yılında Göynük ve civarı fethedilerek Osmanlı toprağı olmuştur.
Ohan Gazi devrinde 1333 yılında Geyve, Göynük, Mudurnu üzerinden Bolu'ya gelen İbn-i Batuta, bu havaliyi yalnız Türkmenlerle meskûn görmekle kalkmıyor. Aynı zamanda hemen uğradığı şehir ve kasabada "Ahi" zaviyelerinde konakladığını belirtiyor.
Muhtemelen bir otorite boşluğundan sonra 1330 lu yıllarda Orhan Gazi'nin oğlu Gazi Süleyman Paşa Taraklı, Mudurnu, Göynük civarına gelmiş ve hakimiyeti yeniden tesis etmiştir. Aşıkpaşazade'nin ifadesiyle;
"Süleyman Paşa dahi o kadar adalet gösterdi ki, bütün o memleketlerin halkı derler ki, Ne olur? Eski zamanlardan beri bunlar bize beğ olaydılar! Çok köyler bu Türk kavmini gördüler. Müslüman oldular. O memlekette ne kadar mülkler vardır ki hepsi Süleyman Paşa'nın verdiği kadar üzerine durur".
Göynük'te Gazi Süleyman Paşa'nın yaptırdığı Camii ve Hamam halen mevcut olup, hizmet vermektedir.
Evliya Çelebi'de Göynük'e yaptığı seyahatte "8 mahallesi 2000 kadar evi vardır, ahalisi tamamen Türk'tür. 20 Sıbyan mektebi varsa da medrese yoktur" demektedir. Ayrıca Gazi Süleyman Paşa tarafından Camii ve Hamamın yapılışını hikaye etmektedir.
İdare bakımından Osmanlı döneminde Bolu 6 devir geçirmiştir. Bu devirler ve Göynük'ün bu devirlerdeki durumuna bakmak yararlı olacaktır.

     Burdur Images: 9 Hits: 437 Description: Güneybatı Anadolu''nun "Göller Yöresi " diye bilinen bölgesinde 6.887 km²'' lik bir alanı kapsar. Güneyinde Antalya, batısında Denizli, güneybatısında Muğla, Kuzeyinde Afyon , Kuzey ve kuzeybatısında Isparta illeri bulunmaktadır.
Batı Toroslar''ın arasında Tektononik ve Karstik çöküntü alanlarından oluşur. Oldukça engebeli ve dalgalı bir yapıya sahiptir. Tektonik çukurlardan oluşan Karataş, Salda, Yarışlı, Akgöl, Gölhisar ve Burdur gölleri bu yöreye " göller yöresi " denilmesine neden olmuştur. Söğüt, Eşeler, Kestel, Katrancık , Rahat ve Koçaş dağları önemli yükseltilerdir. En yüksek yeri Koçaş 2598 m.dir. Ortalama yükselti 1000 m. civarındadır.



Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıd Han 1391 yılında Hamidoğulları beyliğine son verecek, bu beylii Anadolu Beylerbeyliği Merkezi olan Kütahya''ya bağladı.
Timur''un 1402 Ankara Savaşında Yıldırım Beyazıd Han''ı yenmesi üzerine yeniden bağımsızlığına kavuşan Hamidoğulları 1430 yılından itibaren kesin olarak Osmanlı himayesine girmiştir.
Burdur, Şahkulu ayaklanması sırasında birkaç ay isyancıların elinde kalmıştır.
1839 yılında kentin ileri gelen ailelerinden olan Çelikpaşazadeler ile Çiloğulları arasında ayaklanmaya tanık olan Burdur, aynı yıl Konya-Karaman vilayetine bağlı Hamid (Isparta) sancağının bir kazası durumuna getirildi. 1852 yılında liva olan Burdur, 1867 yılında kaza, sonra tekrar sancak oldu. 1920 yılında bağımsız sancak olan Burdur, 1923 yılında Cumhuriyetin ilanıyla birlikte il olmuştur.
Hamidoğulları ülkesi Osmanlılara geçtikten ve Burdur kaza olduktan sonra kendi haline terk edilmiş ve önemini yitirmişti. Osmanlılar döneminde Burdur''da devlet tarafından önemli sayılacak bir eser yapılmamıştır.

         Burdur Ağlasun Images: 3 Hits: 335 Description: AĞLASUN; Ressamların ilçemizden geçerken yeşilin bin bir tonunu gördüğü, yüzyıllarca medeniyetlere ev sahipliği yapmış, Dünyanın peşinde koştuğu temiz hava ve bol berrak suyun kaynağı, tabiat güzelliklerinin her türünü gördüğümüz açık sağlık merkezi...
Adını 5 Km. kuzeyde Akdağ’ın eteklerine kurulan Sagalassos-Antik Pisidia şehrinden alan Ağlasun 1958 yılında ilçe olmuştur.Türkler bu bölgeye gelip yerleştikten sonra Sagalassos Harabelerine Bodrum ismini vermiştir. 1286/1869 Konya Salnamesine göre Maincirli Ağlasun nahiyesi olarak ilçemizin kaydı bulunmaktadır.
Bu salnameye göre ilçemiz 22 mahalle ve köy olarak 3412 nüfusa sahiptir. Şu anda ise 2 kasaba, 7 köy ve 5 mahalleden oluşmaktadır.

         Burdur Altınyayla Images: 3 Hits: 398 Description: Dirmil ile ilgili ilk bulunabilen tarihi bilgiler Likya tarihi ile örtüşmektedir. İlk çağlarda Antalya körfezinin batısı ile Dalaman Çayı'nın doğusu arasında kalan bölgeye Likya denilmekteydi. Önceleri bölgede Likyalılar egemen olmuşlarken daha sonraları sırasıyla Persler Büyük İskender İmparatorluğu, Mısır'da kurulan Ptomelar ve Roma egemenliğine girdi. Likya tarihsel coğrafyasının kuzeybatı ucunda yer alan Cybria, Bubon, Balbura ve Oinoanda güç birliği hareketi, başkenti Patara olan Likya bölgesinin içerisinde tetrapolislik olarak yönetilmiştir. Patara antik kenti içerisinde bulunan "Yol Kılavuz Anıtı" üzerindeki '"Tlos, Oinoanda Balbura'dan gelip Trimili üzerinden Cibrya'ya" ifadesi'ndeki Trimili yerleşim alanı bugün yaşadığımız Dirmil'dir.
1391 yılında Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt Türk Birliğini sağlamak için Anadolu’daki Beyliklerle mücadeleye girişerek bir kısmını savaşla, bir kısmını çeşitli anlaşmalarla Osmanlı hakimiyetine almıştır. İlçemiz de bu süreçte Hamitoğullarına bağlı iken Osmanlı idaresine geçmiştir. Fakat o dönemde ilçemizin iskana açık olmadığı ve göçebe Türkmenlerin zaman zaman hayvanlarını otlatmak için bu bölgeye geldikleri rivayet edilir.
1483 yılında Aydın Yörüklerinden 7 çadırlı bir kafile, Gölhisar yolu üzerinde bulunan Dirmilcik mevkisine gelerek yerleşmişlerdir. Dirmilcik’e yerleşmiş olan Türkmenler, tahıllarını öğütmek üzere ilçe merkezinde halen kalıntıları bulunan değirmene getirirlerdi. Rivayete göre değirmenin işleticisi Di(r)mbil adında bir kişidir, yardım severliğinden dolayı buraya yörükler Di(r)mbil adını koydular. Daha sonraları kelime DİRMİL olarak değişmiştir.
Prof. Dr. Fahri IŞIK’ın Patara ve yol kılavuz anıtı üzerindeki yazıttan yaptığı araştırmaya göre Dirmil isminin kökeni aşağıdaki gibidir.
M.S 1.Yüzyıl ortalarında Roma imparatoru olan Claudius, halkının Patara yazıtının diliyle “İsyankarlıktan ve kanunsuzluktan ve korsanlıktan kurtarmak için Likya’yı bir Roma eyaletine dönüştürecektir. İ.S. 43 yılında Quıntus Veranius’u Likya Valisi olarak Patara’ya gönderir ve başkentte yeni eyaleti teşkilatlandırmakla görevlendirir. Bu bağlamda Vali Likya Kentlerini birbirine bağlayan yolları Doğu’da Antalya, Batı’da Dalyan ve Kuzeyde Dirmil’e dayalı ölçümlerini yaptıracak; tüm kent adlarını ve mesafelerini Patara’nın Merkez Meydanına dikili 5.50 metre yüksekliğindeki bir yazıtlı gövde üzerinde anıtlaştıracaktır. Ve ilk kez bilinecektir ki, örneğin Patara’dan Xanthos’a 56 station’dur.
Yaklaşık 10 Km; “Xanthos’- tan Tiosa 152 Station dur. Likya tarihsel coğrafyasının yeni baştan çizilmesi yönünden de müstesna sayılan arkeoloji enstitülerinin 1994/1995 keşifler gündeminde ilk sıraya yerleşen bu anıtın toplam 49 yazılı bloğundan biri üzerinde de Tlos-Oinoanda - Balbura’dan gelip, Trimili üzerinden Kibrya’ya güzergahı okunur ve harita üzerinde sürülen iz TRİMİLİ’yi tam tamına Burdur’un DİRMİL’i üzerine oturtur. Bellidir ki bin yıllar o yörenin ilk yerleşeni ile birlikte aldığı ilk adın izlerini silememiştir. TRİMİLİ dillerin süzgecinden süzülerek ağızdan ağıza DİRMİL’e dönüşebilmiştir. Yazıtlarında o hep “Biz TRİMİLLİ’ yiz” demiştir. Günümüz halkının “Biz DİRMİL’ liyiz” dediği gibi. Patara’nın “Likya eyaleti Yol Kılavuz anıtı” ile bilinir ki, TRİMİLİ yurdunun Heradot’ un inandırdığı gibi” Giritte arama boşunadır. Bu günün DİRMİL YAYLASI’ dır.
Dirmil’e 1955 yılında Belediye teşkilatı kurulmuştur. İlk Belediye Başkanı da Mehmet Efendiler’den Kamil ŞENTÜRK olmuştur. 1958 yılında Bucak olan Dirmil adı, Yaylalarının çokluğu ve tabii zenginliklerinden dolayı 1965 yılında ALTINYAYLA Kasabası olarak değiştirilmiştir.
09.05.1990 tarih ve 3644 Sayılı Kanunla 1990 yılında ALTINYAYLA İlçesi olarak resmileşen, Dirmil tarih süzgecindeki yerini almıştır.

         Burdur Bucak Images: 7 Hits: 606 Description: Yurdumuz uygarlıklar beşiğidir. Tarihin her döneminde değişik uygarlıklar Anadolu Yarımadası’nda yaşamıştır.
Bucak’ta yapılan kazı ve incelemelere göre uygarlık, tarihöncesi çağlarına kadar uzanmaktadır. Neolitik, kalkolitik ve eski tunç çağı devirleri Bucak’ta da hüküm sürmüştür.
İlçe merkezimizdeki Höyücek’te Prof. Refik Duru tarafından yapılan kazılarda M.Ö. 6. ve 7. binli yıllara ait eserler bulunmuştur.
Bucak’ta tarihöncesi çağlarına ait pek çok höyük bulunmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1-Tepecik Höyüğü.(İlçe merkezinde)
2-Höyücek Höyüğü.(İlçe merkezinde)
3-Çingene Tepesi.(İlçe merkezinde)
4-Şerefönü ve Bozburun (İkizce Höyük) Höyükleri.(Ürkütlü Kasabası)
5-Yuva Höyüğü.(Yuva Köyü’nde)
6-UğurluHöyüğü.(Uğurlu Köyü’nde)
7-Karaaliler Höyüğü.(Karaaliler Köyü’nde)
Bu höyüklerden de görüleceği gibi Bucak’ta ilk yerleşimler tarihöncesi çağlara kadar dayanmaktadır.
Tarihin her döneminde Bucak çevresi birçok devletin egemenlik sahası içinde görülmektedir. Bucak çevresinde kurulan devletler sırasıyla Pisityalılar, Persler, Makedonyalılar, Selefkoslar, Romalılar, Bizanslılar ve Türklerin kurduğu devletler olan Selçuklular, Beylikler Dönemi, Osmanlılar ve son olarak Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Türklerin bu topraklara gelmesinden önce bu topraklarda egemenlik kuran devletlerden kalma pek çok tarihi kalıntı ilçemizde görülmektedir. Evliye Çelebi’nin de ünlü Seyahatname’sinde harap olarak belirttiği bu kalıntıların izleri günümüzde de görülmektedir. Bunları şöyle sıralayabiliriz: ( Bu uygarlıklar M.Ö 1900 yıllarına, Pisidyalılar’a dayanır.)
1-Kremna (Çamlık Köyü’nde Roma Şehri)
2-Kodrula (Kestel Köyünde, Roma Şehri)
3-Kretapolis (Kızılkaya’da, Roma Şehri)
4-Sia(Osia) (Karaot Köyü’nde, Roma Şehri)
5-Komama (Ürkütlü’de, Yunan yerleşmesi)
6-Milyas (Kocaaliler’de Yunan-Roma yerleşmesi)
7-Sur kalıntısı (Taşyayla Köyü’nde)
8-Yunankaya mezarı (Kuşbaba Köyü’nde)
9-Bizans kalıntısı(Kızıllı Köyü’nde)
10-Bizans kalıntısı(Kızılseki Köyü’nde)
Son zamanlarda yapılan kazılara göre kayıp şehirler Kreates ve Kreatyum’un ilçemiz Onaç Yakası’nda ve Boğazköy’de olduğu tespit edilmiştir.
Türklerden önceki yerleşimler ve uygarlıkların bu kısa tanıtımından sonra ebedi Türk yurdu olan bu toprakların Türklerle tanışmasına geçebiliriz. Malazgirt Zaferi’yle Türklere Anadolu’nun kapıları açılmıştır. Yalnız, bu büyük zaferden önce Anadolu Türklerle tanışmıştı. Kolonizatör Türk Dervişleri (Alperenler)nin bu topraklara geldiği, arkadan gelecekler için altyapı oluşturduğu bilinen bir gerçektir. İlçemizin çeşitli yerlerindeki adı sanı bilinmeyen ve “yatır” olarak adlandırılan mezarlar bu dervişlere ait olabilir.
Türkler, 1204’te 111. Kılıç Arslan zamanında bu bölgeye gelip yerleşmişlerdir. Başta Kayılar olmak üzere Afşar, Çavdar, Bayındır, Bayat, Kınık, Salur, Eğmür boyları bu yerleşmişlerdir.(Selçuklular Zamanında Türkiye, Prof. Dr. Osman Turan, s.266)
Moğolların doğudan sıkıştırmasıyla Türkler batıya kaçarcasına çekilmişler, buradaki sahipsiz topraklara yerleşmişlerdir. Çünkü burada yaşayan halk, Türklerin gelmesinden çekinerek İzmit’e çekilmiştir.(Selçuklular Tarihi ve Türk İslam medeniyeti, Prof. Dr. Osman Turan, s.304)
Kaynaklarda da belirtildiği gibi Bucak ve çevresine Selçuklular Dönemi’nde yoğun bir yerleşme vardır. Bu yerleşmelerin sonucunda tarihi Kremna yakınlarında Girmiye kurulmuş, daha sonra büyümüş, kaza merkezi olmuştur. Bugünkü Melli çercesine de yerleşimlerin ilk temeli bu dönemde atılmıştır. Kalıntılar ve tarihi kayıtlardan anlaşıldığına göre ilçe merkezimiz çevresinde de yerleşimler olmuştur. Bugünkü İncirhanı çevresinde İncirli Köyü kurulmuştur. Evliya Çelebi, İncirli Köyü’nün, Teke toprağında Müslüman köyüdür, cümlesiyle tanıtmaktadır. Şemsettin Sami, Kamus-ul Alam’da İncirli Köyü’nü İncir Bazarı olarak tanıtmaktadır. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Doçenti Nuri Köstüklü, İncir Bazarı Köyü’nün 1820–1836 yıllarında ödediği vergileri şeri sicillere dayanarak vermektedir(Hamit Sancağı ve Türkiye, S.Ü Yayınları, 1990)
Buradan hareketle İncir veya İncir Bazarı yerleşim biriminin varlığı kesinlik kazanıyor. İncir Bazarı’ndan başka ilçemiz yakınlarında Turba’da Eskiköy’de, bugün halen Hamit Köyü denilen mevkide ve İncirdere yakınlarında Güğüp Köyü’nün kalıntılarına rastlanmaktadır. Bu köyler İncirli Köyü’nü doğrudan görmektedir. Onaç Köyü de şimdiki S. Çarşısı yakınlarındaydı.
İncirli’de haftanın bir gününde Pazar kurulurdu. Yukarıda belirttiğimiz köylerden bu pazara gelenler olurdu. Pazar, kervan yolunun üzerindeydi.
Bugün belirttiğimiz bu köylerden yalnızca Girmiye yaşamaktadır. Diğerleri tarih sahnesinden silinmiştir. Bu köylerin nasıl ortadan kalktığı konusunda ancak ip uzu sayılabilecek bilgilerden başka bilgi yoktur. Tarihi kayıtlara göre Şahkulu (Baba Tekeli) baskınları ile 1830’da çıkan ve 7 yıl süren, günde pek çok insanın öldüğü veba salgını bu köylerin ortadan kalkmasında etkili olabilir.
İlçe merkezimiz Bucak (Oğuzhan)ın kuruluşu:
İlçe merkezimizin kuruluşuyla ilgili kesin bir belge yoktur, rivayetler vardır. Ancak, Alâeddin Camii avlusunda bulunan mezar taşında Hicrî 811 tarihi sabittir. Bu tarihe göre ilçe merkezimizin kuruluşu 600 yıl öncesine dayanır.(En az)(Hicrî 811 tarihi Miladî 1408’e denk gelir .)
İncir Bazarı’nda kurulan pazara çevre köylerden gelenler, alış-veriş yapanlar olurdu. Onaç Köyü yakınlarında ve şimdiki Alaadin Mahallesi çevresinde pazarcılar soyulurdu. Devrin ileri gelenleri bu durumu o zaman bağlı olunan Konya’ya ilettiler. Bunun üzerine Alaadin Paşa (Sarı Paşa) komutasında bir grup asker gelerek güvenliği sağladı. Gelen askerler bir karakol görevi için şimdiki Alaaddin Mahallesi’ne yerleşti. Askerlerin yerleşim yerine Alaaddin’nin Askerlerinin Yeri, Alaaddin’in yeri dendi, sonradan Alaaddin mahallesi adını aldı.
Alaaddin Mahallesi; ilçemizin ilk çekirdek kuruluşu oldu. Karye olarak Girmiye’ye bağlandı.
O dönemde ilçemizin oturduğu bu alan, ilme bitkisi ve bataklıklarla kaplıydı. İçinde vahşi hayvanlar bulunuyordu.
Askerler yerleşince güvenli bir saha oluştu. Bu sahanın yakınlarına yeni yerleşimler oldu. İlmeli Bucak denilen işe yaramaz alanın çevresindeki yamaçlardan küçük oymaklar oluşturuldu. Karayvat adlı bir yörüğün yerleşimiyle Karayvatlar, Alanya ve Haymana Yörüklerinin yerleşimiyle Yörükler Mahallesi oluştu. Tepe çevresinde yapılan camiden dolayı Camii Mahallesi, askerler çavuşunun evinden dolayı adını alan Çavuşlar Mahallesi oluştu.
Cazip bir yer haline gelen bu bölge yeni yerleşmelere sahne oldu. İlmeli Bucak’taki ilmeler temizlenmeye, bataklık kurutulmaya başlandı. Yüzyılımızın başında şimdiki Pazar Mahallesi Mevkiinde pazar kurulmaya başlandı. Böylece Pazar Mahallesi oluştu.
Bucak’ın bu dönemde Konya Vilayeti, Antalya Sancak ve Kazası’na bağlı bir nahiye merkezi olduğu kayıtlarda sabittir. İlçemizin ilk bayan öğretmeni Seher İKİZOĞLU ile ilçe eşrafının ifadesine göre adı da Oğuzhan Nahiyesi’dir.
Bucak, 25 Haziran 1919 günü İtalyanlar tarafından işgal edildi. 8–9 Temmuz 1921’de İtalyan işgali son buldu.
Bütün bu bilgilerden anlaşılacağı gibi ilçe merkezimiz İlmeli Bucak adıyla anılan dar bölgeye kurulmuş, bu adla an